ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/364 - 2026/831
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
(İSTİNAF BAŞVURUSU NUN
ESASTANREDDİ)
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN:
Alacak
Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
Davacı vekili özetle: taraflar arasında hizmet sözleşmeleri imzalandığını, davalı şirketin çalışanı olarak görev yapan ... ve ... tarafından işçilik alacakları talebi ile dava açıldığını, hükmedilen tutarların ödenmek zorunda kalındığını, taraflarca imzalanan sözleşme ve eki belgelere göre sorumluluğun davalıya ait olduğunu belirterek 37.683,39 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili özetle: Yetki itirazında bulunarak taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerinin muvazaa nedeniyle geçersiz olduğunu, işçilerin en başından itibaren davacının işçileri sayılması gerektiğini ve ödemelerden davacının sorumlu tutulması gerektiğini, Ankara 9. İş Mahkemesi 2016/591 Esas sayılı dosyasında işçi tarafından açılan alacak davasında muvazaa sebebiyle işçinin davacının çalışanı olduğu ve sorumlu tutulması gerektiğinin hüküm altına alındığını, aksi düşüncede olunması halinde dahi kıdem tazminatından kurumun sorumlu olduğunu, davacının tek taraflı feshi olduğundan ihbar tazminatından davacının sorumlu olması gerektiğini, davacının kusurlu olduğunu ve davacı ile yapılan sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunu ve talebin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince "......Taraflar arasında 1.10.2009 tarihinden bu yana Sağlık Hizmetleri ihalesinin davalı tarafından alındığı, 1.1.2014- 31.12.2015 tarihleri arasındaki dönemde Ankara 5. İdare mahkemesinin 2014/1659 esas sayılı dosyasındaki kararı gerekçe gösterilerek davacı tarafça 26.11.2014 tarihinde sözleşmenin sona erdirildiği sabittir. Uyuşmazlık sözleşmenin sona ermesinden sonra açılan davalar nedeniyle davacı tarafça yapılan ödemenin rücu edilip edilemeyeceğine ilişkindir. İş Mahkemesindeki davaların işçiler tarafından davacı aleyhine açıldığı, davanın davalıya ihbar edildiği, sözleşmenin 22. ve Teknik şartnamenin 5.17 maddesi uyaraınca işçi alacaklarından davalının sorumlu olduğunun kararlaştırılmış olduğu görülmüştür. İdare Mahkemesi kararı ile ihale ile Sağlık Hizmetinin alınamayacağı sabittir. Ancak 2009 yılından itibaren Sağlık Hizmetinin ihale ile davalıya verildiği, davacının saglık Hizmetlerinin İhale ile alınamayacağını 2014 yılında öğrendiği, iptal edilen sözleşmenin taraflar arasında olmadığı, davacı tarafça emsal kabul edildiği ancak bu durumun taraflar arasındaki sözleşmenin batıl olduğunu ve muvazaalı olarak yapıldığını göstermeyeceği, kanunu bilmemenin mazeret sayılamayacağı, davacı ile davalının bu konuda durumlarının benzer olduğu, davacının kusur var ise de davalının da ihaleye katılmakla kusurunun olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin kendilerini bağlayıcı bir sözleşme olduğu, eldaki davada erken fesih nedeniyle davacı tarafça istenen bir zararın olmadığı gibi sözleşmenin normal süresinde bitimi durumunda da oluşan işçi alacağından sorumluluğun sözleşme ve şartname gereği davalıda olduğu gözetilerek davanın kabulüne......" karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davacının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği ve kusurlu olduğu, sözleşme ve eki belgelere göre müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığı, asıl işveren olan davacının sorumluluğunun bulunduğu, sözleşmenin muvazaalı olduğunun mahkeme kararı ile tespit edildiğini ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak taleplidir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine,
2-) Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 2.574,15 TL istinaf harcından peşin alınan 650 TL'nın mahsubu ile bakiye 2.524,15 TL'nın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
3-) Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 362/1.a madde gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 15/04/2026