6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, müvekkili şirketin sigortalı çalışanı olan ...'nın kendi şirketi üzerinden müvekkiline faturalar tanzim ettirdiğini ve müvekkili şirketteki pozisyonunu da kullanan adı geçenin müvekkilinden onay alınmaksızın kendi şirketine ödeme çıkarttığını, müvekkilinin, adı geçenin şirket kurduğundan dahi habersiz olduğunu, buna göre davalı şirketin, bedelleri ödenen faturalara konu hizmeti müvekkiline vermediğinden sebepsiz zenginleştiğini, faturalara ilişkin ödemelerin istirdadına ilişkin İstanbul 34. İcra Dairesi Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı fatura konusu hizmetin alınmadığını iddia etse de, 2019 yılında gerçekleşen ... fuarı kapsamında davacı Şirketin ürettiği/pazarladığı ürünlerin temsil edilebilmesi için müvekkili şirket tarafından basın kaynakları için, ilanlar ve dergilerde yayınlanacak görseller/içerikler için pazarlanacak ürünlere ilişkin görsel çalışmaları, ilan ve içeriğe ilişkin çalışmalar yaptırılarak hizmet verildiğini, söz konusu reklam/pazarlama hizmeti çerçevesinde üretilen görsel ve yazılı içeriklerin, 2019 yılında gerçekleşen fuarda davacı tarafından kullanıldığını, müvekkili şirket yetkilisi ...'nın davacı şirket bünyesinde 1,5 yıla yakın bir süre kurumsal iletişim ve pazarlama direktörü pozisyonunda çalıştığını, çalıştığı dönemde ... primlerinin eksik gösterilmesine itiraz etmesi sebebiyle oluşan husumet dolayısıyla davacının huzurdaki uyuşmazlığı yarattığını, müvekkili tarafından davacıya verilen hizmet karşılığında 05/04/2019 tarihli, 11.800,00 TL ve 25/02/2019 tarihli, 12.980,00 TL tutarında iki adet fatura düzenlendiğini, davacının ise herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödeme yaptığını, müvekkili şirket yetkilisinin davacı şirket bünyesinde çalıştığı dönemde muhasebe işleri bakımından herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, hizmet alınan şirketlere ödeme yapılmasının muhasebe departmanı tarafından, şirket adına imza yetkisi olan ve ödeme kararı veren yetkilinin onayı ile yapıldığını, bu nedenle şirketin bilgisi dışında ödeme yapılmasından söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince; davacının, davalının sebepsiz olarak zenginleştiğini ispat yükü altında olduğu, dava konusu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından fatura bedellerinin davalıya ödendiği ve davalının davacı yana fatura konusu hizmeti verdiği hususlarının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ...'nın davalı şirket yetkilisi olduğu ve davacı nezdinde bir dönem çalıştığı, davacı tarafından, adı geçenin davacı şirkette ödeme konusunda yetkili olduğunun iddia edilmeyerek davalı olan şirketine ödeme yapılmasını sağladığının beyan edildiği, ancak davacı tacir olarak TTK gereği basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğundan karşılığında mal ve hizmet almadığı faturaları ticari defterlerine kayıt edip ödemesinin kendisinden beklenemeyeceği, kaldı ki içerisinde sektör bilirkişisinin bulunduğu heyetçe düzenlenen rapor ile davalının fatura konusu hizmeti davacıya verdiğinin de tespit edildiği, bu nedenle davacının hizmet almadığı iddiasını ispat edemediği gerekçelerine istinaden davanın ve şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin kurumsal bir yapıya sahip olması nedeniyle tüm iş ve işlemlerin sözleşmeler ile yürütüldüğünü, bu nedenle görsel tasarım işlemleri için sözleşme yapılmaksızın hizmet alınmasının açıkça ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının, üçüncü bir kişinin bile dava sonrası hazırlayabileceği görselleri hizmet verdiği iddiasına dayanak gösterdiğini, davalı şirketin, müvekkili şirketin sosyal medya hesaplarındaki görselleri paylaşarak işbu işlerin kendileri tarafından yapıldığı algısını yaratmaya çalıştığını, bilirkişi tarafından da söz konusu görsellerin davalı yanca düzenlenmiş gibi bir önkabul ile inceleme ve hatalı değerlendirme yapıldığını, davalı tarafından dosyaya sunulan görsellerin iddia edildiği üzere kendileri tarafından tasarlanıp tasarlanmadığı, fuar fotoğraflarından yola çıkılarak işbu davanın açılmasından sonra herhangi bir 3. şahsın da bu içerikleri yapıp yapamayacağı, işbu davanın açılmasından sonra hazırlanabilecek görseller olup olmadığı ve görsellerin davalı tarafından hizmet verildiği hususunda data içerip içermediği yönünden ispata elverişli olup olmadığı hususlarında değerlendirme yapılmadığını, itirazları dikkate alınmadan düzenlenen raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davalının dosyaya sunduğu görsellerin, davalı firma yetkilisi ...'nın müvekkili şirket nezdinde pazarlama ve reklamcılık pozisyonunda çalışmaktayken hazırladığı sunumlar ve müvekkil şirketin bu fuara ilişkin medyada çıkan haberlerinden ibaret olduğunu, bu görseller ile müvekkili şirkete hizmet verildiğinin kanıtlanmadığını, bu görsellerin davalı tarafından hazırlandığına ilişkin olarak herhangi bir belirleyici unsurun olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Davacının, davalı hakkında İstanbul 34. İcra Dairesi Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 24.780,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı, davalı ile bir ticari ilişkisinin bulunmadığını belirterek davalı tarafından düzenlenen "hizmet bedeli" açıklamalı, 05/04/2019 tarihli, 11.800,00 TL ve "ilan ve içerik bedeli" açıklamalı, 27/02/2019 tarihli, 12.980,00 TL bedelli faturaların tarafınca ödendiğinden bahisle sebepsiz zenginleşme kapsamında fatura bedellerinin istirdadına yönelik başlattığı takibe itiraz üzerine işbu davayı açmış olup davalı ise, faturalara konu hizmetin verildiğini savunmuştur.

Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 12/04/2021 tarihli raporda; davacı ve davalının 2019 yıllarına ait ticari defterlerin TTK hükümlerine uygun tutulduğu, davalının, davacıya kestiği 05/04/2019 tarihli, 11.800,00 TL ve 27/02/2019 tarihli, 12.980,00 TL bedelli faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve yapılan ödemeler sonrasında davacının, davalıya herhangi bir borç bakiyesinin kalmadığı, davalının ticari defterlerine göre, davacıdan olan 24.780,00 TL alacağın 2020 yılına devir ettiği, davacının muhasebe kayıtlarında davalıya ödeme olarak yer alan 15/03/2019 tarihinde 7.000,00 TL, 09/04/2019 tarihinde 5.980,00 TL ve 27/05/2019 tarihinde 11.800,00 TL ödemelerin davalının muhasebe kayıtlarında davacının borcundan mahsup edilmediği, ancak davacı tarafından ödemelere ilişkin sunulan dekontlardan davalının fatura bedellerini tahsil ettiğinin anlaşıldığı, ...Tüyap/İstanbul fuarına davacı tarafından katılım sağlandığı, cevap dilekçesi ekinde UYAP'tan sunulan Ek-1'deki 18 sayfalık renkli görsellerde, davacı ürünlerinin prototip model tanıtım fotoğraf ve grafik çalışmalarına ve fuar alanının görsellerine yer verildiği; Ek-2'deki 1-35 sayfalık renkli görsellerde. ... dergisindeki reklamın davacı ile ilgili tanıtımlara, ... dergisinde davacı ile ilgili söyleşilere, çalışmalarına ve ürünlerine ilişkin tanıtımlara ve fotoğraflara yer verildiği, broşür ve katalog çalışmaları yaptığı, sosyal medyada geliştirme çalışmalarında bulunduğu, internet medya gruplarında haber ağırlıklı çalışmalar yaptığı; Ek-3'te 1-24 sayfalık renkli görsellerde, ... fuarındaki ... stand çalışmalarına, stand görsellerine yer verildiği; Ek-4'te 1-7 sayfalık renkli görsellerde, 20-23 January 2020 London fuarındaki davacı stand çalışmalarına, stand görsellerine sosyal medyada da yer verildiğinin görüldüğü, açıklandığı üzere, davalı şirket tarafından yapılan çalışmaların reklam ve pazarlama hizmeti çerçevesindeki görsel ve yazılı içerikleri içerdiği ve fuarda kullanıldığı, davalı tarafından davacıya kesilen faturalar ile uyumlu olduğu ve davalı tarafından davacıya ilgili hizmetlerin verilmiş olabileceği bildirilmiştir.

Bilirkişi heyeti 14/01/2022 tarihli ek raporda, kök rapordaki görüş ve değerlendirmelerinde bir değişiklik olmadığını bildirmiştir.
Uyuşmazlık, davalı tarafından düzenlenen faturalara karşılık davacı tarafından ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sebepsiz zenginleşme, 6098 sayılı TBK'nun 77. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur (TBK.m.77).
Borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir (Yargıtay 3. HD'nin 2025/2540 Esas 2025/5975 Karar sayılı ilamı).
Davacı, düzenlediği faturalara konu hizmeti yerine getirmeyen davalının, taraflarınca yapılan ödeme sebebiyle sebepsiz olarak zenginleştiğini ileri sürdüğüne göre zenginleşmenin haklı ve geçerli bir sebebe dayanmadığını ispat etmesi gerekir."...Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1445 Esas 2018/1438 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, davalı tarafından düzenlenen faturalar her iki tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olup bedelleri de davacı tarafından ödenmiştir. Emsal Yargıtay ilamından da anlaşılacağı üzere, davacı bu faturaları, süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydettiğine göre artık bu faturaların, geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini, dolayısıyla akdi ilişkinin varlığının kanıtlandığını kabul etmek gerekir. Bu durumda davacı, bu faturalar nedeniyle hizmet almadığını, dolayısıyla borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir ise de, davacının bu anlamda ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez. Davacı vekilinin, davalı şirket yetkilisi dava dışı ...'nın müvekkili şirkette çalıştığı dönemde kendi pozisyonunu da kullanarak faturalara konu bedelleri onay almaksızın kendi şirketine ödenmesini sağladığına yönelik soyut nitelikteki iddiasının varlığı da ispata muhtaçtır. O halde dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre iddia edildiği üzere zenginleşmenin haklı ve geçerli bir sebebe dayanmadığı davacı tarafından ispat edilemediğinden mahkemece tesis edilen karar isabetli olmuştur.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/330 Esas, 2022/337 Karar sayılı ve 05/04/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09.04.2026