6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Taraflar arasında 25.07.2012 tarihli hizmet sözleşmesi tanzim edildiğini, davacının bu sözleşmeye istinaden Ankara ...' deki AVM' de sözleşme kapsamında hizmetlerde bulunduğunu, sözleşmenin tamamındaki kiralama hizmetleri için kiracı adayları ile görüşmeler yapılarak sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmesi çalışmalarına başlanıldığını, bu hizmetlerin ilk aşaması olan pazar araştırması hizmetinin uzman bir firmaya yaptırılıp karşılığının ödendiğini ve bu bedelin taraflarına iadesi için "Pazar Araştırması" hizmeti karşılığı 19.599,56 TL tutarında faturanın tanzim edilerek davalı borçlu şirkete teslim edildiğini, sonrasında sözleşme gereği mağaza karması hizmeti verilerek "Mağaza Karması" hizmeti karşılığı 65.331,88 TL tutarında fatura tanzim edilerek davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirketin her iki faturaya da itiraz etmediğini, fatura bedellerini 26.11.2014 tarihinde ödemesi gerekirken davalının bu faturaların karşılığı bedelleri ödemediğini, davacının yapılan hizmet sözleşmesinden ve sözleşme kapsamında yaptığı işlerden başkaca hak ve alacaklarının oluştuğunu, ayrıca davalının sözleşmeye rağmen maliki olduğu arsada AVM projesinden vazgeçtiğini beyan ile davacının sözleşmeden kaynaklanan birçok alacağını ödemeyeceğini ifade ettiğini, ancak sözleşmeyi de feshetmediğini, sözleşmeden kaynaklanan diğer hak ve alacaklarının saklı tutularak itiraz edilmeyen faturalardan kaynaklanan alacaklarının ödenmesi için davalıya Kadıköy ...Noterliği'nin 30.06.2016 tarih, ... yevmiye nolu ihtarnamenin gönderilmesine rağmen davalının borcunu ödememekte ısrar ettiğini, faturadan kaynaklanan alacaklarının ve bu alacağı sözleşmenin 6/A maddesinde belirlenen aylık %2 işlemiş faizlerinin tahsili için davalı şirket aleyhine İst. And. 24.İcra Müd.'nün ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu iddia ile itirazın iptaline, takibin aylık %2 sözleşme faizi ile devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davacı şirketin, müvekkil şirket ile arasında imzalanan sözleşmenin kendisine yüklediği işleri yapmadığını, müvekkil firmaya davacıdan gönderilen usulüne uygun imzalı bir fatura irsaliyesi ve cari hesap bulunmadığını, davacının sunacağı herhangi bir imzasız fatura veya cari hesabı kabul etmeyeceklerini, davacının müvekkil şirkete yerine getirdiği hizmetleri ispatlaması gerektiğini, davacı taraf müvekkil şirketin borcu olduğundan bahisle icra takibi başlatmış olduğunu belirtmiş ise de, müvekkil şirketin böyle bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın kötü niyetle hareket ederek müvekkil şirketten haksız kazanç sağlama çabasında olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkil şirketin davacı şirkete borcu olduğu düşünülse bile yapılan hesaplamalar dayanaksız olup, neye göre bedelin ortaya çıktığının anlaşılamamakta olduğunu savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece ; " ...Hükme esas alınan raporda dikkate alınarak, dava dosyası, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler ile tarafların tam bir mutabakat içinde olduğu davalının faturaları defterine kaydetmesi ve vergi dairesine bildirmesi hizmeti aldığına karine oluşturup aksinin olduğu iade faturasının dosyada olmadığı hiç kimsenin başkasına ait faturayı sebepsiz, "alım" olarak kendi aleyhine vergi dairesine beyan etmeyeceği, aksi somut delillerle ispat edilebilmek mümkün olmakla birlikte, davalının takip konusu faturaları kendi vergi dairesine beyan etmekle hizmetinin ifasına, malın teslimine ilişkin karinelerin oluştuğu; buna karşılık, davalının takip dosyasına borcu bulunmadığı beyanı dışında aksi yönde somut bilgi & belge ya da malın bedelini ödediğine ilişkin yazılı belge sunmadığı hususları topluca değerlendirildiğinde tespit edilen iki tarafın da usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtları ve müstenidatları üzerinde yapılan incelemede davacı şirketin 84.931,44 TL asıl alacak davacının davanın dayandığı takipte, takibine devam edebileceği asıl alacağının talebi gibi 84.93l,44 TL olabileceği, davacının takip öncesi davalıya Kadıköy ... Noterliğinin 30.06.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesini göndererek davalıyı temmerrüde düşürdüğü dolayısıyla davacının takip öncesine ilişkin talep edebileceği işlemiş faizin 4.586,30 TL olabileceği kanaatine varılarak " Davanın Kısmen Kabulü ile Davalının, İstanbul Anadolu 24. İcra dairesinin ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 84.931,44 TL asıl alacak ve 4.586,30 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 89.517,74 TL üzerinden takibin takip şartları haliyle aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın takip tarihinden itibaren aylık %2 sözleşme faizi uygulanmasına, İİK 67/2 maddesi gereğince asıl alacak 84.931,44 TL üzerinden davalının % 20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kötü niyet talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davacı sözleşme konusu yerine getirildiğini ispat eden herhangi bir delil dosyaya sunmadığını, bu nedenle öncelikle davacı firmanın sözleşme konusu edimlerinin yerine getirildiğini ispatlanması gerektiğini, temerrüt gerçekleşmediğini ve temerrüt faizi fahiş hesaplandığını, icra inkar tazminatına hükmedilmesi hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan faturaya davalı başlatılan takibe vaki kısmı itirazın iptali ile takibin devamına ilişkindir.İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine, iki adet faturaya istinaden 84.931,44 TL asıl alacak, 37.936,04 TL TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 122.867,48 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, alınan bilirkişi kök ve raporunda özetle; " Davacı ile davalı ticari defter ve kayıtları ile dayanak belgelere göre davacı şirketin takip ve dava tarihi itibarıyla davalı şirketten 2 adet faturaya dayalı açık cari hesap bakiyesinden kaynaklanan 84.931,44 TL asıl alacağı bulunduğu, 2 adet hizmet satışı E-faturasının davalı şirketçe yasal süresinde herhangi bir itiraza konu edilmeden ve benimsenerek davacı lehine alacak kayıtlarının yapılmış bulunduğu tespit edildiği,Davalı şirkete ait 2014 Yılı BA Form Beyanlarının tetkiki neticesinde, davalı şirketin davacı şirketten 2 adet belgel(fatura) karşılığında mal ve hizmet alımı olarak KDV Hariç 71.976,00 TL beyanda bulunduğu, beyanda bulunulan bu tutarın davacı şirketin düzenlemiş olduğu ve takip/dava konusu yaptığı toplam tutarı KDV dâhil 84.931,44 TL olan 2 adet faturaya karşılık geldiği,Sözleşmenin 6/A madde hükmünde,” işbu sözleşmeden kaynaklanan tüm alacaklara aylık %2 oranında temerrüt faizi uygulanacaktır” düzenlemesi bulunduğu, davacı şirket vekilince davalı şirkete Kadıköy .....Noterliği vasıtasıyla 30.06.2016 tarihinde ... yevmiye sayılı ihtarnamenin keşide edildiği, İhtarnamede Takip/Dava Konusu 2 adet Faturanın bedeli olan Toplam 84.931,44 TL nin ödeme tarihi olan 26.11.2014 tarihinden itibaren işleyen aylık %2 Faizi ile birlikte 7 Gün içinde ödenmesi ihtar edildiği, dosyaya sunulan ihtarname ve ek tebliğ şerhinden görüldüğü üzere, ihtarnamenin davalı şirkete 11.07.2016 tarihinde edildiği, ihtarnamede verilen 7 günlük sürenin 18.07.2016 tarihinde tamamlandığı, davacı şirketin 84.931,44 TL asıl alacağına, 18.07.2016 temerrüt tarihinden 07.10.2016 takip tarihine kadar sözleşme ile belirlenmiş aylık %2 sözleşme faiz oranı uygulamak suretiyle yapılan hesaplamada 4.586,30 TL temerrüt faiz hesaplandığı" şeklinde tespit ve görüşe yer verilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesinde:"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 26.12.2024 tarih ve 2023/1909 E., 2024/5226 K. sayılı ilamı:"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan 16.12.2019 tarihli bilirkişi incelemesi neticesinde; davalı tarafından davacı tarafından düzenlenen iki adet malzeme satış faturalarına itiraz edilmediği, davacının faturalarının tamamının davalının ticari defterlerine işlendiği tespit edilmiştir.Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, davacının temyize konu ettiği 2.896.631,32 TL bedelli kurşun geçirmez malzeme faturası, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, HMK 222. maddesi uyarınca aleyhe delil olduğundan, 20.05.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda, temyiz konusu fatura da dikkate alınarak alacak hesaplandığına göre, davanın, bilirkişi raporunda belirlenen 571.396,96 TL üzerinden kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmamış,..." şeklindedir.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Somut olayda; Takibe dayanak yapılan 2 adet toplam 84.931,44 TL tutarlı faturalar davalı tarafça yasal süresinde herhangi bir itiraza konu edilmeden davalının ticari defterlerine kaydedildiği gibi davalı şirketin, davacı şirketten 2 adet fatura karşılığı mal ve hizmet alımına ilişkin ilgili Vergi Dairesi'ne BA Formu ile bildirimde bulunduğu anlaşılmakla hizmetin verildiğine karine olarak kabul edilmiş olup aksi davalı tarafça ispatlanmadığından davalının hizmetin yerine getirilmediği savunması yerinde görülmemiştir.Temerrüt faizi yönünden; TBK 117. Maddesinde muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği düzenlenmiştir. Somut olayda; davaya konu iki adet fatura bedelinin 7 gün içinde ödenmesi için davacı tarafça Kadıköy ...Noterliği vasıtasıyla gönderilen ihtarname ile davalının temerrüde düşürüldüğü görülmüştür. Davalı vekili her ne kadar temerrüt faizi fahiş hesaplandığını ileri sürmüş ise de taraflar tacir olup temerrüt faizini serbestçe kararlaştırabileceği, nitekim sözleşmede temerrüt faiz oranın aylık % 2 olarak kararlaştırıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sözleşme ile kararlaştırılan faiz oranına göre hesaplanan temerrüt faiz miktarında bir isabetsizlik görülmemiştir. İcra inkar tazminatı bakımından; Davalı şirket kayıtlarına göre söz konusu faturaların kayıt altına alındığı anlaşılmıştır. O halde söz konusu faturaların İİK'nın 67/2. maddesi gereği likit (bilinebilir, hesap edilebilir) olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 1.528,74 TL harçtan, alınması gerekli 732,00 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 796,74 TL harcın ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine,

3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/04/2026