İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2019/970 ESAS, 2019/122 KARAR SAYILI 20/12/2019 TARİHLİ DAVA
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin eski ortağı olması nedeniyle ve ortaklık tasfiye kapsamında davalı şirketten olan alacağına karşılık 3 adet daire aldığını, sözleşmeye göre İstanbul ili, Kadıköy İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada 2 Parsel A Blok ... numaralı bağımsız bölümlerin mülkiyetinin muhatap firma tarafından inşaat aşamasında 14/07/2016 tarihinde tapuda resmi satış sözleşmesi ile müvekkiline devredildiğini, ancak dairelerin taahhüt edilen 30/05/2018 tarihinde teslim edilmemesi nedeniyle Eskişehir 1. Noterliği'nin 26/11/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalı yana gönderildiğini, geciken döneme ait kira bedellerinin ödenmesi ve imalatın taahhüt edildiği hali ile teslimi için davetiye gönderilmesinin, eksiklikler tamamlanmaz ise müvekkilince tamamlanarak masrafların davalıya rücu edileceğinin bildirildiğini, davalı tarafından gönderilen ihtarname ile dairelerin mevcut hali ile teslim edileceğinin kararlaştırıldığının bildirildiğini, ancak sözleşmede dairelerin teknik şartnameye uygun olarak anahtar teslim şeklinde yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilince İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/9922 D.İş sayılı dosyası ile dairelerdeki eksikliklerin tespit edildiğini, tespit doğrultusunda eksik işlerin dava dışı .... Ltd. Şti'ne yaptırıldığını ve fatura bedellerinin ödendiğini, ödenen bedellerin tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili asıl davaya cevap dilekçesinde, davacının dayandığı Protokol ve Hesap Mutabakatı adlı belgede müvekkilinin imzasının bulunmadığını, protokolün davacı ile dava dışı ... ile yapıldığını, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, protokol metninde teslim süresine ilişkin herhangi bir taahhüdün bulunmadığını, taşınmazların protokol hükümlerine uygun olarak davacıya devredildiğini, devir ile birlikte müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, davacının yaptığı harcamalara ilişkin talebinin haksız ve fahiş olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep ve etmiştir.
Birleşen Dava
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin eski ortağı olması nedeniyle ve ortaklık tasfiye kapsamında ayrıldığı şirketten olan alacağına karşılık bu şirketin bir projesi olan Mandarins Konut Projesinden 3 adet daire aldığını, sözleşmeye göre daireleri devretme taahhüdünün davalı tarafından verildiğini, davalının müvekkilinin şirketten ayrılmasından sonra Mandarins şirketinin hakim ortağı olduğunu, bu ayrılmadan dolayı yapılan hesap mutabakatının imzalandığını, sözleşmeye göre İstanbul ili, Kadıköy İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada 2 Parsel A Blok ... numaralı bağımsız bölümlerin mülkiyetinin inşaat aşamasında 14/07/2016 tarihinde tapuda resmi satış sözleşmesi ile müvekkiline devredildiğini, ancak dairelerin taahhüt edilen 30/05/2018 tarihinde teslim edilmemesi nedeniyle Eskişehir 1. Noterliği'nin 26/11/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalı yana gönderildiğini, geciken döneme ait kira bedellerinin ödenmesi ve imalatın taahhüt edildiği hali ile teslimi için davetiye gönderildiğini, eksiklikler tamamlanmaz ise müvekkilince tamamlanarak masrafların rücu edileceğinin bildirildiğini davalının sahibi olduğu müteahhit firmaya ihtar edildiğini, davalının cevap ihtarnamesinde taşınmazların ticari mutabakat çerçevesinde devredildiğini kabul ettiğini, sözleşmede dairelerin teknik şartnameye uygun olarak anahtar teslim şeklinde yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilince İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/9922 D.İş sayılı dosyası ile dairelerdeki eksikliklerin tespit edildiğini, tespit doğrultusunda eksik işlerin dava dışı .... Ltd. Şti'ne yaptırıldığını ve fatura bedellerinin ödendiğini, ödenen bedellerin tahsili için dava dışı ... A.Ş. aleyhine İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, firma tarafından takibe haksız olarak itiraz edilmesi üzerine İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/556 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, firma tarafından husumetin ...'na yönlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle eldeki davanın açıldığı belirtilerek; 183.154,88 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davada davacı tarafça, devralınan taşınmazların eksik teslim edildiği belirtilerek eksikliklerin giderilmesi için 3. kişiye ödenen bedelin tahsilinin talep edildiği; davalılar tarafından ise, davanın reddinin savunulduğu, asıl dava bakımından; davalı tarafından husumet itirazında bulunulmuş ise de, eldeki davanın itirazın iptali davası olduğu, davaya konu icra takibinin davalı .... Tic. A.Ş. Aleyhine başlatıldığı, itirazın iptali davalarında husumetin takip borçlusuna karşı yöneltilmesi gerektiği, bu hali ile davalı yanın husumet itirazının yerinde olmadığı, dava konusu dairelerin inşaat aşamasında davacı yana 14/07/2016 tarihinde devredildiğinin sabit olduğu, dosyada mevcut bulunan ve imzası inkar edilmeyen teslim tesellüm tutanakları ile dairelerin davacı yana 18/12/2018 tarihinde teslim edildiği, teslim tutanağına dairelerde yer alan eksikliklerin davacı tarafından şerh edildiği, keza dairelerde yer alan eksikliklerin İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/9922 D.İş sayılı tespit dosyasından alınan rapor ile de tespit edildiği, alınan raporun davalı şirkete tebliğ edildiği ve itiraz edilmediği, davalı şirketin projenin müteahhidi olduğu, daireleri eksiksiz olarak sahiplerine teslim ile yükümlü olduğu, bu hali ile tespit olunan eksikliklerden davalı şirketin sorumlu olduğu, dairelerdeki eksikliklerin davacı tarafından dava dışı .... Ltd. Şti'ne 183.154,88 TL bedelle yaptırıldığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile dava dışı şirkete yapılan ödeme tutarının piyasa rayiçlerine göre kadri maruf bulunduğunun tespit edildiği, bu hali ile davalı şirketin anılan bedelden sorumlu olduğu, davalı şirketin başlatılan icra takibi ile temerrüde düşürüldüğü, anılan bedele takip talebindeki talep ile bağlı kalınarak takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceği, alacağın miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, likit olmadığı, bu nedenle davacı yanın icra inkar tazminatı isteminin yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, birleşen dava yönünden; davacı ile davalı şahıs arasında imzalanan 30/06/2016 tarihli protokol ile inşaatı devam eden dava konusu dairelerin davacı yana devrolunacağının kararlaştırıldığı, dairelerin davacı yana 14/07/2016 tarihinde devredildiğinin sabit olduğu, devir ile birlikte davalı şahsın protokol ile üstlendiği edimini yerine getirdiği, dairelerin inşaatının tamamlanıp eksiksiz tesliminin ise asıl davalı şirketin sorumluluğunda olduğu, sunulan 30/06/2016 tarihli protokolde davalı şahıs tarafından dairelerin eksiksiz teslim edileceği ve eksik teslim halinde sorumluluğunun bulunduğuna dair herhangi bir düzenlemenin bulunmadığı, bu hali ile davalı şahsa husumet yöneltilemeyeceği, her ne kadar davalı şahıs tarafından davacı ile yapılan 14/02/2020 tarihli sulh ve ibra sözleşmesine göre karar verilmesi talep edilmiş ise de, anılan sulh protokolünün mahkeme dışı sulh niteliğinde olduğu, mahkemem dışı sulh söz konusu olduğunda taraflarca yapılan sulhe göre karar verilmesinin talep edilmemesi halinde işin esasına girilip karar verilmesi gerektiği, davacı tarafından da anılan sulh protokolüne göre karar verilmesinin talep edilmediği, bu nedenle mahkeme dışı sulh niteliğinde olan sulh protokolünün dikkate alınamayacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile, sabit olan 183.154,88 TL alacağın takip tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile ve isabet eden takip giderleri ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmek üzere, borçlu davalının İstanbul Anadolu 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, likit bir alacak bulunmadığından icra inkar tazminatının reddine, birleşen dava yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV İSTİNAF
Davacı vekili istinafında, birleşen dava hakkındaki pasif husumet yokluğu kararının kaldırılması gerektiğini, birleşen davalının, davacı müvekkilinin alacağını dava konusu dairelerle ödemeyi kabul ettiğini, dairelerin eksik tamamlanması iradesini ortaya koyan kişinin gerçek kişi olduğunu, asıl davalı şirketin birleşen davalının talimatı ile hareket ettiğini, birleşen davalının, asıl davalı şirketin halefi olduğunu, birleşen davalının asıl davalı ile müşterek müteselsil sorumlu olduğunu belirterek, yerel mahkemenin birleşen dosya hakkındaki pasif husumetten redde dair kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı şirket vekili istinafında, davada birleşen davalı ile yapılan Protokol ve Hesap Mutabakatına istinaden taşınmazlara yapılan ek bedellerin davada talep edildiğini, Protokol ve Hesap Mutabakatına müvekkilinin taraf olmadığını, müvekkil şirketin davacı tarafça ibra edildiğini, borç ilişkisinin müvekkili şirketin taraf olmadığı bir ilişki olduğunu, 14.02.2020 tarihli Sulh ve İbra sözleşmesi ile icra dosyası ve huzurdaki dava ile ilgili olarak davacının müvekkili dahil tüm tarafları ibra ettiğini, ibra nedeniyle davanın reddi gerektiğini, bilirkişi raporlarının eksik olduğunu, dairelerin teknik şartnameye uygun olarak teslim edildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan inşaat sözleşmesinden kaynaklanan 3. kişiye yaptırılan ve ödenen eksik ve ayıplı iş bedeline dair asıl davada itiraz iptali, birleşen davada ise aynı bedelin asıl davalı şirketin hakim ortağından alacak olarak talebine dair davadır. Asıl ve birleşen davacı iş sahibi, asıl davalı şirket yüklenici, birleşen davalı gerçek kişi ise asıl davalı şirketin hakim ortağıdır. Asıl davada, davacı iş sahibi, davalı şirketin ortaklığından çıktığını, bu sebeple kendisine anahtar teslim yapılması taahhüt edilen ... no'lu bağımsız bölümlerin 30.05.2018 tarihinde zamanında teslim edilmediğini ve eksik ve ayıplı olarak teslim edildiğini, sonradan şerhle ve tutanakla 18.12.2018 tarihli teslim tutanağı ile teslim aldığını, eksik ayıplı işleri 3. kişi firmaya yaptırdığını ve bu bedel için açtığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Asıl davada davalı şirket, taraflar arasındaki Protokol ve hesap Mutabakatının tarafı olmadığını, sözleşmeye taraf olmadığını, husumetten davanın reddi gerektiğini, ama teknik şartnameye uygun teslim yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davacı iş sahibi, asıl davalının yaptığı husumet itirazı üzerine, aynı miktar için Protokol ve Hesap Mutabakatını imzalayan davalı ...' na alacak davası açmıştır. Birleşen davalı süresinde cevap vermeyerek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
Yerel mahkemece, asıl davada, 18/12/2018 tarihinde teslim edildiği, teslim tutanağına dairelerde yer alan eksikliklerin davacı tarafından şerh edildiği, keza dairelerde yer alan eksikliklerin İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/9922 D.İş sayılı tespit dosyasından alınan rapor ile de tespit edildiği, alınan raporun davalı şirkete tebliğ edildiği ve itiraz edilmediği, davalı şirketin projenin müteahhidi olduğu, daireleri eksiksiz olarak sahiplerine teslim ile yükümlü olduğu, bu hali ile tespit olunan eksikliklerden davalı şirketin sorumlu olduğu, dairelerdeki eksikliklerin davacı tarafından dava dışı .... Ltd. Şti'ne 183.154,88 TL bedelle yaptırıldığı, mahkememizce alınan bilirkişi raporu ile dava dışı şirkete yapılan ödeme tutarının piyasa rayiçlerine göre kadri maruf bulunduğunun tespit edildiği belirtilerek davanın kabulü ile itirazın iptaline, icra inkar tazminatının reddine, birleşen dava hakkında da pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının, birleşen davalı ... ile Protokol ve Hesap Mutabakatı yaptığı bu sözleşmeye göre anahtar teslim ... no'lu bağımsız bölümlerin davacıya anahtar teslim olarak,teknik şartnameye uygun devri yapılacağında anlaşılmıştır. Bu anlaşmadan sonra davacıya bu taşınmazların tapularının 14.7.2016 da devredilmiştir. Davacı taraf davalı şirkete gönderdiği Eskişehir 1. Noterliği'nin 26 Kasım 2018 tarih ve ... yevmiyeli ihtarı ile teslim tarihi olarak 30.05.2018 olarak taahhütte bulunulduğunu ancak teslimin yapılmadığını, imalatların sürdüğünü teknik şartnameye uygun tamamlanmadığını eksiklikler tamamlanamadığı takdirde davacı tarafından tamamlanıp, davalı şirkete rucu edileceğinin ihtar edildiği bu ihtara asıl davalı yüklenici şirketin Beyoğlu 7. Noterliği'nin 21.Aralık 2018 tarih ve ... yevmiyeli ihtarı ile verdiği cevapta, 30.06.2016 tarihli Protokol ve Hesap Mutabakatı istinaden 3 adet bağımsız bölümün devri, taraflar arasındaki mutabakat gereğince gerçekleştirildiğini, geç teslim iddiasının haksız olduğunu belirterek davacıya edim yükümlülüğünü yerine getirdiğini belirtmektedir.
Dosyaya sunulu 18.12.2018 tarihli Teslim ve Kabul Tutanaklarında davacının eksik ve ayıplı işlere şerh koyarak, asıl davalı yüklenici ... şirketinden dava konusu 3 daireyi teslim aldığı anlaşılmaktadır. Bütün bu hususlardan davalı yüklenici şirketle davacının daireleri anahtar teslim olmak üzere almak için anlaştığı anlaşılmaktadır. O halde davalı şirketin sözleşmenin tarafı olmadığı. Protokol ve Hesap Mutabakatını imzalamadığı, sorumlu olmadığına dair istinaf talepleri isabetsizdir. Aynı şekilde birleşen dava açısından da, davalı şirket ortağının şahsi bir taahhüdü olmaması ve sözleşmeden davalı şirketin mesul olması sebebiyle birleşen davada verilen pasif husumetten ret kararı doğrudur. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf talepleri de yerinde değildir.
Davalı şirket vekilinin Sulh ve İbra protokolünün dikkate alınmadığı, davacının, müvekkilini ibra ettiğine dair istinafının incelenmesinde, söz konusu protokolde, davalı yüklenici şirket taraf olarak yer almadığı gibi, bu hususu davalı şirkette istinaf dilekçesinde belirtmektedir. Dolayısıyla eldeki davaya ilişkin geçerli bir ibra ya da sulhten bahsedilemez. Bu sebeple davalı şirket istinafı yersizdir.
Dosyada tespit dosyası ile eksik ayıplı işlerin tespit edildiği daha sonra dosya kapsamında alınan raporla piyasa rayicine göre hesaplama yapılarak bilirkişi tarafından bedel hesaplandığı, davacının davalıya gönderdiği ihtardan sonra dava dışı şirkete yaptırdığı işlerin faturalarını dosyaya ibraz ettiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, yerel mahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraf istinaflarının ise isabetsiz olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ve davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1-İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/12/2021 tarih ve 2019/556 Esas, 2021/1384 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 3.127,83 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 2.395,83 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE,
3-Alınması gereken 12.511,31 TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.127,83 TL'nin mahsubu ile bakiye 9.383,48 TL istinaf karar harcının davalı şirketten alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde
Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 15/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.