Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekillerinin davalı stant için anlaştıklarını, ücretini gönderdiklerini. davalının yükümlülüğünü yerine getirmediğini ücreti de iade etmediğini, ücret iadesi açılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi vermemiştir.
Davalı taraf beyan dilekçesi ile, davalı tarafın dava konusu sözleşmeyi ve davacı tarafça sözleşme bedeli olarak yapılan ödemeyi kabul ettiklerini, ancak sözleşme bedelinin %50'si olarak yapılan bu ödemeye rağmen gelen olumsuzluklar üzerine ahşap standın kurulamadığını, onun yerine organizatör firmadan başka bir stant kurulumu yaptırıldığını, bunun ödemelerini ekte sunduklarını, ayrıca ... firmasıyla 2019 Eylül ayında düzenlenen fuar için 30.000 TL+KDV üzerinden anlaşma sağlandığı ve kendilerinin İstanbul'da ahşap stant kurduklarını, borçlarına istinaden paranın belli bir kısmını verip geriye kalan bakiyenin borcundan silindiğini beyan ettiği görülmüştür.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle, davalı tarafça davaya cevap verilmeyerek davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları inkar etmiş sayıldığı, ancak sunmuş bulundukları beyan dilekçesi ile taraflar arasındaki sözleşmeyi ve davacı tarafça yapılan ödemeyi kabul ettikleri, davalı tarafın bu beyan dilekçesine ileri sürdüğü başkaca stand yapılması vs. iddialarının savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında bulunması ve davacı tarafın buna açık bir muvafakati bulunmadığından bu savunmalara itibar edilemeyeceği, yine bu savunmanın takas/mahsup niteliğinde olması nedeni ile savunmanın genişletilmesi yasağına uğrayacağı, kaldı ki beyan dilekçesi ekindeki belgelerin savunmayı ispat edici nitelikte de bulunmadığı, davacı tarafın icra takibi dayanağının sözleşme uyarınca verilen paranın iadesi olduğu ve davalı tarafça sözleşmede yer alan edimlerinin yerine getirildiği usulüne uygun delillerle ve usulüne uygun şekilde iddia ve ispat edilemediğinden davacı tarafın sözleşmeden fiilen dönerek ödenen parayı talep etmesinin yerinde olduğu, bu nedenlerle davanın takipte talep edilen asıl alacak kısmı yönünden kabulünün gerektiği, ancak icra takibinden önce davalı tarafın temerrüde düşürülmesinin söz konusu olmaması nedeni ile takipten önce işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yargılama esnasında alınan bilirkişi kök raporunda dava konusu alacağa ilişkin bir borç olmadığının tespit edildiği, 2020 yılına ilişkin defter incelemesinin davacı vekili tarafından talep edildiğinde ise 2020 yılı içinde davacı ve davalının ticari ilişkilerinin devam ettiği bildirildiği, 03/01/2020 tarihli 15.000.00 TL, 03.01.2020 tarihli 15.000.00 TL, 06.01.2020 tarihli 5.000.00 TL olmak üzere müvekkile ödeme yaptığının bildirildiği, 31.12.2020 tarihi itibari ile sipariş avansları hesabına 35.000.00 TL virman yapıldığının anlaşıldığının rapor edildiği, kök raporda ise icra takibine konu edilen tarihte her hangi bir alacak verecek olmadığı saptandığı, iş bu sebeple kötü niyetli açılmış olan davanın reddi geremekte iken, gerekçesiz bir şekilde davanın kabulüne karar verildiği, davacının davada söz konusu olmayan 2020 yılı ticari defterlerinin incelenerek rapor hazırlanmasını talep ettiği, dava dilekçesindeki somut olay ve dava tarihi ile ticari defterler incelendiğinde tarafların birbirine borcu olmadığı sabit olduğu, davacının kendince dava açıldıktan sonraki avans hesabındaki ödemeyi talep etmeye çalıştığı, kendisinin dahi açmış olduğu takip ve dava ile çeliştiği, dava sonrası tarihlere ilişkin sipariş avanslar bölümüne ilişkin gönderilen ödemelerile ilgili davacının bir alacak iddiası var ise de bu hususa ilişkin ayrı bir dava ikame etmesi gerektiği hususunda şüphe olmadığı, bilirkişi raporunda bahsi geçen davalının 159 hesabına kaydedilen avans ödemesinin yurt içi ve yurt dışından gelecekte satın alınmak üzere siparişe bağlanan stoklarla ilgili hesap olduğu, müvekkilinin davacı firmanın 159 hesabında da takip ettiği üzere gelecekte yapılması planlanan emtialarla ilgili gönderilen ödemeyi aldığı, zaten davacı firmanın 2020 yılı içerisinde müvekkile ilişkin ödemeyi 159 hesabında takip etmesinin de gelecekte yapılması planlanan ticari faaliyetlerin olacağı için olduğu, davacı firmanın 159 hesabında takip etmiş olmasının da bunun kanıtı olduğu, müvekkile göndermiş olduğu ödemeyi 159 hesabında takip etmeseydi ya da anlaşma konusu olan ürünü alamamış olması durumunda bu tutarı şüpheli ticari alacaklar hesabında ya da firma cari hesabında takip etseydi müvekkil ile ticari ilişkisi sona erdiği kabul edilebileceği, ancak raporda taraflar arsında ticari faaliyetin devamına ilişkin hususun net şekilde belirtildiği iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.
Davacı tarafın, davalıya stant kiralama sözleşmesine istinaden ödediğini iddia ettiği tutarın davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerinde getirmediği iddiasıyla iadesi için başlattığı icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açtığı, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafça istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya incelendiğinde, davalı tarafın süresinde cevap dilekçesi vermediği ve bu şekilde davayı inkar ettiği, yargılama sırasında verdiği 25/01/2021 tarihli dilekçesinde sözleşme ve dava konusu iş karşılığı olarak başka bir yerde stant kurulumu gerçekleştirdiğini, ayrıca süregelen benzer nitelikteki işler nedeniyle davacıya sağladığı avantajlarla bu borcu tasfiye ettiğini ve bu nedenle de borcu olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı iş sahibi tarafından yapılan ödemenin bir şekilde davalı yüklenici tarafından iade edilip edilmediği noktasındadır. Bu hususu ispat yükü bu ileri süren davalı yüklenicide olup bununla ilgili sunduğu belgeler (deliller) davacının iddiasının inkarına yönelik olmayıp ispat yükünü üzerine alan davalı yüklenicinin ilk defa ileri sürdüğü vakıa niteliğinde olduğundan ve süresinde davaya cevap vermeyen davalı taraf, savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı kapsamında bu savunmaları ileri süremeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/12/2021 tarih ve 2019/1015 Esas, 2021/1197 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 1.243,24 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 391,52 TL harcın mahsubu ile bakiye 851,72 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere09/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.