İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Sözleşmenin Feshi, Menfi-Müspet Zarar, Cezai Şart
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Bodrum Kızılağaç Mevkii ......'nda 19-20-21-22-23 Temmuz tarihlerinde yapılacak 5 günlük etkinlik kapsamında alkollü ve alkolsüz içeceklerin sunumu için sponsorluk sözleşmesinin 13.06.2017 tarihinde akdedildiğini, sözleşme gereği 50.000,00 TL'nin 13.06.2017 tarihinde davalıya ödendiğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak ... ile sponsorluk anlaşması yaptığının öğrenildiğini, sözleşme şartlarına aykırı hareket edildiği için Bakırköy 15. Noterliği'nden 07.07.2017 tarihinde gönderilen ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin davalıya bildirildiğini, sözleşmede özel hüküm bulunması nedeniyle kâr mahrumiyeti bedeli ile cezai şart bedelinin talep edilebileceğini, 30.000 kişinin geleceği ... edildiğinden kişi başı 15,00 TL kâr bırakacağı düşünüldüğünde 450.000,00 TL kâr mahrumiyetinin olacağını, sözleşmenin feshi durumunda taraflar ayrıca kararlaştırmışlarsa sözleşme şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle kaybedilen kâr mahrumiyetinin de talep edilebileceğini belirterek davanın kabulü ile davalı ...'ın hesabına yatırılan 50.000 TL'nin 07.07.2017 tarihli ihtar tarihiden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle iadesine, sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen 200.000 TL cezai şartın 07.07.2017 tarihli ihtar tarihinden itibaren işleyecek faiziyle müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL yoksun kalınan karın 07.07.2017 tarihli ihtar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkemece; tüm dosya kapsamı ve denetime elverişli bilirkişi rapor içeriğine göre; taraflar arasında 13.06.2017 tarihinde, adi yazılı şekilde, Bodrum Kızılağaç Mevkii ......’nda 19-20-21-22-23 Temmuz tarihlerinde yapılacak 5 günlük etkinlikte alkollü ve alkolsüz içecek satışının üstlenileceği, soft ve alkollü içeceklerin ve tütün ürünlerinin satışının yapılacağı, sponsorluk bedelinin yarısının davacıya ait olacağı, en az 30.000 kişinin etkinliğe giriş yapacağının taahhüt edildiği vb. hususlarda karma nitelikte isimsiz sözleşmenin kurulduğu, davacının ön ödeme olarak gönderdiğini iddia ettiği ödemenin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafça davalının ... isimli firma ile alkollü içecek sponsorluğu ile ilgili anlaşma yaptığının kendilerine bildirildiği, bu haliyle davalının sözleşmeye aykırı davrandığı, sözleşmenin noter ihtarnamesi ile fesh edildiği, davalının sözleşmenin 7. maddesine göre kar mahrumiyeti ve cezai şart ödemesi gerektiği ileri sürülmüş ise de bu hususta Anadolu ... .... A.Ş. ye müzekkere yazılarak davalı ile aralarında anlaşma olup olmadığının sorulduğu, cevabi yazıda herhangi bir sözleşme yapılmadığının bildirildiği, bu hali ile davalının sözleşmeye aykırı davranmadığı, davacı tarafça, sonradan ellerine geçen delillerin sunulması konulu beyan dilekçesi ekinde whatsapp yazışmalarına ilişkin ekran görüntüleri sunulmuş ise de yazışmaların dava tarihinden öncesine ait olduğu ve yazışmaların taraflar arasında geçtiği de iddia edildiğinden delillerin sonradan ele geçirilmesi durumunun olmayacağı, dolayısıyla bu durumun HMK 145. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; 13.03.2020 ve 08.02.2021 tarihli dilekçeleri ekinde sundukları taraflar arasındaki yazışmalarda, davalının ... firması ile sponsorluk anlaşması yaptığını ve sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ikrar ettiğini, sunulan yazışmaların iddianın genişletilmesi ve genişletilmesi yasağı kapsamında olmadığı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, mahkemece HMK m. 145 hükmü gereğince sonradan delil göstermelerine izin verilmediği takdirde anılan yazışmaları ıslah haklarını kullanarak sunduklarını mahkemeye bildirmelerine karşın mahkemece "yazışmaların dava tarihinden öncesine ait olduğundan ve taraflar arasında geçtiği de iddia olunduğundan sonradan ele geçirilmesi durumunun olmayacağı, bu durumun HMK 145. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, Yargıtay içtihatlarında benimsendiği üzere mahkemece HMK 145. maddesi kapsamında değerlendirilmediği takdirde dahi ıslahın sonradan delil sunmaya olanak sağlayan bir kurum olduğunu, bu nedenle mahkemenin, 04.06.2021 tarihli dilekçeleri ile ıslah haklarını kullanarak dilekçeleri ekinde sundukları tarafların yaptığı whatsapp yazışmalarını dikkate alarak hüküm kurması gerektiğini, mübrez yazışmalar incelendiğinde taraflar arasındaki yazışmalarda davalının, ... firması ile sponsorluk anlaşması yaptığını ve sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ikrar ettiğini, mahkemenin sunulan delilleri değerlendirerek davanın kabulüne karar vermesi gerekirken davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının yazışmalarda ... ile sponsorluk anlaşması yaptığını ikrar ettiğini, bu yazışmalar dikkate alınmasa dahi davalının sözleşemeye aykırı davranışlarını Bodrum 7. Noterliği kanalıyla gönderdiği ... yevmiye numaralı ihtarname ile kabul ettiğini, nitekim davalıya sözlü olarak sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle sözleşmenin feshedileceğinin bildirilmesi üzerine davalı tarafından gerçek dışı sebepler ileri sürülerek söz konusu ihtarnamenin keşide edildiğini, sözleşmeye uymayacaklarını ikrar ettiklerini, söz konusu ihtarnamenin hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, bu durumun müvekkilince sözleşmede belirtilen tarihlerde yapılması gereken ödemelerin yapılmadığının iddia edilmesinden de açıkça anlaşıldığını, yine söz konusu ihtarnamenin keşide tarihi 05.07.2017 olmasına rağmen, bilirkişinin de tespit ettiği üzere "sözleşme için ön ödeme" açıklamalı 50.000,00 TL tutarındaki dekontun işlem tarihinin 23.06.2017 olduğunu, karşı tarafça sözleşmeden doğan yükümlülükler bu derece ihlal edilmese idi, müvekkilinin kalan ödemeleri de vadesi geldiği anda yükümlülüklerine uyarak ödeyeceğini, öyle ki müvekkili tarafından bundan başka festivalden önce ödenmesi gereken bir bedelin zaten bulunmadığını, müvekkili tarafından festival günü 100.000,00 TL ifa edilereceğini ve kural olarak (karşı tarafça ... edilen durumlar gerçekleştiği takdirde) etkinlik sonunda da 50.000,00 TL ödeme yapılarak tüm yükümlülüklerin gecikmeksizin ifa edileceğini, ancak davalı tarafından yükümlüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle bu durumun gerçekleşmediğini belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;
Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshine bağlı ödenen bedelin iadesi, ceza şart alacağının tahsili ile mahrum kalınan kar kaybının davalıdan tahsiline ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinafa konu uyuşmazlığın; davacı tarafından sonradan dosyaya delil olarak sunulan whatsapp yazışmalarının HMK 145. kapsamında sonradan delil olarak dosyaya sunulup sunulamayacağı; sunulamayacaksa bu delillerin ıslah yoluyla dosyaya sunulup sunulamayacağı, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı ile davacının menfi ve müspet zararlarını, cezai şart bedelini ve kar kaybını davalıdan aynı anda talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
Noterden gönderilen 05.07.2017 tarihli davalı ihtarnamesi incelendiğinde; davalı tarafından sözleşmenin imzalanarak davacıya gönderildiği, ancak davacı tarafından sözleşmenin imzalı örneğinin kendilerine gönderilmediği, davacı tarafından sözleşme maddelerinin yanlış yorumlanması nedeniyle sponsorluk sözleşmelerinin zarara uğratıldığı, yazılı sözleşmede yer almayan konularda sorun çıkartıldığı gibi teklif ve görüşmeler aşmasında da kendilerine davacı tarafından bilgi verilmeden girişimlerde bulunulduğu, davacının festivali ve ortaklık girişimi kötüleyici reklamları nedeniyle de artık sözleşmenin devamının mümkün olmadığı, kaldı ki sözlü görüşmelerde defalarca davacı tarafından sözleşmeye uyulmayacağı ve sözleşmenin feshedildiğinin tekrarlandığı, sözleşmede belirtilen tarihlerde vaadedilen ekstra ödemelerin de kendilerine zamanında ödenmediği, sözleşmenin bu şartlarla kendileri açısından kabul edilmesi mümkün olmayan yükümlülükler getirdiği, sözlü olarak beyan edilen sözleşmeye ek şartların ve sözleşmenin davacı tarafından yorumlanmasının kabul edilemeyeceği, gabin hükümleri gereğince sözleşmenin feshedildiği, gabin hükümleri, sözleşmenin davacıya ilişkin kısımlarının yerine getirilmemesi ve davacı tarafından kendileri aleyhine kötüleyici yorumlar yapılması nedenleriyle sözleşmeyi feshettikleri, kendileri aleyhine yapılan karalayıcı reklamlar ve artık yeni bir sözleşme yapmak için gerekli zamanları kalmaması sebepleriyle uğrayacakları menfi ve müspet zararların davacıdan tahsil edileceği ihtar edilmiştir. İhtarnamenin davacıya tebliğ edildiğine dair bir evraka dosyada rastlanılmamıştır.
Noterden gönderilen 07.07.2017 tarihli davacı ihtarnamesi incelendiğinde; davalı ... ile davacı adına bir kira sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmeye göre yapılacak 5 günlük etkinlik için alkollü ve alkolsüz içecek satışının üstlenildiği, bu sözleşmeye binaen 50.000,00 TL etkinlik başlamadan sözleşmede kararlaştıtıldığı şekliyle ödendiği, ancak davalı tarafça sözleşme şartlarına aykırı hareket edilerek sözleşmede hiç bir şekilde alkollü içecek sponsorluğu alınmayacağı belirtilmesine rağmen davalı tarafça sponsorluk anlaşması yapıldığı, sözleşmenin 4. Ve 7. Maddelerinin açık olduğunu, kendileri tarafından sözleşmenin dürüstlük kuralları çerçevesinde yürürlüğe girmesi için her türlü adımın atıldığı, gereken edimlerin yerine getirildiği, sözleşme bedeli üzerinden 50.000,00 TL nin anlaşıldığı gibi etkinlik tarihinden önce ... adına ... Bankası ... iban nolu hesaba yatırıldığı, ancak davalı tarafından gereken özen gösterilmeyerek sözleşmeye aykırı hareket edildiği, iş bu sözleşmenin şartlarına aykırı hareket edildiği için sözleşmeyi feshetme gereğinin hasıl olduğu, uğradıkları menfi ve müspet zararın karşılanması, ödenen bedelin iadesi ile cezai şartın derhal ve nakden ödenmesi ihtar edilmiştir. Bu ihtarnamenin 10.07.2017 tarihinde davalıya tebliğ edildiği görülmüştür.
Sözleşmenin 2. maddesi: Sözleşmenin Konusu: Bodrum Kızılağaç Mevkii ...Arenasında yapılacak 19-20-21-22-23 Temmuz tarihleri arasında etkinliğinin alkollü ve alkolsüz içecek satışının üstlenilmesidir.
Sözleşmenin 3. maddesi: Sözleşme Bedeli Ve ... Giriş Sayısı; Toplam kira bedeli; 5 günlük etkinlik için asgari 30.000 kişinin giriş yapacağı ... edilerek 200.000 TL olarak anlaşma yapılacaktır.
Kira bedelinin 100.000 TL si etkinlik öncesinde sözleşme sırasında peşin olarak ödenecektir.
50.000 TL etkinliğin başlamasına 10 gün kala (09.07.2017) ödenecektir. Etkinlik sonunda satılan bilet sayısına göre asgari 30.000 kişinin giriş yaptığı tespit edildikten sonra 50.000 TL nakden ödenecektir.
Sözleşmenin 4. maddesi: "Tüm soft içecekler, ylkollü içecekler, sponsor gelirleri (içecek ve tütük ürünlerinin tüm sponsorlukları) kiracıya aittir.Etkinlik alanının içerisinde ve dışarısında kiralayandan başka hiç bir taraf içecek ve tütün ürünü satmayacağını kiralayan taahhüt edecektir. Girişlerde içecek kontrolü yapılacaktır. Kiracının aracı olduğu (içecek ve tütün ürünlerinin dışındaki sponsorluklar için) sponsorluk bedelinin %50 hakkı kiracıya ait olacaktır. İş bu taahhüde aykırı hareket halinde 7. maddedeki cezai müeyyide uygulanacaktır." şeklindedir.
Sözleşmenin 7. maddesi: "Sözleşme imzalandıktan sonra kiralayanın mücbir sebepler (deprem, yangın, terör, sel, savaş haricinde) taahhüdünü yerine getirmediği veya bu sözleşmeye aykırı hareket ettiği takdirde kiracıya uğradığı tüm zararlarla birlikte her hangi bir fahişlik iddiasında bulunmaksızın defaten ve nakten 200.000,00 TL cezai şart ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt etmiştir." şeklindedir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 24.01.2020 tarihli raporda; a-davacı ve davalı arasında davacının yapılacak olan etkinlik kapsamında alkollü ve alkolsüz içeceklerin sunumu, sponsorluk vs. kapsamında davalı ile karşılıklı sözleşme akdedilip akdedilmediği, sözleşme var ise kapsamının ne olduğu hususunda: taraflar arasında 13.06.2017 tarihinde, adi yazılı şekilde, Bodrum Kızılağaç Mevkii ......'nda 19-20-21-22-23 Temmuz tarihlerinde yapılacak 5 günlük etkinliğin alkollü ve alkolsüz içecek satışının üstlenilmesi, soft ve alkollü içeceklerin, tütün ürünlerinin satışının, sponsorluk bedelinin yarısının davacıya ait olacağı, en az 30.000 kişinin etkinliğe giriş yapacağının taahhüt edildiği vb. hususlarda “karma nitelikte isimsiz” sözleşmenin kurulduğu; b-sözleşme kapsamında davacı tarafından 50.000,00 TL ödemenin davalı hesabına yapılıp yapılmadığı hususunda: davacının defterlerinde 50.000 TL nin davalıya ödendiğinin görülmediği, davalının defterleri görülemediğinden davacıdan tahsilat yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, ancak dava dosyasına davacı tarafından sunulu işlem tarihi 23.06.2017 olan ... Bankası dekontundan görüldüğü üzere dava dışı ... tarafından davalının hesabına “sözleşme için ön ödeme” açıklamalı, 50.000,00 TL nin yatırıldığının görüldüğü; c-davalının sözleşme şartlarına aykırı davranarak yükümlülüklerini ihlal edip etmediği, cezai şart (ceza koşulu) ödeme yükümlülüğünün olup olmadığı hususunda: her ne kadar davacı tarafından dosyaya sunulu 07.07.2017 tarihli, ... yevmiye numaralı noter ihtarnamesinde davalının sözleşmeye aykırı olarak başkalarıyla da alkollü içecek bakımından sponsorluk sözleşmesi kurduğu ifade edilmişse de davalının başka kişilerle de alkollü içecek bakımından sponsorluk sözleşmesi kurup kurmadığının ve böylece sözleşmeye aykırı davranışta bulunup bulunmadığının hem dosya kapsamı açısından hem de uzmanlık alanımıza giren bir husus olmadığından anlaşılamadığı, dolayısıyla davalının ceza koşulu (cezai şart) ödeme borcunun da doğup doğmadığının tespit edilemediği; d-davacının kâr kaybı talep edip edemeyeceği, edebileceği takdirde bu miktarın tespiti hususunda: Davacının, taraflar arasındaki sözleşmenin feshini talep ettiği; eğer Sayın Mahkemece sözleşmenin feshine karar verilecek olursa bile davacının bu halde doktrinde ve Yargıtay kararlarında açıkça ifade edildiği üzere olumlu (müspet) zararını değil, ancak olumsuz (menfi) zararını talep edebileceği, davacı, dava dilekçesinin sonuç kısmında “müsbet” zararların tahsilini talep etmişse de bu zarar kaleminin, dönme veya fesih yönündeki bozucu yenilik doğuran hak ile sona erdirilen sözleşmenin varlığı halinde talep edilemeyeceği; kaldı ki davacının HMK m. 194 hükmü gereğince dayandığı vakıayı açık bir şekilde somutlaştırmadığı görüldüğünden dosya kapsamında böyle bir zarar kalemine yönelik hesaplamanın da yapılamadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
1-Yazılı yargılama usulüne tabi davalar bakımından 6100 sayılı HMK m.119/1-f maddesinde davacının talebine esas olan her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, aynı kanunun 126/1-e maddesinde ise davalı bakımından savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin bildirilmesi gerektiği belirtilmiş olup yine aynı kanunun 141. maddesinde davacının, cevaba cevap davalının ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletip değiştirebileceği, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra davacının iddiasını davalının savunmasını genişletip değiştiremeyecekleri belirtilmiştir.HMK m.145 uyarınca davada taraflar kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir. Tarafların HMK'da belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin kurala getirilen istisnanın, dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil bildirmeyen, ön inceleme aşamasında veya çıkarılacak davetiye üzerine delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafın tahkikat aşamasında delil bildirme hakkının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir.Bu kapsamda delilin sonradan sunulması, o delile daha önceden ulaşılamamasına ya da o delilin varlığı hakkında mazur görülebilir bir bilgisizliğe, bir engellemeye vs. dayanıyorsa mümkündür. Tarafın salt ihmâlkârlığı, yeterince araştırmaması, davayı uzatma amacı, davayı önemsememesi, kötüniyeti gibi hususlarla o delili sunmaması hâlinde sonradan delil sunulması kabul edilemez, artık o delilden vazgeçmiş sayılır (Oğuz Atalay, Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.1760).
Nitekim HMK'nın 145. maddesinin gerekçesinde de şöyle denilmektedir: “Uygulamada, davaların uzamasının temel sebeplerinden birinin de gereksiz yere yeni delil sunulması ve bu konuda taraflara verilen sürelere uyulmaması olduğu bilinmektedir. Maddenin ilk fıkrasıyla, Kanunda belirtilen sürelerden sonra, davada yeni delil sunulmasının yasak olduğu kural olarak benimsenmiştir. Fakat iki istisna kabul edilmiştir. Yeni delil sunulması talebi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya delilin süresinde sunulmaması ilgili tarafın kusuru dışında bir sebebe dayanıyorsa, hâkim gerekçesini de belirtmek şartıyla, yeni delil sunulmasına izin verebilir. Bu şekilde delil sunma kuralına istisna getirilmesi, hukukî dinlenme hakkının tabiî bir sonucudur”.Görüldüğü üzere, kanun koyucunun belli şartların varlığı hâlinde taraflara yargılamanın daha sonraki aşamalarında delil ileri sürebilmeleri için istisnai bir düzenleme getirmesinin gerekçesi, adil yargılanma hakkının bir unsurunu oluşturan “hukukî dinlenilme hakkı” dır. (Yılmaz, Ejder: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, 4. Baskı, Ankara 2021, s.3032)
Yapılan bu açıklamalar kapsamında somut olayda, davacı dava ve delil dilekçesinde açıkça dayanmadığı whatsapp yazışmalarını HMK 145. maddesi kapsamında sonradan dosyaya sunamayacağından davacının bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir. (Y. 3. HD. 16.02.2026 tarihli 2025/3711 E. 2026/744 K. Sayılı ilamı)
2-Davacı vekili tarafından 09.03.2021 tarihli duruşmada, ek rapor alınması talebinin reddi üzerine rapor doğrultusunda ıslah dilekçesi ve esasa ilişkin beyan dilekçesi sunulmak üzere süre istenildiği, bunun üzere mahkemece davacı vekiline bu konuda süre verilerek celsenin 04.05.2021 tarihine talik edildiği, daha sonra mahkemece dosya resen ele alınarak 30.04.2021 tarihli ara karar ile pandemi gerekçesiyle bir sonraki celsenin 08.06.2021 tarihine ertelendiği görülmüştür.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 04.06.2021 tarihli dilekçe ile; 13.03.2020 ve 08.02.2021 tarihli dilekçeleri ekinde sunulan yazışmaların (deliller) müvekkilinin kusuru olmaksızın teknik sebeplerle sonradan elde edilmesi nedeniyle bu delillerin HMK 145. madde kapsamında iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında olmadığı ileri sürülmüştür. Davacı vekili tarafından aynı dilekçede, mahkemenin bu konuda aksi kanaatte olması halinde ise, bu yazışmaların ıslah kapsamında dosyaya sunulduğu beyan edilmiştir. Mahkemece, ıslah beyanına yönelik davacının sunduğu bu ıslah dilekçesi ile yeni duruşma gün ve saati davalıya tebliğ edilmeksizin 08.06.2021 tarihli son celse yapılmış, bu celsede davacı vekilince, davalının whatsapp yazışmalarında ... firması ile anlaştığını kabul ettiği ileri sürülerek davanın kabulüne karar verilmesi yönünde talepte bulunulmuş, daha sonra mahkemece yargılamaya son verilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından ıslah yoluyla dosyaya sunulan davalı tarafından davacıya gönderilen 23.06.2017 tarihli whatsapp yazışmasında; "anlaşmanın bozulmasının nedenin davalının anlaşmaya aykırı davranışı olmadığı, Efesle davacıdan önce anlaşma yapıldığı, davacının bildiği üzere ... barlarının kurulumu için anlaşıldığı, davacı işten çekilince zor durumda kaldıkları, çünkü başkası ile görüşmedikleri ve teklifleri geri çevirdikleri, barı yeniden vermek zorunda oldukları, çok az zaman kaldığı" şeklinde mesaj gönderildiği görülmüştür.
Yargıtay 11. HD. 05/12/2016 tarihli 2015/11858 E. 2016/9302 K. Sayılı ilamı;"...Dava, haksız rekabetin tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için ıslah talebinde bulunmuştur. Mahkemece, yeni delil sunmanın ıslaha konu olamayacağından bahisle ıslah talebi reddedilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Taraflarca delil listesinin sunulması işlemi de yargılama usulüyle ilgili bir işlem olup, ıslah ile değiştirilmesi mümkündür. Diğer bir söyleyişle ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E: 1944/10, K: 1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan deliller değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir." şeklindedir.
Yukarıda değinilen Yargıtay ilamı çerçevesinde ıslahla yeni delil sunulabileceğinden Dairemizce ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesi yerinde görülmemiştir.
O halde, mahkemece davacının ıslah talebi kabul edilerek ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edildikten ve davalının ıslaha karşı beyanları alındıktan sonra ıslah dilekçesi ile sonradan sunulan whatsapp yazışmaları da değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Öte yandan, mahkemece, davacı tarafından dosyaya delil olarak sunulan 23.06.2017 tarihli ... Bankasına ait ödeme dekontuna göre dava dışı ... tarafından davalının hesabına yapılan “Sözleşme İçin Ön Ödeme” açıklamalı 50.000,00 TL bedelli ödemenin davacı tarafından davalıdan iadesinin istenilip istenilemeyeceğinin karar yerinde tartışılmaması da yerinde olmamıştır.
3-Davacının sözleşmenin feshinde haklı olup olmadığı ile menfi zararını, kar kaybını ve cezai şart bedelini davalıdan aynı anda talep edip edemeyeceği yönlerindeki istinaf sebepleri, kaldırma ilamı içeriğine göre şimdilik incelenmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/856 Esas, 2021/627 Karar sayılı ve 08/06/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/04/2026