Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sürücü ...'ın yönetimindeki ... plaka nolu çekicinin, ...'ın yönetimindeki ... plakalı otobüse çarpması sonucunda trafik kazası meydana geldiğini, müteveffa ...'ın ... plakalı araçta yolcu konumunda olduğunu, bu nedenlerle müteveffa ...'ın desteğinden yoksun kalan fazlaya ilişkin tüm haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik eşi ... için 100 TL, çocuk ... için 100 TL, anne ... için 100 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketlerinden teminat limitleri ve sorumlulukları dahilinde temerrüt tarihinden, diğer davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müşterek ve müteselsilen tahsiline, müteveffanın eşi ... için 100.000 TL, çocuk ... için 50.000 TL, anne ... için 50.000 TL ve kardeş ... için 25.000 TL olmak üzere toplam 225.000 TL manevi tazminatın davalı ... AŞ'den kasko sigortası poliçesi teminat limitleri dahilinde temerrüt tarihi olan 10/12/2018 tarihinden, diğer davalı ...Limited Şirketi ve davalı ... yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davacının İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1169 Esas sayılı dosyasına vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; sürücü ...'ın yönetimindeki ... plaka nolu çekicinin, ...'ın yönetimindeki ... plaka nolu otobüse çarpması sonucunda trafik kazası meydana geldiğini, müteveffa ...'ın ... plakalı araçta yolcu konumunda olduğunu, davalılardan ... AŞ'nin kazaya sebebiyet veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğundan bahisle trafik kazası nedeniyle hayatını kaybeden müteveffa ...'ın desteğinden yoksun kalan eşi ... için 100.000 TL, annesi ... için 50.000 TL ve kardeşi ... için 25.000 TL, çocuğu ... için 50.000 TL olmak üzere toplam 225.000 TL manevi tazminatın, davalı ... .... AŞ ve ... yönünden olay tarihi olan 10/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... Hesabı vekili birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1169 Esas sayılı dosyasına vermiş olduğu cevap dilekçesinde: davanın reddini savunmuştur.
Davalılar ... ve ... .... AŞ vekili birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1169 Esas sayılı dosyasına vermiş olduğu cevap dilekçesinde: davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... AŞ vekili, davalı ... AŞ vekili ve davalı .... Ltd. Şti. ve davalı ... vekili cevap dilekçesinde: davanın reddini istemişlerdir.
İlk derece mahkemesince; asıl dava yönünden açılan davanın davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat istemlerinin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat talepleri yönünden davanın kısmen kabulü ile davacı ... lehine 75.000 TL, davacı ... ehine 35.000 TL ve davacı ... lehine 35.000 TL davacı ... lehine 10.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 155.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 10/12/2018 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı ... ve ...Limited Şirketi'nden alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine, davacının maddi tazminat istemlerinin feragat nedeniyle reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili: Manevi tazminatın çok düşük hükmedildiğini, davalı sigorta şirketleri, müvekkillerin uğramış olduğu maddi zararı poliçe limitleri dâhilinde ödemek zorunda olduğunu, yargılama sırasında ... AŞ ile maddi tazminat bakımımdan sulh olunarak anlaşma sağlandığını, karşılıklı vekalet ücret ücreti ve yargılama giderleri talebinde bulunulmayacağı yönünde beyanda bulunulduğunu, ödeme sebebiyle konusuz kalan davadan feragat edildiğini, arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri sayıldığından arabuluculuk ücretinin taraflarına değil davalılara ve sigorta şirketine yükletilmesi gerektiğini, söz konusu ödemenin yargılama devam ederken ödendiğini, bir başka anlatımla sigorta şirketi ve diğer davalıların davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, ayrıca, sayın yerel mahkemenin davalılardan ... AŞ'nin kasko poliçesi sigortacısı olduğunu gözden kaçırarak 2 ayrı arabuluculuk ücretine takdir etmiş olmasının da eksik inceleme neticesinde verilmiş hatalı bir karar olduğunu, mahkemenin bu durumu göz önünde bulundurmadan sanki ... AŞ'de maddi tazminat bakımından sorumluymuş gibi iki ayrı arabuluculuk ücretine takdir ettiğini, manevi tazminat bakımından ... AŞ'nin de sorumluluğu bulunduğu halde kararda ... AŞ bakımından hüküm kurulmadığını belirtmiştir.
Davalılar ... Limited Şirketi ile ... vekili: Davaya konu kazada asıl kusurlu olan, ... plakalı otobüsün sürücüsü ... olduğunu, bu hususlar dosyada belgeleri ile ispatlandığı halde yerel mahkeme hükmünde, kazadaki tüm kusurun müvekkil şirkete ve diğer müvekkil şoför ...’a atfedildiğini, hükme esas alınan kusur raporları ile dosyadaki diğer kusur raporları arasında böylesine bir çelişki olmasına rağmen yerel mahkeme, raporlardaki çelişkinin giderilmesi için ek rapor alınması taleplerini kabul etmediğini, müvekkillerinin aleyhine olan raporları hükmünde esas aldığını, hatalı ilk raporu hazırlan bilirkişi heyetinin, aynı konuda farklı görüş bildirmesi olanaksız olduğu için eski raporu kopyala yapıştır mantığıyla hazırlanan huzurdaki rapor da aynı hatalarla düzenlendiğini, bu konuda ek kusur raporu alınmış olsaydı hem dosyadaki kusur raporları arasındaki çelişkiler giderilecek hem de kazada ...'ın da kusurunun olduğunun anlaşılacağını, iki davalıyı temsil etmesi göz ardı edilerek tek vekalet ücretine hükmedildiğini belirtmiştir.
Davalı ... AŞ vekili: Dava müvekkil sigorta şirketine de yöneltildiği halde hüküm kısmında müvekkil şirket adına davanın reddi/kabulüne dair hüküm tahsis edilmediğini, müvekkili şirketin bu yargılamada yalnızca asıl davada davalı olduğunu, birleşen davada davalı olarak yer almadığını, sorumluluğunun, sigortalısının kusuru oranında olmak üzere, kasko sigorta poliçesi kapsamında bedeni ve maddi zararlar için 100.000 TL ile sınırlı olduğunu, teminat limitini bildirmesinin davayı kabul anlamında gelmediğini, bu halde davacılar adına müvekkil sigorta şirketin sorumlu olacağı manevi tazminat tutarı tespit edilirken kazada en az 15 mağdur olduğu (4 ölümün destek alacaklıları kadar da mağdur sayısı artacaktır) gözetilerek tespit yapılmasını gerektiğini, yerel mahkeme kararında bu hususun gözetilmediğini, yerel mahkemece verilen manevi tazminat hükmü fahiş olduğunu, ihtiyari dava arkadaşı olması nedeni ile yerel mahkemece davacılar aleyhine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
HMK'nin 297. maddesinde hükümde hangi hususların yer alacağı belirtilmiştir. HMK'nin 297/2. maddesinde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olduğu hükmü getirilmiştir. Bunun amacı, hükmün infaz edilecek kısmı sonuç kısmı olacağından sonuç kısmının infaz ve uygulamaya elverişli olarak yazılmasını sağlayarak infazda tereddüt yaratmamaktır.
İlk derece mahkemesince kararın hüküm kısmında davalı ... Şirketine açılan asıl dava yönünden hüküm oluşturulmamıştır. İlk derece mahkemesince, davacıların maddi, manevi tazminat talebine ilişkin olarak, her bir davalı yönünden ayrı ayrı hüküm oluşturulması gerekirken eksik hüküm oluşturulduğu bu hali ile hükmün denetlenebilir nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.
Kararın kaldırılma neden ve şekline göre davacılar ve diğer davalıların vekillerinin istinaf itirazı bu aşamada inceleme dışı bırakılmıştır.

1.Davacılar vekili, davalılar ... Limited Şirketi ile ... vekili ve davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına,

2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

3.İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,

4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

5.İstinafa başvuranlar tarafından sarf edilen istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6.İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/04/2026