6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında kalite belgesi ve kalitelendirilme ile alakalı sözleşmeler imzalandığını, bu sözleşmelere istinaden davalının, müvekkilinden hizmet aldığını ve almaya da devam ettiğini, bu kapsamda müvekkili şirketin, yönetim sistemi belgelendirmeyi sağlamayı devam için kararlaştırılan zaman aralığında gözetim denetimleri ve raporlamaları ve yılda bir kez de uluslararası denetimleri gerçekleştirdiğini ve gerçekleştirmeye devam ettiğini, sunulan hizmete binaen müvekkilince kesilen faturaların davalı tarafından haksız olarak iade edildiğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının fatura alacağının dayanağı olan taraflar arasında akdedilmiş 13/11/2017 tarihli belgelendirme denetim sözleşmesinin müvekkili tarafından 22/02/2019 tarihinde noter ihtarnamesi ile feshedildiğini, davacı şirketin ise 28/02/2019 tarihli cevabi noter ihtarnamesi ile hukuka aykırı olarak, feshe muvafakat etmediğini beyan ettiğini, bu sözleşmenin 5. maddesi uyarınca, davacının yönetim sistemi belgelendirme ediminin yanı sıra yönetim sistemi belgelendirme şartlarını sağlamaya devam için gözetim denetimini gerçekleştirme ve yeniden belgelendirme denetimini uygulama edimlerini de taahhüt ettiğini, davacının bu madde uyarınca öngörülen gözetim denetimini gerçekleştirme yükümlülüğü çerçevesinde, sözleşme ile belirlenen aralıklarda ayda 1 kez olmak üzere yılda 12 kez gözetim denetimleri ve raporlamaları ile yılda bir kez de uluslararası denetim gerçekleştirmek zorunda olduğunu, ancak davacının gözetim denetimi yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sözleşme hükümleri uyarınca edimlerini yerine getirebilmesi için gerekli teknik uzmanlardan oluşan denetim ekibini kurmadığını, müvekkiline herhangi bir denetim planı ibraz etmediğini, denetim raporlamalarına ilişkin edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşmesel ilişkiye devam etmesi kendisi açısından imkânsız hale geldiğinden müvekkilinin sözleşmeyi tek taraflı irade açıklamasıyla haklı olarak feshettiğini, sözleşmenin ileriye etkili şekilde feshedilmesi sebebiyle o tarihten sonra davacıdan hizmet alımına devam edilmesinin söz konusu olmadığını, buna rağmen davacının, kendilerinden hizmet alınmaya devam olunduğu iddiası ile faturalar tanzim edilmeye devam edildiğini, takibe konu faturaların usulüne uygun şekilde ve süresinde iade edildiğini, davacının varlığı iddia edilen faturaya dayalı alacağını ispatlayan somut bir delil sunamadığını, müvekkilinin, davacıya sözleşmenin feshine kadar sağladığı hizmetlerin bedelini fazlasıyla ödediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince; sözleşmede davalının tek taraflı olarak sözleşmeyi feshedemeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığından ve tarafların sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi durumunda yapılacak ödeme miktarı da sözleşmede belirtildiğinden davalının noter aracılığı ile yapmış olduğu fesih bildirimi nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği, davalının sözleşmeyi feshettiğini beyan ettiği 22/02/2019 tarihinden sonraki dönemde davacı tarafından sözleşme kapsamında sahada denetim ekibi tarafından denetim yapıldığı ve denetim sonucu belgelendirme yapıldığına dair herhangi bir tespit yapılamadığının teknik sektörel bilirkişi raporuyla tespit edildiği, buna göre davacı tarafından 22/02/2019 tarihinden sonraki dönemde hizmet şartları yerine getirilmediğinden feshin haklı olduğu kanaatine varıldığı, davacı ile davalının 2021 takvim yılına ait incelenen defter ve belgelerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının ticari defter kayıtlarında 30/06/2021 tarihi itibariyle tespit edilen 538.647,87 TL bakiye alacağının içinde icra takibine konu 7 adet fatura toplamı 149.090,04 TL'nin bulunduğu, ayrıca bu faturaları ilgili dönemlerinde BS beyanı ile beyan ettiği, bu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının BA beyanlarında faturaları beyan etmediği, ayrıca faturaların davalı tarafından GİB e-fatura sistemi üzerinden süresi içerisinde reddedildiği gerekçelerine istinaden davanın ve şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.

Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin 13/11/2017 tarihli sözleşmeden kaynaklanan tüm yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirdiğini, davalının dosyaya bunun aksine bir belge sunamadığını, aynı sözleşmeden kaynaklı farklı hizmet dönemlerine ait bedellere ilişkin açılan İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/295 Esas sırasında kayıtlı davada alınan bilirkişi raporunda, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğinin ve davalı tarafından müvekkiline gönderilen ihtarnamenin bir geçerliliğinin olmadığının tespit edildiğini ve müvekkilinin haklı olarak hizmet bedellerine hak kazandığının belirlendiğini, 22/02/2019 tarihli fesih ihbarı ile 2 yıl boyunca devam eden bir sözleşmede sunulan hizmetler ile ödeme yükümlülükleri arasındaki menfaat dengesi sebep gösterilerek sözleşmenin feshedildiğinin bildirilmesinin hukuken geçerli olmadığını, bilirkişi heyet raporunda müvekkili şirketin fesih sonrasında hizmet verdiğine dair bir delil bulunmadığı belirtilmiş ise de, dosya kapsamında müvekkili şirketin, davalının fesih ihbarı göndermesinden sonra da hizmet vermeye devam ettiğine, davalı tarafın ilgili hizmetlerden faydalandığına ve yine işbu hizmetlerden birçok kâr elde ettiğine dair birçok delilin mevcut olduğunu, bu hizmetlerden faydalanan davalı şirketin bağlantılı olan futbol takımının birçok başarı elde ettiğini ve iştirak şirketlerinin büyük meblağlarda kâr sağladığını, davalı tarafından müvekkili şirketten alınan edimlere ilişkin ISO kalite yönetim sertifikalarının internet sitelerinde paylaşıldığını, davaların açılması ile bu paylaşımların kaldırıldığını, ...Spor Salonu girişinde 24/11/2021 tarihi itibariyle dahi müvekkili şirketin bayrağının asılı bulunduğunu, 25/12/2021 tarihinde yapılan 2019 yılı olağan idari ve mali genel kurul toplantısında davalı yetkililerinin müvekkili şirketten hizmet alındığını beyan ettiğini, sonuç olarak davalının fesih işleminin kabul edilmediği belirtildikten sonra müvekkilinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirerek belirlenen hizmeti davacıya sunduğunu, bu nedenle kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap ve istinaf dilekçesinde; davacının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığını, bu nedenle davanın reddine yönelik kararın hukuka uygun olduğunu, sözleşmenin feshi ile taraflar arasındaki ticari ilişki son bulmasına rağmen haksız ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak davacı tarafından fatura keşide edilerek icra takibine konu edilmesi sebebiyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesi koşulları oluştuğundan kararın bu yönden yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kötüniyet tazminatına hükmedilmesi yönünden kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Davacının, davalı hakkında İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 149.090,04 TL asıl alacak ve 7.053,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 156.143,72 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

Dava konusu takip, 04/01/2021 tarihli, 24.046,78 TL bedelli; 01/02/2021 tarihli, 24.046,78 TL bedelli; 01/03/2021 tarihli, 24.046.78 TL bedelli; 15/03/2021 tarihli, 14.428,07 TL bedelli; 01/04/2021 tarihli, 24.046.78 TL bedelli; 01/06/2021 tarihli, 24.046,78 TL bedelli; 15/06/2021 tarihli, 14.428.07 TL bedelli faturalara dayanmaktadır.
Mahkemece uyumazlık ile ilgili bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.

Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 04/01/2022 tarihli raporda; dava dosyasına davacı tarafından fotokopi şeklinde sertifikalar ile davalının internet sayfasında ISO Kalite Yönetim Sertifikaları yayınlandığına ilişkin belge sunulmuş ise de, rapor tanzim tarihinde davalının internet sayfası incelendiğinde sertifikalar ile ilgili bilginin olmadığı, davacının sunduğu internet sayfa görüntülerinin hangi tarihe ait olduğuna ilişkin bilginin belgeler üzerinde bulunmadığı, davaya konu 7 adet e-faturanın toplam tutarının 149.090,04 TL olduğu, davacı tarafından faturaların BS formu ile vergi dairesine beyan edildiği, davalının ise bu faturaları BA formu ile beyan etmediği, davacı ve davalının 2021 takvim yılına ait e-defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, davacının incelenen ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 538.647,87 TL alacaklı olduğu, bu tutarın 149.090,04 TL'sini icra takibine konu ettiği, davalının incelenen ticari defterlerinde ise davacıya ait kaydın olmadığı, hesabın bakiye vermediği, davalının itiraz ettiği faturaların usulüne uygun iade edildiği, ayrıca faturaların GİB e-fatura sistemi üzerinden reddedildiği, davalının, fesih tarihinden sonra davacıdan hizmet alımına devam edip etmediği ile ilgili yapılan incelemede; dava dosyasına davacı tarafından sunulan belgelere göre, ... .... A.Ş.'ye ait internet sitesinin ekran görüntüsüne ait bir resim bulunduğu, resimde davacı tarafa ait sertifikaların bulunduğu, sağ alt köşede o anda ekran görüntüsü alınan bilgisayarın zaman göstergesinde 15.03.2021 tarih bilgisinin olduğu, bu ekran görüntüsü alınarak beyan edilen belgelerin internet sitesinde yayınlanmış olduğu tarihli noter onaylı bir tespite ait belge olmadığı, dosya münderecatının incelenmesi sonucunda 22.02.2019 tarihinden sonra konu sertifika belgelerinin sözleşmeye taraf ... .... A.Ş. tarafından kullanılması yolu ile somut bir yarar sağlandığına, "ihale vb. ticari alanlarda kullanım" dair tespit yapılamadığı, tüm bu bilgiler değerlendirildiğinde anlaşmazlık konusu fesih tarihi olan 22.02.2019 tarihinden sonra dava konusu sertifika belgelerinin ... .... A.Ş. tarafından kullanılmadığı kanaatine varıldığı, ayrıca sözleşme kapsamında inşaat faaliyetlerinin yerinde denetlenmesi, uygun nitelikli denetçilerden oluşan bir denetim ekibi tarafından davalı tarafın bilgisinde, ayda bir yılda 12 kez gözetim denetimleri ve raporlamaları, yılda bir kez de uluslararası denetim şeklinde gerçekleştirileceğinin belirtildiği, dosya münderecatında yapılan inceleme neticesinde davalının sözleşmeyi feshettiğini bildirdiği 22.02.2019 tarihinden sonraki dönemde davacı tarafından sözleşme konusu kapsamında sahada denetim ekibi tarafından denetim yapıldığına ve denetim sonucu belgelendirme yapıldığına dair herhangi bir tespit yapılamadığı bildirilmiştir.
Davalı taraf Beşiktaş 2. Noterliğinin 22/02/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; 13/11/2017 tarihli Belgelendirme Denetim Sözleşmesi kapsamında sağlanan hizmetler ile ödeme yükümlülükleri arasındaki menfaat dengesinin, döviz kurundaki dalgalanmalar ve sözleşme süresince denetim gereksinimlerinde meydana gelen değişiklikler sebebiyle aleyhine bozulduğundan bahisle sözleşmenin devamının kendisi yönünden çekilmez hale geldiğini belirterek sözleşmenin 22/02/2009 tarihi itibariyle tek taraflı olarak feshedildiğini bildirmiştir. Buna karşılık davacı taraf ise Büyükçekmece 5. Noterliğinin 28/02/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile; fesih iradesinin, sözleşmenin feshine ilişkin şartlara aykırılık teşkil ettiği, ayrıca sözleşmenin kurulduğu şartlar halen korunduğundan fesih gerekçesinin kabul edilmediği, bu nedenle feshe muvafakat etmedikmedinden sözleşme kapsamında hizmetin verilmeye devam edileceği ve bu hususla alakalı fatura keşide edileceği bildirilmiştir."...Akdin feshine ilişkin irade beyanı tek taraflı bozucu yenilik doğuran haklardan olup karşı tarafın kabulüne bağlı olmaksızın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğuracağından bu andan itibaren taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erer. Feshin haklı olup olmaması ise sadece fesih nedeniyle uğranılan zararların tazmini bakımından önemlidir..." (Yargıtay 11. HD'nin 2015/6363 Esas 2016/2153 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, taraflar arasında akdedilen 13/11/2017 tarihli belgelendirme denetim sözleşmesi davalı tarafından 22/02/2019 tarihli noter ihtarnamesi ile tek taraflı olarak feshedilmiş olup fesih iradesi davacıya ulaştığı anda onun kabulüne bağlı olmaksızın hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır. Davacı taraf 28/02/2019 tarihli cevabi ihtarnamesi ile feshin kabul edilmediğini ve sözleşme kapsamında hizmetin verilmeye devam edeceğini bildirmiş olup ayrıca istinaf dilekçesinde de feshin hukuken geçerli olmadığını ileri sürmüş ise de, belirtildiği üzere feshe ilişkin irade beyanı karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi hiç kimse fesih ile sona eren bir sözleşme ile bağlı kalmaya zorlanamayacağından davacının aksi yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir.Öte yandan, davalı tarafından yapılan feshi kabul etmeyen davacı işbu dava ile, fesih sonrasında sözleşme kapsamında verdiğini iddia ettiği hizmetlere ilişkin düzenlediği fatura bedellerinin tahsilini talep ettiğine göre sözleşmenin haklı olarak feshedilip edilmediğinin sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Zira feshin haklı olup olmaması bu sebeple uğranılan bir zararın tazmini bakımından önemli olup somut olayda davacı sözleşmenin feshinin haksız olduğundan bahisle bir zarar talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümüne etkisi bulunmamasına rağmen mahkemece feshin haklı olup olmadığı hususu üzerinde durularak neticede feshin haklı olduğuna kanaat getirilmesi doğru olmamıştır.
O halde taraflar arasındaki sözleşme davalı tarafından feshedilmiş ise de, uyuşmazlık, fesih tarihinden sonra davacı tarafından düzenlenen takip konusu faturalara konu hizmetin davalı tarafa verilip verilmediği, buna göre davacının alacaklı olup olmadığı ve miktarı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacı ve davalının incelenen ticari defterleri lehlerine delil niteliği vasfına haiz olup takip konusu edilen faturalar davacıya ait ticari defterlerde kayıtlı ise de, davalının ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Ayrıca bu faturalar davacı tarafından BS beyanı ile ilgili vergi dairesine beyan edilmiş ise de, davalı tarafından BA beyanı ile beyan edilmemiştir. Yine bilirkişiler tarafından teknik yönden yapılan inceleme uyarınca, davalının, bu faturalara konu hizmeti almadığı tespit edilmiştir. O halde dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre takibe konu edilen faturalara konu hizmetin davalıya verildiği ispatlanamamıştır. Yukarıda açıklandığı üzere feshin haklı olup olmadığının uyuşmazlığın çözümüne etkisi bulunmamasına rağmen mahkemece feshin haklı olduğu yönünde kanaat bildirilmiş ise de, netice itibariyle davanın reddine yönelik tesis edilen karar isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Davalı vekili ise, İİK'nun 67. maddesi uyarınca kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği yönünden hükmü istinaf etmiştir.
2004 sayılı İİK'nun "İtirazın İptali" başlıklı 67/2 maddesi "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmünü içermektedir. Buna göre davalı borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız ve kötüniyetli olması gerektiği, davacının icra takibinde haksız olmasının, icra takibinin salt bu nedenle kötüniyetle başlatıldığının kabulüne yeterli olmadığı, iddialarını ispatlayamadığından davası reddedilen davacının kötü niyetli olduğu ortaya konamadığından şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmakla davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/518 Esas, 2022/74 Karar sayılı ve 08/02/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 161,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 570,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Davacı tarafından fazladan yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talebi halinde kendisine İADESİNE,

4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

5-Taraflarca yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09.04.2026