İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın davalı firmadan aldığı ... niteliğindeki ürünlerin laboratuvardan 2 defa onaylanmadığını ve davalı şirkete iade edildiğini, davalı tarafça davacı adına kesilen faturaların davacı tarafça ödendiğini, davalı tarafın üründeki sorunu kabul ederek bedeli iade etmeyi taahhüt ettiğini, bunun üzerine davacının 27/05/2020 tarihli, ... nolu 12.325,62 TL bedelli iade faturasını kesip davalıya gönderdiğini, davacı davacının iş ilişkilerine istinaden borcunu ödemesi için davalıyı defalarca uyardığını, tüm bunlara rağmen davalının borcunu ödemediğini, bunun üzerine Çorlu 4. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile ilamsız takip yoluna başvurulduğunu, davalının takibe itiraz ettiğini, davacıya borcunun bulunmadığını iddia ettiğini, davalı tarafın yetkili icra müdürlüğünün İstanbul Anadolu İcra Daireleri olduğunu belirterek yetkiye itiraz ettiğini, davacının kanuni ikametgah adresinin Çorlu olduğunu, davacının fatura ve irsaliyelere dayanarak icra takibi yaptığını, bu durumda BK'nun 73 (TBK'nun 89.) maddeleri uyarınca para alacağının varlığı söz konusu olacağından davacının ikametgahındaki mahkeme ve icra dairelerinin de yetkili olacağını, davalı tarafın arabuluculuk aşamasında da yetki itirazında bulunduğunu, Çorlu Sulh Hukuk Mahkemesince bu itirazının reddedildiğini, taraflara ait ticari defterlerin incelenmesinde davalı tarafın davacıya borçlu olduğunun açıkça görüleceğini beyan ederek davalı borçlunun yetki itirazının kaldırılmasına, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin davamına, borçlunun alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın açıldığı mahkemenin yetkili olmadığını, ticari satım sözleşmesine konu malın iadesi nedeniyle yaşanan uyuşmazlığın para borcu olmadığı, TBK 89/3 maddesine gereğince para borçları dışındaki bir uyuşmazlık olduğu ve davacının satım sözleşmesine konu malı iade edeceği yerin davalının yerleşim yeri olacağından da davalının ticari merkezi Kartal İstanbul olduğundan İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili ve görevi olduğundan ve icra takibinin de yetkili icra dairesinden açılmadığından yetki itirazlarının kabulüne karar verilmesini, yetkili icra dairesinde takip yapılmadan itirazın iptali istenemeyeceğinden dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı şirkete davalı tarafından 20/05/2020 tarihli fatura ile mal satımı yapıldığını, davacının ürün teslim aldıktan sonra istediği nitelikleri taşamadığını bahane ederek malı iade etmek istediğini bildirdiğini, davacı tarafın iade faturası keserek davalıya mail attığını, ancak malı iade etmediğini, ay sonu itibariyle faturaların işlenilmesi gerekeceğinden davalının muhasebesinin iade malın gelişini bekleme imkanı GİB beyan tarihinin süresi geçebileceğinden defterine işlediğini, ancak malın iadesini yapmadığını, davalının bu nedenlerle borca ve takibe itirazda bulunduğunu, tüm bu nedenlerle ödemezlik def'isinde bulunduklarını beyan ederek yetki itirazlarının kabulü ile dosyada yetkisizlik kararı verilmesini, yetkili icra dairesinde takip yapılamadan itirazın iptali davası istenemeyeceğinden dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesini, aksi halde davanın reddine, davacının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesin talep ettiği görülmüştür.
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Dava, faturaya dayalı alacaktan kaynaklı Çorlu 4.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.Tarafların davaya ilişkin tüm kayıt ve belgeleri, dayandıkları delilleri toplanmış, bilirkişiden davaya konu alacak bakımından rapor tanzimi istenmiş, bilirkişi dosyaya sunmuş olduğu raporu ile davaya ve takibe konu miktarda davacının alacaklı olduğunu tespit etmek ve belirlemekle dosya kapsamına, somut duruma uygun gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporunda belirlenmek ve sabit görülmekle, 11/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı ve davalı tarafın ticari defterlerin incelenmesi sonucu davacı şirketin davalı şirketten icra takibine konu miktar kadar alacağının olduğu belirtildiğinden, davalının borcunun olduğu anlaşılmakla, borcun ödendiğine ilişkin ispat külfetinin davalı tarafa geçtiği ancak davalı yanın bu hususta dosyaya bir delil sunmadığı anlaşılmakla; davalının yapmış olduğu itirazın bilirkişi raporunda belirtilen alacak miktarı gözetilerek iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, alacak faturaya dayalı olup yerleşik içtihatlar gereği likit bir alacak olarak kabul edildiğinden İİK md.67 gereğince icra inkar tazminatına, davacının davasının KABULÜ ile, davalıların Çorlu 4. İcra Dairesi'nin... İcra sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin 12.325,62 TL asıl alacak, 311,93 TL faiz olmak üzere toplam 12.637,55 TL üzerinden devamına, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilen hükmolunan alacağın %20'si oranında (2.527,51 TL) icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,...." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yapılan yargılamada mahkemenin, icra dairesinin yetkisine itirazlar hususunda bir karar verilmediğini ve icra takibi yetkili icra dairesinde ikame edilmediğini, icra takip dosyasında icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olduğunu ve icra takibinin HMK madde 6 gereğince davalının yerleşim yerinin lehine TBK madde 89 a göre ticari satım sözleşmesine konu malın iadesi nedeniyle yaşanan uyuşmazlığın para borcu olmadığı TBK madde 89/3 gereğince para borçları dışındaki bir uyuşmazlık olduğu davacının satım sözleşmesine konu malı iade edip etmediğini yani ifa yerinin davalı yerleşim yeri olacağı gözetilmeden Tekirdağ mahkemelerinde yargılamaya devam edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın satım sözleşmesine konu malı iade edip etmediği hadisesini ve buna göre iade faturası kesmekte haklı olup olmadığının araştırılması İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinin görev ve yetkisi alanında olduğunu, davacı taraf yetkili bir icra takibinde bulunmaksızın icra takibi ikame etmiş olduğundan öncelikle dava şartı olmadığından itirazın iptali davasına bakılamayacağından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından iade faturasına konu malların taraflarına teslim edilmediği hususundaki beyan araştırılmaksızın ilgili sevk irsaliyesindeki imzanın aidiyeti hususu konusundaki talepleri yerel mahkemece dikkate alınmadığını, ticari defterde kayıtlı malın teslim edildiği olgusunu ispat edemeyeceğini, ticari deftere iade faturasının girilmesinin nedeni beyan döneminin sıkışıklığı olduğunu ve teslim olgusunun ayrıca ispatı zorunluluğu olduğunu, sevk irsaliyesindeki imzaya itirazlarının ve bu husustaki inceleme taleplerinin irdelenmeyişinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki talebi 12.325,62 TL iken talebi aşar vaziyetteki takip öncesi işlemiş faizi de 311,93 TL'yi de alacağa dahil ederek takibin devamına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve talebi aşar vaziyette karar verildiğinden ilgili kararın kaldırılması gerektiğini, davacının takip öncesi temerrüt ihtarı olmadığından takip öncesi faiz isteyemeyeceği gözetilmesi gerekirken yerel mahkemece bu hususun gözetilmediğini, yerel mahkemenin hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporunu esas alması usul ve yasaya aykırı olduğunu ve yerel mahkeme iade faturası konu malların iade edilip edilmediği olgusunu araştırmaksızın işbu kararı verdiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; icra dairesi ve mahkemenin yetkili olup olmasığı fatura konusu ürünlerin davalıya iade edilip edilmediği, Mahkemece talebin aşılıp aşılmadığı noktalarındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, Çorlu 4. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası ile "220.05.2020 tarihli fatura no ...27.05.2020 tarihli iade fatura no ... 12.325,62 TL tutarlı dekont 12.325,62 TL" nedeniyle 12.325,62 TL asıl alacak, 311,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.637,55 TL alacağın tahsili istemiyle 21.08.2020 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Davalı taraf hem icra dairesinin yetkisine hemde Mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. İİK'nın 50/1. Maddesine göre para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesinde ise genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra HMK'nın 10. maddesine göre de sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin ifa edileceği yer belirlenmemişse, ifa yerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89.maddesine göre belirleneceği izahtan varestedir. Somut olayda, eldeki davaya konu para borcunda, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. Bu nedenle mahkemece davalının icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yaptığı itirazının yerinde görülmemiştir.Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, takibe dayanak faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının davacıya 12.325,62 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.Bilirkişi raporu denetime elverişli olup Mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Somut olayda, davacı davalıdan 800 kg ... almış olup, davalı söz konusu ürün için 20.05.2020 tarihli ...numaralı 12.325,62 TL tutarlı faturayı düzenlemiş ve davacı tarafından söz konusu fatura için davalıya 20.05.2020 tarihinde 12.325,62 TL ödenmiştir. Söz konusu ürünün labaratuvar tarafından onaylanmaması üzerine davacı tarafından davalıya 27.05.2020 tarihli ... numaralı 12.325,62 TL tutarlı iade faturası düzenlenmiş, davalı tarafından ödenmemesi üzerine dava konusu takip yapılmıştır. Taraflar arasındaki mail yazışmalarında da, davalı ürünün başka bir müşterinin ürünü ile karıştığını, şoförün başka müşterinin ürünü teslim ettiğini kabul etmiştir. Mahkemece davalının defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacı tarafından düzenlenen, 27.05.2020 tarihli ... numaralı 12.325,62 TL tutarlı iade faturasının davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının defter ve kayıtlarına göre davacıya 12.325,62 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davalı, söz konusu faturayı herhangi bir itirazı kayıt ileri sürülmeden kendi ticari defterlerine kaydettiğine göre artık fatura konusu malları teslim almadığını ispatlaması gerekmekte olup davalı tarafından buna dair herhangi bir delil sunulmamıştır. Bilirkişi raporu ile de davacını takip tarihi itibarıyla alacağı 12.325,62 TL olarak belirlenmiş olmakla, davacı davalıdan 12.325,62 TL alacaklı olduğu kabul edilmelidir.Ancak, davacı taraf dava dilekçesine asıl alacak 12.325,62 TL'yi talep etmiş olup Mahkemece talep aşılarak, 311,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 12.637,55 TL 'ye hükmedilmesi isabetsiz görülmüştür.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın KABULÜ ile,
2-Davalı takip borçlusunun, Çorlu 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında yürütülen takibe vaki itirazının 12.325,62 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, kabulüne karar verilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına,
3-Kabulüne karar verilen alacağın %20'si olan 2.465,12 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gerekli 841,96 TL harçtan peşin alınan 147,31 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 694,65 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5- Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 147,31 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 54,40 TL başvurma harcı, 178,50 TL posta ve tebligat gideri, 700,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 932,90 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 12.325,62 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucu ücreti 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
9-Karar kesinleştiğinde,HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacıya iadesine,
10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
c-İstinaf aşamasında davacı gider avansından karşılanan 93,50 TL posta giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.10/04/2026