Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalılar .... A.Ş ....Bölge Müdürlüğü arasında imzalanan yapım işi sözleşmesi ile davalı adi ortaklığının, T.C Karayolları Genel Müdürlüğünce ihalesi yapılan ... 1 ve 2 tünelleri yapım işini üstlendiğini, müvekkili ile davalı adi ortaklık arasında işbu sözleşmedeki bedel üzerinden %8 iskonto öngören taşeron sözleşmesi ile birlikte bu sözleşmenin tadili amacıyla 2015 tarih ve 67.339.318,12 TL bedelli alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, müvekkili firmanın sözleşme konusu yapım işi kapsamında yer alan tüm işleri sözleşmeye ve genel şartnamelere uygun olarak tamamladığı ve Karayolları 15.Bölge Müdürlüğünce 25.04.2017 tarihinde geçici kabul, 07.02.2019 tarihinde kesin kabul yapıldığını, müvekkilinin halen 149.495.24 TL bakiye alacağının bulunduğunu, ayrıca davacı şirketin hakedişler tutarlarının geç ödenmesinden kaynaklanan faiz alacağının da bulunduğunu, Davalı şirketlere bakiye alacak ve faiz alacağının ödenmesi için Noter kanalı ile ihtarname keşide ettiklerini, ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 9.500,00 TL hakediş bakiye alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ve geç ödemelerden kaynaklanan ve her hakediş ödeme dönemi için ayrı ayrı hesaplanacak ticari temerrüt faizinin şimdilik 500,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının ıslah dilekçesinde; ödenmeyen hakediş alacağı talebimizi bilirkişi raporu doğrultusunda müddeabihi ıslah yolu ile 139.995,24 TL arttırarak toplam 149.495,24 TL ıslah ettiklerini, işbu alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı taraftan müşterek ve müteselsil olarak tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı şirketin dava konusu borçtan sorumluluğu bulunmadığını belirterek husumet yönünden itiraz edildiği, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığı ayrıca davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığından davanın reddi gerektiği, Davacı ile davalılar arasında imzalanan ... Adi Ortaklık sözleşmesi kapsamında bir kısım taşeronluk işlerini üstlendiği, adi ortaklığa konu iş bitirilip geçici kabulü yapıldığını ve bu kapsamda adi ortaklık 3.kişilere karşı tüm borçların ödendiğini, davacının davaya konu taşeronluk sözleşmesi kapsamında ve başkaca hiçbir nam altında müvekkili şirketten ve adi ortaklıktan bir alacağı bulunmadığını, davacıya tüm hakkedişler süresi içerisinde ödendiğini, Adi ortaklığa ait kayıtların diğer davalı tarafından tutulmuş olması, müvekkili şirketin bu hususta ayrıntılı bilgiye sahip olmaması sebebiyle aleyhe olan hususları kabul etmediklerini belirterek, davanın öncelikle usul yönünden reddine, aksi kanaatte ise davacının müvekkil şirket nezdinde hiçbir hak ve alacağı bulunmadığından davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... şirketine tebligat yapılmış, ancak davaya cevap vermeyerek, davayı reddettiği anlaşılmıştır.

Mahkemece, dava hukuki niteliği itibariyle eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasına ilişkin olduğu, tarafların delilleri toplanarak, ... ... A.Ş.- ... ...A.Ş. adi ortaklığının defter ve kayıtlarının Çankaya- Ankara adresinde bulunduğundan Ankara'ya talimat yazılarak, bilirkişi raporu alındığı, dosyada mübrez denetime uygun olan ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan rapor da dikkate alınarak, tarafların 2017,2018,2019, yılı BA/BS bildirimlerinin birbiriyle mutabık olduğu, Davalı ortaklığın incelemeye sunulan ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun yaptırıldığı, defter kayıtlarının kendi içinde birbirini doğruladığı, davalı ticari defterlerinin 6102 Sayılı TTK'nun 64 ve HMK 222. Maddelerinde ifade edilen kanuni şartları tam olarak taşıdığından sahibi lehine delil olma özelliği bulunduğu, Davalı ticari defter kayıtlarında davacı şirkete dava tarihi itibariyle (13.03.2020) 149,495,24 TL borcun bulunduğu, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından taraf ehliyeti olmadığı, bu nedenle ortakların davada taraf olarak gösterilmesi gerekeceğinden ortakların sorumluluğunun olduğu, alacak para alacağı ise ortaklar BK 638. Maddesi gereğince adi ortaklık borcundan müteselsil sorumluluğu bulunduğundan davalı tarafın husumet itirazına itibar edilmediği, sözleşmeden doğan alacaklarda zaman aşımı süresi TBK 146 uyarınca 10 yıl olduğundan henüz süre de dolmadığı, davacı tarafın dosyaya sunduğu hakediş alacak tablosu ile davalı ortaklık ticari defter ve kayıtları karşılaştırıldığında faturaların ve ödemelerin birbirini teyit ettiği, davalı ortaklığın kendi kayıtlarına göre davacıya bu miktar alacak yönünden taraf kayıtlarında ihtilaf bulunmadığı, davalının davacıya borcunun olduğu sabit olduğundan ve davalı tarafça ödendiğine ilişkin delil ibraz edilmediğinden aksi yönde delil sunulmadığından, davanın kabulü ile 149.495,24 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bu tahsilat yapılırken davadan evvel temerrüt ihtarı dosya kapsamında bulunmadığından ilk 10.000,00 TL'ye dava tarihi olan 13/03/2020 tarihinden itibaren, kalan 139.495,24 TL'ye harç tamamlama tarihi olan 20/10/2021 tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiştir.

Davalı ... şirketi vekili istinafında, davacıya müvekkilinin borcu bulunmadığını, husumetten davanın reddi gerektiğini, kısmi dava açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını, zaman aşımı itirazları bulunduğunu, davacının tüm alacaklarının ödendiğini, davacının kendisine yapılan ödemeleri ihtirazi kayıt yapmaksızın kabul ettiğini, müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, hatalı bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, 2013-2015 arası düzenlenen hak ediş faturalarının BA bildirimleri ile beyan edilip edilmediğinin tespit edilmediğini, ticari defterlerdeki aleyhe hususları kabul etmediklerini, davacının faiz hakkını saklı tutmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacak davasıdır. Davacı taşeron, davalılar iş sahibi adi ortaklığını ortaklarıdır. Davacı taşeron davada tünel yapımına dair 11.04.2013 tarihli taşeron sözleşmesi ve 2015 tarihli bu sözleşmeyi tadil eden sözleşmeyi davalıların oluşturduğu adi ortaklıkla imzaladıklarını, müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, geçici kabulün 25.04.2017 tarihinde yapıldığını, kesin kabulün 07.02.2019 tarihinde yapıldığını, bakiye hak ediş alacağı olarak 149.495,24 TL alacağı kaldığını, ayrıca zamanında ödenmeyen alacakları sebebiyle de faizi alacağı bulunduğunu belirterek buna ilişkin olarak da 500,00 TL. talep etmiştir. Davalı ... şirketi ise, husumet itirazları bulunduğunu, davacıya ödemelerin tamamının yapıldığını, zaman aşımı itirazları bulunduğunu, müvekkilinden ve adi ortaklıktan davacının bir alacağı bulunmadığını, işin bitirildiğini, geçici kabulün yapıldığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Diğer davalı şirket tebliğe rağmen cevap vermeyerek, davayı reddetmiştir.
Yerel mahkemece, bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi raporunda davalıların oluşturduğu adi ortaklığın defter kayıtlarına göre davacının dava tarihi itibariyle, 149.495,24 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, taraf kayıtlarının birbirini doğruladığını belirtilerek, 149.495,24 TL.'nin kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında işin bitirildiği, geçici ve kesin kabulün yapıldığında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalıların oluşturduğu adi ortaklık ile davacı arasında tünel yapımına dair 11.04.2013 tarihli Taşeron sözleşmesi ve bu sözleşmeyi tadil eden, 2015 tarihli Alt Yüklenici sözleşmesi yapılmıştır. Bu sözleşmenin bedelinin 67.339.318,12 TL olduğu, sözleşmenin 7. maddesine göre yükleniciye yapılacak ödemelerin düzenlendiği ve" İdarenin işverene yaptığı ödemeler paralelinde, İdarenin ödemeyi yaptığı tarihi takiben, 7 gün içinde, ödeme defaten yapıldığı takdirde, defaten, dilimler halinde yapıldığı takdirde ödeme %si kadar dilimler halinde yapılacağı" kararlaştırılmıştır.
Davalı ... Şirketi her ne kadar husumete dair istinaf yapmış ise de, davacı taraf ile sözleşmeyi davalıların oluşturduğu adi ortaklık imzaladığı için, davalı şirketler ortak olarak sorumlu olduğundan husumet istinafı yerinde değildir.
Davalı tarafça zaman aşımına dair istinaf talebinde bulunulmuş ise de, 25.04.2017 tarihinde geçici ve 07.02.2019 tarihi itibariyle ise kesin kabulün yapıldığı ve davanın 13.03.2020 tarihinde açıldığı ve ıslahın da 19.10.2021 tarihine yapıldığı anlaşılmakla eser sözleşmesinindeki 5 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının eldeki davayı kısmi dava olarak açmasında hukuki menfaati bulunduğundan davalının bu yöndeki istinaf talebi de yerinde değildir.
Mahkeme kararının dayanak olarak dikkate aldığı bilirkişi raporu davalıların oluşturduğu adi ortaklık defterlerine ve birbirini doğrulayan taraf kayıtlarına dayandığından davacıların 149.495,24 TL. alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf bu hak ediş alacağına göre ıslah yapmıştır. Mahkemece karar verilirken ıslah dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesinde yasaya ve usule bir aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

1-İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/12/2021 tarih ve 2020/118 Esas, 2021/913 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,

2-Alınması gereken 10.212,02 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 2.554,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.658,02 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,

4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 29/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.