İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/09/2020 tarihli, 2018/666 Esas, 2020/605 Karar sayılı dosyasında verilen karar istinaf incelemesi için dairemize tevzi edilmekle Dairemiz yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapıldı.
Dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili hakkında Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla alacak takibi yapıldığını, müvekkilinin icra takip dosyasında gönderilen ödeme emrini 05/04/2018 tarihinde tebliğ aldığını, müvekkilinin takibe konu senetten dolayı davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, alacaklı tarafından takibe konu olan borcun kaynağını teşkil eden bononun tamamen gerçekdışı ve dayanaksız olmakla birlikte müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin 2015 yılının Haziran ayında kredibilitesinin negatif olmasından ötürü davalı ...'den o tarihlerdeki döviz kuru ile 63.800 TL'ye tekabül eden 22.000,00 $ borç para aldığını, söz konusu borca karşılık davalı ...'ye 22/10/2015 tarihinde ödenmek üzere teminat olarak 100.000 TL takibe konu senedi verdiğini, müvekkilinin Anadolukavağı Mah ... Cad C ... Beykoz İstanbul adresinde bulunan işletmecisi olduğu otoparka davalı ...' yi 22.000,00 $ alacağına karşılık üç sene boyunca söz konusu otoparkın kazancının %50 sine ortak olmak üzere 19/10/2015 tarihinde davalı yanca sözleşme imzalandığını, aynı zamanda sözleşmede 22.000,00 $ ödemiş sayılarak ibaresinin yer aldığını, müvekkili ile davalının borç ilişkisinin 63.800,00 TL olmasına rağmen, müvekkiline borç veren davalının bu borcuna karşılık müvekkilinden teminat olarak düzenlenmiş olan 100.000 TL tutarında lehtarı olduğu bonoyu aldığını, davalının imzasının olduğu ve otopark ortaklık sözleşmesinde yer alan 22.000 $ ve ihtarnamelerde geçen borca karşılık teminat olarak düzenlenen 100.000 TL tutarındaki bono ile verilen borç miktarı arasındaki farklılığı göstermekle birlikte müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığının kanıtlar ehemmiyette olduğunu, davalı borçlunun yapmış olduğu kötü niyetli alacak takibine müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin profesyonel anlamda balıkçılık alanında faaliyet gösterdiğini, davacının 2015 yılında müvekkilinden 100.000 TL borç para istediğini, borcunu ödeyip ödeyemeyeceğini sorduğunda ise teminat olarak eski model arabasını (...) ve ... köyündeki arsa niteliğinde ve üzerinde yapı olmayan taşınmazını gösterdiğini ayrıca Anadolu Kavağında işlettiği otoparkından elde edeceği gelir ile borcunu ödeyebileceğini söylemiş ve bunun üzerine davacının müvekkiline 100.000 TL bedelli 22/10/2015 vadeli senedi verdiğini, kefil olarak da ...'ın gösterildiğini, davacının senet borcundan düşürülmesi için tasınmazın ve aracın satış yetkisini içerir 27.08.2015 tarihinde vekalet verdiğini ve müvekkilinin bu iki malın satışını yaptığını, aracın satışının 26.08.2015 tarihinde ve 24.510,00 TL bedel ile yapıldığını, taşınmazın satışının ise 19.09.2015 tarihinde 20.00 TL bedel ile yapıldığını, geriye kalan borcunu ve masraflarını hesapladıklarında 65.000 TL olarak mutabık kalındığını ve 19/10/2015 tarihli dolar kuru ile 22.000 USD olarak anlaştıklarını, bu tarihten itibaren 22.000 USD nin tahsili konusunda anlaşmaya varılarak aynı gün davacı borcuna karşılık, işlettiği otoparkta ortaklık verdiğini ve borcunu peyderpey 3 yıl içinde ödeyeceğini söylediğini, müvekkilinin ise her ne kadar 3 yıl sürecekte olsa davacıya iyiniyetle yaklaştığını ve bu şekilde ortaklık kurulduğunu, bu ortaklığın fiilen sadece 7 ay sürdüğünü ve sonrasında davacının müvekkiline hiçbir ödeme yapmadığını, müvekkilinin borcun kalanını istediğinde ise davacı işlerinin kötü gittiğini kazanamadıklarını söyleyerek sürekli oyaladığını, bu şekilde yaklaşık bir yıl boyunca müvekkilinin beklediğini, davacının ilamsız icra takibine giriştiğini ve 3 yıl önce verdiği arsa ve araç satış vekaletlerinden doğan satış bedellerinin kendisine verilmesini istediğini, müvekkilinin bu takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu açıklanan nedenlerle davanın reddini ve davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinı talep etmiştir.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 22/09/2020 tarih, 2018/666 Esas, 2020/605 Karar sayılı "Davanın KABULÜNE, Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen 19/10/2015 tanzim tarihli, 22/10/2015 tediye tarihli, 100.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davalının icra takibi yapmakta kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine," kararı davalı tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkeme tarafından usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmanın temel unsurlarından biri olduğunu, Gerekçenin, hükümle sebep sonuç İlişkisinin kurulmasını sağlayacak yeterlilikte, açık, anlaşılabilir ve tatmin edici olmayıp, ayrıca kurulan hüküm, neden, nasıl, hangi yasal gerekçeleri ve hangi kanıtların hangi usule göre değerlendiriidiği belirli olmadığını, mahkeme tarafından kefilin tanık olarak dinlenmediğini ve savcılık beyanlarının dikkate alınmadığını, bu davayı açan borçlunun, kambiyo senedinin hükümsüzlüğünü öne sürmediğini, tersine kambiyo taahhüdünün varlığını kabul ettiğini, davacının bedelsizlik iddiasını ispat edemediğini, senedin teminat senedi olmadığını, buna ilişkin unsurları taşımadığını, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde belirttiği hususların tek başına senedin teminat senedi olduğu iddiasının ispatına yeterli olmadığını, davanın reddi yerine, davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

Dava, 19/10/2015 tanzim tarihli, 22/10/2015 tediye tarihli, 100.000,00 TL bedelli senedin tahsili için davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibine konu borcun olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda "...Tüm dosya kapsamı, tarafların iddiaları, savunmaları, toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalı tarafından davacıya 100.000,00 TL borç para verildiği, bu borcun karşılığında davacı tarafından davalıya dava konusu 100.000,00 TL bedelli bononun teminat olarak verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından icra takibine konu edilen 100.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı hususundadır. Davalı tarafından verilen cevap dilekçesinde, bedeli davacıya vermiş olduğu borca mahsup edilmek üzere kendisine davacı tarafından, davacıya ait aracın ve gayrimenkulün satışı için vekaletname verildiği, bu aracı ve gayrimenkulü toplam 44.510,00 TL bedelle sattığı, bakiye borcun 65.000,00 TL kaldığı bu tutarın o günkü kur üzerinden karşılığının 22.000 USD olduğu hususunda davacı ile anlaştıkları, bu tutar karşılığında davacının kendisini işlettiği otoparka ortak ettiği, ancak otoparktan para kazanamadıklarını bu nedenle davacı aleyhine icra takibi başlattığı beyan edilmiştir. Dosyaya sunulan ortaklık sözleşmesinin incelenmesinde, taraflar arasında 19/10/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere otopark işletmesi hususunda adi ortaklık kurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamı ve davalının beyanları bir bütünlük içinde değerlendirildiğinde, davalı tarafından icra takibine konu edilen 100.000,00 TL bedelli bonoya mahsuben, daha önce davacı tarafından davalıya taşınmaz ve araç satış bedellerini alması sağlanarak kısmi ödeme yapıldığı, kalan bakiye için de işletmekte olduğu otoparka ortak edildiği, bu surette dava ve takip konusu bonodan kaynaklanan borcunu ödemiş olduğu, dava ve takip konusu bononun bedelsiz kaldığı, taraflar arasında adi ortaklıktan kaynaklanan uyuşmazlık bulunması halinde, bu uyuşmazlığın adi ortaklık hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmış, davanın kabulüne, Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine konu edilen 19/10/2015 tanzim tarihli, 22/10/2015 tediye tarihli, 100.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının davacı aleyhine icra takibi yapmakta kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine ..." gerekçesiyle karar verildiği görülmüştür.
Davalının istinaf sebeplerinin incelenmesinde, Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına;, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, takibe dayanak ve davaya konu 19/10/2015 tanzim tarihli, 22/10/2015 tediye tarihli, 100.000,00 TL bedelli bononun, davacının davalıdan aldığı 22.000 USD borç nedeniyle verildiğinin taraflar arasında ihtilafsız olduğu, tüm dosya kapsamıyla bu senedin bedelsiz kaldığının davacı tarafından ispat edildiği anlaşılmış olup, mahkemece verilen kararın yerinde bulunduğu görülmekle davalının tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi usul ve yasalara uygun görülmüştür.

Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabii tutarak yapmış olduğu istinaf incelemesinde; İstinafa konu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b maddesi gereğince davalının istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

İstinaf kanun yolu başvurusu için alınması gereken harcın mahsubuyla eksik 4.846,00 TL'nin davalıdan hazine adına tahsiline,
Davanın ve dosya üzerinde yapılan yargılamanın niteliği ve avukatlık asgari ücret tarifesi göz önünde bulundurularak aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulan için vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan yargılama giderlerinin kanun yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
Dair; dosya üzerinde, tarafların ve vekillerin yokluğunda HMK 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/04/2026