İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı .... Şti.'nden 9.167.00 USD ve 567,02 EURO tutarındaki alacağının toplamda 28 taksitte ödenip bitirilmesi gerektiğini, borcun ilk bir kaç taksiti ödendikten sonra kalan taksitlerin ödenmediğini, davalı Tasfiye Halindeki ... ... AŞ'nin defalarca arandığını, kalan borcun sistemde göründüğünü, borcun ödeneceği ancak ne zaman ödeneceğinin bilinmediğine dair cevap alındığını, alacağın tahsil edilememesi üzerine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı.... Şti.vekili, savunmasında özetle; davanın müvekkili şirket ile davacı taraf arasında yapılan sözleşmeden kaynaklanan itirazın iptali davası olduğunu, ticari dava olup arabuluculuğa başvurulmadığından usulden reddi gerektiğini, İstanbul Mahkemeleri ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, dava konusu somut olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşme değerlendirildiğinde, anılan sözleşmede sözleşmenin başlığı " Alacağın Temliki'', müvekkilinin temlik alan, davacının temlik eden olarak kabul edilmesine rağmen alacaklının değişmemesi, tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle, alacağın temliki değil borcun nakli(yüklenilmesi) işleminin söz konusu olduğunu, müvekkilinin davacı tarafın ...'deki alacağını ödemekle yükümlü olan ve borcu devralmış olan yeni borçlu olduğunu, dayanak sözleşmede müvekkilinin davacı tarafın kendisine temlik ettiği tutarı taksitler halinde yine davacı tarafa ödeyeceğinin yazılı olduğunu, buna göre alacağın devrinde devralanın hem bir alacağı devralması ve hem de alacağı devreden (temlik eden) şahsa bir ödeme yaptığını kabul etmeye imkân olmadığını, devreden borçlunun yani ..... AŞ'nin borçlu sıfatının ortadan kalktığını, borcun müvekkiline geçtiğini, alacağın temliki değil borcun nakli (yüklenilmesi) niteliğindeki sözleşme uyarınca borcu devralan yeni borçlu müvekkili şirketin eski borçlunun alacaklıya karşı haiz olduğu itiraz ve def 'ileri alacaklıya karşı ileri sürebileceğini, bu sebeple diğer davalının tasfiye süreci devam ettiğinden kar ve zarara hesabı sahiplerine tasfiye sürecinde alacak/ isabet edip etmeyeceği ve edecekse bu alacağın miktarı ancak tasfiye sonucuyda belli olacağından tasfiye sonucunun belenmesi gerektiğini, diğer davalının tasfiye sürecinin hâlihazırda devam ediyor olması nedeniyle katılım hesabı sahibi davacının alacağının henüz muaccel hale gelmediğini, tasfiye hükümleri gereği bu durumda hesabın niteliği gereği ancak ve sadece tasfiye süreci sonunda bir alacak kalırsa hesap sahibi davacının hak talebinde bulunabileceğini savunarak, davanın reddini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davacı ile müvekkili kurum arasındaki ilişkinin bankacılık işlemleri kapsamındaki akitten kaynaklanan ticari iş niteliğinde olması sebebiyle görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu sözleşmenin tarafı olmadığından anılan sözleşmenin ifa edilmemesinden ya da eksik ifasından kaynaklanacak uyuşmazlıklarda müvekkili şirketten bu sözleşmeye istinaden talepte bulunulmasının hukuki dayanağının bulunmadığını, davacı tarafın müvekkili şirketteki alacaklarını 3.kişiye devir ve temlik ederek müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacaklarının kalmadığını savunarak, davanın reddini ve %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacılar, davalı .... Şti nezdinde bulunan alacağının taraflar arasında yapılan sözleşme ile davalı ... AŞ'ye sözleşme ile delil ve temlik edildiğini, davalı tarafından ... Kurumu AŞ 'ye geçen alacaklarının kendilerine ödeneceğinin taahhüt edildiği ve ödeme planının hazırlandığı ancak kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle icra takibi başlatıldığını beyan etmektedir. Davalı, davaya konu edilen alacağın henüz hukuken talep edilebilir durumda olmadığını, her ne kadar sözleşmede alacağın temliki ibaresi kullanılmış ise de; alacaklının değişmemesi aksine borçlunun değişmiş olması nedeniyle borcun naklinin söz konusu olduğunu, borcu nakledilen ... AŞ 'nin tasfiye sürecinin halen devam ettiğini, tasfiye sonucu beklenmeden alacağın talep edilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını beyan etmiştir.
Dava hukuki niteliği itibariyle sözleşmeden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller ve bilirkişi incelemesi ile; davacının davalı Tasfiye halinde ... kurumu A.Ş nezdinde olan alacağının temlik ve ibra sözleşmesi ile diğer davalı .... Şti'ne devredildiği, bu kapsamda davalı Tasfiye halinde ... Kurumu A.Ş nezdinde bulunan 9.464,15 USD ile 851,73 EURO bulunduğu, temlik ve ibra sözleşmesi .... Şti. tarafından devir ve temlik alındığı, temlik nedeniyle davacı tarafından Tasfiye halinde ... ... A.Ş'nin ibra edildiği, sözleşme kapsamına göre taraflar arasında kar ve zarar katılma ortaklığı ilişkisi bulunduğu, bu ilişki sürecinde ... Kurumu'nun faaliyet izninin BDDK 'nın 10/02/2001 tarih ve 171 sayılı kararı ile kaldırıldığı, finans şirketinin bu şekilde tasfiye sürecine girdiği ve dava sırasında tasfiyenin halen devam ettiğinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazı cevapları ile sabit olduğu, buna göre finans şirketinin tasfiyesi devam ederken davacıların talep hakkının bulunmadığı, tasfiye sonuçlanıp kar ve zarar durumu belirginleştikten sonra davacıların talep hakkının oluşabileceği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı Tasfiye halinde ... kurumu A.Ş yönünden ise yapılan temlik ve ibra sözleşmesi ile sorumluluğunun kalmaması nedeniyle pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın Batı Anadolu Dayanıklı Tüketim Malları Ltd. Şti.yönünden reddine, davalı ... yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı ve davalılar arasında imzalanan borcun nakli sözleşmesi ile davacının davalı ... Kurumu'ndan olan alacaklarının diğer davalıya devredildiğini, sözleşmenin başlığı "alacağın temliki" olsa da, sözleşmenin borcun nakli niteliğinde olduğunu, davacının alacaklarının artık davalı ... şirketince ödenmesine karar verildiğini, borcu devralan şirketin ise ilk bir kaç taksiti ödediğini, ancak ödemelerin devamını bugün dahi sağlamadığını, davacının davalı ... Kurumu'na TL ve Mark cinsinden para yatırdığını, yatırılan para daha sonra kendisine ödenemediği için EURO ve USD cinsine çevrilerek kendisine ödeneceğinin bildirildiğini, bu sözleşmeye rağmen yine ödenmeyince zamanaşımı dolmadan icra takibi yoluna başvurmak zorunda kalındığını,davalı ... Kurumunun kendisine güvenip para yatıran insanların alacaklarını, tasfiye halinde olmasına rağmen kendisine bağlı başka bir şirkete devrederek borçtan kurtulmaya çalışıp insanları mağdur ettiğini, dosya her ne kadar Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde görülse de, davalı ... Kurumunun hukuki niteliği nedeni ile dosyanın görevsizlikle Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiğini, davacının ticaretle uzaktan yakından alakası olmayan emekli bir kişi olduğunu, borcu nakil alan davalı ... isimli şirketin tasfiye halinde olmayıp sözleşmesel olarak üstlendiği borcu ödemekle yükümlü olduğunu, ... Kurumu'nun tasfiye halinde olması reddedilemez bir gerçek ise de, borcu nakil alan diğer şirketin de borçları ödememesine karar verilmesinin son derece yanlış bir karar olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve icra takibinin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Dava, alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklanan temlik bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 11.03.2019 tarihinde 9.464,15 USD ve 851,73 EURO alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 28.05.2011 tarihli, 6.200.00 USD tutarlı alacak, 28.07.2013 tarihli 567,02 Euro tutarlı asıl alacağın gösterildiği, ödeme emrinin 15.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar tarafından süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davanın ilk olarak İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açıldığı, mahkemece verilen 24.12.2019 tarihli ve 2019/238 Esas, 2019/416 Karar sayılı görevsizlik kararının istinaf edilmeksizin 01.07.2020 tarihinde kesinleştiği, bunun üzerine dosyanın gönderildiği mahkemece istinaf konu eldeki kararın verildiği görülmektedir.Somut olayda davacı ile davalı .... Şti.arasında 07.12.2010 tarihinde imzalanan alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesine göre, davacının Tasfiye Halindeki ... Kurumu AŞ'den 9.167,00 USD ve 567,02 EURO tutarındaki mevduat alacağı davalıya temlik edilmiş olup, karşılığında davalı.... Şti.'nin 350 USD'lik ve 285,00 EURO, 282,02 EURO taksitler halinde sözleşmede belirlenen vadelerde ödemesi kararlaştırılmıştır.Davacı ile davalı.... Şti.arasında imzalanan alacağın temliki sözleşmesi bağımsız mahiyette bir sözleşme olup taraflar açısından kendi başına hüküm ifade eder. Ayrıca davacının temlik sözleşmesine konu yaptığı alacağın borçlusu durumundaki Tasfiye Halindeki ... Kurumu AŞ de eldeki davada davalıdır. Davalı.... Şti.yönünden açılan dava TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan olmadığı gibi davacının tacir olmadığı da gözetildiğinde her iki tarafın ticari işletmesiyle ilişkili değildir. Bu sebeple adı geçen davalı bakımından görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Ancak diğer davalı ... bir finans kurumu olup davacının bu davalı nezdindeki kar zarar katılım hesabında bulunan bakiyesinin diğer davalıya temlik edildiği görülmektedir. Davalı Tasfiye Halinde .... Anonim Şirketi bakımından asliye ticaret mahkemesi görevli olup davaya asliye ticaret mahkemesince bakılması yerinde olmuştur.Taraflar arasında, 07.12.2010tarihli "Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi" başlıklı temlik sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Söz konusu "Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; sözleşmede muhatabın davacı, temlik alanın ise davalı şirket olarak yer aldığı, sözleşmenin konusunun 3. maddede, temlik şartlarının belirlenmesi olarak ifade edildiği, 4. maddede özel hükümler başlığı ile muhatabın Tasfiye Halindeki ... Kurumu AŞ'deki 381407 numaralı kâr ve zarar katılım akdi, cari hesaplar ve hesapların eklerinde bulunan 9.167,00 USD'nin ve 567,02 EURO'nun bütün hakları ile birlikte temlik alana temlik ettiğinin belirtildiği, 4.3. maddede temlik alanın muhatabın kendisine temlik ettiği tutarın belirtilen vadelerde taksitler halinde her taksitin ödeme günündeki TCMB döviz alış kuru karşılığı TL olarak ödeyeceğinin düzenlendiği, tarih ve ödeme miktarlarının sıra halinde ayrı ayrı gösterildiği,28.05.2011 tarihinden itibaren 28.06.2013 tarihine kadar ödemelerin belirlendiği, ödeme miktarlarının her birinin 350,00 ile 357,00 veya 360,00 USD olarak değiştiği, son taksitin 360,00 USD olarak belirlendiği, EURO borcun ise 28.07.2013'de 285,00 EURO, 28.08.2013'de 282,02 EURO olarak belirlendiği, 4.5.maddede, temlik alanın ödeme miktarları belirtilen toplam 9.167,00 USD'yi ve 567,02 EURO'yu muhatabın banka şubesinde bulunan hesabına belirtilen vadelerde havale ederek ödeyeceği, her bir ödemenin birbirinden bağımsız olduğunun belirtildiği, ödeme yapılmaması üzerine davacı yanca ilamsız icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Alacağın temliki, 818 sayılı BK'nın 162 vd. (6098 sayılı TBK. 183) maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu yasa maddelerine göre kanun, sözleşme ve işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını almaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu haliyle alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir sözleşmedir. Somut olayda; davacı ile davalı arasında, davacının dava dışı ...'tan olan kâr ve zarara katılım hesabı alacağının bedelli olarak davalıya temlikine dair 07.12.2010 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşme gereğince davacının 9.167,00 USD ve 567,02 EURO alacağının davalıya temlikinin, davalı tarafından ise temlik bedelinin taksitler halinde davacıya ödenmesinin hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. BDDK'nın 10.02.2001 tarih ve 171 sayılı kararı ile faaliyet izni kaldırılan ...'ın, Fon kurulunca tasfiye haline girmesine ve tasfiye işlemlerinin 6762 sayılı TTK gereği yapılmasına karar verildiği, tasfiye işlemlerinin ise TTK'nın anonim şirketlerin tasfiyesi hükümlerine göre devam ettiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça alacağın muaccel olmadığı ileri sürülmüştür. Oysa davacı tarafından, ... Kurumundaki katılma alacağı değil, ...'taki katılma alacağının davalıya devir ve temlikine ilişkin temlik bedelinin, temlik sözleşmesi kapsamında tahsili talep edilmektedir. Davada ... Kurumuna yönelik bir talep ve dava da mevcut olmayıp, taraflar arasında alacağın temliki sözleşmesinde öngörülen, temlik bedeli dava konusu edilmiştir. Sözleşmede temlik bedelinin davalı tarafından ödenmesine ilişkin ödeme planı düzenlenmiş, davalı, belirlenen vadelerde taksitler halinde ödeme yapmayı taahhüt etmiştir. Sözleşmede, temlik bedeli taksit vadelerinin kesin olarak belirlenmesi nedeniyle, temerrüt durumunun değerlendirilmesinde bu kesin vadelerin dikkate alınması gerekir. Ayrıca, Sözleşmede ödemelerin dava dışı ...'ın tasfiyesi sonrası yapılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı dikkate alınarak sonuca gidilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmadan karar verilmesi usule aykırı olmuştur. Öte yandan, davacının, 19.01.2022 tarihli beyan dilekçesinden davalı Tasfiye Halinde ... Kurumu Anonim Şirketi'ne karşı taraflar arasında akdedilen sözleşmenin muvazaaya dayandığı, aralarında organik bağ olduğu ve her iki davalının da alacaktan sorumlu olduğunu belirterek husumet yönelttiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple, mahkemece, davalıTasfiye Halinde ... ..Anonim Şirketi yönünden de adı geçen davalının temlik bakımından sıfatının yanında her iki davalı arasında organik bağ bulunup bulunmadığı yönünden de inceleme yapılması gerekirken, bu hususta bir inceleme yapılmamış olması da usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu durumda mahkemece, davalı yanca yapılan ödemelerin bulunup bulunmadığı, işlemiş faiz miktarının ne olduğu konusunda gerekirse bilirkişi incelemesi yapılarak davacının alacağının bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde, eksik inceleme ile hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, kararın kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,
2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,
5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;
HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.28.04.2026