İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı taraf ile müvekkili arasında 2013-2017 yılları arasında süregelen ticaretleri nedeni ile cari hesap ilişkisi oluştuğunu, müvekkili firmaya fason imalatçısı olarak kullanmış ve kapı kilit imalatı gibi işleri yaptırttığını, yedek parçaların davalı tarafından belirlenen vasıfları ve fiyatları dikkate alınarak müvekkili tarafından mal üretildiği ve bu malların davalıya fatura edildiğini,fatura edilen bedelin müvekkiline belli bir kazanç sağlaması gerekirken tam tersine üretim maliyetinin altında kaldığını, 2013-2014/2015 yıllarında bir zararının oluştuğunu, zararın tam olarak ne kadar olduğunun bilinmediğini,Eylül 2019 tarihli özel amaçlı mali müşavirlik raporu tüm zararı ve farkları ayrıntılı bir şekilde çıkardığını, müvekkilinin uğramış olduğu zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL ticari temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının mutabık kaldığı koşullarda yaptığı ticaretten umduğu karı elde etmediğini veya zarar ettiğini yıllar sonra düşünerek yaptığı iş gereği talep ettiği tutarları ihtirazı kayıt olmaksızın tahsil ettikten ve karşılıklı edimler yerine getirildikten yine yıllar sonra haksız zenginleşme saiki ile hak talebinde bulunmasının hukuken korunamayacağının tartışmasız olduğunu, dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, zaman aşımı nedeniyle, reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"davalının istediği ürünlerin davacı tarafından üretilerek davalıya fatura edildiği, tarafların öncesinde üretilecek ürünlerin bedelleri hususunda mutabık oldukları, tarafların cari hesap şeklinde çalışmış oldukları beyanlardan anlaşılmaktadır. Her iki tarafta tacir olup basiretli davranmak durumundadırlar.Taraflarca sözleşme serbestisi kapsamında anlaşılan bedeller üzerinden ticaret gerçekleştirilmiştir.Davacının daha sonrasında anlaştıkları bedelin az olduğunu belirtmesi ve zararının karşılanmasını istemesi, hayatın olağan akışına ve ticaretin genel işleyişine aykırıdır. Davacı tarafça geçmiş döneme ilişkin zararlarının davalı tarafından ödeneceğine dair, herhangi bir bilgi ve belge sunulmamıştır. Davalı tarafından verilmiş bir taahhüt vs olduğuna dair yazılı bir bilgi ve belgede sunulmamıştır. Davacı taraf vekilinin, cari hesabın önceki tutarlarla hesaplandığını belirtmesi üzerine cari hesap alacağına ilişkin ticari defterin incelenmesine gerek duyulmamıştır. Açıklanan gerekçelerle ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 146. maddesinde düzenlendiği üzere kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Dava konusu alacağa ilişkin özel bir durum bulunmadığından on yıllık zamaşımına tabidir. Açıklanan sebeple zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın hiçbir inceleme yapılmadan reddedilmesinin hatalı olduğunu, dava öncesinde hazırlatılmış özel amaçlı tespit raporu, taraflar arasındaki yazışmalar, sözleşmeler ve faturalar incelenseydi davacının zararının net bir şekilde mahkemece de görüleceğini, dosyada mübrez sözleşme dahi incelense ödemelerin karşı taraf'ın fiyat listelerine göre yapılacağının ifade edildiği ancak davacının ürünleri maliyeti ile karşı tarafa bu listeler doğrultusunda kestiği faturalar arasındaki fark görülecek ve zarara uğradığı anlaşılacak olup bilirkişi incelemesi yapılmadan delillerinin değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, taraflar arasında 2013 - 2017 yılları içinde süregelen ticaretleri nedeniyle cari hesap ilişkisi oluştuğunu, davalının davacıya fason imalatçısı olarak olarak kullanmış ve kapı kilit imalatı gibi işlerini yaptırmış davalı iste davacıya ürettireceği kilitlerin parçalarının tümünün cinsini ve fiyatını her yıl yayınladığı fiyat listeleri ile belirlemiş olduğunu, yedek parçaların davalı tarafından belirlenen vasıfları ve fiyatları dikkate alınarak davacı tarafından mal üretildiğini bu malların davalıya fatura edildiğini ancak ürün haline getirilen malın Davalı'ya fatura edilen bedeli, davacı belli bir kazanç sağlaması gerekirken tam tersine üretim maliyetinin altında kaldığını, bu çerçevede davacı aleyhine 2013- 2014- 2015 yıllarında büyük bir zarar oluştuğunu, hiçbir tacirin zarar ettiği bir ticari ilişkinin içerisinde bulunmayacağını, malın üretim maliyetinin bedeli ile Davalı Taraf'a satış bedeli arasında kar olması gerekirken zarar oluştuğu fark edildikten sonra Davalıya bu husus bildirilmiş 2016 yılında dava dilekçesinde ekli raporda sunulu fiyat listelerini düzeltmiş, geçmişe yönelik zararları ise ödeyeceğini belirtildiğini, cari hesap ilişkisi içerisinde, zararının karşılanmasını bekleyen davacı yetkilinin, 2017 yılında firmasında bir değişiklik yaparak eşinin yetkilisi bulunduğu ... Şti. Firması üzerinden aynı hizmete devam ettiğini, dolayısıyla davacı Firma ile davalı Şirket arasındaki cari hesap ilişkisi 2017 yılında sonlanmış ve davacı bugüne kadar zararının karşılanacağı yönünde oyalanmış, zararın bedelini tam olarak bilmeyen davacı Firma, dava öncesinde yetkili bir mali müşavire faturalar üzerinde inceleme yaptırmış ve zararı olup olmadığını tespite çalışmış olup bu rapor doğrultusunda huzurdaki dava açılmış ancak Mahkemece inceleme yapılmadan reddedildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Dava, sözleşme kapsamında uğranılan zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının zarara uğrayıp uğramadığı noktasındadır.Davacı tarafça, ürün haline getirilen malın davalıya fatura edilen bedelinin kazanç sağlaması gerekirken tam tersine üretim maliyetinin altında kaldığı, malın üretim maliyetinin bedeli ile davalı tarafa satış bedeli arasında kar olması gerekirken zarar oluştuğu iddiasıyla üretim maliyeti ve cari hesaptan kaynaklanan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır Davacı vekili 17/09/2021 tarihli celsede, "bizim alacağımızın temel noktası dava dilekçesinde belirtmiş olduğumuz normaldeki meblağlarından daha düşük fiyatlar ile faturalandırma yapmamızdan kaynaklıdır. Şu an ki müvekkilimin kayıtlarında cari hesaptan kaynaklı alacak görünmemektedir."şeklinde açıklamada bulunmuştur. Ancak, taraflar arasında davacının düzenlediği faturalarda yazılı bedeller dışında başka bir fiyattan anlaşma yapıldığı iddia ve isat edilmediği gibi, davalının davacının zarar iddiasını kabul ederek geçmiş yıllara ilişkin zararı tazmin etmeyi taahhüt ettiği iddiası da ispatlanamamıştır. Bunun yanı sıra davacı tacir olup, basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü altındadır. Bu nedenle, davalının fiyat teklifinin davacının maliyetlerini karşılamaması iddiası da dinlenebilir değildir.Davacı tarafından dosyaya sunulan özel amaçlı tespit raporu da davacının iddialarını ispata elverişli değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/04/2026