6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili nezdinde işyeri sigorta poliçesi ile sigortalı olan "Süleymaniye Mah. ... Cad. No:...İnegöl/Bursa" riziko adresindeki fabrikada bulunan ... marka Silcon model 320 kva UPS cinsi 2 adet sigortalı emtianın onarımı için davalı şirketin servis ekibi tarafından 15/07/2015 tarihinde yapılan müdahale neticesinde cihazların patlayarak yangın çıktığını ve hasar meydana geldiğini, müvekkilinin, sigortalısına 15/07/2015 tarihinde 81.000,00 TL hasar tazminatı ödediğini, servis ekibinin hatalı onarım/müdahalesi neticesinde meydana gelen yangın hasarından davalı şirketin sorumlu olduğunu, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olaydan önce de müvekkili tarafından aynı UPS cihazı için servis hizmetleri verildiğini, 03/02/2015 tarihli servis formunda cihazda sorunlar olduğunun bildirildiğini, 06/07/2015 tarihli servis formuna göre, önceki servis hizmetinde bildirilen değişim gerekliliği dikkate alınmadan sorunlu bir şekilde 5 ay daha kullanılmaya devam edilmesi sebebiyle cihazın sorunlarının daha da ilerlediğini, dava konusu olayın gerçekleştiği 15/07/2015 tarihinde ise, sigortalının fabrikasına arızalı UPS cihazının onarımı için gidildiğini, cihazın parça değişimi sonrası gerekli kısa devre kontrolleri yapılarak ve tüm prosedürlere uygun şekilde enerji verilerek devreye alınmaya başlanmasına rağmen henüz test aşaması başladıktan 5-10 dakika sonra birden çok patlama sesleri ve alev alma durumu ile karşılaşıldığını, yangın müvekkilinin hatasından kaynaklanmış olsaydı enerji verilir verilmez yangının meydana gelmiş olması gerektiğini, oysa böyle bir durumun söz konusu olmadığını, kapasitör cihazı enerji ile yüklenerek çalışan bir cihaz olduğu için enerji verildikten belli bir süre sonra yangın çıkmasının, teknik olarak da sorunun kapasitörden kaynaklı olduğunu gösterdiğini, Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği'ne ek olarak yayınlanan ürün listesinin 9.3. maddesinde kesintisiz güç kaynakları için kullanım ömrü 5 yıl olarak belirlenmesine rağmen servis hizmeti verilen UPS cihazının 12-13 yıllık oldukça eski bir cihaz olduğunu, dava dışı sigortalının cihazı değiştirmek yerine her sorunda eski cihaz üzerine yeni parçalar ekleterek sorunları gidermeye çalıştığını ve dava konusu olayın olay gerçekleştiğini, müvekkilinin servis hizmetini özen ve dikkatle verdiğini, UPS cihazlarının bulunduğu sigortalının işyerindeki bölümde cihazların giriş çıkışlarında yük kesilicili şalterler (termik manyetik olmayan) kullanılmış olduğundan cihazlara gelen enerjinin kesilememesinin yangının devamına sebep olduğunu, ayrıca UPS odasında yangın söndürme sistemi olmaması sebebiyle yangının ancak itfaiyenin gelmesi ile kontrol altına alınabildiğini, buna göre sigortalının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, eksper raporunda servis yetkililerinin bir anlık dikkatsizliğinden kaynaklı yangının meydana geldiği belirtilmiş ise de, görgü tanığı beyanı alınmadan sadece bir cümle ile olayı anlatan itfaiye raporu ve olayın olduğu anda orada olmayan firma yetkilisi ...'ın beyanları ile düzenlenen raporun hatalı olduğunu belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile, yangın olayının davalı şirketin servis personeli tarafından verilen hizmet esnasında gevşek bir bağlantı veya bağlantı hatası sonucunda devreden geçen yüksek akımın, kondansatörleri patlatması sonucu meydana geldiği tespit edildiğinden davalı şirketin bu yönden hasardan sorumlu olduğu, ancak UPS cihazının yaklaşık 12 yıllık olduğu, cihazın ... kondansatörlerinin ömrünün dolduğu, yangın olayından önce cihazdaki arızaların tespit edilmesine rağmen cihazın kullanılmaya devam edilmesi ve yangını önlemek için gerekli sistemlerin bulunmaması nedeniyle dava dışı sigortalı şirketin de olayda kusurunun bulunduğu, buna göre 28/10/2021 tarihli ve 22/01/2022 tarihli bilirkişi raporları ile davalı ve dava dışı sigortalının her birinin meydana gelen olayda %50 oranında kusurlu olduğuna ilişkin tespitin benimsendiği, dosya kapsamında alınan diğer bilirkişi raporlarında, davalı şirkete yüklenen kusur oranının fahiş olması ve sigorta şirketinin kendisine kusur yüklenilmesinin yasal dayanağı bulunmaması nedeniyle, işbu raporlardaki kusur tespitlerinin dikkate alınmadığı, hasarın poliçe teminatı kapsamında olduğu, sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya 25/11/2015 tarihinde yapılan 81.000,00 TL tutarlı hasar ödemesinin alınan bilirkişi raporları ile kadri maruf olduğunun tespit edildiği, kusur oranına göre davacının talep edebileceği tutarın 40.500,00 TL olduğu, ödeme tarihinden itibaren takip tarihine kadar işlemiş avans faizinin 6.393,94 TL olduğu gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, itirazın 40.500,00 TL asıl alacak ve 6.393,94 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 46.893,94 TL üzerinden kısmen iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istem ile reddedilen kısım yönünden davacının kötü niyeti sabit olmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.

Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme, sigorta şirketinin kendisine kusur yüklenilmesinin yasal dayanağı bulunmadığını kabul etmekle birlikte sigorta şirketine kusur atfeden bilirkişi raporlarındaki kusur oranlarına dayanarak çelişkili bir şekilde hüküm kurduğunu, alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayıp birbiri ile çeliştiğini, zira 29/11/2019 tarihli raporda, yangın söndürme sistemine ilişkin önlem alınmadığından dolayı müvekkili şirkete %25 kusur atfedilse de, 21/07/2020 ve 18/09/2020 tarihli raporlarda yangına karşı önlem alındığı belirtilmesine rağmen bu hususun kusur oranına etki etmediğini, bunun dışında ürünün kullanım ömrünün tespiti ve tayini noktasında rapor arasındaki tezatlığın giderilmediğini, termik manyetik şalterin kullanılmaması sebebiyle 17/05/2021 tarihli raporda sigortalıya kusur atfı yapılmış ise de, 28/10/2021 tarihli raporda, kusur atfedilmediğini, UPS cihazının bağlantı şemasına göre, cihazın aşırı akım koruması giriş ve çıkışının olmadığı 17/05/2021 tarihli raporda tespit edilse de 28/10/2021 tarihli raporda bu hususun gözetilmediğini, davalı şirketin servis görevlileri, UPS cihazının kablosunu doğru bağlamış olsaydı ... kondansatörünün hiç hasarlanmayacak ve UPS cihazının yanarak hasarlanmasına sebebiyet vermeyecek olduğunu, kusurlu aktif fiiliyle hasara sebebiyet veren davalı ile dava dışı sigortalının aynı oranda kusurlu sayılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hasarın doğrudan doğruya, UPS cihazının modüllerinin değişimi esnasında gerçekleşmesinin teknik servisin %100 kusuruna işaret ettiğini, zira servis personelinin söz konusu modülleri değiştirirken kondansatörlerin yanlış bağlanması sonucu şase yapmasına sebebiyet verdiğini ve davaya konu yangın olayının meydana geldiğini, dava dışı sigortalının kendisine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve gerekli denetimleri yaptığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin servis hizmetini tüm prosedürlere uyarak, gerekli özen ve dikkati göstererek verdiğini, servis yetkililerinin olayda bir kusurunun bulunmadığını, cihaz ömrünü tamamladığından başka bir servis yada kişi müdahale etseydi de aynı yangının yüksek ihtimalle meydana gelmiş olacağını, dava dışı sigortalının hem yangın söndürme sistemini kurmayarak hem de manyetik şalter sistemi kullanmayarak ağır ihmali ile yangının meydana gelmesine ve yangının büyümesine neden olduğunu, bu nedenle zararın ve ödenen bedelin de arttığını, yangının hemen söndürülmesi ile hemen söndürülmemesi arasındaki maddi zararın hesaplanarak ortaya konulması taleplerinin dikkate alınmadığını, sigorta şirketi eksiklikleri göz ardı ederek sigorta poliçesi tanzim ettiğinden kusurlu olduğunu, Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca; sigorta şirketlerine denetim yükümlülüğü getirildiğini, çalışma yapısı gereğince hassas elektronik sistemleri barındıran anılı işyerinde yönetmelik hükümlerine uyulup uyulmadığını kontrol etme yükümlülüğünün zorunlu olduğunu, müvekkiline rücu hakkının korunabilmesi için sigortalı şirketin zararın önlenmesi, azaltılması ve artmasına engel bir hareketinin olmaması gerektiğini, ancak somut olayda basiretli tacir gibi davranmayan sigortalının UPS cihazını yenisiyle değiştirmediğini, cihazın gerektirdiği fiziki özelliklere uygun önlemleri almadığını, ayrıca işveren olarak ilgili yönetmelik hükümlerine de aykırı davranarak işyerinde güvenliğini sağlayamadığını, ömrünü dolduran ve üzerine bağlantı hatası oluşturulan kondansatör, yüksek kapasiteli sınıfa dahil olduğu halde pano içinde gazlı bir yangın sisteminin olmaması, besleme şalterinin KS tip sigorta ve korumasız şalter olmasının yangının çıkma ve yayılmasına sebep olduğunu, bunun da sigortalının kusur ve ihmalinden ileri geldiğini, UPS giriş dağıtım panosu ve KS tip sigorta ve korumasız tip şalterin montajının müvekkili tarafından yapılmadığını, davacının buna yönelik bir iddia ve somut delilinin de bulunmadığını, dava konusu Silcon model cihazın, ... firması tarafından üretildiğini, bu firmanın ise 2011 yılında müvekkili şirket ile birleştiğini, UPS mimarisinde kullanılan giriş ve çıkış şalterinin de sadece ürün satışı yapan ... firması tarafından kurulmadığını, ürünün montajı alıcı tarafından yapıldığından buna ilişkin sorumluluğun da dava dışı sigortalı şirkete ait olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

Dava, sigorta poliçesi uyarınca ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 81.000,00 TL asıl alacak ve 12.567,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 93.567,00 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamından, davacı ile dava dışı sigortalı .... A.Ş. arasında riziko adresi "Süleymaniye OSB Mah. ... Cad. No:... İnegöl/Bursa" olan 08/06/2015 başlangıç 08/06/2016 bitiş tarihli Yeni Tüm İşyeri Sigorta Poliçesi akdedildiği, 15/07/2015 tarihinde meydana gelen yangın olayı sebebiyle davacı tarafından dava dışı sigortalısına 25/11/2015 tarihinde 81.000,00 TL ödendiği ve sigortalısına halef olarak yaptığı ödemenin zarardan sorumlu olduğu ileri sürülen davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlatılan takibe itiraz üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İtfaiye yangın raporunda, yangının, elektrik kontağı/UPS cihazına bağlı elektrik kablolarının şase yapması sonucu çıktığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Teknik servis raporunda, UPS cihazın daha önce arızalı olduğu tespit edilen main inverter ve delta inverter modüllerinin yenileriyle değiştirildiği, test aşamasında birden çok patlama ve bunu takip eden yanma durumu oluştuğu, patlamanın ve yanmanın ... kondansatörlerinden kaynaklandığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Eksper tarafından düzenlenen 03/09/2015 tarihli ekspertiz raporunda; UPS cihazının inverter kısımlarının değişimi esnasında servis yetkililerinin bir anlık dikkatsizliği sonucu ... kondansatörlerin bağlantıları düzgün yapılmadan enerji verilmesi sebebi ile kısa devre ve ark yaparak patlama ve yangına sebebiyet verdiği, hesaplanan hasar miktarının 81.000,00 TL olduğu bildirilmiştir.

Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 29/11/2019 tarihli raporda; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, yangının, bir gevşek bağlantı hatası nedeniyle yüksek gerilim ve/veya kısa devreye bağlı ark oluşarak kondansatörlerin yada IGBT'lerin patlaması sonucu meydana geldiği görüş ve kanaatinde oldukları, davalının %75 oranında kusurlu olduğu, UPS cihazının kapasitesinin 320 KW olmasının, yüksek kapasiteli sınıfa soktuğu, bu durumun UPS odasının, bir yangın riskine karşı, mutlaka elektriksel bir kesici düzenek ve gazlı yangın söndürme sistemi ile korunmasını gerektirdiği, dava dışı sigortalının UPS odasında ise yangın söndürme sisteminin olmadığı, bunun da yangına erken müdahale edilememesine ve yangınının büyümesine neden olduğu, buna rağmen risk satın alarak sigorta yapan davacı sigortacının da %25 oranında kusurlu olduğu, eksper tarafından tespit edilen 81.000,00 TL'nin kadri maruf olduğu, kusur oranlarına göre davalının 60.750,00 TL'den sorumlu olduğu, işlemiş faizin 9.459,52 TL olduğu bildirilmiştir.

Sonradan elektrik mühendisinin de dahil edildiği bilirkişi heyeti tarafından sunulan 18/09/2020 tarihli 1. ek raporda; davalının itiraz dilekçesinde, 03.02.2015 ile 06.07.2015 tarihleri arasında arızalı UPS'nin sigortalı yetkilileri tarafından devreye alındığı ve sorunların da da artacağını beyan ettiği, ancak kondansatör patlaması oluşmadığı, ayrıca 12 yıllık kondansatörün ömrünün bittiği ileri sürülmüş ise de, UPS'nin üretim tarihinin 06.07.2015 tarihli 5031 numaralı servis formunda 2011,15.07.2015 tarihli 5735 numaralı servis formunda 2013 yazılı olduğu ve UPS'nin 2-4 yıllık olduğu, ... kondansatörünün ömrünü bitirmediğinin anlaşıldığı, ... kondansatörünün bağlantısı (+ - n) olarak eksileri (n) gelecek şekilde çift kol olarak bağlandığı, yanlış bağlanırsa kollar arası gerilimin eşit olmayacağı, kısa devrede ise kapasitede izolasyon probleminin olabileceği ve güç yüklendiğinde patlayabileceği, iki servis arası 5 ay çalışan UPS'nin ana inverter ve delta inverter modüllerinin değişiminden sonra bazı malzemelerin patlayarak yangına neden olmasının yanlış bağlantı sonucu olabileceği kanaatini doğurduğu, buna davalının meydana gelen yangında %50 oranında kusurlu olduğu (Kök raporda sehven 75 olarak yazıldığı belirtilmiştir), yangının sigortalı firmanın UPS odasında çıktığı, yangının çıkış nedeninin bilinip bilinmemesinin işletme sahibinin/yönetiminin sorumluluklarını da ortadan kaldırmadığı, dava dışı sigortalı firma tarafından dava dosyasına gönderilen 21.07.2020 tarihli yazıda; fabrikada otomatik sulu yangın sistemleri ve hidrantlar olduğu, UPS odasının kapı girişindeki portatif yangın söndürücüler ile müdahale edildiği beyan edilmiş ise de, UPS odasında gazlı bir yangın sistemi olsaydı, itfaiye yangın raporunda mutlaka belirtilmiş olacağını, yangından 5 yıl sonra olay yerinde yapılan inceleme ve keşiflerin, olay sonrasında yangın sisteminin kurulması olasılığı nedeniyle çok yararının da olmadığı, UPS odasında yangın söndürme sisteminin panonun içinde oluşan yangında yetersiz olması nedeni ile yangının itfaiye tarafından söndürüldüğünün görüldüğü, aynı zamanda UPS'nin besleme panosu fotoğrafında besleme şalterinin, termik magnetik hızlı açan şalter olmayıp, KS tip yani sigorta ve korumasız şalter olduğu görüldüğünden sigortalının %25 oranında tali kusuru ve sorumluluğu olduğu, sigortalı yerdeki eksikliklere rağmen risk satın alarak sigorta yapan davacı sigortacının da %25 oranında kusurlu olduğu, kusur oranlarına göre davalının 40.500,00 TL'den sorumlu olduğu, işlemiş faizin 6.306,35 TL olduğu bildirilmiştir.

Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 16/11/2020 tarihli 2. ek raporda da meydana gelen yangın sebebiyle atfedilen kusur oranlarında bir değişiklik olmadığı görülmüştür.

Farklı bilirkişi heyeti tarafından sunulan 17/05/2021 tarihli raporda; itibar edilmesi gerekin davalı servis raporuna göre, yangının meydan geldiği tarihte UPS cihazının takribi 4 yaşında yeni nesil teknolojik bir ürün olduğu, UPS cihazlarının kullanım amaç ve yerlerine göre tasarım ömürleri asgari 10-15 yıl olmasına rağmen zamanında ömürlü malzeme değişimi ve koruyucu bakımlarının yetkili servislerce yapılması halinde 30 yılın üzerinde hizmet veren ürünler olabildiği, cihazdan gelen patlama sesinin kondansatörün patlama sesi olduğu ve üzerinden gereğinden fazla akım akması sonrası biriktirdiği gerilim seviyesinin üst limitlerinin üzerine çıkması sonrası patladığı, cihaza start verildikten belli bir süre sonra patlamasının zamanla kondansatörün dolması için geçen süre olduğu, itfaiye raporunda UPS cihazına bağlı elektrik kablolarının şase yapması sonucu yangının çıktığı kanaatine varıldığı belirtilse de, davalı şirket servis raporunda da belirtildiği üzere, cihazın çıkış kesicisi off konumunda cihaza start verildiği için UPS cihazının yük tarafı kabloları ile ilişkisi olmadığından itfaiye raporunun bu yönüyle hatalı olduğu, davalı şirket servis personelinin dikkatsizliği sonucu cihaz içinde gevşek bırakılan bir bağlantı sonucu o devreden geçen aşırı akım nedeni ile kondansatörün patlayarak yangına olayına sebebiyet verdiği, cihazın patlaması ve yanmasının tamamen davalı şirket personelinin dikkatsizliği sonrası olduğu ve yangının çıkması hususunda davalı şirket servis personelinin tam kusurlu olduğu, arızalı cihaz için üçüncü kez servis verilmesinin, daha önceki servis adımlarında arızanın tam ve net çözülememesi sebebiyle cihaza müdahale eden davalı servis personellerinin konu UPS cihazı hakkında ehil ve yetkinliğinin de sorgulanması gerektiğini gösterdiği, konu UPS cihazının kullanım süresi 4 yıl olduğu için kondansatör değişim periyodunun henüz dolmadığı, yangın olayı başladığında UPS'nin giriş dağıtım panosundaki 630A lik KS tip kesici açılıp yangına kimyevi ve gazlı söndürme aletleri ile müdahale edilmesi gerektiği, dava dışı sigortalı firmanın dava dosyasına ilettiği yazıda, yangına UPS odası girişindeki portatif yangın söndürücüler ile müdahale edildiği belirtilmiş ise de, bu tür bir elektrik yangını için portatif yangın söndürme tertibatının yeterli olmadığı, sigortalı firma tarafından sulu yangın söndürme sistemleri ve hidrantları bulunduğu belirtilmesine rağmen bunların elektrik kaynaklı yangınlarda kullanılmadığı, UPS odası için porttatifr ama büyük kimyevi toz püskürten sistemin bulundurulması veya gazlı söndürme sistemi kurulması gerektiği, bu nedenle çağırılan itfaiye marifeti ile kuru kimyevi toz püskürtülerek yangın tamamen söndürülebildiği, bu yönü ile yangın olayının meydana gelmesinde sigortalı firmanın yangının büyümesini engellemek için gerekli iş emniyet kurallarını eksik almaları nedeni ile kusurlu olduğu, bu tespitler uyarınca meydana gelen yangında davalının %75, dava dışı sigortalının ise %25 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş olup ayrıksı rapor sunan sigortacı bilirkişi ise; sigortalının çıkan yangının artması açısından güvenlik önlemi almaması nedeniyle kusurlu görülmesinin, sigorta şirketi ile sigortalı açısından iç ilişkide sonuç doğuracağı, yangının çıkış sebebi dikkate alındığında, sigortalı yerine geçen sigortacı yönünden (yangının çıkışına sigortalı sebep olmadığı tespit edildiğinden) rücu durumunun tıpkı zarar gören sigortalı gibi olacağı, bu kapsamda paylaşımlı kusur dağılımı yapılmış olmasına sigortacılık tekniği açısından katılmadığı yönünde görüş bildirmiştir.
Mahkemece, dosyada mevcut raporlar arasında çelişki bulunduğundan bahisle yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.

Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 28/10/2021 tarihli raporda; inverter modülleri değişimi yapıldıktan sonra boşta iken çalıştırmak için cihaza start verildikten 5-10 dakika sonra patlama sesi duyularak cihazın yanmaya başladığı, meydana gelen patlamaların, gereğinden fazla akım geçmesi sonrası üzerinde biriktirdiği gerilim seviyesinin üst limitlere ulaşması sonrası ... kondansatörlerde meydana gelen patlamalar olduğu, yangın başlangıcının, davalı şirket yetkili servis personeli tarafından verilen servis hizmeti esnasında, gevşek bir bağlantı veya bağlantı hatası nedeniyle, devreden geçen yüksek akımın, kondansatörleri patlatması sonucu meydana geldiği yönünde görüş ve kanaat oluştuğu, davaya konu UPS cihazının üretim yılının seri numarasından anlaşılacağı üzere 2003 olduğu, yangın tarihinde UPS'lerin yaklaşık 12 yıllık olduğu, UPS ... kondansatörlerinin ömrünün 61320 saat yani 7 yıl olduğu, bu kondansatörlerin yangın öncesi değiştirildiğine dair herhangi bir belge de bulunmadığı, ayrıca cihazın eski olduğunun ve kullanım ömrünü tamamladığının davacı tarafın da kabulünde olduğu, UPS giriş dağıtım panosunda, yangınlara karşı aşırı akım ve kısa devre koruması sağlayan termik manyetik şalter bulunması gerekirken, sadece kısa devre koruması sağlayan 630 A'lik KS tip ayırıcı bulunması nedeniyle dava dışı sigortalı firmanın kusurlu olarak değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca sigortalı firma tarafından, UPS odası için portatif kimyevi toz püskürten sistemin bulundurulması veya gazlı söndürme sistemi kurulması gerektiği, bu yönü ile de sigortalı firmanın yangının büyümesini engellemek için önleyici ve söndürücü iş emniyet kurallarını eksik almaları nedeni ile kusurlu olduğu, bu tespitler uyarınca davalı ve sigortalı firmanın her birinin %50 oranında kusurlu olduğu, gerçek zararın 81.000,00 TL olduğu, kusur oranlarına göre davalının 40.500,00 TL'den sorumlu olduğu bildirilmiştir.
Son bilirkişi heyetinin 21/01/2022 tarihli ek raporunda, önceki raporlarındaki görüş ve kanaatlerinde bir değişiklik olmamıştır.
6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir.
Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.
Somut olayda, dava konusu UPS cihazı için davalı şirket tarafından servis hizmeti verildiği sabittir. Yangının gerçekleşmesinden önceki cihazın bakımına ilişkin yapılan son servis raporunda (06/07/2015 tarihli), cihazın inverter ve delta inverter leglerinin sökülerek delta inverter leglerinin arızalı olduğu yönünde tespit yapılmış olup stok kontrolü yapıldıktan sonra onarım için dönüş yapılacağı belirtilmiştir. Yangının meydana geldiği 15/07/2015 tarihinde davalı şirket servis personeli sigortalı firmaya gelerek daha önceki serviste arızalı olduğu tespit edilen inverter modüllerini yenileri ile değiştirdikten sonra test aşamasında çalıştırılan cihazın patlama sesleri ile birlikte yanmaya başladığı ve yangın olayının bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Buna göre davalı tarafından servis hizmetinin verildiği ve devam ettiği sırada UPS cihazının arızalı olan parçalarının değişiminden sonra cihaz devreye alınırken yangının çıktığının anlaşılmasına göre davalı şirketin servis personelinin işini yaparken gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden onarım işinin eksik ve/veya ayıplı ifa edilmesinden kaynaklı olarak yangının meydana geldiğinin kabulü gerekir. Ayrıca dosya kapsamında alınan raporlar arasında çelişki bulunduğundan bahisle son alınan bilirkişi raporunda, dava dışı sigortalıya atfedilen kusur oranları dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve olayın oluş şekline uygun olup buna göre yangına bağlı zararın artmasında sigortalı firmanın katkısının bulunduğu gözetilerek TBK'nun 52. maddesi gereğince %50 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi isabetli olmuştur.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/384 Esas, 2022/128 Karar sayılı ve 17/02/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davacı tarafından yatırılan 801,00 TL harçtan mahsubu ile kalan 69,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE,

3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından yatırılan 801,00 TL harçtan mahsubu ile kalan 69,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalıya İADESİNE,

4-Taraflarca yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09.04.2026