TAZMİNAT (ÖZEL SİGORTA SÖZLEŞMESİNDENKAYNAKLANAN)

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesi ile; ... ilçesi ... ada 255 sayılı parselde yapılacak inşaat ile ilgili .... AŞ ile müvekkili sigorta şirketi arasında ... Poliçesi düzenlendiğini, 05.08.2016 tarihinde inşaat şantiyesi içerisinde hırsızlık olayı meydana geldiğini ve şantiye alanındaki kabloların çalındığını, hırsızlık olayı nedeniyle meydana gelen 25.902,36 TL tutarındaki hasar tazminatının 06.03.2017 tarihinde sigortalıya ödediklerini, ana yüklenici .... AŞ'nin şantiyenin korunması ve güvenliğinin sağlanması hususunda davalı şirket ile anlaşma yaptığını, ekspertiz raporuna göre olayın olduğu esnada şantiyenin kapısında görevli olan güvenlik personelinin görev yerini terk ettiğini ve güvenlik kameraları kayıtlarının hiçbirisinde bir güvenlik görevlisinin görülmediğini, şantiye alanına araçla giren faillerin güvenlik görevlileri ile karşılaşmadan kabloları aracı yükleyerek götürdüklerini, bu nedenle şantiyeyi korumakla görevli bulunan davalı şirketin hırsızlık olayında ağır ihmalinin bulunduğunu ileri sürerek 25.902,36 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında; alacağın zamanaşımına uğradığını, güvenlik hizmet sözleşmesinde hırsızlık olayından sorumlu olacaklarına dair bir hükme yer verilmediğini, 05.08.2016 tarihinde gerçekleşen hırsızlık olayından sonra müvekkili şirket ile yüklenici .... AŞ arasında 30.09.2016 tarihli ibraname imzalandığını, ibraname ile müvekkili şirketin edimini ifası sırasında herhangi bir kusurunun bulunmadığı, görevini tam ve eksiksiz yerine getirdiği ve tarafların güvenlik hizmet sözleşmesi çerçevesinde hiçbir hak ve alacağının kalmadığı kabul edilerek tarafların birbirlerini ibra ettiğini, davacının sigortalısı müvekkilini kusurlu bulmazken, davacı sigorta şirketinin müvekkiline hizmet kusuru atfetmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketten sadece tadilatı bitmiş şantiye kapısında güvenlik personeli bulundurulması talep edildiğini, tadilat yapılan kapıda güvenlik personeli bulundurma zorunlulukları bulunmadığından, davacının güvenlik personelinin güvenlik yerini terk ettiği iddiasının yersiz olduğunu, güvenlik sözleşmesinde sadece 2 kapı güvenlik personeli olarak hizmet verilmesinin kararlaştırıldığını, şantiyede devriye görevleri bulunmayıp, 2 güvenlik görevlisiyle hem kapı güvenliğinin sağlanması, hem de şantiye alanında devriye gezilmesinin mümkün olmayacağını, sözleşmenin 3.7 maddesi gereği ilave işgücü talep etmesi mümkün olan .... AŞ'nin maliyet artacağı için şantiyenin henüz yapım aşamasında olan kapısı için personel talep etmediğini, bu nedenle olayda kusurlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; 23.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı güvenlik şirketinin koruma ve güvenlik hizmetini üstlendiği şantiye alanında 05.08.2016 tarihinde gerçekleşen hırsızlık olayında; şantiye alanın risk analizini yapmaması, personel eksikliğinin yanında sözleşme 3.7. maddesi gereğince, dava dışı Metiner Yapı'dan ilave işgücü talep ettiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmaması, sorumluluğunu üstlendiği inşaat alanında çalıştırdığı personelini görev alanının risklerine göre eğitmemesi, görevli personelin zorunlu ihtiyaç nedeniyle şantiye kapısındaki görev yerini terk etmesi nederiyle %50 oranında kusurlu olduğu; dava dışı yüklenici .... A.Ş'nin şantiye alanının risk analizini yaptırmaması, sözleşme 3.7. maddesi gereği davalı güvenlik şirketi tarafından ilave işgücü talep edildiğine dair bir bilgi ve belge bulunmasa da şantiye alanında yeteri kadar personel çalıştırmaması, ... (kapalı devre televizyon sistemi)’nin kurulması ve 24 saat süre ile devamlı güvenlik personeli tarafından izlenmesi ilgili tedbiri almaması, denetim ve kontrol görevini eksik yapması nedeniyle %50 oranında kusurlu olduğu; ancak TBK'nın 61. maddesine göre, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile 25.902,00 TL'nin 06/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davanın .... A.Ş'ye ihbarını talep etmelerine rağmen ihbar edilmeksizin hüküm kurulduğunu, müvekkilinin ödeyeceği tazminatı anılan şirkete rücu hakkı bulunduğundan ihbar yapılmaksızın karar verilmesinin savunma hakkının ihlali olduğunu, çalınan malların sigortalı .... AŞ'ne değil, ana yüklenici .... A.Ş'ye ait olduğunu, herhangi bir zararı bulunmayan sigortalıya teminat dışı ödeme yapıldığını, hernekadar .... A.Ş'nin muvaffakati ile sigortalıya ödeme yapılmışsa da, .... A.Ş'nin müvekkili şirketi ibra ettiğini, müvekkili şirketin hırsızlık olayında kusuru bulunmadığını, müvekkilinin sadece tadilatı bitmiş kapıda güvenlik hizmeti verdiğini, hırsızlığın tadilat aşamasında olan kapının bulunduğu yerden yapıldığını, müvekkilinin bu alanda güvenlik görevlisi bulundurma zorunluluğu bulunmadığı gibi devriye görevi de bulunmadığını, alacağa avans faizi uygulanmasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, hırsızlık sonucu oluşan zarar nedeniyle sigortalıya ödenen sigorta tazminatının hasar sorumlusu olduğu ileri sürülen davalı güvenlik şirketinden rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, hırsızlığın meydana gelmesinde yüklenici ile davalı güvenlik şirketinin kusurlu olduğu, sigortalının kusurunun bulunmadığı, yüklenici ve davalının zarardan müteselsil sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.
Şantiye alanında yaşanacak hırsızlık rizikosu için de teminat sağlayan ... Poliçesinde sigortalının .... AŞ olduğu, sigortalı ile .... A.Ş arasında konut blokları ve otoparkların anahtar teslim kaba yapı ve ince yapı, cephe, elektrik-mekanik tesisat, çevre düzenlemesi ve peyzaj işleri yapımına dair sözleşme düzenlendiği, .... A.Ş ile davalı güvenlik şirketi arasında şantiye alanının güvenlik hizmeti için sözleşme düzenlendiği anlaşılmaktadır. 05.08.2016 tarihinde inşaat şantiyesi içerisinde hırsızlık olayı meydana gelmiş olup, davacı sigortacı, .... A.Ş'nin muvaffakati ile sigortalı .... AŞ'ye sigorta tazminatı ödemiş, sigortalı alacak ve dava haklarını davacı sigorta şirketine temlik etmiştir.
Ekspertiz raporu ile 16.07.2019 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre, sigortalı dışında projede görev alan yüklenici veye alt yüklenicilerin poliçede sigortalı olarak yer almadığı, hırsızlığa konu malların .... A.Ş'ye ait olduğu ve sigortalı kıymet olmadığı anlaşılmaktadır. Hernekadar davacı sigorta şirketi .... A.Ş'nin muvaffakati ile sigortalıya hasar tazminatı ödemiş ve sigortalı da alacak hakkını davacı sigorta şirketine temlik etmişse de, herhangi bir zararı bulunmayan sigortalının tazminat hakkı olmayacağından, tazminatı hakkına ilişkin talep hakkını davacı sigortacıya devretmesine sonuç bağlanması mümkün değildir. Davacının talep hakkı bulunduğu kabul edilse dahi, hırsızlığın gerçekleşmesinden sonra yüklenici .... A.Ş ile davalı güvenlik şirketi arasında yapılan 30.09.2016 tarihli ibranamede yüklenici şirket sözleşmenin uygulanması ve feshi nedeni ile ortaya çıkabilecek tüm maddi ve manevi tazminat hakkından feragat etmiş ve yüklenici ve güvenlik şirketi birbirlerini ibra etmişlerdir. Yüklenici şirket sözleşmenin uygulanmasından doğan tazminat hakkından feragat ettiğine göre, davalı güvenlik şirketinin tazminattan sorumlu tutulması da doğru değildir. Hal böyle olunca mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabul edilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1.b.2 bedi uyarınca yeniden esas hakkında davanın reddine (miktar itibariyle kesin olmak üzere) karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/781 Esas, 2021/1255 Karar sayılı ve 18/11/2021 tarihli kararının HMK'nın 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,

2-a)Davanın REDDİNE,
b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 442,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 289,65 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
c)Davacı tarafından yatırılan harçların ve yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
d)Davalı tarafından yapılan 2.434,30 TL. yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
e)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 25.902,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

İstinaf Giderleri Yönünden;

3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 442,34 TL harcın mahsubu ile bakiye 289,66‬ TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

4-Davalı tarafından yatırılan 442,34 TL istinaf karar harcı, 220,70 TL istinaf başvurma harcı ile 83,10 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 746,14 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

5-Karar kesinleştiğinde HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının taraflara İADESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-2 bendi ile aynı kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/04/2026