İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
İtirazın İptali (Sanat Sigortası Poliçesi Kaynaklı)
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi ile dava dışı sigortalı ... Ltd. Şti. arasında Sanat Sigorta Poliçesi tanzim edildiğini, bu sigorta poliçesi ile sigortalı şirketin sanat galerisinin sigortalandığını, sigortalı şirket yetkilisinin galerideyken rahatsızlanması nedeniyle sağlık ekibi çağrıldığını, sağlık çalışanlarının galeriden ayrılırken personelden birinin merdiven trabzanının karşısına yerleştirilen demir ve bronzdan yapılmış heykele dokunması nedeniyle heykelin dengesinin bozulduğunu ve devrildiğini, galeride hasar meydana geldiğini, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalı şirketin meydana gelen hasardan TBK 66. Maddesi gereğince adam çalıştıranın sorumluluğuna göre kusursuz sorumlu olduğunu, bu nedenle alacağın tahsili konusunda davalı aleyhine İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sanat galerisinde alınması gereken önlemlerin alınmadığını, galerinin ruhsatının bulunmadığını, şirket yetkilisinin galeriyi ayrıca ev olarak kullandığını, sağlık personelinin ev olduğu düşüncesi ile tüm dikkat ve özeni göstererek hastaya müdahale ettiğini, olayda şirket çalışanlarının bir kusurunun ve illiyet bağının bulunmadığını, müvekkilinin verdiği evde sağlık hizmeti kapsamında müvekkili çalışanlarının bir evde gösterebilecekleri azami özeni gösterdiklerini belirterek davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.
Mahkemece; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, dava konusu olayın meydana geliş şekli değerlendirilerek ve davacı ... şirketince düzenlenen sigorta poliçesi hükümleri de incelenmek suretiyle yapılan değerlendirme neticesinde, hasarın sanat poliçesi kapsamında olduğunun ve genel olarak sabitleme ve muhafaza hatasından kaynaklandığının tespit edildiği, alınan bilirkişi raporunun, dosya kapsamına uygun gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte olduğundan mahkemece hükme esas alındığı, insan sağlığı açısından acil müdahale sonrası meydana gelen hasarın merdivenden aşağı inerken merdiven kenarında sabitlenmemiş, muhafaza ve korunaksız şekilde bulunan insan figürü heykele temas sonucu meydana gelmesi nedeniyle davalı Marmara Ambulans Sağlık Hizmetleri Şirketi ile çalışanlarının kusurlarının ve sorumluluklarının bulunmaması nedeniyle rücuen maddi zararın tazminine ilişkin hasara bağlı kusur sorumluluğuna dair illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddine, davacı tarafın alacak iddiasını kanıtlayamadığı sabit ise de davanın kötüniyetle açıldığının sabit olmadığı gerekçesiyle de şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/3897 E. ve 2021/4119 K.) karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; hasarın, davalı şirket çalışanlarının geçişi sırasında çalışanlardan birinin dokunması suretiyle heykelin devrilmesi ile gerçekleştiğinin dosya kapsamında sabit olduğunu, davalı şirket çalışanları heykele dokunmamış olsaydı herhangi bir zararın meydana gelmeyeceğini, bu nedenle çalışanın eylemi ile zarar arasında illiyet bağının olduğunu, temasın varlığına rağmen davalının hukuki sorumluluğunun bulunmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu bakımdan hasarın oluşmasında davalı şirket çalışanlarının kusurunun olduğunu, olayda müterafik kusura göre değerlendirme yapılmasıının kanuna uygun ve hakkaniyetli bir çözüm olacağını, davalı şirket çalışanlarının heykele dokunmaması halinde hasarın meydana gelmeyecek olduğu düşünüldüğünde davalı şirketin kusurunun bulunduğunu, ayrıca mahkemece davacı aleyhine nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13(4) maddesi gereğince icra takibinin konusu maddi tazminata ilişkin olduğundan davanın reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talep ve istinaf edilmiştir.
Dava, sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen bedelin rücu'en tahsili amacıyla davalı aleyhinde başlatılan takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, dava dışı ... Ltd. Şti. ile davacı arasında Sanat Sigorta Poliçesi tanzim edildiği, teminat altına alınan iş yerinde hasar oluştuğu, davacının hasar bedelini sigortalısına ödediğinden bahisle 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet ilkesi uyarınca davalı aleyhinde takip başlattığı, takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, takibe itirazın davacıya tebliğ edildiğine dair bir tebliğ evrakına icra dosyasında rastlanılmadığından eldeki itirazın iptali davasının yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava ilk olarak Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olup mahkemece davada Asliye hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş olup bu kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerinde Dairemizin 03/07/2020 tarihli 2020/274 Esas 2020/1443 Karar sayılı ilamı ile dava dışı sigortalı ile davalı tacir olduğundan haksız fiil olsa dahi olay tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunduğundan uyuşmazlıkta görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a/3. bendi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere mahalli mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, daha sonra yukarıda belirtilen esas sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam edilerek mahkemece yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı şirketin sigortalısı dava dışı ... Ltd. Şti.(Artgalerim) ile davacı şirket arasında başlangıç tarihi 09/06/2017 ve bitiş tarihi 09/06/2018 olan sanat poliçesi tanzim edildiği, bu poliçe ile sigortalı şirketin “İnsirah Cad. No:.../ Beşiktaş/ İstanbul” adresindeki müstakil binada yer alan sanat galerisinin sigortalandığı, 29/10/2017 tarihinde sigortalı şirket yetkilisi tedavi edildikten sonra sigorta şirketi tarafından görevlendirilen şirkete ait ambülansa ait sağlık personeli merdivenden inerken heykele dokunduğu, heykelin devrilmesi neticesinde sanat galerisinde hasarın meydana geldiği, olay sonrasında sigortalıya davacı şirket tarafından 16/04/2018 tarihinde 11.413,00 USD tutarında hasar tazminatı ödemesi yapıldığı, sigortalıya yapılan ödeme sonrasında zarara sebep olan davalı şirkete yapılan ödemenin rücu edilmesi için 18/04/2018 tarihli rücu talep yazısının gönderildiği, bu yazının davalı şirkete 24/04/2018 tarihinde tebliğ edildiği, yazıda davalıya ödeme için 7 gün süre verildiği, ancak davalı tarafından davacı şirkete herhangi bir ödemede bulunulmadığından sigortalı dava dışı Artgalerim'e yapılan ödemenin rücuu amacıyla davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, borçlu şirketin anılan takibe itirazı ile takip durduğundan eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası incelendiğinde; 11.413,00 USD Asıl Alacak ve 368,43 USD İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 11.781,43 USD üzerinden takip başlatıldığı, toplam alacağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden ibaren fili ödeme tarihine kadar ve fili ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden USD alacak için işleyecek Yılık %8,15 USD Mevduata Kamu Bankalarınca Fiillen Uygulanan Azami Yıllık Faiz ve değişen oranlardaki faizi ile tahsilinin talep edildiği, borcun sebebi olarak sigortalı ...'e 29/10/2017 tarihinde tedavi amaçla gelen borçlu firma çalışanının heykele dokunması sonucu meydana gelen hasara karşılık sigortalıya ödenen tazminatın rücu olarak belirtildiği görülmüştür.
Davalı şirketin, aynı zamanda dava dışı Beşiktaş Belediyesinden üç yıllık sağlık destek hizmeti kapsamında ambulans hizmetini ihale ile satın alan şirket olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi heyetince düzenlenen 27.09.2021 tarihli raporda; Hikaye XIX adlı bronz-bakırdan üretilmiş sanat eserinin ...'nın evinde yapılan inceleme sonucunda heykelin Bebek'te bulunan Artgalerim sanat galerisin üst katında (4.kat) yerleştirildiği kirişin heykelin kaidesinden daha dar olduğu ve heykelin statik olarak dengesinin olmadığı ve boyutları itibariyle oturum alanıyla yüksekliği arasında dengesizliğin olabileceğinin tespit edildiği, bu nedenle sabitlenmemiş olan heykelin geçiş alanında yere monte edilmesi gerekirken bu eserin yere monte edilmediği, davacı ... AŞ. tarafından tanzim edilen sanat poliçesinin vade başlangıç tarihinin 09.06.2017, poliçe bitiş tarihinin 09.06.2018 olduğu, sigortalının ... Ltd. Şti. olduğu, riziko adresinin ... Cad. No:... Beşiktaş/İstanbul olduğu, iştigal tipinin sanatsal etkinlikler, iştigal cinsinin sergiler (resim ve heykel) olduğu, riziko türünün ticari olduğu, sigortalanan yerin tam kargir müstakil bina (1-4 arası) olduğu, bulunduğu katın zemin altı/bodrum olduğu, poliçe teminatlarının emtia (yangın). Sel Su Basması ve Dahili Su teminat limitlerinin 1.090.000,00 USD olduğu (dövizli poliçe) ve Yangın Sigortası Genel Şartlarına tabi olduğu, poliçede sigortalanan galerinin bulunduğu katın zemin altı/bodrum olduğu, teknik bilirkişilerin yukarıdaki tespitleri gereğince sigortalının dava hakkının olmaması nedeniyle davacı ... şirketinin davalıdan rücuen tazminat talep hakkı olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi heyetince düzenlenen 21.02.2022 tarihli raporda; dava dosyasında mevcut tanık beyanları, olay yerinde çekilen fotoğraflar ve dosyada mevcut belgeler birlikte değerlendirildiğinde, 29.10.2017 tarihinde meydana gelen davaya konu olayın, dava konusu binanın 4. katında merdivenin sol kenarında çıkıntı payın üzerinde 1 metre boylarında insan figürü sabitlenmemiş heykele temas edilmesi ve buna bağlı olarak heykelin 4. kattan düşerek etrafa zarar vermesi şeklinde gerçekleştiği, sigortalı işyerinde, 4. katında bulunan 1 metre boylarında insan figürü heykel, konulduğu zemine sabitlenmiş ve devrilmeyi engelleyecek şekilde korunaklı önlemler alınmış olsa veya temas edilmeyi engelleyecek şekilde muhafaza altına alınmış olsa veya devrilmiş olsa dahi düşmeyi engelleyecek şekilde file ve sair aparatlar ile gerekli önlemler alınmış olsa idi, davaya konu olayın vuku bulmayacağı, bu olaya bağlı hasarın meydana gelmesinin engellenebileceği, davaya konu 29.10.2017 tarihinde meydana gelen olayda: yukarıda açıklanan bütün hususların gereğini yerine getirmeyen ... Ltd. Şti. unvanlı sigortalı firma yetkilisi ve sorumlusunun olayda birinci derecede asli ve tam kusurlu olduğu, 4. Katta merdiven kenarında, yere sabitlenmemiş ve muhafaza ile korunaksız bir heykelin, bulunduğu zemine sabitlenmesi hususunda adı geçen kişilerin alabileceği tedbir veya önlem olmadığı gibi, heykelin aşağı düşme ihtimali durumuna göre, heykelin aşağıya düşmesini engelleyecek file tedbiri ve sair aparatlar ile gerekli tedbirleri almak ve etraftaki eşyaların zarar görmesini engellemek için adı geçen kişilerin başvurabileceği bir tedbir bulunmadığından davaya konu 29.10.2017 tarihinde meydana gelen olayda: Davalı şirketin veya şirket çalışanları olduğu bildirilen ... ve ...'in olayın meydana gelmesinde kusurlarının bulunmadığı, davaya konu olayın önlenebilir nitelikle bir olay olduğu, olayda kötü tesadüf etkisinin bulunmadığı, davaya konu olayda davalı ... Ltd. Şti.'nin ve çalışanlarının kusurlarının ve sorumluluğunun bulunmadığının tespit edilmesi sebebiyle, rücuan maddi zararın tazminine ilişkin iş bu davada, hasara bağlı kusur sorumluluğuna ilişkin olarak illiyet bağının kesilmesi sebebiyle davalının sorumluluğunun bulunmadığı, davacının davalıdan rücuan alacak talep hakkının bulunduğunun ve davacının talebine göre değerlendirme yapılması gerektiğinin kabulü halinde ise: davacı alacaklı ... AŞ. tarafından davalı borçlu ... Ltd. Şti.'nin aleyhine olarak 05.11.2018 tarihinde başlatılan İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibinde, dosya borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile 11.413,00 USD asıl alacak 368,43 USD işlemiş faizi olmak üzere toplam 11.781,43 USD (64.555,17 TL) üzerinden icra takibinin devamı gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Aynı olaya ilişkin olarak sigortalı tarafından zarar gören diğer eşya ve eserler için davalı şirkete karşı açılan davada, İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi 04/07/2023 tarihli 2018/181 Esas 2023/214 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar vermiş olup bu kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 26/02/2025 tarihli 2023/3449 E. 2025/734 K. Sayılı kesin nitelikteki ilamı ile;" Dava; Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davasıdır. Dava dilekçesinde belirtildiği üzere; Evinin merdiven kısmında bulunan demir ve bronzdan yapılma heykelin dengesinin bozulması ve devrilmesi neticesinde zarar meydana gelmiştir. Alınan bilirkişi raporunda; Heykelin devrilmesinde, açıklanan gerekçelerle (heykelin korunması, emniyeti/güvenliği bakımından yeterli önlemlerin alınmaması, uyarıların yapılmaması) %90 oranında davacının asli kusurunun etkili olduğu, davalı çalışanlarının veya çalışanının heykele dokunma ve teması olduğunun dosya kapsamından açık ve net olarak tespi mümkün olmamış olmakla beraber, etkili olması halinde bu oranın %10 oranında olacağına ifade edilmiştir. 6098 Sayılı Yasanın 52. maddesine göre; Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Hayatın olağan akışına göre de bina içerisinde bulunan merdiven kısımlarının iniş - çıkış geçiş güzergahı olduğu, merdiven kısmında bulunan eşyaların devrilmeleri sonunda zarar verme potansiyelinin öngörülebilir bir durum olduğu, merdiven kısmında bulunan demir ve bronzdan yapılma bir heykelin devrilmesi ihtimaline binaen öngörülebilir zararın meydana gelmemesi için özelliğine uygun devrilmeyi önlemeye elverişli tedbir alınmasının davacının yükümlülüğü olduğu, galeride bulunan eşyalara yönelik dokunmayın şeklindeki uyarı yazılarının devrilmeyi önlemeye elverişli bir tedbir olmadığı, heykelin kasten itelenip düşürüldüğü iddia edilmediği gibi dosya kapsamından da böyle bir sonuca ulaşılmadığı, bu durumda 6098 Sayılı Yasanın 52. maddesi kapsamında zararın meydana gelmesinde davacının etkili olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir."
6098 sayılı TBK'nın 66 ncı maddesinde adam çalıştıranın sorumluluğu; "(1)Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. (3)Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. (4)Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir." şeklinde düzenlenmiştir.
Adam çalıştıranların sorumluluğu hakkında gerek doktrinde gerek içtihatlardaki (27.03.1957 gün ve 1/3; 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları) baskın görüş bunların kusursuz bir sorumluluğa tabi tutulmaları doğrultusundadır.İş gördürenin sorumluluğunun kaynağı, göstermekle yükümlü olduğu özenle iş görme (ihtimam) ödevinin ihlalidir. Sorumluluğun kökü, bizzat sorumlu şahsın ya da şahısların durumundadır. İstihdam eden, müstahdem veya işçilerini seçerken, onları çalıştırırken, başkalarına zarar vermemelerini sağlamakla ve buna dikkat ve özen göstermekle yükümlüdür. Esasen istihdam edenin sorumluluğunun dayanağı, onun müstahdeme nezaret ve özen hususundaki objektif vazifesinin ihlali teşkil eder. Yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme kararından da anlaşılacağı gibi Türk Borçlar Kanunu'nun 66 ncı maddesi gereğince adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için, kendisinin kusuru şart olmadığı gibi, çalıştırdığı adamın dahi kusuru kanuni şartlardan değildir.
Bu noktada, Türk Borçlar Kanunu'nun 66 ncı maddesinde düzenlenen “adam çalıştıranın sorumluluğu” için, somut olayda “adam çalıştırma ilişkisi” ile “çalıştırılanın hizmetini yerine getirirken hukuka aykırı bir eylemle zarar vermesi” unsurlarının gerçekleşmesi zorunludur.
Adam çalıştırma ilişkisi için çalıştırılanın, çalıştıranın buyruğu altında olması, onun gözetiminde işi yapması ve onun talimatıyla bağlı bulunması gerekir. Bunun yanında meydana gelen zararın müstahdemin istihdam edenin maksatları için bir hizmetin görüldüğü sırada doğmuş olması zorunludur. Başka bir deyişle, müstahdeme gördürülen hizmetle zarar arasında “gaye ve görev bakımından” çok sıkı bir münasebet olmalıdır. Bu bakımdan hizmetin ifası ile zararın ikaı arasındaki zaman ve yer bağlılığı ve zararın istihdam edenin hizmetin görülmesi için verdiği vasıta ile meydana getirilmesi hizmetin icrası esnasında zararın meydana geldiğini bir karine, emare olarak kabul edilebilirse de, daima bu unsurlara isnat etmek doğru sonuç vermez. Bu nedenle, bu dış görünüş unsurlarından ziyade, zarar verici fiilin, istihdam edenin müstahdeme kendi gayesi için tevdi ettiği hizmetlerin ifası alanında işlenmiş olması nazara alınır.
Adam çalıştıran, TBK'nın 66 ncı maddesinde öngörülen sorumluluktan “hal ve şartların gerektirdiği bütün dikkat ve özeni gösterdiğini ispat etmesi” ya da “illiyet bağının kesilmesi” halinde kurtulabilecektir. (Yargıtay 4. HD. 15.09.2025 tarihli 2022/4120 E. 2025/12428 K. Sayılı ilamı)
Somut olayda, zararı doğuran olayın işverenin işinin görüldüğü, işverenin emir ve talimatı dahilinde hareket edildiği sırada meydana geldiği, hukuka aykırı eylem ile zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunduğu, ancak zararın verilen hizmetle ilgili olarak oluşmadığı, alınan teknik bilirkişi raporlarında da davalı şirket ile çalışanlarının sanat atölyesinde meydana gelen hasarda bir kusurlarının olmadığının tespit edildiği, bu haliyle davalı şirket tarafından hal ve şartların gerektirdiği bütün dikkat ve özeni gösterildiğinin ispat edildiği, evde bakım hizmeti veren davalı şirketin sanat atölyesinde gerçekleşen zarardan TBK 66 ya göre sorumlu olamayacağı, bu haliyle davalı şirketçe yargılamada kendisinin sorumluluğunu kaldıran nedenin ispatlandığı, sonuç itibariyle meydana gelen zarardan davalı şirketin sorumlu olmadığı kanaatine varılmıştır. Şu durumda, davalı şirketinin TBK'nın 66 ncı maddesinde öngörülen sorumluluk türü bakımından davaya konu zararın meydana gelmesinde adam çalıştıran sıfatıyla sorumlu olmadığı, sorumluluğun gereğinin davalı tarafından yerine getirildiği anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmiş olması isabetli olmuştur.
Mahkemece, karar tarihinde yürürlükte olan AAUT m.13/4 gereğince maddi tazminat istemli davanın reddine karar verilmesi halinde davalı lehine maktu 5.100,00 TL vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi 8.917,40 TL vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmamakla birlikte AAUT. m.2/3. fıkrası gereğince istinaf kanun yoluna başvuran davacı aleyhine hüküm verilemeyeceğinden bu hususa değinilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/262 Esas, 2022/186 Karar sayılı ve 17/03/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.09/04/2026