Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı Kooperatif Yönetim Kurulunun 21.10.2019 tarih 2019/1 sayılı aldığı karar ile üyelikten haksız olarak çıkarıldığını, alınan bu çıkarma kararının 25.11.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, ortaklıktan çıkarma kararının gerekçesinin “ortaklık için yazılı bir başvurunun olmaması, ortaklık senedinin düzenlenmemesi ve davacı adına yapılan bir ödemenin de bulunmamasına” dayandırıldığını, ancak ana sözleşmede gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamayacağını, bu nedenle alınan ihraç kararının kanuna ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, yönetim kurulunun yasaya aykırı aldığı bu kararla davacının 24.12.2019 tarihinde yapılan 2018 hesap yılı Genel Kuruluna çağrılmadığını, ortaklık pay defterinde üyeliğinin 30.09.2007 tarihli olduğunu ve 2006 yılından bu yana yapılan Genel Kurul Hazirun Cetvellerinde kooperatif ortağı olarak yer aldığını, davalı kooperatifçe bir ödeme ihtarının da bulunmadığını, kooperatifin resmi defter ve belgelerinin incelenmesi halinde her bir üyenin ne kadar ödeme yaptığının bu kayıtlarda yer almadığının görüleceğini, 28.02.2018 tarihinde yapılan Genel Kurulda genel kurula kendi adına vekaleten katılan eşinin aidatlar için banka hesabının açılmasına yönelik sunduğu teklifinin genel kurulca kabul edilmediğini, 06.09.2014 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurulda kooperatif hissesinin hukuka aykırı olarak elinden haksız yere alınmak istenmesi üzerine Bakırköy 2. ATM 1084 Esas sayılı dosyası ile genel kurul kararının iptali davası açtığını, bu davadaki mahkeme kararında ve bilirkişi raporlarında davacının davalı kooperatife üye olduğunun ve üyelikten kaynaklanan hakkının zarar gördüğünün tespit edildiğini belirterek davalı kooperatif yönetim kurulunun 21.10.2019 tarih ve 2019/1 sayılı üyelikten çıkarma kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı kooperatif tarafından yapılan işlemin üyelikten çıkarma işlemi olmadığını, yapılan işlemin davacının başlangıçtan beri davalı kooperatifin üyesi olmadığına dair alınan yönetim kurulu tespit kararı olduğu, bu nedenle asıl uyuşmazlık noktasının davacının davalı kooperatifin üyesi olup olmadığı noktasında toplandığını, ticaret mahkemesinde dava açılabilmesi için davacının kooperatif ortağı olması ve ortaklık sıfatının tespit edilmesi gerektiğini, bu nedenle davada ticaret mahkemelerinin değil Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, kooperatif ortaklığından bahsedilebilmesi için öncelikle yazılı olarak yönetim kuruluna başvurulması, başvuruya karşılık yönetim kurulunca üyelik şartları yönünden inceleme yapılarak ana sözleşmeye uygun olması halinde üyeliğin kabulü yönünde yönetim kurulunca karar verilmesi gerekeceğini, bu bağlamda ortaklığa kabul edilen kişiye ortaklık senedinin düzenlenerek verilmesi gerektiğini, davacının davalı kooperatife üye olma konusunda yazılı başvurusu olmadığını, adına düzenlenmiş ortaklık senedinin dahi bulunmadığını, ayrıca davalı kooperatife daha sonradan üye olduğu iddiasında bulunan davacının, yaklaşık yarım dönüme yakın tapu hissesini devir alırken ya da doğrudan üye olurken kooperatife bir bedel ödemediği yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına ters olduğunu, zira davacının kooperatife daha sonra üye olsa bile en azından diğer üyelerin o tarihe kadar ödemiş olduğu bedelleri ödenmesi gerektiğini, oysaki davacının kooperatife bu güne kadar hiç bir bedel ödemediğini, dava dilekçesinde de davacının, kooperatife bir bedel ödemediğini kabul ve beyan ettiğini, davacının davalı kooperatif üyesi olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davacı hakkında yapılan işlemin üyelikten çıkarma işlemi olmayıp, kooperatif üyesi olmadığına dair yapılan bir tespit işlemi olduğunu, davacının dava dosyasına delil olarak sunduğu Bakırköy 2. ATM 2014/1084 Esas sayılı dosyada yapılan yargılamada davacının üyelik hakkının olup olmadığına dair bir irdelemenin yapılmadığını, davacının üyelik hakkını iddia ettiği hususun, davacının eşi olan ...'in kooperatifteki iki adet ikiz villa hakkından birisini davacıya devretmesinden kaynaklandığını, davacının kooperatifin vaziyet planına göre kooperatifin tapudaki kayıtlı 53.559.74 m2 lik miktarının %10 u oranındaki 5.355.90 m2 taşınmaz ve üzerindeki binanın tamamına malik olduğunu iddia ettiğini, davadaki uyuşmazlığın çözümü için davalı kooperatifin kuruluş tarihinden itibaren dava tarihine kadar geçen süredeki tüm üyeliklerin başladığı, devam ettiği ve sona erdiği hallerin tek tek irdelenerek gerçek hak sahiplerinin bu şekilde tayin edilmesi gerektiğini, zira kooperatifteki toplam üye sayısının 10 kişi olduğunu, nitekim 22.12.1999 tarihli yapı ruhsatına ve vaziyet planına göre 10 bağımsız bölüm yapılabileceğinin öngörüldüğünü, meri imar planına göre 10 adet bağımsız tapu ile villa yapılması mümkün olmasına rağmen davacının eşi ...'in hukuka aykırı olarak fiilen kendi villasını ikiz villa şeklinde inşa ettiğini, 2005 yılında bölgede ... nin yeni imar çalışması yapması sonucunda başlangıçta kooperatife ait arsa üzerinde ancak 10 adet bağımsız villa yapılabilecek iken bu tarihten sonra bu sayının bir misli artırılarak 20 ye çıktığını, diğer bir değişle her bir tek villanın ikiz villaya dönüştüğünü, 2006 yılından itibaren ...'in kendisine ait olan ikiz villalardan 6 numaralı olanı eşine devrettiğini, 5 numaralı villayı ise şeklen 15.03.2007 tarihinde ...'ye sattığı için artık kooperatifte herhangi bir hak ve üyeliğinin kalmadığına dair 18.06.2011 tarihi itibari ile kendi iradesi ile üyelikten çıktığına ilişkin üye kayıt defterine bu kaydın işlendiğini, tapuda 9+1+1 olarak 11 bağımsız bölüm şeklinde tayin ve tespit edilen bağımsız bölümlerin tapudaki ilk tesis tarihlerinden itibaren tapu kayıtlarının ve vaziyet planlarının kooperatif kayıtları ile birlikte incelenmesi gerektiğini, bu konuda tanık beyanlarının da alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece; kooperatif ortağı olmayan bir kişinin ortaklar pay defterinde ortak olarak gösterilemeyeceği, ortaklar pay defteri kayıtlarına dayanılarak hazırlanan hazirun cetvellerinde de ortak olmayan kişilerin bu cetvellerde ortak olarak gösterilemeyeceği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı kooperatifin 2006,2007,2009,2011,2013,2014,2018 yılında yapılan tüm genel kurul hazirun cetvellerine göre, davacı ...'in davalı kooperatifin başından beri ortağı olduğunun tevsik ve teyit edildiği, davacının eşi olan dava dışı ...'den bağımsız üyeliğinin bulunduğunun tespit edildiği, davalı kooperatif yönetim kurulunca davaya konu 21.10.2019 tarih 2019/1 sayılı kararının “ortaklık için yazılı bir başvurunun olmaması, ortaklık senedinin düzenlenmemesi ve davacı adına yapılan bir ödemenin de bulunmamasına” dayandırılarak davacının kooperatif ortağı olmadığı yönünde bir tespit kararı alındığını, bu sebebin ana sözleşmede gösterilmediğini, davacının kooperatif ortağı olduğu, davalı kooperatifin ana sözleşmede gösterilmeyen sebeplerle davacının ortaklıktan çıkarılmasına dair yönetim kurulu kararı aldığı, bu kararın 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve Ana Sözleşmeye aykırı olduğu, alınan bu kararın ihraç kararı olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı Kooperatif Yönetim Kurulunun 21/10/2019 tarih 2019/01 sayılı üyelikten çıkarma kararının iptaline karar verilmiştir.

Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; dava konusu işlemin davacının müvekkili kooperatifte başlangıçtan beri üye olmadığına ilişkin Yönetim Kurulu kararı olduğunu, dolayısıyla ana sözleşmede gösterilmeyen sebeplerle davacının ortaklıktan çıkarıldığı gerekçesiyle üyelikten çıkarma kararının iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın davacının tüm kooperatif üyelerinin kooperatiften aldıkları hizmetin bedeli olarak ödemek zorunda oldukları ortak gider, aidat, katılım bedeli, arsa bedeli, imalat bedeli gibi sebeplere dayalı herhangi bir ödemesinin olmadığının ve bu durumdan kaynaklı olarak üye olmadığının tespiti niteliğinde olduğunu, kaldı ki her ana sözleşmede aidat ödenmemesinin üyelikten ihraç sebebi olduğunu, bir kişinin salt isminin hazirun defterinde yer almasının kooperatif üyesi/ortağı olduğuna kanaat getirmeye yeterli olmadığını, bağımsız bölümün maliki başlangıçtan beri davacının eşi dava dışı ... olduğunu, dosyada üyelik devrine ilişkin herhangi bir belge vs. delilin bulunmadığını, davacı kooperatife sonradan üye olsa dahi bu durumda en azından diğer üyelerin o tarihe kadar ödediğini ödemekle kalmayıp ayrıca oluşan değerden kaynaklı bir fark bedeli de ödemesi gerektiğini, ancak davacı tarafından ispat edilebilecek kooperatife ödenmiş tek bir kuruşun dahi söz konusu olmadığını, dosyada alınan raporlar arasında çelişki bulunduğunu, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden son alınan raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, dava dışı ... ikiz villa hakkı olarak 2 pay hissesini de sattığını, davacı ...'in eşinin elde ettiği ikiz villa hakkının 1/2 si olan bir adedine sahip olmasına karşın eşinin her iki payını da sattığı gözetildiğinde davacının kooperatifte bir hakkının kalmadığını, davacının eşi ...'den bağımsız üyeliğinin bulunmadığını, fiili olarak kooperatifin gerçekleriyle örtüşmeyecek bir hisselendirme ve bağımsız bölüm içeren vaziyet planının iptali ile bir önceki yatay kat mülkiyetine esas oluşturan 2006 yılı vaziyet planı ile bu plan uyarınca oluşturulan 09/05/2006 tarihli yatay kat mülkiyetini gösteren bağımsız bölüm listesinin geçerli olduğunun tespiti için Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/377 esas sayısı ile dosya dava açıldığını, bu dosyanın mahkemece bekletici mesele yapılması gerektiğini, Kooperatifler kanunun 8. Maddesine göre, yapı kooperatiflerinde bağımsız bölüm sayısından fazla ortağın kooperatife ortak üye olarak kaydedilmesinin cezai sorumluluk gerektirdiğini, ...’in müvekkili kooperatifte hak sahibi olabilmesinin sadece herhangi bir kooperatif üyesinden üyelik devri ile söz konusu olabileceğini, davacının bir kooperatif üyeliğinden bahsedilecek ise hazirun cetvelindeki ismi dışında kooperatife yaptığı herhangi bir ödeme makbuzu veya başka bir delilinin de bulunması gerektiğini, ancak böyle bir delilin de dosyada olmadığını, ...’in kooperatif hazirun cetvelinde yer alma sebebinin eşi ...'in hile ve aldatma ile eşi ...’i hazirun cetvellerine kaydettirmesi olduğunu, zira ...'in malik olduğu ikiz villanın her ikisinin tapusunu da ... ve ... satarak tapudan devrettiğini, davacının müvekkili kooperatife başlangıçtan itibaren üye olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Dava, davacının kooperatif üyesi olmadığına dair yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olup karar davalı kooperatif vekilince istinaf edilmiştir.
İstinafa konu uyuşmazlık; davacının davalı kooperatifte üyeliğinin bulunup bulunmadığı ile bununla bağlantılı olarak yönetim kurulu kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 17.03.2020 tarihli raporda; ...'in malik olduğu ikiz villanın her ikisinin tapusunu da ... ve ... satarak tapudan devrettiği, davacı ...'in kooperatif hazirun cetvelinde ilk kez 26.05.2006 tarihli genel kurulda isminin yer aldığı, bu tarihin dava dışı ...'in bir tapu yerine iki tapu hakkını elde ettiğini (1 parselde 2 ev yapıldığına) ilişkin genel kurulun yapıldığı tarih olduğu, ...'in daha önce ya da daha sonra değil de bu tarihte hazirun cetvelinde yer almasının sebebi eşinin elde ettiği ikiz villa hakkının 1/2 si olan bir adedine sahip olması olduğu, 2005 yılındaki imar planı değişikliğinden sonra yasal hale gelen bu durumdan sonra oluşan ikiz villanın bir adedinin ...'in talebi üzerine ... adına tapusunun oluşturulduğu, bir adedinin de ... adına tapulandırılmış olduğu, tapuda 9+1+ olarak 11 bağımsız bölüm şeklinde tayin ve tespit edilen bağımsız bölümler şeklinde kayıtlı olduğu, kooperatifin bu bağımsız bölüm sayı değişikliği ile ilgili olarak 26.05.2006 tarihli genel kurul toplantısının 9. maddesi ile yetkilendirildiği, ... mevzuatında yapılan değişiklikle ikiz villada yapılabileceği şeklinde değişiklik olunca 2002 yılındaki vaziyet planına göre 5 numaralı villa olarak tayin edilen bağımsız bölüm ikiz villaya dönüştürülerek yatay kat mülkiyetindeki tapu payları 1/10 yerine her bir villa için 12/120, ikiz villa için 6/120 şeklinde tayin edildiği, imara uygun hale getirmek için yapılan imar değişikliğinden kaynaklı olarak 20 bağımsız bölüm şeklinde tapuda işlem gördüğü, pay defteri kayıtlarından da anlaşıldığı üzere 10 pay, 20 pay olarak işlendiği, toplam hisse adedinin 20 olduğu, dava dışı ... bir tapu yerine iki tapu hakkını elde etmesine rağmen ikiz villa yapımı ile bu iki villadan 1 adedini ...'e ve 1 adedini de ...'ya sattığı, (tapu kayıtları ile) dava dışı ... ikiz villa hakkı olarak 2 pay hissesini de satmış olduğundan davacı ...'in eşinin elde ettiği ikiz villa hakkının 1/2 si olan bir adedine sahip olmasına karşın eşi dava dışı ...'in her iki payını da satmış olduğu gözetildiğinde davaya konu kooperatifte davacının bir hakkının kalmadığı yönünde görüş bildirilmiştir.
Kooperatif uzmanı bilirkişice düzenlenen 06.12.2021 tarihli raporda;ilke olarak kooperatiflere üyelik kaydının, yetkili organların bu hususta verecekleri açık bir kararla olması yanında, böyle bir karar olmasa dahi ortak olmak isteyen kişinin ödemelere davet olunması ve düzenli olarak yaptığı ödemelerin kooperatifçe kabul olunması ya da kişinin genel kurul toplantılarına çağrılması gibi kişiyi ortak olarak kabul eden işlemlerin yapılması suretiyle eylemli şekilde ortaklık sıfatının zımnende kazanılabileceği, davalı kooperatifin ibraz edilen ortaklar pay defteri ile diğer kayıtlardan da teyit ve tespit edildiği üzere davacının, kooperatife yapmış olduğu ödemeler, ortaklık payının ne şekilde elde edildiği, ortaklığa ilişkin yönetim kurulunca alınan kabul kararına rastlanamamış ise de davacı dışındaki diğer pay sahibi ortaklarında davacı ile aynı durumda olduğu, Kooperatifler Kanununun 23. Maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi gereğince tüm ortaklar arasında ayrım yapmadan bu yönde eşit işlem yapıldığı yönünde sonuç ve kanaate ulaşıldığı, 1163 sayılı kanununun ortaklığa girişi düzenleyen 8. maddede tanımlandığı üzere “Yapı kooperatiflerinde konut, işyeri ve ortak sayısı genel kurulca belirlenir” ilkesi gereğince davalı kooperatif genel kurulunda kooperatif arsası üzerinde 10 adet villa yapılacağı (konut sayısı) ve 10 adet villa için de en fazla 10 ortak alınabileceğinin kararlaştırılmış olması karşısında, genel kurul kararı olmadan konut sayısı ve ortak sayısında bir yönetim kurulu kararıyla yapılamayacağı (genel kurulun devredilmez yetkisi), davalı kooperatifin genel kurul hazirun cetvellerinden tespit ve teyit edildiği üzere kooperatifin kuruluştan itibaren kayıtlı toplam 10 ortağının bulunduğu, davacının da bu 10 ortaktan biri olduğu sonucuna ulaşıldığı, davacı ...'in dava dışı eşinden bağımsız ve ayrı olarak ortaklar pay defterinde 30.09.2007 tarihinde ortak olarak kayıtlanması, ortak olmayan kişinin ortaklar pay defterinde, üye olarak gösterilemeyeceğinden davacının dava dışı (...) eşinin üyeliğinden bağımsız ve ayrı olarak davalı kooperatif ortaklığına kabul edildiği ve davalı kooperatifin 30.09.2007 tarihinden beri kooperatif ortağı olduğu ve bu üyeliği gereğince kendisine 1 adet 374m2 lik tek villa arsasının (12/120) tahsis edildiği, davalı kooperatifin 25.06.2013 tarihinde yapılan 2012 hesap yılı genel kurulunda ortaklar pay defterindeki kayıtlara uygun olarak toplam 10 ortağın kayıtlı bulunduğu, genel kurulun 9 nolu kararı ile yeni üye işlemlerinin devrine ve pay defterlerinin düzenlenmesine ilişkin olarak yönetim kuruluna yetki verilmesine oy birliği ile karar verildiği gibi 10 nolu karar ile yönetim kurulu asil üyeliğine ..., ... ve davacının dava dışı eşi olan ...'in seçilmesine karşın, davacı ...'in eşinden ayrı ve bağımsız olarak kooperatif üyesi olması nedeniyle denetim kurulu yedek üyeliğine seçilmesine oy birliği ile karar verildiği, davalı kooperatifin 12.06.2006 tarihi ile 28.02.2018 tarihi arasında yapılan tüm genel toplantılarında, ortaklar pay defterindeki kayıtlara uygun olarak tanzim edilen hazirun cetvellerinde davacının, 2006 yılından beri davalı kooperatif ortağı olarak kayıt edildiği, ortak olmayan kişilerin hazirun cetvellerinde ortak olarak gösterilemeyeceğinden davacının başından beri kooperatife üye olmadığı yönündeki davalı kooperatif iddiasının aynı zamanda iyiniyet ilkesi ile bağdaşmayacağı, davalı kooperatif yönetim kurulunun davaya konu 21.10.2019 tarih 2019/1 sayılı kararının “ortaklık yazılı bir başvurunun olmaması, ortaklık senedinin düzenlenmemesi ve davacı adına yapılan bir ödemenin de bulunmamasına” dayandırılarak davacının kooperatif ortağı olmadığı yönünde bir tespit kararı alınmış ise de ana sözleşmede gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamayacağından davacı aleyhine alınan davaya konu alınan bu kararın 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşmeye aykırı olduğu ve alınan bu kararın ihraç kararı olarak kabul edilemeyeceği yönünde görüş bildirilmiştir.
Taraflar arasında görülen 06/09/2014 tarihinde yapılan genel kurulda alınan gündemin 6,7 ve 8. maddelerinin iptali istemli davanın istinaf incelemesini yapan Dairemizin 18/02/2021 2018/907 Esas 2021/236 Karar sayılı ilamında; somut olayda, davacının 2006 yılında yapılan genel kuruldan itibaren hazirun cetvellerinde adının bulunduğu, bazı hazirun cetvellerinde toplam payın 10 adet, davacının adının karşılığında pay adetinin 1 olarak yazılı olmasına rağmen, davaya konu genel kurulda ortakların pay adedi yeniden belirlenerek pay toplamının 20 adet, davacının payının ise 1 adet olarak belirlendiği, anılan kararın, davacının kişisel haklarını sınırlandırdığından iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu, davalı tarafın, davacının, eşinin üyeliğine ortak olduğunu, bağımsız bir üyeliğinin bulunmadığını savunmuşsa da davacının 30/09/2007 tarihinde üyeliğe giriş yapması, davacının eşinin payını ... ve ...'a satmasına rağmen davacının hazirun cevtellerinde toplam 10 payın 1 payına sahip olarak gösterilerek davalının savunması gibi 1/2 pay sahibi olduğunun da gösterilmemesi karşısında savunmaya değer verilmediği, davacının pay sahibi olduğuna dair sayfada, yapılan ödemeler veya payın kimden alındığı ve pay adetine ilişkin bir bilgi bulunmamakta ise de pay defterine kayıtlı diğer pay sahiplerinin de aynı durumda olduğu, yine davacının ve diğer paydaşların ortaklığa kabul edilmesine dair yönetim kurulu kararı bulunmadığı gözetildiğinde de davalının davacının eşinden müstakil üyeliği bulunmadığı yönündeki savunmasının yerinde olmadığı, öte yandan, kooperatif ortağına tahsis edilecek bağımsız bölüm bulunup bulunmamasının da eldeki davanın konusu olmadığı, kooperatifin davaya konu 8 nolu kararı ile de eski vaziyet planında belirtilen hisse sahiplerinin paylarına ilişkin yerlerinin imza altına alınması önerisi kabul edilmişse de, bu kararın 2010 yılından sonra yapılan tadil projesine, buna ilişkin belediye nezdindeki tadil projesine uymadığı ve kanuna aykırı olduğu belirtilerek mahkemece 8 nolu kararın bu yönden iptaline karar verilmesinin de doğru olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığından davalı ve feri müdahilin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Kooperatif ortaklığı, kooperatifi temsile yetkili organların bu hususta alacağı açık bir kararla gerçekleşebileceği gibi bu konuda açık bir karar olmasa bile kooperatifin ilgili kişi ile bu sıfatla yazışmalar yapması, ilgili adına belge düzenlemesi onu genel kurullara çağırması, belirli miktarda ödeme kabul etmesi, konut tahsis ve teslim etmesi ve tadilata izin vermesi şeklinde somut ilişkiler ile zımnen de gerçekleşebilir.
Kural olarak, payın devralınması suretiyle ortak olunması hâlinde kooperatife yeni giren ortak tüm hak ve borçları ile ortaklık sıfatını kazandığından devreden ortağın önceden kabul ve taahhüt etmiş olduğu şahsi sorumluluk veya ek ödeme yükümlülükleri ortaklık sıfatını sonradan kazanan ortak için de geçerlidir. Bu kişilerin ayrıca bir kabul ve taahhütte bulunmalarına gerek yoktur (Örnek, Ö.: Yargıtay Kararları Işığında Kooperatif Ortaklarının Hakları, Yükümlülükleri ve Sorumlulukları, Ankara 2020, s. 135).
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumdadırlar. Yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun onayına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesi icap etmektedir.
Davacının, kooperatife yapmış olduğu ödemeler, ortaklık payının ne şekilde elde edildiği, ortaklığa ilişkin yönetim kurulunca alınan kabul kararına rastlanamamış ise de davacı dışındaki diğer pay sahibi ortakların da davacı ile aynı durumda olduğu, Kooperatifler Kanununun 23. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi gereğince tüm ortaklar arasında ayrım yapmadan bu yönde eşit işlem yapıldığı, davalı kooperatifin genel kurul hazirun cetvellerinde kooperatifin kuruluştan itibaren kayıtlı toplam 10 ortağının bulunduğu, davacının da bu 10 ortaktan biri olduğu, davacı ...'in dava dışı eşinden bağımsız ve ayrı olarak ortaklar pay defterinde 30.09.2007 tarihinde ortak olarak kayıtlandığı, ortak olmayan kişinin ortaklar pay defterinde üye olarak gösterilemeyeceği, davacının dava dışı eşinin üyeliğinden bağımsız ve ayrı olarak davalı kooperatif ortaklığına kabul edildiği ve davalı kooperatifin 30.09.2007 tarihinden beri kooperatif ortağı olduğu, bu üyeliği gereğince kendisine 1 adet 374m2 lik tek villa arsasının (12/120) tahsis edildiği, davalı kooperatifin 25.06.2013 tarihinde yapılan 2012 hesap yılı genel kurulunda ortaklar pay defterindeki kayıtlara uygun olarak toplam 10 ortağın kayıtlı bulunduğu, genel kurulun 9 nolu kararı ile yeni üye işlemlerinin devrine ve pay defterlerinin düzenlenmesine ilişkin olarak yönetim kuruluna yetki verilmesine oy birliği ile karar verildiği, 10 nolu karar ile yönetim kurulu asil üyeliğine ..., ... ve davacının dava dışı eşi olan ...'in seçilmesine karşın, davacı ...'in eşinden ayrı ve bağımsız olarak kooperatif üyesi olması nedeniyle denetim kurulu yedek üyeliğine seçilmesine oy birliği ile karar verildiği, 12.06.2006 tarihi ile 28.02.2018 tarihi arasında yapılan tüm genel toplantılarında, ortaklar pay defterindeki kayıtlara uygun olarak tanzim edilen hazirun cetvellerinde davacının 2006 yılından beri davalı kooperatif ortağı olarak kayıt edildiği, ortak olmayan kişilerin hazirun cetvellerinde ortak olarak gösterilemeyeceği, taşınmazın tapuda devredildiği ancak kooperatif üyeliğinin de devredildiğine dair belgenin sunulamaması halinde üyeliğin tabii bulunmasına göre (Yargıtay 23. HD. 04.06.2014 tarihli 2014/350 E. 2014/4324 K. Sayılı ilamı) ve Dairemizce daha önce istinaf incelemesinde yukarıda belirtilen tespitler gereğince davacının davalı kooperatifte üyeliğinin devam ettiği kanaatine varılmakla ilk derece mahkemesince davalı kooperatif yönetim kurulunun davaya konu 21.10.2019 tarihli 2019/1 sayılı kararının iptaline karar verilmesi yerinde olmuştur.
Davalı kooperatif vekili her ne kadar 2006 yılı vaziyet planı ile bu plan uyarınca oluşturulan 09/05/2006 tarihli yatay kat mülkiyetini gösteren bağımsız bölüm listesinin geçerli olduğunun tespiti için açılan Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/377 Esas Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiş ise de bu davadaki dava konusu işlem davacının üyelik hakkını etkilemeyeceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/154 Esas, 2022/77 Karar sayılı ve 20/01/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/04/2026