ANTALYA

Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin İstanbul'dan hareket eden ... Ticaret A.Ş.'ne ait otobüs ile seyahat ederek ... günü saat ... sarılarında şehirlerarası otobüs terminaline ulaştığını, ... Ticaret A.Ş'nin servis hizmetini veren ... İnş. Tur. Taş. San.Tic. A.Ş.'ne ait olan ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı minibüs ile servis hizmetinden yararlandığı sırada, sürücünün sarı ışıkta geçmek amacıyla fren yerine gaza basması ve önündeki aracın trafik kurallarına uyarak durması neticesinde ani bir şekilde frene basarak müvekkilinin araç içinde yaralanmasına sebebiyet verdiğini, ani fren sonucu aracın ön tarafına savrulan müvekkilin kafasını ve kolunu çarptığını ve baygınlık geçirdiğini, araç ile müvekkilinin en yakın hastane olan ... Hastanesine kaldırıldığını, hastanede geçirdiği ameliyat ile sağ koluna platin takıldığını, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Biriminin 14.12.2015 tarihli raporu ile yaralamanın basit bir tbbi müdahale ite giderilebilecek nitelikte olmadığı, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyecek nitelikte olduğuna ilişkin kesin rapor verildiğini, müvekkilinin sürücü olan davalı ...'dan şikayetçi olduğunu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyasında alman bilirkişi raporu ile de davalı sürücü ...'ın asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin trafik kazası öncesinde ... adlı şahıs şirketinde genel müdür olarak 6.000,00 TL net maaş ile çalıştığını, ancak yaşanan bu kaza ve ... Hastanesi'nde geçirdiği operasyon sonucunda sağ koluna takılan platin ve dayanılamaz ağrılarından dolayı hali hazırda raporlu olup çalışamadığını, ancak söz konusu kaza meydana gelmemiş olsaydı müvekkilinin gerek deneyimi gerek iş tecrübesi gereği genel müdür olarak çalışma hayatına devam edeceğini, müvekkilinin geçirdiği kaza nedeniyle çalışma hayatına hali hazırda geri dönememesi, yaralanan ve platin takıları kolunun sağ kolu olması nedeniyle şahsi ihtiyaçlarını karşılamakta sorunlar yaşaması nedeniyle psikolojisinin çöktüğünü, ruh sağlığının bozulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kaza tarihi olan ...'den itibaren işleyecek yasal faiz ile B.K.nun 54.maddesi gereğince 3.800,00 TL maddi tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline (Sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile), 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan ...'den itibaren işleyecek yasal faiz ile araç malik ve sürücüsünden müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili maddi tazminat kalemlerine ayrı ayrı dava değeri göstermediği görülmekle bu konuda kendisine süre verilmiş, davacı vekili 24/11/2017 tarihli dilekçe ile maddi tazminatın 800,00 TL'sinin bedensel zarar, 3.000,00 TL' sinin tedavi giderine ilişkin olduğunu açıklamış, geçici ve sürekli iş göremezlik kalemleri için ayrı değer belirtmesi gerektiği ihtarı üzerine bu kez 25/02/2018 tarihli dilekçesiyle 400,00 TL'nin geçici iş göremezlik talebine, 400,00 TLl'nin sürekli iş göremezlik talebine ilişkin olduğunu belirtmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın Zorunlu Taşımcılık Sigortası bulunuduğundan davanın ... T. A.Ş'ye bildirilmesi gerektiğini, sıralı sorumluluk ilkesi gereği zararın öncelikle bu sigortadan karşılanması gerektiğini, davanın müvekkili yönünden reddedilmesini, aracın müvekkil şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalandığını, öncelikle sigortalı araca atfedilen kusuru kabul etmediklerini, ancak her halükarda davacının müterafik kusurunun dikkate alınmasını talep ettiklerini, geçici iş göremezlik zararının teminat dışı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... İnş. Tur. Taş. San. Tic. A.ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının yolcu olarak oturduğu şoförün arkasında bulunan koltuğun sallandığını, davacının bu durumu bilmesine rağmen, işbu problemi müvekkil şirket çalışanı şoföre neden bildirmediğini, ya da bildirmiş olsa dahi kendi hayatını bu denli tehlikeye atacak şekilde sözde sallanmakta olan ve sözde emniyet kemeri bozuk olan bu koltukta oturma eylemini neden devam ettirdiğini, olay esnasında davalı şoför dışında 2 adet yolcunun mevcut olduğunu, bunların ilkinin davacı, diğerinin ise davacının dosyada tanık olarak gösterdiği şahıs olduğunu, 2 adet yolcu dışında hiçbir yolcusu bulunmayan aracın, 2 koltuğu dışında tüm yolcu koltuklarının boş olmasına rağmen, sözde sallanmakta olan ve sözde emniyet kemeri bozuk olan koltuğa oturma konusunda davacı tarafın neden direndiğini, davacınin iyi niyetli olsa idi, sözde sallanmakta olan ve sözde emniyet kemeri bozuk olan koltuğa oturmaktan imtina ederek, kendisi ve diğer yolcu dışında yolcu koltukları bomboş olan bir araçta yaşamını yok yere tehlikeye atmayacağını, ya başka bir yolcu koltuğunda seyahat edeceğini, ya daiddia ettiği sözde problemi öne sürerek, durumu kabullenmeyeceğini ve müvekkil şirkete ait araçta seyahat etmeyeceğini ve de işbu sıkıntıyı şikayet yoluna giderek müvekkil şirkete bildirmesi gerektiğini, müvekkil şirkete ait araçların tümünün, güvenlik anlamında her türlü donanıma sahip olan, müvekkil şirketin Antalya ilinde prestij sahibi ve kurumsal bir şirket olması hasebiyle, titizlikle üzerinde durduğu ilkeler gereği muntazam olarak denetimi yapılan vasıtalar olduğunu, kaldı ki davacının her ne kadar itiraz ettiğini ileri sürse de, olaya dair savcılık dosyası uhdesinde yer alan bilirkişi raporunun davacı tarafın aleyhinde olduğu ikrar edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... yasal süresinde davaya cevap vermemiştir.

İDM KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "Maddi tazminat davası yönünden; Davalı sigorta şirketine açılan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine, Davalılar ... İnşaat Sanayi Tcaret A.Ş ve ... aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 1.667,58 TL geçici iş göremezlik, 16.540,39 TL sürekli iş göremezlik ve 7.556,10 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 25.764,07 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 25/10/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Manevi tazminat davası yönünden; Davanın kabulü ile; 3.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 25/10/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılar ... İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, alınması gerekli 204,93 TL harcın davalılar ... İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş ve ...'dan tahsiline, " şeklinde karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan maluliyet oranı ile ilgili raporu kabul etmediklerini, raporda çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı işlemleri yönetmeliğine göre müvekkilinin sürekli iş göremezlik kaybının %16,2 olarak, geçici iş göremezlik süresinin ise 50 gün olarak belirlendiğini, davalının yeniden rapor alınması talebinde bulunması üzerine alınan ikinci raporda sürekli iş göremezlik oranının %3 olarak tespit edildiğini, bu şekilde iki rapor arasında çelişki olduğunu, müvekkili hakkında İstanbul ATK 3. İhtisas Dairesi'nden rapor alınmış olup mahkemenin bu raporlardan hangisini üstün tuttuğunu belirtmediğini, yine müvekkilinin geçici iş gücü kaybı ile ilgili yapılan tespitlerin de yerinde olmadığını, müvekkilinin kazancının asgari ücret üzerinden değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan aktüerya raporunun eksik incelemeye dayalı olarak hazırlandığını, pasif husumet yokluğu nedeniyle verilen kararın da doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kusuruna dair alınan trafik ihtisas dairesinin raporunun hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, müterafik kusur incelemesinin yapılmadığını, davacının maluliyet oranına ilişkin alınan raporların çelişkili olduğunu, tedavi giderlerine ilişkin mahkemece kurulan hükmün haksız ve hukuka aykırı olduğunu, reddedilen miktar üzerinden ayrı ayrı iki davalı olmasına rağmen tek vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş olup davacının manevi tazminat miktarının reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı şehirler arası taşmacılık yapan ... firmasının aracı ile İstanbul'dan Antalya'ya seyahat eden yolcu, davalı ... İnş. Tur. Taş. San. Tic. A.Ş. davacının seyahat ettiği ... Ticaret A.Ş.nin şehir içi servis hizmetini veren firma olup kaza yapan aracın işletenidir. Taraflar arasında yolcu taşımacılığına ilişkin meydana gelen trafik kazasına dair ihtilaf bulunmaktadır.
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.
6502 sayılı yasanın 73. maddesi, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Somut olayda; davacının ... A.Ş. Seyahat firmasında yapmış olduğu yolculuk sonucu bu firmanın şehir içi servis hizmetini yapan davalılardan ... İnş. Tur. Taş. San. Tic. A.Ş.ye ait şehir içi servis aracına bindiği, araç sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki şehir içi servis aracını kullanırken dosyaya konu trafik kazasının meydana geldiği ve bu kazada davacının yaralandığı, bu nedenle geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik ile manevi tazminat talebi ile dava açıldığı sabittir.
Davacının yolcu olması nedeniyle tüketici sıfatının, davalı ... İnş. Tur. Taş. San. Tic. A.Ş.nin ise hizmet veren sıfatının bulunduğu ve taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin de tüketici işlemi olması nedeniyle davaya bakmaya tüketici mahkemeleri görevlidir.
Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerekir. Bu nedenlerle davaya bakmaya Antalya Tüketici mahkemeleri görevlidir. Yerel mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm kurulması yerinde değildir.
Hal böyle olunca, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde davacı ile davalı ...'ın istinaf başvurusunun kamu düzeni nedeniyle kabulüne, HMK’nın 353/1-a-4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

1-Davacının ve davalı ...'ın istinaf başvurularının kamu düzeni nedeniyle KABULÜNE,

2-Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2021 tarih, ... Esas - ... sayılı kararının HMK'nın 353/1-a,4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuran taraflara iadesine,

5-İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı ... tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına,

6-HMK'nın 359/4. maddesi gereğince, temyizi kabil olmayan kararın ilk derece mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere 22/04/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...