Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının fason tekstil dikim işleri yaptığını, davalının ise tekstil imalat ve ihracat işleri yapan firma olduğunu, davacının davalıya ait tekstil ürünlerinin dikim işlerini yaptığını, ürünlerin davalıya teslim edildiğini ve takibe konu faturaların tanzim edildiğini, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Bakırköy 7.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının davaya konu fatura bedellerinin ödendiğine dair herhangi bir belge sunmadığını, arabuluculuk kapsamında Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'na başvuru yapıldığını ve anlaşamama üzerine 03.01.2020 tarihli son tutanağın düzenlendiğini, bu nedenle davalı tarafından yapıları itirazın iptalini ve takibin devamını, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesine özetle, davalı şirketin iştigal alanının tekstil ürünlerinin alımı, satımı, imalatı, ithalatı ve ihracatı olduğunu, fason imalatı yapan davacıya 2019 yılı içerisinde ... modefi olan 1057 adet bayan elbise dikimi ve ... modeli elbise ve ... (...) modeli pantolon olan 1284 adet bayan elbise ve pantolon dikim işleri tevdi ettiğini, davacı tarafından dikimi gerçekleştirilen ve davalıya fatura edilen bu ürünlerin davalı şirket tarafından Fransa'da mukim müşterisi ... firmasına ve İngiltere'de mukim müşterisi ... firmasına ihraç edilmeye başlandığını, fakat ürünlerde davacıdan kaynaklanan birtakım ayıpların tespit edildiğini, müşteri firmaların geri dönüşleri ve davalı şirketin incelemeleri ile ayıpların ortaya çıktığı, bahsi geçen ayıpların davacının dikim işlerini yaptığı ... modeli elbise için davacıya verilen pat ile kapak ve genel dikim talimatlarına uyulmaması, müşteri tarafından ürünlerin bu gerekçe ile onaylanmaması, davacının dikim işlerini yaptığı ... model elbise için davacıya verilen genel dikim talimatına uyulmaması, yaka probleminin talimat işlemlerinin davacı tarafından yapılamadığı için başka bir firmaya yaptırıldığı, davacının dikim işlerini yaptığı ... (...) model pantoforn için davacıya verilen genel dikim talimatına uyulmadığını, pantolonlarda ağ sorunu olduğu müşteri tarafından bildirilerek iade sürecinin başlatıldığını, davacı tarafından ifa edilen edimlerin hatalı ve kusurlu olduğu ve ayıplı ifanın müvekkil şirket tarafından kabulünün imkansız olduğunu, ayıplı Ürünler nedeni ile Müvekkili şirketin zarara uğradığını, ayıpların tespit edilir. edilmez davalıya sözlü olarak bildirildiğini, Bakırköy 23.Naterliği'nin 25.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yazılı bildirim ile davacıya ulaştırıldığını, davacının işbu ihtamameyi tebliğ alarak Gaziosmanpaşa 1.Noterliği aracılığı ile 01.11.2019 tarihinde ... yevmiye numaralı cevabı ihtarmameyi gönderdiğini, ürünlerin hata ve ayıp içermediği iddiasında bulunduğunu, aynı ihtarnamede icra takibine konu iki adet fatura ile 04.10.2019 tarih ... sayılı 31.624,32 TL tutarlı fatura dahil olmak üzere toplamda 3 adet faturanın bedelinin ödenmesini istediğini, ilgili ihtara cevaberi müvekkili şirket tarafından Bakırköy 23.Noterliği'nin 11.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ayıplı ürünler hakkındaki bildirimlerini yinelediğini, davacının 04.10.2019 tarih ve ... sayılı 31.624,32 TL bedelli faturasının müvekkili şirkete ulaşmadığını, böyle bir borç bulunmadığını bildirdiğini, işbu ürünlerin ayıplı olmasından doğan zarar nedeni ile tanzim edilen faturalarında ihtamame ekinde davacıya tebliğ edildiğini, tebliğ edilen bu faturalara karşılık olarak müvekkil şirkete davacı tarafından Gaziosmanpaşa 1.Noterliği'nin 19.11.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtamamesinin gönderildiğini, müvekkili şirket tarafından zarar nedeni ile tarızim edilen muhtelif tarihli 10 adet faturanın düzenlendiğini, düzenlenen faturaların tamamının doğar zararın yansıtılması, reklamasyon faturası ve zayi oları malzemelere yönelik faturalar olduğunu, davacının tüm bu süreç sonrasında ayıplı ürünlerin konusunu oluşturduğu iki adet faturayı icra takibine konu ettiğini, bu nedenlerle davanın reddi ile birlikte hükmolunarı tutarın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini ve tarafına ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle, bilirkişi incelemesinde 12 koli içerisinde 270 adet ... model 529 adet elbise sunulduğu, başkaca ürün sunulmadığı, davacının dikimini yaptığı ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin daha önce yapılan tespit ve alınan raporun olmadığı, bu nedenle davacı tarafça dikilen ve incelemeye sunulmayan diğer ürünlere ilişkin ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğu, incelemeye sunulan ürünlerin tamamında elbiselerin ön göğüs hizasında bulunan sağ ve sol ceplerin aynı hizada dikilmediği, genel dikim kurallarına göre elbiselerin ayıplı olduğu, ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu, incelemeye katılan davacının, incelemeye sunulan ürünlerin kendisinin diktiği ürünler olmadığını, incelenen ürünlerde punteriz dikiş bulunduğunu, kendisinde punteriz dikiş makinesinin bulunmadığını beyan ettiği, incelemeye sunulan ürünlerin davalı tarafça dikilen ürünler olduğunu ispat yükünün davalı tarafta olduğu, gerek dinlenen tanık beyanı gerek davalı tarafça sunulan belgeler birlikte değerlendirildiğinde, tarafların atölye ön imalat kritikleri yapmış olduğu, bu kritiklerde punteriz dikişe ilişkin ibare olmadığı, davacının sunduğu mail yazışmasının ise ön imalat kritiklerinden önceki tarihe ilişkin olup mail yazışmasının tarafının davacı olmadığı, davalının sunduğu fason takip formunda sadece ayıba konu ürünlerin dikiminin giden ve gelen olarak 529 olarak belirtiği, bunun dışında bir ibare olmadığı, tanık beyanlarında davacıdan iki parti ürün alındığının, ilk partide dikim hatası olduğunun, davacının gelip hatalarına baktığının, malın %50'den fazlasının ayıplı olduğunun, davacının bu ürünlerin tamiratını yaptığının ancak ayıpların giderilmediğinin, davalı şirketin bu ayıpların giderilmediği için başka şirkete tamir için verdiğinin, ürünün bir numunesinin dikimi yapacak firmaya ya da şirkete gönderildiğinin, fason takipçisinin de gönderildiğini beyan edildiği, ancak taraflar arasında ön imalat kritikleri dışında fason takipçisi ile davacı arasında üretilen ürünlerin kontrolüne ilişkin bir tespit tutanağının olmadığı, davacı tarafça düzenlenen faturada dikiş türü ya da açıklamasının bulunmadığı, davacı tarafın punteriz dikişi kabul etmediği, tüm dosya kapsamında davacı tarafça dikilen ürünlerin ayıplı olduğu hususunun gerek bilirkişi incelemesine sunulan gerekse sunulmayan ürünler yönünden ispat edilemediğinden davacının asıl alacağa hak kazandığı, davadan önce davalı temerrüte düşürülmediğinden faiz talebi yerinde görülmediği, alacağın faturaya dayalı olması hususu da değerlendirilerek icra inkar tazminat koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunduğu, incelenen ürünlerdeki ayıbı mı ispat edemediğimizi yoksa incelenen ürünlerin davacı tarafından imal edildiğini mi ispat edemediğimizi açıklanması gerektiği, hangi gerekçe ile davanın kabulüne karar verildiği belirlenemediğinden savunma haklarının kısıtlandığı, verilen dikim talimatlarına davacı tarafından uyulmamış olması nedeniyle ürünlerin ayıplı olduğu, ürünlerin ayıplı olması nedeniyle doğan zararın yansıtılmasına reklamasyon faturası ve zayi olan malzemelere yönelik toplam 10 adet fatura düzenlendiği, davacının bu faturalara itiraz ederken ürünleri kendisinin imal etmediği itirazında bulunmadığı, ürünlerin ayıplı olmadığı itirazında bulunduğu, yerel mahkeme tarafından bu zararlara yönelik hiçbir tespit ve değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulması nedeniyle istinaf kanun yoluna başvurma ve kararın ortadan kaldırılmasını talep etme gereği hasıl olduğu, fason takip formu, faturalar ve gümrük kayıtlarındaki ürün kodlarının incelenen ürünlerin davacı tarafından dikildiğini açıkça gösterdiği, punteriz dikişi kendisinin yapmadığını iddia eden davacının bu hususu ispat etmesi gerektiği, bilirkişi heyetinin tespit ettiği üzere ... model imalatının sadece 529 adet olduğunu ispatlanması durumunda ayıplı ürünlerin davacı tarafından yapıldığının kabulü gerektiği, gümrük formlarından görüleceği üzere yurt dışına ihraç edilen ürün adedi 225 adet olduğu, süreç başladığında 500 adet sipariş alındığı, üretim fire payı olarak 29 adet fazla ürün hazırlandığı, 529 adet ürünün tamamının davacıya yaptırıldığı, ürünler davacı tarafından hatalı imal edilince kurtarılması mümkün olan ürünlerin kontrol edildiği, öncelikle 15.10.2019 tarihinde 95 adet ürün ihraç edildiği, 15.10.2019 tarihli ihracata yönelik gümrük belgeleri dosyada mübrez olduğu, 17.10.2019 tarihinde 130 adet ürün ihraç edildiği, 17.10.2019 tarihli ihracada yönelik gümrük belgeleri dosyada mübrez olduğu, ancak 529 adet üründen onarımı yapıldıktan sonra ihraç edilebilen bu 225 adet ürün (529 - 225=304 adet) 304 adet ürünün ihraç edilemediği, bu ürünlerden yalnızca 270 adedi müvekkil şirketin uhdesinde kaldığı ve bilirkişi incelemesine de ibraz edildiği iddialarıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
Davacı tarafın, davalıya fason tekstil üretim işi yapması karşılığında tanzim ettiği faturaların bedellerinin ödenmediğini iddia ederek faturaya dayalı olarak icra takibi başlattığı ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açtığı, davalı tarafın davanın reddini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafça istinaf yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, inceleme yapılmak üzere 12 koli içerisinde 270 adet ... model 529 adet elbise sunulduğu, başkaca ürün sunulmadığı, davacının dikimini yaptığı ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin daha önce yapılan tespit ve alınan raporun olmadığı, bu nedenle davacı tarafça dikilen ve incelemeye sunulmayan diğer ürünlere ilişkin ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğu, incelemeye sunulan ürünlerin tamamında elbiselerin ön göğüs hizasında bulunan sağ ve sol ceplerin aynı hizada dikilmediği, genel dikim kurallarına göre elbiselerin ayıplı olduğu, ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu, incelemeye katılan davacının, incelemeye sunulan ürünlerin kendisinin diktiği ürünler olmadığını, incelenen ürünlerde punteriz dikiş bulunduğunu, kendisinde punteriz dikiş makinesinin bulunmadığını beyan ettiği yönünde görüş bildirildiği, ilk derece mahkemesince, davacı tarafından dikilen ürünlerin ayıplı olduğu hususunun dosya kapsamı itibariyle, gerek bilirkişi incelemesine sunulan gerekse sunulmayan ürünler yönünden davalı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür.

Dava konusu somut uyuşmazlık, icra takibine konu edilen fatura konusu ürünlerde yapılan dikimlerde ayıpların varlığı, niteliği, derecesi ve bedeli ile süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığına ilişkindir. Eser sözleşmesinde yukarıda belirtilen hususların tamamını iş sahibi ispatlamak zorundadır. Tüm dosya kapsamı ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda, davalı iş sahibinin, mahkeme kararında da belirtildiği üzere, ayıp iddiasını usulünce ispatlayamadığının anlaşılmasına göre, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/02/2022 tarih ve 2020/56 Esas, 2022/122 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 3.406,91 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 851,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.555,19 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.