İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı Vekilinin Mahkememize Tevzi Edilen Dava Dilekçesinde Özetle; davalı şirket tarafından davacı aleyhine .... İcra Müdürlüğü 2018/... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus yolla icra takibi başlatıldığını, ancak önemle belirtmek gerekir ki davalı yanın kambiyo alacağına dayanak olarak icra dosyasına sunmuş olduğu çek üzerinde yer alan imza davacı şirketin yetkilisi ...'a ait değildir ve söz konusu çek nediyle davacının davalı yana hiçbir borcu bulunmadığını, davalı yan, icra dosyasına konu çekin davacı tarafından davalı şirket adına ciro edildiğini, bankaya yasal süresi içerisinde başvurulduğunu ancak çekin karşılıksız çıktığını belirterek davacı hakkında çekle ilgili karşılıksızdır işlemine sebebiyet verme suçundan şikayette bulunduğunu, .... İcra Ceza Mahkemesi'nin 2018/... Esas sayılı dosyası ile yürütülen yargılamada imza itirazımız üzerine dosya imza incelemesi için bilirkişiye gittiğini, bilirkişice çek üzerinde yer alan imza ile, davacı şirketin yetkilisi ...'ın imzalarının yer aldığı belgeler karşılaştırılmış, yeterli inceleme ve değerlendirmeler neticesinde tanzim edilen 22.11.2021 tarihli bilirkişi raporu ile de çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'ın eli ürünü olmadığı yönünde kanaat bildirildiğini, yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde söz konusu bilirkişi raporunun hüküm tesisine uygun olduğuna kanaat getirilmiş ve son derece yerinde ve hukuka uygun bir kararla davacının üzerine atılı suçtan beraatine karar verildiğini, beraat kararına karşı davalı yanca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup yapılan istinaf yargılaması neticesinde, icra takibine karşı icra mahkemesi veya genel mahkemeler nezdinde imzaya ve borca itirazda bulunulup bulunulmadığı ve bu hususta bir savcılık şikayeti olup olmadığı hususu yerel mahkemece tespit edilmeden hüküm kurulduğu için yerel mahkeme kararı kaldırıldığını, arz ve izah olunan nedenler ve resen nazara alınacak gerekçelerle, dosya üzerinden yapılacak inceleme neticesinde (fazlaya dair her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla); menfi tespit davasının kabulü ile davacının, .... İcra Müdürlüğü 2018/... E. sayılı dosyasından ve icra dosyasına dayanak çekten ötürü davalıya borçlu olmadığının tespiti ile anılan icra takibinin davacı yönünden iptalini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Vekilinin Mahkememize Sunmuş Olduğu Cevap Dilekçesinde Özetle; ... Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğunu, İstanbul mahkemeleri yetkisiz olduğunu, davalı, davalının satıcı, davacı da alıcı firma olduğunu, dava konusu icra takibinden önce, borçlu tarafından sipariş ettiği mallar satılmış, faturaları düzenlenmiş, satış prosedürü tamamlandığını, borçlu da önceden keşide ve imza ettiği çeki davalı firmaya ulaştırdığını, keşide günü gelen çek karşılıksız çıkmış, bunun üzerine icra takibine konu edildiğini, her iki tarafın da ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, davalının, davacı taraftan gerçekten alacaklı olduğu, bu çeki sattığı mallara karşılık aldığı ortaya çıkacağını, davacı/borçlu, baştan itibaren kötüniyetli olarak hazırlık yaptığını, malları sipariş etmiş, mallar gönderilmiş, faturalar kesildiğini, bu aşamada, borçlu/keşideci kötüniyetli olarak, çek üzerine sahte imza attırmış ve o halde iyiniyetli davalı firmaya ulaştırdığını, davalı firmanın bu çek yaprağını elde etme, buna ulaşma olanağı olmadığını, bu çek yaprağı keşideci borçlunun elinde olduğunu, ancak keşideci bu çek yaprağına zilyet olabilecek halde olduğunu, alacaklı davalı firma ... olduğunu, davacı/borçlu firma ile hiç bir zaman yüzyüze gelmediğini, telefon ve internet üzerinden temas kurulduğunu, alacaklı davalı firmanın İstanbul'a gidip keşideci firmanın elindeki çek yaprağını eline geçirmesi, bunu sahte olarak doldurması, ibraz etmesi, karşılıksız çıkınca icraya vermesi, karşılıksız çek suçundan şikayet etmesi vs. süreçlere bakıldığında, davacı/borçlunun iddialarının ne kadar olanaksız, mantık dışı ve kötüniyetli olduğu görüldüğünü, öncelikle yetki itirazının kabulü ile, dosyanın yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini, zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın zamanaşımı sebebiyle reddini, haksız ve kötüniyetli davanın esastan reddini, davacı/borçlu aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatını, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SMMM bilirkişisinin 05/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının ibraz olunan ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin tam
olduğu, davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davacının ticari defterlerinin ibraz edilmediği, Davalının ticari defter kayıtlarına göre davacı ile davalı arasında ticari ilişki
olduğu, Davalının ticari defter kayıtlarına göre, davacının 18 fatura içeriği 40.822,10 TL tutarında davalıdan mal aldığı, davalının faturalarının davacı aleyhine borç
doğurduğu, Davalının ticari defter kayıtlarına göre Davacı şirketin söz konusu fatura içeriği emtia satışına mahsuben dava konusu ... A.Ş İstanbul/... Şubesi 30.11.2018 Keşide tarihli, ... numaralı 40.000,00 TL tutarlı çekin verdiği, Dolayısı ile davacı şirketin dava konusu çekten ötürü 40.000,00 TL borçtan kurtulmuş olduğu, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, mali ve muhasebesel açıdan dava konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisi ...’a ait olup olmadığı hususunun davacı şirket ile davalı şirket arasındaki borç / alacak miktarına bir tesiri olmadığı, Sayın Mahkemece dava konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait
olmadığı ve dolayısı davacı şirketin çekten dolayı borçlu olmadığı benimsenmesi durumunda davalının açık hesaptan dolayı davacıdan 40.822,10 TL davalının alacaklı olduğu sonucunun doğacağı, Bu itibarla Takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere dosyaya sunulu mevcut mali veriler ve davalının sahibi lehine delil vasfına haiz ticari defter kayıtları çerçevesinde mali ve muhasebesel açıdan davacının menfi tespit iddiasının ispata
muhtaç olduğu, sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
SMMM bilirkişisinin 06/02/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; Davacının itirazlarına müteallik olarak kambiyo senedinin mücerretliği, huzurdaki
davanın çekten ötürü menfi tespit davası olduğundan bahisle taraflar arasındaki temel ilişkiye dayalı alacak/borç ilişkisine bakılıp bakılamayacağı konusu hukuki değerlendirme gerektirme olup tamamen ve münhasıran Sayın Mahkemenin takdirlerinde olduğu, Ek rapor aşamasında kök rapordaki görüş ve kanaatleri değiştirecek mahiyette yeni bir bilgi ve belge sunulmadığından kök rapordaki görüşün özü aynı perspektif ile
aynen muhafaza edildiği, Ancak Sayın Mahkemenin HMK 282 gereği bilirkişi görüşü ile bağlı olmadığı gözetilerek, Sayın Mahkemenin davacı savları yönünde hüküm kurmakta muhtar olduğu mütalaa edildiği,
sonuç ve kanaatine varıldığı, bildirilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesinin 21/10/2024 tarihli raporunda özetle; İnceleme konusu çekte yer alan keşideci imzası ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı hususlarını bildirilmiştir.
-ATK raporu.
-Bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporu
-Tarafların beyan ve dilekçeleri
-Tüm dosya kapsamı
İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi uyarınca açılmış menfi tespit davası olup, davacı taraf, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibine dayanak yapılan çek üzerindeki keşideci imzasının şirket yetkilisine ait olmadığını ileri sürerek söz konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Uyuşmazlığın .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyasından takibe konulan ... A.Ş. ... şubesine ait 30/11/2018 keşide tarihli ... seri numaralı 40.000,00 TL bedelli ve davacının keşidecisi olduğu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı ve bu çekten kaynaklı olarak davacı borçlu şirketin davalı alacaklı şirkete borcunun bulunup bulunmadığı noktalarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, .... İcra Müdürlüğü’nün 2018/... Esas sayılı takip dosyası, taraf ticari defter ve kayıtları, Adli Tıp Kurumu raporu, bilirkişi raporları ve tüm deliller birlikte değerlendirilmiştir.
Mahkememizce alınan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nin 21/10/2024 tarihli raporunda; inceleme konusu çek üzerindeki keşideci imzası ile ...’ın mukayese imzaları arasında tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız, baskı derecesi ve yazım karakterleri bakımından farklılıklar bulunduğu, bu nedenle inceleme konusu imzanın ...’ın eli ürünü olmadığı açık ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edilmiştir. Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporun uzmanlık alanına uygun, bilimsel verilere dayalı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmiş; tarafların itirazlarının raporun hükme esas alınmasını engelleyecek nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. HMK’nin 282. maddesi gereğince bilirkişi raporu hakimi bağlamamakla birlikte, teknik uzmanlığı gerektiren imza incelemesinde aksini ortaya koyan başka bir teknik delil de dosyada bulunmadığından mahkememizce ATK raporuna üstünlük tanınmıştır.
Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri uyarınca, kambiyo taahhüdü imza ile doğar ve imza sahibi bakımından hüküm ifade eder. Kambiyo senetlerinde imza, senedin kurucu unsurudur. Adına sahte imza atılan kişinin kambiyo hukuku bakımından sorumluluğundan söz edilemez. Bu husus kambiyo taahhüdünün şahsiliği ilkesinin doğal sonucudur. Bu nedenle, dava konusu çek üzerindeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edilmiş olması karşısında, davacının söz konusu çek nedeniyle kambiyo hukukundan kaynaklanan bir borç altına girdiğinden söz edilmesi hukuken mümkün değildir. Her ne kadar davalı tarafça taraflar arasında gerçek bir ticari ilişki bulunduğu, malların teslim edildiği ve çekin bu ticari ilişkiye istinaden verildiği ileri sürülmüş; SMMM bilirkişi raporunda da davalının ticari defterlerine göre taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu ve davacının davalıya borçlu olduğu yönünde değerlendirmelerde bulunulmuş ise de, huzurdaki dava bir alacak davası olmayıp, münhasıran kambiyo senedine dayalı icra takibine ilişkin menfi tespit istemidir. Nitekim kambiyo senedinden doğan sorumluluk ile temel borç ilişkisi birbirinden bağımsızdır. Davalının temel ticari ilişkiye dayanarak genel hükümlere göre alacak talebinde bulunabilmesi mümkün ise de, sahte olduğu belirlenen imzayı taşıyan çekten dolayı kambiyo hukukuna özgü takip yapabilmesi mümkün değildir. Bu kapsamda, ticari defter kayıtları davalının genel hükümlere dayalı muhtemel alacak iddiasını destekler nitelikte kabul edilse dahi, dava konusu çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı yönündeki teknik tespiti bertaraf etmemektedir. Başka bir anlatımla, temel ilişki mevcut olsa dahi, sahte imzalı çek kambiyo hukuku bakımından davacı yönünden geçerli bir borç ikrarı niteliği kazanmaz.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; .... İcra Müdürlüğü’nün 2018/... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan ... A.Ş. ... Şubesi’ne ait, 30/11/2018 keşide tarihli, ... seri numaralı 40.000,00 TL bedelli çek üzerindeki keşideci imzasının davacı şirket yetkilisi ...’a ait olmadığı, bu nedenle davacının anılan çek nedeniyle kambiyo hukukundan kaynaklanan bir borcunun bulunmadığı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Gerekçesi Yukarıda Ayrıntılı Açıklandığı Üzere;
Davanın KABULÜ ile;
1- Davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü 2022/... E. sayılı dosyasında, icra dosyasına dayanak olan ... A.Ş. ... Şubesine ait, 30/11/2018 keşide tarihli, E1-... seri nolu, 40.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Alınması gereken 2.732,40 TL harcın, peşin alınan 80,70 TL peşin harç ve 602,40 TL tamamlama harcından mahsubu ile eksik kalan 2.049,30 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcının ve 80,70 TL peşin harcın ve 602,40 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 763,80 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.973,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 25/10/2024 tarihli, 5.900,00 TL bedelli Adli Tıp Kurumu fatura davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/04/2026