İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre
yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız --------- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.01.2022 tarihinde, sürücü -------- sevk ve idaresindeki --------- plakalı aracı ile------- İli -------- İlçesi-------- Mahallesi ------- Caddesi üzerinden --------- istikametine seyir halindeyken davacı --------- çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kazaya-------- plakalı araç sürücüsü sebebiyet verdiğini, davalı sigorta şirketine 22/06/2022 tarihinde ulaşıldığını ancak davalı sigorta şirketinden taleplerini karşılayacak bir cevap alınamadığını, bu sebeple 20.07.2022 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ancak 29.08.2022 tarihinde anlaşamama şeklinde sonuçlandığını, davacının vücudunda kemik kırıkları meydana gelmiş olup hayat fonksiyonlarına etkisi skorlama yapılarak davacıda saptanan kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarını AĞIR(6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu tespit edildiğini, bu sebeple davacının yaralanması ve iş gücü kaybına uğraması nedeniyle meydana gelen zarardan sürücülerin yanı sıra diğer davalılar araç sahipleri,sürücüleri ve araçların ZMMS yapan sigorta şirketleri de sorumlu olduğunu, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın kabulü ile, şu aşamada gerçek zararın tespit edilmesi mümkün olmadığından şimdilik 100 TL lik maddi zararın davalılardan temerrüde düştükleri tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müteselsilen ve müştereken ödemelerine, ön tensiple birlikte keşif günü verilip dosyanın kusur, maluliyet ve hesap raporu aldırılmasına, Yargılama gider ve vekalet ücretlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu kazaya karışan -------- plaka sayılı aracın davalı--------Ş. Nezdinde --------- poliçe numarası ile 17/06/2021-17/06/2022 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçe limiti 430.000,00 TL olduğunu, davalı şirketin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası gereğince başvuru konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, poliçeye müstenit müşterek müteselsil sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlı olmakla beraber; masraf, vekalet ücreti sorumluluğu da bu miktara isabet eden oranlarda olacağını, meydana gelen kaza nedeniyle başvurucunun talep ettiği geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı tazminatı ve tedavi giderinden müvekkil şirket sorumlu tutulamayacağını, bu hususta sorumluluk sosyal güvenlik kurumuna ait olduğunu, başvurucunun herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığı araştırılması gerektiğini, davacının, bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olması halinde, bu kurum tarafından yapılan ödemeler talep edilemeyeceğinden dolayı mükerrer ödemeden imtina amacıyla bu hususun tespiti gerektiğini, başvurucunun faturalandırılmamış tedavi masraflarını davalı şirketten talep etmesinin bir hukuki dayanağı olmadığını, dolaylı giderler, kusurlu gerçek kişilerden haksız fiil hükümlerine göre talep edilebilse de, karayolu motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi teminatı kapsamına girmediğini, işbu sebeple davalı sigorta şirketinden bu giderler talep edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalının sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faiz dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olması gerektiğini, arz edilen nedenlerle; aleyhine açılan davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin başvurucuya tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı gerçek kişilere usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli davetiye tebliğ edilmesine rağmen, 6100 Sayılı HMK'nın 322. maddesi atfıyla aynı yasanın 126-131 maddeleri kapsamında cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalılar duruşmalara katılmamış, kendilerini vekille temsil de ettirmemiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Son Tutanak, Nüfus Kayıtları, ---------- E sayılı Dosyas Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Hasar dosyası ve ZMSS Poliçesi, ---------- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, ESD Araştırma Tutanakları, --------- Hastanesi Kayıtları, Bilirkişi Kusur Raporu, ATK Malüliyet Raporu, Tanık, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ: Dava, yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan bedensel zararlar nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı.3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.) doğan maddi zararların, 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince sigorta şirketi ve malik işleten ile 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücü tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken ZMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97.maddesi gereği sigortaya başvuru ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve ihtiyari nitelikteki arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesine geçilmiştir. Ne var ki tahikikat sırada dosyaya davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekillerince hazırlanan sulh ve ibra protokolü sunulmuş ve böylece yargılama bitirilerek davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından 09.03.2026 ve 16.03.2026 tarihli dilekçeler ile tarafların sulh olduğu ve uzlaştığı beyan edilmiş, ayrıca davacı vekili tarafından 09/04/2026 tarihli celsede sulh nedeniyle karar verilmesi beyan edilmiştir. Davalı vekili tarafından ise 23/04/2026 tarihli dilekçe ile tarafların sulh olduğu ve ibra edildikleri ileri sürelerek sonuçta kendilerinin masraf ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı beyan edilmiştir.
6100 Sayılı HMK'nin 74.maddesi kapsamında dosyaya mübrez vekaletnameler üzerinde yapılan incelemede taraf vekillerinin SULH yetkilerinin bulunduğu görülmüştür.
6100 sayılı HMK'nin 313.maddesinde:"(1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir.
(2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir.
(3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir.
(4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir."
6100 sayılı HMK'nin 314.maddesinde:"1) Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir."
6100 sayılı HMK'nin 315.maddesinde:"(1) Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
(2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâllerinde sulhun iptali istenebilir." düzenlemeleri bulunmaktadır.
Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler, yargılama süreci ve sulh ve ibra protokolü nazarında tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde tarafların dava konusu uyuşmazlığı sulh yoluyla sona erdirdikleri sabittir. 6100 sayılı HMK'nin 313 vd. maddeleri gereğince sulhun hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği, mevcut sulhun işbu davayı sona erdirdiği ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğu açıktır. Burada, sulhun poliçe teminatı kapsamında kaldığı ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeye bağlı olarak yapıldığı anlaşıldığından diğer davalıları da kapsadığı ifade edilmelidir. Mahkemenin taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse sulh sözleşmesine göre istemezlerse davanın esasın hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vereceği düzenlemesi gözetilmiştir. Somut olayda taraf vekillerinin beyan ve iradesinin sulh nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesine yönelik olduğu görülmekle işbu şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
Yargılama giderleri açısından yapılan değerlendirmede ise, öncelikle sulh ve ibra protokolü içeriğindeki genel ve özelde yargılama giderlerine ilişkin düzenleme ve yargılama süreci de gözetilerek 6100 sayılı HMK'nin 331/1, 332/1 maddeleri gereğince aynı yasanın 323. maddesinde sayılan yargılama giderleri karşılıklı olarak tarafların üzerinde bırakılmıştır. Bununla birlikte davalı haksız çıkmış olsa bile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi --------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinine gelince, işbu dava KTK'nin 97/1.maddesi uyarınca yalnızca sigortaya başvuru şartına tabi olup, ayrıca gerek sigorta gerekse işleten ve/veya sürücü yönünden zorunlu arabuluculuğa tabi bir dava olmadığı, (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası) nitekim ZMMS 2918 sayılı yasada düzenlenmiş olup trafik sigortacısına ve diğer sorumlulara karşı açılacak davaların zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı halde davacı tarafça arabuluculuk sürecine başvurulmuş olduğundan, davalılar arabuluculuk ücretinden sorumlu tutulamayacaktır. Bu kapsamda bu dava için başvurulan arabuluculuk giderinden taraflar yönünden ihtiyari nitelikteki arabuluculuk son tutanağına göre davacı sorumlu tutulmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
1-)Davacının davalılar aleyhinde müştereken ve müteselsilen açtığı işbu maddi tazminat davasında tüm davalılar yönünden, 6100 Sayılı HMK'nin 315/1 maddesi gereğince sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,
2-)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına,
4-)Davalı gerçek kişilere tarafından yapılmış yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-)492 Sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (I) sayılı tarifenin (III) kısmınin 2-a fıkrası gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, Harçlar Kanununun 22.maddesi gereğince davanın ilk duruşmadan sonra sulhle sonuçlanmış olması nedeniyle 2/3'ü alınacağından alınması gereken 488,00 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan (80,70 TL) peşin harçtan mahsubuyla bakiye 407,30 TL peşin harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca --------- bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)
Dair, davacılar vekilin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketi vekilinin ve davalı gerçek kişilerin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nin 341/1,342,343,344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2026