İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 01.11.2015 tarihli sözleşme gereği müvekkilinin, davalının ulusal radyolar ve yerel medyada yer alan kuşak reklam ve yerel medya reklam kullanımını sağladığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 2020 yılına kadar sorunsuz şekilde uygulanarak tarafların sözleşmeden kaynaklanan edimlerini karşılıklı olarak yerine getirdiklerini, müvekkilinin 2020 yılında da sözleşme konusunu oluşturan hizmetini yerine getirdiğini, bu hizmeti karşılığında çeşitli faturalar düzenlediğini, müvekkilinin hizmetini eksiksiz olarak yerine getirdiğinin taraflar arasındaki elektronik ortamda yapılan e-mail yazışmalarıyla sabit olduğunu, müvekkili tarafından 2020 yılında verilen her hizmetin onayının davalıdan alındığını ve bu onay doğrultusunda fatura tanzim edildiğini, ancak davalının sözleşmeden kaynaklanan hizmeti almasına ve fatura onayı vermesine rağmen ödemelerini aksattığını ve temerrüde düştüğünü, bunun üzerine davalı borçlu aleyhine temerrüde düştüğü fatura bedellerinin tahsili için İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, davalı takibe haksız yere itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek davalının İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasındaki takibe asıl alacak yönünden yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 01.11.2015 tarihli sözleşme ile radyolarda ve yerel medyada yer alan kuşak reklam ve yerel medya reklam kullanımı için sözleşme imzalandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.2. Maddesinin "..., Ulusal ve İstanbul Yerel kampanyalarında anlaşılan kanallar üzerinden yılın son ayında toplam kullanılan Ulusal ve İstanbul Yerel radyoların kullanımları hesaplanarak belirli oranlar ile ... ödemesi yapacağı kabul, beyan ve taahhüt eder. Ristrun ödemesi sadece Ulusal ve İstanbul Radyolarını kapsamaktadır. ... oranları ... grubu (...) ve ... (...) radyoları için o 13 ..., bunun dışında kullanılan tüm Ulusal ve İstanbul Yerel radyoları için e 17 ... vermeyi kabul, beyan ve taahhüt eder." şeklinde olduğu, davacı tarafın sözleşme gereği 2020 yılı için ödemesi gereken risturm ödemelerini yapmadığını, bu nedenle müvekkili tarafından davacıdan olan ... ödemeleri belirlenerek kendilerine fatura kesildiğini, davacının müvekkilinden olan alacağından ... ödeme bedellerinin mahsup edildiğini, ancak davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkiline iade faturası kesildiğini, müvekkili şirket tarafından süresinde iade kesilen bu faturalara itiraz edildiğini, akabinde davacı tarafından cari hesap alacağına dayalı icra takibi başlatıldığını, yapılan mahsup işlemi dikkate alındığında davacının herhangi bir alacağı kalmadığından müvekkili tarafından icra takibine haklı olarak itiraz edildiğini, davacının müvekkilinden her hangi bir alacağının kalmadığını belirterek davanın reddini ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.

Mahkemece; bilirkişi raporunda davacı ve davalının 2015-2016-2017-2018-2019-2020 dönemleri yasal ticari defterlerinin 6102 T.T.K. ve 213 sayılı V.U.K.'nun ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun esaslarda tutuldukları, açılış kapanış tasdiklerinin kanuni sürelerinde yapılmış onaylı oldukları, davacının incelenen ticari defter kayıtlarında davalı adına düzenlenmiş faturalar ile davalıdan yapılmış tahsilatların kayıt edildiği, kayıtlarla örtüşen muavin defter bakiyesinin davalı aleyhine 101.749,90 TL borç bakiyesi verdiği, davalının incelenen ticari defter kayıtlarında davacının düzenlemiş olduğu faturalar ve davacıya yapılmış ödemelerin kayıt edildiği, kayıtlarla örtüşen muavin defter bakiyesinin davacı lehine 14.564,42 TL alacak bakiyesi verdiği, davacının davalıya düzenlediği faturaların 2015-2016-2017- 2018-2019-2020 yılları dönemlerine ilişkin olduğu; davacının söz konusu dönemde mükellefi bulunduğu Mecidiyeköy Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne Form BS ile bildirimde bulunduğu, mahkemece celp edilen vergi dairesinden gelen beyanla örtüştüğü, mahkemenin davalı ... ....... A.Ş.'nin mükellefi olduğu Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden celp ettirilen beyanının da davacı beyanıyla örtüştüğü, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı ... ....... A.Ş. tarafından davacı .... .... A.Ş. adına kesilen 16-02-2021 tarihli 87.185,48 TL tutarlı “2020 yılı ... bedeli” faturasından kaynaklandığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5.3. Maddesi “..., o yıl içerisindeki gerçekleştirdiği kampanyaların ... faturalarının tamamının yılın son ayı olan Aralık ayına fatura etmeyi kabul ve taahhüt eder. ... fatura ettiği ... bütçesini de ...'ın yeni yılda yapacağı ilk kampayanın bütçesinden düşürülecektir.” şeklinde düzenlenmekle sözleşmenin 5.2 maddesinde belirlenen ... bedeli talebinin bir koşula bağlandığı, buna göre davalı şirketin sözleşmenin 5.3 maddesinde ... bedelini ilgili yılın son ayı olan Aralık ayında fatura etmeyi kabul ettiği, Sözleşmenin 5.3 maddesine göre Aralık ayında ... faturasının kesilmediği, Ocak ayında kesildiği, davalı vekilince yıl sonu kapanış döneminde davalı şirket yoğun olduğundan ilgili faturanın ocak ayında kesilebildiği bildirilmişse de, taraflar tacir olup öncelikle basiretli davranma yükümlülüğü olduğundan ayrıca sözleşmeye bağlılık, ahde vefa ilkesi ve tarafları bağlayan sözleşmenin 5.3.maddesi hükmü karşısında davalı tarafça düzenlenen 2020 ... bedeline ilişkin 16.01.2021 tarihli 87.185,48 TL'nin sözleşmenin 5.3. Maddesine aykırı olarak düzenlendiği, davacının alacağının 101.749,90 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 101.749,90 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16,75 oranında ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, alacak likit olmakla hüküm altına alınan 101.749,90 TL nin %20 si oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacı tarafın Sözleşme gereği 2020 yılı için ödemesi gereken ... ödemelerini yapmadığından müvekkili tarafından davacıdan olan ... ödemeleri belirlenerek kendilerine fatura kesildiğini, davacının Müvekkilinden olan alacağından mahsup edildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmede ilgili faturanın Aralık ayında kesilmediği taktirde alacaktan vazgeçilmiş olduğuna dair bir ibarenin bulunmadığını, ayrıca işbu faturaların kesilmiş olduğu dönemin yıl sonu kapanış dönemi olduğunu, seksen yılı aşkın süredir faaliyet gösteren şirketin bu dönemde yüksek bir yoğunluğa sahip olduğunu, şirketin muhasebe departmanının mizanı kapatması gerektiğini ve bağımsız denetim raporu için denetçiye ibraz etmesi gerektiğini, bu nedenle müvekkilinin önceliği mizanı kapatmaya aldığını, bu yoğunluktan faturaların sıraya alınarak kesildiğini, bu sebeple ilgili faturanın ocak ayında kesildiğini, ticari hayatta yaşanabilecek olağan bir gecikme olmasına rağmen tek başına bu nedenle kestikleri faturanın sözleşmeye aykırı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, faturanın sonradan kesilmiş olmasının faturadaki alacak hakkından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini ve değerledirme dışı olacağı anlamına gelmeyeceğini, öte yandan 09.05.2022 tarihinde uyaptan sundukları mazeret dilekçesinde de görüleceği üzere aynı gün İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/399 E. Sayılı dosyasının duruşması olması sebebiyle mazeret bildirdiklerini, ancak Mahkemece bu mazeret dikkate alınmayarak ve duruşma ertelenmeyerek yokluklarında karar verildiğini, haklı mazeretlerinin dikkate alınmayarak yoklukta karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

Dava, sözleşmeye dayalı cari hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.

İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında asıl alacak 101.749,90 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının borca ve ferilerine karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye dosyada rastlanmadığı, buna göre davanın, İİK.67/1 maddesi gereğinçe bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinafa konu uyuşmazlık; davalı tarafından sözleşmenin 5.2 ve 5.3 hükmü gereğince düzenlenen return bedelinin davacı alacağından mahsup edilmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 01/02/2021 tarihli raporda; davacı ve davalı arasında akdedilmiş sözleşmenin 5.3 maddesinde davalının davacıya yılın son ayı olan Aralık ayında ... faturası kesileceğinin belirtildiği, ancak davalı tarafından davacı adına düzenlenen 87.185,48 TL tutarlı ... faturasının 2021 yılında düzenlendiği ve bunun sözleşmeye aykırı düştüğü gerekçesiyle davacı tarafından kayıt altına alınmadığı, taraflar arasındaki C/H farkının bu faturadan kaynaklandığı, davacının davalıdan 101.749,90 TL alacağı olduğu, bu durumun davacının ticari defter kayıtları ve oluşan muavin defter hesap hareketleri ve bakiyesinden tespit edildiği, davalının davacıya 14.564,42 TL borcu olduğu, bu durumun davalının ticar defter kayıtları ve oluşan muavin defter hesap hareketleri ve bakiyesinden tespit edildiği, davalı tarafından davacı adına düzenlenmiş ve taraflar arasında farkı oluşturan 2020 ... bedeline ilişkin 16.01.2021 tarihli 87.185,48 TL tutarlı fatura; Sayın Mahkeme tarafından, sözleşmenin 5.3. maddesine aykırı olarak ve dikkate alınmaması gerektiği şeklinde davacı lehine değerlendirilmesi (yorumlanması) durumunda, davacı tarafın alacağının 101.749,90 TL olacağı; aksi durumda 87.185,48 TL faturanın sözleşmenin 5.3. maddesine aykırı olarak düzenlense bile geçerli olduğu ve davalının söz konusu alacağı hak ettiği ve dolayısıyla takas / mahsup edebileceği şeklinde davalı lehine değerlendirilmesi (yorumlanması) durumunda, davacının alacağının 14.564,42 TL olacağı, 87.185448 TL tutarlı faturanın Sayın Mahkeme tarafından değerlendirildikten sonra, davacı lehine oluşacak bakiye için, taraflar tacir olduklarından 3095/2 sayılı yasaya istinaden, takip tarihinden başlamak üzere % 16,75 ve değişen oranlarda avans faizinin uygulanması gerekeceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Sözleşmenin 5.2. maddesi: "..., Ulusal ve İstanbul Yerel kampanyalarında anlaşılan kanallar üzerinden yılın son ayında toplam kullanılan Ulusal ve İstanbul Yerel radyoların kullanımları hesaplanarak belirli oranlar ile ... ödemesi yapacağı kabul, beyan ve taahhüt eder. ... ödemesi sadece Ulusal ve İstanbul Radyolarını kapsamaktadır. ... oranları ... grubu (...) ve ... (...) radyoları için %13 ..., bunun dışında kullanılan tüm Ulusal ve İstanbul Yerel radyoları için %17 ... vermeyi kabul, beyan ve taahhüt eder."
Sözleşmenin 5.3. maddesi: “..., o yıl içerisindeki gerçekleştirdiği kampanyaların ... faturalarının tamamının yılın son ayı olan Aralık ayına fatura etmeyi kabul ve taahhüt eder. ... fatura ettiği ... bütçesini de ...'ın yeni yılda yapacağı ilk kampayanın bütçesinden düşürülecektir.” şeklindedir.
"...Sözleşmenin tarafları aynı sözleşmeden doğan alacaklarını, açılan davada mahsup itirazı olarak ileri sürebilecekleri gibi ayrı dava yoluyla da isteyebilirler. Mahsup itirazında bulunabilmek için cevap süresi içerisinde ileri sürülmesi zorunlu olmadığı gibi karşı dava açılarak talep edilmesi de zorunlu değildir. Mahsup talebi itiraz niteliğinde olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mevcut delillere göre anlaşılması halinde mahkemece de kendiliğinden gözetilir. Somut olayda, davalı işsahibi cevap dilekçesi ile Kars Belediye Başkanlığı Fen İşleri Müdürlüğünün 05.12.2011 tarihli yazısında yüklenicinin heykeltıraş bulundurmadığından bahisle 110.900,00 TL para cezası kesildiğinden borçlu olduğu dikkate alınarak davanın reddini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalının bu savunması, mahsup itirazı niteliğindedir..." (Yargıtay 6 HD'nin 2021/2944 Esas 2022/856 Karar sayılı ilamı).
Mahsup ise bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir. Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. Bası, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından re’sen nazara alınır. Sonuç itibariyle takas ve mahsup farklı kavramlardır. Takasta karşılıklı aynı cins muaccel alacak ve borç söz konusu olduğu hâlde mahsupta karşılıklı birer alacak söz konusu değildir. Mahsup, bir alacaktan (zararlı olayın zarar görene sağladığı diğer faydalar, giderlerdeki tasarruflar gibi) bazı kalemlerin düşülmesine izin veren bir sayışma işlemidir. Mahsupta mahsup hakkına sahip olan taraf bu hakkını karşı taraf alacağını kendisinden istemedikçe ileri süremez (Uygur, s. 940). (Yargıtay HGK'nın 2021/9-156 Esas 2022/1321 Karar sayılı ilamı). Mahsup işlemi için karşılıklı haklar arasında sıkı bir bağlantı bulunması zorunluluktur ve mahsup talebi savunmanın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın her aşamasında ileri sürülebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/3507 Esas 2023/7688 Karar sayılı ilamı). Ayrıca mahsup savunmasının hakim tarafından resen nazara alınması da gerekmektedir.
"...Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1445 Esas 2018/1438 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, bilirkişi incelemesinde davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilen faturaların davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, BA formu ile ilgili vergi dairesine bildirildiği tespit edilmekle davalının faturalara konu hizmeti aldığı ispatlanmıştır. Artık davalının bu faturalar nedeniyle hizmet almadığını, dolayısıyla borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Dolayısıyla mahkemenin davacının davalıdan 101.749,90 TL alacağı olduğu yönündeki tespiti yerindedir. Ancak davalı tarafından cevap dilekçesinde, davalı tarafından davacı adına düzenlenen ve taraflar arasında hesap farkını oluşturan 2020 ... bedeline ilişkin 16.01.2021 tarihli 87.185,48 TL tutarlı fatura bedelinin davacı alacağından mahsup edilmesi talebinde bulunulmuştur. Mahsup talebi itiraz niteliğinde olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi, mevcut delillere göre anlaşılması halinde mahkemece de kendiliğinden gözetilir. Dosya kapsamında, 2020 ... bedeline ilişkin 16.01.2021 tarihli 87.185,48 TL tutarlı fatura her ne kadar davacı tarafça sözleşmede belirtilen süreden sonra düzenlendiği gerekçesiyle davalıya iade edilmiş ise de, bu fatura bedeline davalı tarafça açıkça itiraz edilmediğinden sözleşmeye dayalı davalı alacağı zamanaşımı süresinde her zaman talep edilebileceğinden bu bedelin davacı alacağından mahsup edilmesi gerekir. Bu belirlemelere göre, davacının davalıdan 14.564,42 TL alacaklı olduğu tespit edilmekle davalının istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmakla davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile takibin 14.564,42 TL üzerinden devamına, asıl alacak 14.564,42 TL ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likid ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak miktarının %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı takip yapmakta haksız ve kötüniyetli olmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/219 Esas, 2022/365 Karar sayılı ve 10/05/2022 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,

2-a)Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki takibe itirazının iptali ile takibin 14.564,42 TL üzerinden DEVAMINA, asıl alacak 14.564,42 TL ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
b)Alacak likid ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak miktarının %20 si oranındaki 2.912,88 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c)Davacı takip yapmakta haksız ve kötüniyetli olmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE,
d)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 994,89 TL harçtan davacı tarafından başlangıçta peşin olarak yatırılan 1.228,89 TL harcın mahsubu ile bakiye 233,99 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
e)Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı ile 994,89 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.054,19 TL nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
f)Davacı tarafından yapılan 3.250,00 TL bilirkişi ücreti, tebligat ve posta masrafı yargılama giderinden kabul-red oranına göre hesaplanan 465,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
g)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
ğ)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 14.564,42 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
h)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

İstinaf Giderleri Yönünden

3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.737,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.005,64 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,

4-Davalı tarafından karşılanan 220,25 TL istinaf yargılama giderleri ile 952,70 TL istinaf başvuru ve karar harcı olmak üzere toplam 1.172,95 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/04/2026