Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonrasında;

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların %100 oranında hissedarı olduğu dava dışı ... ve Tic. A.Ş.'ni 20/07/2010 tarihli Hisse Devir ve Satın Alım Sözleşmesi ile müvekkillerine devrettiklerini, sözleşmenin 5.maddesinin g bendi gereğince, "Proje ile ilgili Çevresel Etki Değerlendirme Gerekli Değildir" kararının veya "Çevresel Etki Değerlendirme Olumlu kararının alınmış olması"nın hisse devir işleminin gerçekleşmesinin ön koşulu olduğunu, somut olayda bu koşulun gerçekleşmediğini/mahkeme kararı ile iptal edildiğini, ortaya çıkan bu durumun sözleşme konusunun gerçekleşmesini fiilen ve hukuken ortadan kaldırdığını, bu halde sözleşmenin geçersizliği nedeniyle ödenen bedeller ile yapılan masrafların iadesi istemli gönderilen ihtarnameye rağmen davalı tarafça ödeme yapılmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle Hisse Devir Sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine ve iptaline, sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle uğranılan zararların denkleştirici adalet kuralı gereği dava tarihindeki karşılığının tespiti ile şimdilik hisse devir bedelinden 50.000 USD, masraflar yönünden şimdilik 100.000 TL ve uğranılan zararlar yönünden şimdilik 100.000 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 08/04/2020 tarihli harç makbuzu ile hisse devir bedeline yönelik talebini 3.450.000 USD'ye yükseltmiştir.
Davacılar vekili 22/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile 100.000,00 TL dava değerini 4.273.530,55 TL'ye yükseltmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilleri ile davacılar arasında yapılmış 20/07/2010 tarihli Hisse Devir Sözleşmesine istinaden müvekkillerinin %100 oranında sahibi oldukları dava dışı ... ve Ticaret A.Ş.'nin davacılara devredildiğini, sözleşmenin imzalanması ile birlikte %15 peşinat ödendiğini ve akabinde sözleşmenin 5.maddesi koşullarının yerine getirilmesi sonrasında bakiye %85 bedelin ödendiğini ve müvekkillerinin hisselerinin tamamını 04/01/2011 tarihinde davacılara devrettiklerini; davacı tarafın iptalini talep ettiği hisse devir sözleşmesine dayalı olarak açtığı davada 818 sayılı BK'nın 126. (TBK'nın 147.) maddesi gereği uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, bu halde davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini; tarafların dava konusu sözleşmede kararlaştırılan koşulların gerçekleşmesi üzerine hisse devir işleminin gerçekleştirildiğini, sözleşmede herhangi bir şart öngörülmediğini, davacıların ÇED gerekli değildir kararının iptal edilmesi rizikosunu üstlendiklerini, davacılar tarafından ÇED başvurusu yapılan projenin satış vaadi sözleşmesinde bahsi geçen proje olmadığını, davacı taraf taleplerinin hukuka aykırı, muğlak ve çelişkili olduğunu ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuştur.

payları davalılara ait dava dışı ... ve Tic. A.Ş.'nin paylarının, davacılara satış ve devrine ilişkin taraflar arasında yapılmış 20/07/2010 tarihli Hisse Devir ve Satış Sözleşmesi'nin, devir koşullarının gerçekleşmemesi iddiasına dayalı olarak geçersizliğinin tespiti ve iptali ile,
-Hisse devir bedelinden şimdilik 50.000 USD'nin
-Hisse devrine konu proje için yapılan masraflardan şimdilik 100.000 TL'nin ve
-Sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle uğranılan zarardan şimdilik 100.000 TL'nin faizleri ile birlikte davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına göre, dava dışı şirketin paylarının devrine ilişkin taraflar arasındaki sözleşmenin varlığı ve hisse devirleri her iki tarafında kabulünde olup;
Davacı taraf, sözkonusu hisse devrinin, sözleşmedeki önkoşulların gerçekleşmemesi nedeniyle geçersiz olduğunun ileri sürmüş,
Davalı taraf ise, zamanaşımı def'inde bulunmuş ve sözleşmenin geçerli bir şekilde kurularak taraflara yüklenen karşılıklı borçların ifa edildiğini savunmuştur.
Dosya içerisinde bulunun Hisse Devir Sözleşmesi, hisse devir bedelinin davalılara ödendiğine ilişkin ödeme dekontları, belgeler ve söz konusu proje için yapılan masraflara ilişkin ödeme belgelerinin ... Valiliği Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün cevabı yazıları, Çevresel Etki Değerlendirme Kararı Örneği, ... 2. İdare Mahkemesince verilmiş karar örneği ve Danıştay Ondördüncü Dairesi tarafından verilmiş olan onama kararının dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
Mahkememizce verilen ... Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Daire'si 2020/1270 Esas 2020/1390 Karar sayılı kararı ile; Davanın taraflarının, dava dışı şirketin eski ve yeni ortakları oldukları, dava konusu hisse devir tarihi itibarı ile yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu' nun 126. maddesine göre (TBK 147. maddesi), hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu ve zamanaşımı süresinin hisse devir tarihinden itibaren hesaplanması gerektiği, somut olayda ise; hisse devrine ilişkin sözleşmesi tarihi 20/07/2010, hisselerin devir tarihinin 04/01/2011, dava tarihinin ise 05/07/2019 olup, dava tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğu, dolayısıyla mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmaktadır. (Emsal nitelikte Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/574 Esas 2019/2499 Karar sayılı ilamı- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2013/18173 Esas 2014/18819 Karar sayılı ilamı)... İle Esastan reddine karar verilmiştir. Verilen karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/10/2022 tarih, 2021/1363 Esas, 2022/6931 sayılı kararıyla; iddianın ileri sürülüş şekline göre sözleşmedeki şartın gerçekleşmemesi ve edimin imkansızlığı hisse devirlerinden sonra ortaya çıktığından zamanaşımı süresinin sözleşmenin 5. maddesinde öngörülen şartın gerçekleşmediği tarihten itibaren işlemeye başlayacağının kabulü ile zamanaşımı def'inin reddine karar verilerek TBK 136 ve 228 maddeleri de tartışılarak işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.

Gerekçe ile mahkememiz kararı bozulmuştur.

Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve mahkememizin 2022/806 Esası üzerinden yargılamaya devam olunmuştur.
Uyuşmazlığın niteliği itibari ile çözümü uzmanlık gerektirdiğinden, tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, sundukları deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, sundukları deliller, hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle;
a)Davacı tarafça, davalı tarafa yapılan hisse devir bedelinin USD cinsinden miktarının tespiti ve,
b)Hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti konusundaki takdir ve değerlendirmeler mahkememize ait olmak üzere;
Sözleşmedeki edimin, İdari Yargı merci kararlarına bağlı olarak imkansızlığı nedeniyle,
Hisse devrine konu proje için davacı tarafça yapıldığı iddia edilen masrafların ve sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle uğramış olduğunu ileri sürdüğü zararların talep edilip edilemeyeceği; edilebilecek ise, her bir alacak (masraflar ve zararlar) yönünden ve TL cinsinden miktarlarının tespiti için bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, Bilirkişi olarak SMMM Prof. Dr. ..., Ticaret Hukukunda Nitelikli Hesaplamalar Konusunda Uzman Doç. Dr. ..., Borçlar Hukukunda Nitelikli Hesaplamalar Konusunda Uzman Dr. ... ve Elektrik Mühendisi ...'na tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından hazırlanan 31/01/2024 tarihli bilirkişi kök raporu ve 16/09/2024 tarihli bilirkişi kurulu ek raporu ile 13/01/2026 tarihli bilirkişi kurulu 2. Ek raporunun dosyamız arasında olduğu görülmüştür.
Aldırılan 31/01/2024 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; davacı tarafça, davalı tarafa yapılan hisse devir bedelinin USD cinsinden miktarının 3.450.000 ABD doları olduğu, - Davacı taraf söz konusu Projenin gerçekleştirilebilmesi amacıyla, 2011 yılından bu yana toplam 4.273.530,55 TL sair masraflar yapıldığını iddia ettiği, davacı tarafça dosyaya sunulu faturalar, gider belgeleri, SGK tahakkukları bulunmakta olup işbu belgelerin davacının hisse devrine konu proje ilgili olup olmadığı anlaşılamadığı ayrıca dosyadaki sunulu belgelerin tasnifinin olanaklı olamaması hasebiyle 4.273.530,55 TL ‘nin teyit edilemediği, dosyadaki belgelerden masraf iddialarının şirket değerine katkısı olup olmadığı hesaplanamadığı değerlendirilmiş olup, davacı tarafça bu masrafların söz konusu Projenin gerçekleştirilebilmesi amacıyla katlanıldığı, şirkete katkısı olup olmadığının davacı tarafça somut olarak ispatlanması gerektiği, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin takdir ve değerlendirmeler tamamıyla Sayın Mahkemeye bırakılmış olmakla birlikte, sözleşmenin Sayın Mahkemece geçersiz kabul edilmesi halinde hisse devrine konu proje için davacı tarafça yapıldığı iddia edilen masrafların ve uğramış olduğunu ileri sürdüğü zararların TBK m. 136 hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği yönünde görüş bildirmişlerdir.
Aldırılan 25/09/2024 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle; Sözleşmedeki edimin, İdari Yargı merci kararlarına bağlı olarak imkansızlığı nedeniyle, hisse devrine konu proje için davacı tarafça yapıldığı iddia edilen masrafların ve sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle uğramış olduğunu ileri sürdüğü zararların talep edilip edilemeyeceği, edilebilecek ise, her bir alacak (masraflar ve zararlar) yönünden ve TL cinsinden miktarlarının tespiti için bilirkişi raporu alınmasına, şeklinde belirlenmiş olup, heyetimizce bu görevlendirme doğrultusunda hazırlanmış olan kök raporda, davacı tarafça, davalı tarafa yapılan hisse devir bedelinin USD cinsinden miktarının 3.450.000 ABD doları olduğu, davacı taraf söz konusu Projenin gerçekleştirilebilmesi amacıyla, 2011 yılından bu yana toplam 4.273.530,55 TL sair masraflar yapıldığını iddia ettiği, davacı tarafça dosyaya sunulu faturalar, gider belgeleri, SGK tahakkukları bulunmakta olup işbu belgelerin davacının hisse devrine konu proje ilgili olup olmadığı anlaşılamadığı ayrıca dosyadaki sunulu belgelerin tasnifinin olanaklı olamaması hasebiyle 4.273.530,55 TL'nin teyit edilemediği, dosyadaki belgelerden masraf iddialarının şirket değerine katkısı olup olmadığı hesaplanamadığı değerlendirilmiş olup, davacı tarafça bu masrafların söz konusu projenin gerçekleştirilebilmesi amacıyla katlanıldığı, şirkete katkısı olup olmadığının davacı tarafça somut olarak ispatlanması gerektiği, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğine ilişkin takdir ve değerlendirmeler tamamıyla Sayın Mahkemeye bırakılmış olmakla birlikte, sözleşmenin Sayın Mahkemece geçersiz kabul edilmesi halinde hisse devrine konu proje için davacı tarafça yapıldığı iddia edilen masrafların ve uğramış olduğunu ileri sürdüğü zararların TBK m. 136 hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, görüşümüze esas teşkil eden ayrıntılı incelemeye de kök raporda yer verildiği, Davalı tarafın itirazı, davaya konu hisse devir sözleşmesinin “Sözleşmedeki edimin, İdari Yargı merci kararlarına bağlı olarak imkansızlığı nedeniyle sözleşmenin geçersizliğine” ilişkin olup, gerek Sayın Mahkemenin 23/02/2023 tarihli Bilirkişi Heyetimizi görevlendirme kararı gerekse 6100 sayılı HMK ’nın 266/c.2 hükmü doğrultusunda, kök raporumuzda bu yöndeki takdir yetkisinin tamamıyla Sayın Mahkemenizde olduğu açıkça belirtiltildiği, davacılar vekilinin itirazları ise; Sayın Mahkemenizce sözleşmenin geçersiz olduğunun kabul edilmesi halinde uğramış oldukları zararın hesaplanmasına ilişkin olup, kök raporda belirtilmiş olduğumuz; “davacı tarafça dosyaya sunulu faturalar, gider belgeleri, SGK tahakkukları bulunmakta olup işbu belgelerin davacının hisse devrine konu proje ilgili olup olmadığı anlaşılamadığı ayrıca dosyadaki sunulu belgelerin tasnifinin olanaklı olamaması hasebiyle 4.273.530,55 TL ‘nin teyit edilemediği, dosyadaki belgelerden masraf iddialarının şirket değerine katkısı olup olmadığı hesaplanamadığı değerlendirilmiş olup, davacı tarafça bu masrafların söz konusu Projenin gerçekleştirilebilmesi amacıyla katlanıldığı, şirkete katkısı olup olmadığının davacı tarafça somut olarak ispatlanması gerektiği” yönündeki kanaatimizde herhangi bir değişiklik olmadığı, hususlarını kök raporda yer vermiş olduğu görüşlerinde herhangi bir değişiklik olmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
Aldırılan 13/01/2026 tarihli bilirkişi kurulu 2. ek raporunda özetle; tarafların itirazları doğrultusunda heyetimizce yapılmış olan ek inceleme neticesinde Genel Yönetim Giderleri kaleminin proje yürütülmesi kapsamında değerlendirilmesi durumunda davacı tarafın talep edebileceği miktar 4.273.531 TL olurken, Genel Yönetim Giderleri kaleminin içindeki proje yürütülmesi kapsamında ne kadarının proje ile doğrudan ilgili olduğunun muğlak olduğu değerlendirilmesi durumunda davacı tarafın talep edebileceği miktar 3.814.461 TL olmakta olduğu, kök raporda yer vermiş olduğumuz görüşlerimizde herhangi bir değişiklik olmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir.
Tüm Dosya ve Delillerin Birlikte Değerlendirilmesinde;
Davacılar vekili, davalıların ... ve Tic. A.Ş.’nin %100 hissesine sahip iken 20.07.2010 tarihli Hisse Devir ve Satın Alım Sözleşmesi ile tamamını müvekkillerine devrettiklerini, hisse devirlerine konu şirketin ... Çayı üzerinde bulunan ... Hidroelektrik Santrali Projesinin sahibi olduğunu, müvekkillerinin 3.450.000 USD tutarındaki hisse devir bedellerini ödeyip tüm edimlerini ikmal ve ifa ettiğini, ayrıca projenin gerçekleştirilebilmesi amacıyla 2011 yılından bu yana 4.273.530,55 TL masraf yaptığını, devir sözleşmesinin 5. maddesinde hisse devrinin ön şartlarının düzenlendiğini, buna göre proje ile ilgili “Çevresel Etki Değerlendirme Gerekli Değildir” kararının veya “Çevresel Etki Değerlendirme Olumlu” kararı alınmış olmasının tarafların hisse devir işlemini gerçekleştirme yükümlülüğü için olmazsa olmaz bir şartı olarak belirlendiğini, her ne kadar ... Valiliği'nce “ÇED kararı gerekli değildir” kararı verilmişse de dava dışı dernek temsilcisi tarafından açılan dava sonucunda ... 2. İdare Mahkemesi'nin 23.06.2014 tarihli kararı ile yürütmenin durdurulup 28.10.2014 tarihli kararı ile de “ÇED kararı gerekli değildir” kararının iptal edildiğini, Danıştay’ın 19.01.2016 tarihli kararı ile de idare mahkemesi kararının onandığını, bu durumda ÇED başvurusundan bulunmanın zaruret arz eder hale geldiğini, müvekkillerinin bu kapsamda 20.11.2017 tarihinde yaptığı başvuru üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 02.01.2018 tarihinde “ÇED süreci sonlandırılmıştır” yönünde karar istihsal ettiğini, müvekkilleri tarafından Bakanlık kararının iptali talebiyle dava açılmışsa da ... 2. İdare Mahkemesi'nin 20.04.2018 tarihli kararı ile davanın reddedildiğini, temyiz itirazlarının Danıştay tarafından 24.09.2018 tarihinde karar düzeltme yolu da kapalı olarak reddiyle idare mahkemesi kararının kesinleştiğini, böylece olmazsa olmaz nitelikteki “Çevresel Etki Değerlendirme Gerekli Değildir” kararının veya “Çevresel Etki Değerlendirme Olumlu” kararı alınmış olması koşulunun gerçekleşmediğini, sözleşmenin konusunun gerçekleşmesinin fiilen ve hukuken ortadan kalktığını, hisse devir sözleşmesinin iki tarafa borç yüklediğini, ... ve Tic. A.Ş.’nin yegane iştigal konusunun sonlandığını, sözleşmenin geçerli hüküm ve sonuçlarını doğurmadığını, davalıların uhdelerinde karşılıksız kalan pay devir bedellerinin denkleştirici adalet kuralları doğrultusunda iadesinin yasal, hak ve nesafet kuralları gereği olduğunu ileri sürerek hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin tespitini, iptalini, hisse devir bedelleri ile proje için yapılan masrafların denkleştirici adalet kuralı gereğince dava tarihindeki karşılığının belirlenmesini, sözleşmenin hükümsüzlüğü nedeniyle uğranılan zararın tespiti ile tazminini, işleyecek en yüksek banka avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, 20.07.2010 tarihli sözleşmenin hisse devir sözleşmesi değil hisse devir vaadi sözleşmesi olduğunu, vaat sözleşmesinde kararlaştırılan koşulların gerçekleşmesi üzerine hisse devir işleminin 04.01.2011 tarihinde yapıldığını, müvekkillerinin 20.07.2010 tarihli sözleşmedeki ön şart yönünden edimlerinin “ÇED gerekli değildir” kararını almaktan ibaret olup bu kararın da 09.08.2010 tarihinde edimin ifa edildiğini, anılan kararın 04.01.2011 tarihli teslim tutanağı ile davacılara verildiğini, kararın idare mahkemelerince iptalinde davalılara kusur atfedilemeyeceğini, Çed sürecinin sonlanmasına projenin kurulu gücünü artıran davacıların sebebiyet verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Bilirkişi kurulu, sözleşmenin geçerlilik ön koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin takdirinin mahkemeye ait olduğunu açıklayarak zarar hesabı yapıp rapor düzenlemişlerdir.
Davalı zamanaşımı def'inde bulunmuş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/1363 Esas, 2022/6931 Karar sayılı bozma ilamı gerekçesi doğrultusunda zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki davada çözülmesi gereken uyuşmazlık; taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde öngörülen koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmemişse bu durumun dava dışı Şirket ... ve Ticaret A.Ş'nin sermayesinin %100'nün Temsil Eden ...'a ait hisselerin alıcıya devri hakkındaki Hisse Devir ve Satın Alım Sözleşmesinin konusunun gerçekleşmesini fiilen ve hukuken ortadan kaldırıp kaldırılmadığı, bu durumun sözleşmenin geçersizliğini, ödenen bedelin iadesini, masraf ve zararların tahsilini gerektirip gerektirmediği konusunda toplanmaktadır. Hisse devri, hisse bedeli ve ödemeye ilişkin taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Hisse devir ve satın alma sözleşmesinde taraflar;
... ... Ticaret Odası'nda ... sicil numarası ile kayıtlı, ticari merkezi ... Caddesi No: 157 Y. .../... adresinde bulunan ... ve Ticaret A.Ş ("Şirket") sermayesinin %100 hissesinin hamilidir. Şirket, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (“EPDK") kayıtlarında 01.12.2007 tarihli başvuru dosyası ile kayıtlı, 17,00 megawatt (MWm) kurulu güce sahip, ... İli ... İlçesi ... ... ... Çayı üzerinde bulunan ... Hidroelektrik Santrali Projesi'nin ("Proje") sahibidir. Proje'ye ilişkin olarak henüz elektrik üretim İisansı alınmamış olup, Proje Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun 09/01/2009 tarihli ve 2050-13 sayılı kararı ile uygun bulunmuştur. Hükmüne yer verilmiştir.
Aynı sözleşmenin"Hisse Devirinin Ön Koşulları" başlıklı 5.m göre;
Taraflar'ın işbu Sözleşme hükümlerine göre hisse devir işlemini gerçekleştirme yükümlülüğü, aşağıdaki şartların yerine getirilmesi koşuluna bağlanmıştır:

a. Hisse devrine ilişkin EPDK izninin alınması,

b. Şirket tarafından Proje için EPDK ve diğer ilgili kurumlara verilmiş olun Ek-1'de ayrıntıları belirtilen Teminat Mektupları'nın değiştirilmesi,

c.Hisse devrine ilişkin Rekabet Kurumu izninin alınması

D.hisse devir bedelinin tamamının nakden ve defaten, ... tarafından belirlenen banka hesabına yatırılmış olması,

e. Proje için Devlet Su İşleri ile su kullanım anlaşmasının Şirket tarafından imzalanmış olması,

f. Proje için EPDK tarafından Şirket'e elektrik üretim lisansının verilmiş olması,

g. Proje ile ilgili “Çevresel Etki Değerlendirme Gerekli Değildir” kararının veya “Çevresel Taki Değerlendirme Olumlu” kararının alınmış olması.
Dosya içerisinde bulunan ... Valiliği Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nün verdiği cevabında;
... ili, ... ilçesi, ... Çayı üzerinde, ... Sanayi ve Tic. A.Ş. tarafından kurulması planlanan ... Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali (...) 16,49 MW projesine ÇED Yönetmeliğinin 17 nci maddesi gereğince Valiliğimizce 09.08.2010 tarih ve 1472 Karar Numaralı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Söz konusu proje hakkında yatırıma başlanıldığına dair herhangi bir bilgi ya da belge sunulmadığı ve proje hakkında verilen ÇED Gerekli Değildir kararının geçerlilik süresi (09.08.2015 tarihine kadar) içerisinde yatırıma başlanılmadığı tespit edildiğinden, ÇED Yönetmeliğinin 17 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince "... Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali (...) 16,49 MW" projesi için verilen 09.08.2010 tarih ve 1472 Karar Numaralı "ÇED Gerekli Değildir" kararı 09.08.2015 tarihi itibarı ile geçerliliğini kaybetmiştir.
... ili, ... ilçesi, ... Çayı üzerinde, ... Sanayi ve Tic. A.Ş. tarafından kurulması planlanan ... Regülatörü ve Hidroelektrik Santrali (...) (24,98 MWm-24,24 MWe) Ünite Yer Değişikliği, Kapasite Artırımı, Kırma Eleme ve Beton Santrali projesine ÇED Yönetmeliğinin 17 nci maddesi gereğince Valiliğimizce 29.01.2013 tarih ve 1263 Karar Numaralı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Valiliğimizce verilen 29.01.2013 tarih ve 1263 Karar Numaralı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptali yolunda ... 2. İdare Mahkemesince verilen 28.10.2014 günlü, E: 2013/353 K: 2014/851 sayılı karar Danıştay 14. Daire tarafından ONANMIŞ olup; ÇED Gerekli Değildir Kararı iptal edilmiştir. Bilgisi ve açıklaması verilmiştir.
Taraflar arasındaki hisse devir alım satım sözleşmesinin 20/07/2010 tarihinde imzalanmış olduğu, satışa konu ... A.Ş'nin hisse senetlerinin 4 Ocak 2011 tarihinde teslim edilmiş olduğu görülmektedir. Sözleşmenin 5. Maddesinde yer alan" proje ile ilgili çevresel etki değerlendirme gerekli değildir kararının alınmış olması" ön şartının, sözleşmenin konusu olan ... A.Ş hisselerinin devrinin yapılması ve sözleşme konusu satışın gerçekleşmesinin ön koşulu olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Uyuşmazlık sözleşme sırasında alınmış 09/08/2015 tarihine kadar geçerli olan 09/08/2010 tarih, 1472 karar sayılı ÇED gerekli değildir kararı nedeniyle bu koşulun var olup olmadığı davacıların sonradan aldıkları 29/01/2013 tarih ve 1263 karar numaralı "Çevresel Etki Değerlendirilmesi gerekli değildir" kararının ... 2. İdare Mahkemesi kararı ile iptal edilip, Danıştay 14. Dairesi tarafından onanmış olmasının ön koşulun var olmadığı olarak kabul edilip edilmeyeceği konusunda toplanmaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmede hisse devirleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kayıtlarında 17,00 megawatt (MWm) kurulu güce sahip, ... ili ... İlçesi ... ... ... Çayı üzerinde bulunan ... Hidroelektrik Santrali Projesi, henüz elektrik üretim lisansı alınmamış, EPDK'nın 09/01/2009 tarihli ve 2050-13 sayılı kararı ile uygun bulunan proje olarak tanımlanıp yapılmıştır. Hisseleri devredilen ... A.Ş'nin sahip olduğu ... ... projesi, 16,49 MW kapasiteye sahip bir proje olup, hisse devir sözleşmesinde de kurulu gücün 17,00 MW olduğu yazılmıştır.
Dosya içerisinde bulunan ... Valiliği Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği İl Müdürlüğü cevabı yazısından, ... ... projesinin 16,49 MW kurulu güç üzerinden 09/08/2010 tarihinden 09/08/2015 tarihine kadar geçerli olmak üzere "Çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir." kararının bulunduğu görülmektir. Taraflar arasındaki sözleşme 20/07/2010 tarihinde imzalanmış olduğundan sözleşme ve hisselerinin teslim tarihinde ön koşul olan "çevresel etki değerlendirilmesi gerekli değildir" kararının geçerli bir şekilde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, alınan 29/01/2013 tarih ve 1263 karar sayılı" çevresel etki değerlendirilmesi gerekli değildir." kararının ... 2. İdare mahkemesi kararı ile iptal edildiğini, bu iptal kararının Danıştay onayından geçerek kesinleştiğini ve bu nedenle ön koşulun gerçekleşmemiş olduğunu, sözleşmenin geçersizliğini ve ödenen bedel ve zararlarını istemiştir.
Sözleşmenin imzalandığı 20/07/2010 tarihinde 09/08/2015 tarihine kadar geçerli 16,49 MW kurulu güç üzerinden ÇED gerekli değildir kararı bulunmaktayken, davacının; "kurulu gücü (24,98 MWm-24,24 MWe) çıkararak, ünite yer değişikliği, kapasite artırımı, kırma eleme ve beton santrali projesiyle ÇED gerekli değildir kararı almak için başvuru yaptığı, bu başvurusunun ... Valiliği Çevre Şehircilik İklim Değişikliği Müdürlüğü'nün 29/01/2013 tarih ve 1263 karar sayılı kararı ile kabul edildiği, bu kararın ... 2. İdare Mahkemesi kararı ile iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin hisse devrinin ön şartları başlıklı 5.maddesinin (g) bendinde; "ÇED gerekli değildir" kararının veya "Çevresel etki değerlendirme olumlu" kararının alınmış olması, hisse devrinin gerçekleşebilmesinin ön şartı olarak kararlaştırılmış, davalılar "ÇED gerekli değildir" kararını alıp davacılara teslim etmekle kendi edimini yerine getirerek sözleşmedeki ön şarta ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmiş; ön şart gerçekleştiği için de hisse devrinin yapıldığı ve böylece sözleşmedeki tüm edimlerin karşılıklı olarak ifa edildiğine, ön şartın gerçekleşmesinin ardından tarafların sözleşmedeki edimlerini karşılıklı olarak ifa ettikleri anda aralarındaki sözleşme ilişkisinin sona erdiği, sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçların da karşılıklı olarak yerine getirildiğine mahkememizce kanaat getirilmiştir.
Davacı, ... A.Ş hisselerini, bu şirketin ... ... 17.00 MW güce sahip projesi olduğunu kabul ederek satın almıştır. Satın alma tarihinde de alınmış olan ve 09/08/2015 tarihine kadar geçerli olan ÇED kararı bulunmaktadır.

Davacı projede güç artırımı ve eklemeler yaparak yeni bir ÇED kararı almak istemiş, aldığı artırılmış güç üzerinden verilmiş ÇED gerekli değildir kararı idare mahkemesince iptal edilmiştir. Sözleşmede projenin 17,00 MW güç üzerinden olduğunun ve devrin bu güç üzerinden EPDK'dan alınan lisans üzerinden yapıldığının yazılmış olması, sözleşme tarihinde sözleşmede yazılı MW güç üzerinden 5 yıl geçerli ÇED gerekli değildir kararının bulunması nedeniyle sözleşmede yazılı ön koşulun yerine getirilmiş ve geçerli hisse devrinin yapılmış olduğu, davacının projeye başlamayıp proje ve güç artırımı yaparak aldığı ÇED gerekli değildir kararının iptal edilmesinin sözleşmenin 5.m de yazılı hisse deviri ön koşulu olarak kabul edilmeyeceği sonucuna varılmış davacının davasını ispatlayamadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;

1-Davacıların Davasının REDDİNE,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, 410.540,71 TL peşin ve tamamlama harcından mahsubu ile geriye kalan 409.808,71 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,

3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 584.088,36 TL vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalılara verilmesine,
4-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davacılardan alınıp maliyeye gelir kaydına,

5-Davalılar tarafından yapılan 20.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 332,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 20.332,00 TL'sinin davacılardan alınıp davalılara verilmesine,

6-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili taraflara iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 16/04/2026