İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NİN
BİRLEŞEN 2019/565 ESAS SAYILI DOSYASI

Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı-borçlu arasında imzalanan 01.09.2016 tarihli eser sözleşmesi gereğince ticari ilişki kurulduğunu, müvekkili şirketin davalı/borçludan, sözleşmeden kaynaklanan gecikme cezası nedeni ile alacaklı durumda olduğunu, bu nedenle İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun takibe itiraz ettiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3. maddesinde, işin süresinin 10 ay olarak belirlendiğini, 10 ayın sonunda asansörlerin işler vaziyette teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, aynı madde gereğince gecikilen her gün için günlük 400 TL. ceza ödemeyi yüklenici davalı/borçlunun kabul ettiğini, sözleşmenin imzalandığı tarihin 01.09.2016 olduğunu, teknik detayların da sözleşme metninin bir parçası eki olarak aynı tarihte imzalandığını, davalı/borçlunun müvekkili ile akdetmiş olduğu sözleşme gereğince ifa etmeyi taahhüt ettiği işleri taahhüt ettiği sürelerde ifa etmediği, müvekkili tarafından yapılan tüm uyarılara rağmen edimlerini ifada gecikmiş olduğunu, sözleşme gereğince müvekkilinin davalıdan gecikme cezası talep etme hakkı mevcut olduğunu, buna göre düzenlenmiş olan fatura dayanak gösterilerek başlatılmış olan icra takibine davalı tarafından yapılmış olan itirazın da tamamen kötüniyetli ve takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu, İstanbul 18. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile 36.000 TL. üzerinden iptalini, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

II. ASIL DAVA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davacı arasında; İstanbul Kartal’da bulunan ... projesi inşaatında tesis edilecek 5 adet asansörün imal ve temin edilerek montajının yapılması ve çalışır durumda teslimi için 01.09.2016 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme hükümlerinden de anlaşıldığı üzere, 12. maddede yer alan inşaat, elektrik çelik kat, kapı cepheleri işleri ve emniyet ve diğer hususlara ilişkin işlemleri işverenin zaman kaybına sebep vermeden tamamlamak zorunda olduğunu, bu işlerin geç yapılmasından doğan gecikme sürelerinin teslim tarihine ekleneceğini, sözleşme çerçevesinde davacı şirketçe gecikmeye mahal verilmeksizin yapılması taahhüt edilen işlerde ciddi gecikmeler yaşandığını, asansör kuyularının sözleşmenin imzalanmasından 11 – 14 ay sonra teslim edildiğini, müvekkili şirketin sözleşme imzalandıktan sonra 1 yıl ifadan kaçınmasının imkansız olduğunu, davacı şirketin kuyu teslim tarihlerini müvekkili şirkete bildirmesinden sonra montaj ve iş programının davacı şirkete mail yoluyla gönderildiğini, davacının kendisinden kaynaklanan gecikmeleri müvekkili şirkete yüklemeye çalıştığını, gecikmenin sadece müvekkilden kaynaklanıyormuş gibi davranarak cezai şart karşılığı 36.000,00 TL fatura kestiğini, davacı şirketin müvekkile ceza faturayı kestiği tarihte henüz 2 adet asansörün kuyu teslimini gerçekleştirmediğini, buradan bile davacı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği ve gecikmeye sebebiyet verdiğinin kolayca anlaşıldığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacı taraf yükletilmesini talep etmiştir.

III. BİRLEŞEN DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında 01/09/2016 tarihinde imzalanan asansör sözleşmesi gereği üzerine düşen yükümlülükleri zamanında yaptığını, sözleşme kapsamında davalı şirkette itfaiyeci asansörün kabin kasedi süs kapağının değişimi için fiyat teklifinde bulunulduğunu ve onay alınarak söz konusu parçanın değiştirildiğini, müvekkili şirketin ödenmeyen bedelin tahsili amacıyla davalı şirkete karşı İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, bu nedenlerle haksız ve kötü niyetli yapılan icra takibinin devam etmesini, alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.

IV. BİRLEŞEN DAVA CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı şirket arasında 01.09.2016 tarihli eser sözleşmesi gereğince ticari ilişki kurulduğunu, bu eser sözleşmesinin konusunun İstanbul Kartal'da bulunan ...'nin belediyeden ve diğer resmi kurumlardan projesi onaylanmış olan inşaatında tesis edilecek 5 adet asansörün sözleşme ekinde belirtilen teknik özelliklere göre imal ve temini ile montajının yapılması ve çalışır durumda müvekkili şirkete teslimi olduğunu, sözleşme ile davacı taraf, asansörleri sözleşmeye ve onaylı projeye uygun şekilde yapmayı üstlendiğini, sözleşmede ana bina denilen blokta 4 adet asansör bulunduğunu, 5. asansörün ise B blokta bulunduğunu, davacı tarafın projeye tamamen aykırı olarak 0. kat olan ofis katını, asansörün panosunda çıkış katı olarak gösterdiğini, oysa ki yangın çıkış katının -1 olduğunu, müvekkilinin tüm inşaatın teslim tarihi çok yaklaşmışken ve asansörler için yeşil etiket almak üzere ilgili makamın kontrol tarihi yaklaşmışken davacı şirketin bu hatasının fark edildiğini, davacı tarafın bu hatasının düzeltilmesini kendisinden talep edildiğini, davacı tarafın yangın asansörünü projeye uygun yapmamasının bedelini müvekkile yansıttığını, davacı tarafın müvekkili adına 21/01/2019 tarih, Seri No: ... olan KDV dahil 9.343,29 TL bedelli,'' kabin kasedi süs kapağı değişimi'' açıklamalı fatura tanzim edip gönderdiğini, müvekkilinin bu faturayı TTK hükümlerine uygun olarak yasal süresi içerisinde, Kartal 13. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 01/02/2019 tarihli ihtarnamesi ile davacı şirkete iade ettiğini, müvekkilinin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını beyan ederek davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılma giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle, 23/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu asansör sözleşmesinin 3. maddesinde belirtildiği gibi her ne kadar asansörlerin tamamlanması için verilen süre sözleşmenin imzalanması ve ödemenin yapılmasına müteakip başlatılmaktaysa da fiili uygulamada şaft ve elektrik imalatları yapılmadan davalı-davacı yüklenicinin teknik açıdan çalışmaya başlaması ve asansörleri montajını tamamlayarak geçici kabulü hazır hale getirmesinin mümkün olmayacağının belirtildiği, davacının, davalı asansör şirketine şaftları bazı eksikliklerle farklı tarihlerde şaft teslim tutanakları ile teslim ettiği, davalının şaftları teslim aldıktan kısa bir süre sonra imal ve montjları yaptığı, geçici teslimi gerçekleştirdiği raporda tespit edildiği, bu bağlamda, davalının temerrüdünün söz konusu olmadığı, davacının yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemesinden kaynaklanan bir gecikmenin olduğu, davacının gecikme ceza bedeli talep etmekte haklı olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar verildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin kapsamında olan kabin içi panoların (kaset kapaklarının) takılması ve bu panolarda çıkış katının (kabin kasedi süs kapağında) yangın çıkışı atmosfer çıkışlarını gösteren tuşun etrafına uyarıcı renkte yeşil şerit koyulması mecburiyeti olduğu, bu hususların sözleşme kapsamında olduğu ve davacı tarafın da asansör projesini binaya ait projelere göre çizmesi gerektiği göz önüne alındığında asansör panosunda yangın çıkış katının -1 olduğunu göstermesi gerektiği, birleşen davanın davacısının kabin içine taktığı panoda hatalı olarak yangın çıkışı atmosfer çıkışlarının 0. kat olarak gösterildiği ve bu hatanın düzeltilmesinden de davacı asansör firmasının sorumlu olacağı, dolayısıyla davalının sözleşme bedeline ek olarak talep edilen düzeltmeye ilişkin bu bedelden sorumlu olmayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, asansör kuyularının binaların temeli dökülürken zaten temel ile birlikte döküldüğü, bu bakımdan temele döküm yapılması ile kuyuların hazır edilmiş olduğunun tartışmasız olduğu, yerel mahkeme iş bu kararında müvekkilin ön hazırlıkları yerine getirmediğinden bahisle davanın reddine karar vermişse de mahkemeyi bu sonuca götürecek somut bir veri olmadığının açık olduğu, asansör kuyuları temeli dökülmüş ve hazır halde olduğu, aksi durumlarda ise sorumluluğun yüklenicide olduğu, yüklenicinin işbu noksanlıkları raporlayarak davacı/ işveren müvekkile bildirmesi gerektiği, ancak davalı yüklenicinin asla vaktinde sorumluluklarını yerine getirmediği ve sürekli olarak işleri aksattığı, akdedilmiş olan 01.09.2016 tarihli sözleşmenin 3. maddesi gereğince, teknik detayların sözleşme ile birlikte davalıya iletildiği, sözleşme bedelinin tamamını, sözleşmenin 4. maddesinde de belirtilmiş olduğu üzere, sözleşmenin imzalanması üzerine 15 gün içerisinde ve leasing yolu ile ödendiği,bu şekilde üstüne düşen edimleri de yerine getirdiği, ancak davalı tarafın işbu sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri zamanında yerine getirmediği, asansör kuyuları hazır olmasa ve davalıya teslim edilmese davalının ve taşeronunun müvekkilinin şantiyesinde ... açılışı yapmasının ve işçilerinin giriş işlemlerini yapmalarının pratik bir anlamı ve faydası olmayacağı, alt işveren ... kaydındaki kapanışa bakılması halinde de 1,5 yıldan fazla bir sürenin geçmiş olduğunun açıkça ortada olduğu, davacı tarafın asansör kuyuları kendisine teslim edilmiş olmasına ve ... açılışını da yapmasına rağmen üstlenmiş olduğu edimleri ifadan kaçındığı, iddialarıyla, ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilİ ile davacı/karşı davalı arasında imzalanan sözleşme kapsamında karşı tarafa fiyat teklifi verildiği ve onayı alınarak (mail yazışmaları) asansör süs kapağı değişimi yapıldığı, onay verilen değişimin bedeli olarak 21.01.2019 tarihinde fatura gönderildiği, ancak haksız bir şekilde iade edildiği, davacı/karşı davalının onayladığı fatura bedelinden sorumlu olmadığını beyan ederek faturayı iade etmesinin hukuksuz olduğu, davacı/karşı davalı işin gereği gibi yapılmadığını yanlış kapağın takılmasının sorumluluğun müvekkili şirkette olduğunu iddia ettiği ancak söz konusu sorumluluğun müvekkilde olmadığı, bu hususta dava öncesinde taraflar arasında bir uyuşmazlık olmadığı mail yazışmaları ile ortada olduğu, 20/12/2018'de kapağın 1.300 EURO bedelle değişimi konusunda davalı tarafın onay verdiği, bu durumun bilirkişiler tarafından da tespit edildiği, ayrıca çıkış katının yanlış gösterilmesi ayıp sayılsa dahi açık ayıp sayılabileceği, davalının bu yönde bir ihbarının bulunmaması nedeniyle o şekilde kabul etmiş sayılması gerektiği iddialarıyla ilk derece mahkemesinin birleşen davanın reddine dair kararının kaldırılarak birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı iş sahibi, davalı yüklenici, birleşen davada davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Asıl davada davacı tarafın, asansörün taraflar arasındaki yapılan anlaşmadaki tarihten daha geç teslim edildiği iddiasıyla geç teslim nedeniyle tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, birleşen davada ise davacı tarafın asansör kabin kaseti süs kapağının bedelini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya incelendiğinde, asıl dava yönünden, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki sözleşmeye göre her ne kadar asansörlerin tamamlanması için verilen süre sözleşmenin imzalanması ve ödemenin yapılmasına müteakip başlatılmaktaysa da, fiili uygulamada şaft ve elektrik imalatları yapılmadan davalı-davacı yüklenicinin teknik açıdan çalışmaya başlaması ve asansörleri montajını tamamlayarak geçici kabule hazır hale getirmesinin mümkün olmayacağı, davacının, davalı asansör şirketine şaftları bazı eksikliklerle farklı tarihlerde şaft teslim tutanakları ile teslim ettiği, davalının şaftları teslim aldıktan kısa bir süre sonra imal ve montjları yaptığı ve geçici teslimi gerçekleştirdiği, davalının temerrüdünün söz konusu olmadığı, yönünde görüş bildirildiği, ilk derece mahkemesince, rapora itibar edilerek asıl dava yönünden davanın reddine karar verildiği anlaşılmış olup, asıl davada davacının geç teslim nedeniyle gecikme tazminatı talep ettiği ancak ancak teslimin gecikmesinin davacıdan kaynaklandığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin asıl davanın reddine dair kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı-birleşen davada davacı vekilinin, birleşen dava yönünden katılma yoluyla vermiş olduğu istinaf dilekçesi incelendiğinde, gerekçeli kararın 15/01/2022'de tebliğ edildiği, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren istinaf süresi içinde birleşen dava yönünden istinaf yoluna başvuruda bulunulmadığı, asıl davada davacı vekili tarafından 28/01/2022 tarihli dilekçeyle asıl dava yönünden istinaf yoluna başvuruda bulunulduğu, istinaf dilekçesi davalı-birleşen davada davacı vekiline tebliğ edildikten sonra, davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından birleşen dava yönünden katılma yoluyla istinaf talebinde bulunulduğu anlaşılmış olup, davalar birleştirilerek yargılama yapılmış olsa dahi her iki davanın müstakil dava olma özelliğini korumaya devam ettiği, davacı-birleşen davada davalının birleşen dava yönünden istinaf talebinin bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta istinaf yoluna başvurulmayan birleşen dava yönünden katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulamayacağı göz önünde bulundurulduğunda, davalı-birleşen davada davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf talebi içeren istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, asıl dava yönünden mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, asıl dava yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine, süresi içinde istinaf yoluna başvurulmayan ve istinaf edilmeyen birleşen dava yönünden ise katılma yoluyla istinaf talepli istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/06/2021 tarih ve 2018/1193 Esas, 2021/514 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacı-birleşen davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, davalı-birleşen davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf dilekçesinin SÜRE YÖNÜNDEN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davacı-birleşen davalı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile 651,30 TL harcın davacı-birleşen davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davalı-birleşen davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,

4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerilerinde BIRAKILMASINA,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.