İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Tazminat-Alacak (Sözleşmeden Kaynaklanan)
İtirazın İptali
Taraflar arasındaki menfi tespit -tazminat -itirazın iptali davalarının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davada ve birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 Esas sayılı dava dosyasında davanın reddine, birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/707 Esas sayılı dava dosyasında davanın kabulüne karar verilmiş olup, asıl davada ve birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 Esas sayılı dava dosyasında davacı .... Şti. vekili, birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/707 Esas sayılı dava dosyasında davalılar .... Şti.ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ ASIL DAVA DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan 21/10/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında 01.11.2015 tarihli sözleşmenin devamı mahiyetinde olan 16.08.2017 tarihli Açık Nokta Satışı Sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye istinaden davalı şirkete iki ayrı teminat çeki verildiğini, sözleşmenin 4. Maddesi uyarınca davacı tarafından 384.000,00 TL ile 382.666,00 TL olacak şekilde toplam 766.888,00 TL tutarındaki ... Bankası A.Ş.'ye ait iki ayrı çekin davalıya verildiğini, söz konusu çeklerin sözleşmede belirtilen tutarlardan da anlaşıldığı üzere teminat çeki olarak verildiğini, hatta verilen teminat çeklerinin iadesi için davalı tarafa gönderilen ihtarda çeklere ilişkin hiçbir açıklama ve itirazda bulunmadıklarını, davalı şirketin sözleşmeden doğan bir alacağının olmadığını, söz konusu çekin teminat amacı ile verildiğini, sözleşmenin 4.1 maddesine göre teminat olarak çeklerin tesliminden itibaren 235.904,00 TL'lik ücretin belli oranda içki satış yapılması halinde, 117.952,00 TL performans primi ise performans kriterinin gerçekleşmesi halinde davacının hak kazanacağını, performans kriteri ise 120.000,00 TL açık hesap limiti ile 60 gün vadeli olacak şekilde karara bağlandığını, aynı sözleşmenin 4.4 maddesinde belirtilen sürede satılarak kota oranının davacı tarafından tamamlanması gerektiğini, bunun için bu zamana kadar teslim edilmesi gereken eksik ürünlerin davacıya teslim edilmediğini, davacı şirketin ürün alamadığı için de kotaları ilerleyemediğini, davacı şirketin yaşanan bu sıkıntılar nedeni ile gerek davalı şirkete gerekse ürünleri dağıtacak olan dava dışı bayiye ihtarlar çektiğini, teminat olarak davalı şirkete verilen ...bank ... Şubesine ait olan ... seri nolu, 382.688 bedelli olan ve 26.08.2019 tarihinde bankaya sunulan çek ile ilgili olarak teminat çekini bozdurmak için davalı şirketin sözleşmeden kaynaklı bir hakkı bulunmadığından davalı aleyhine açılan menfi tespit davasının kabulüne, İstanbul 15. İcra müdürlüğünün ... sayılı dosyanın iptaline, ...bank İstinye şubesine ait olan ... seri 'nolu, 382.688 esas sayılı çekin davalıya herhangi bir borcun bulunmaması sebebi ile çekin iptaline, dava konusu takip borcunun ödenmesini engeller mahiyette icra takibinin durdurulması amacıyla ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili tarafından 12/11/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davanın menfi tespit talebi ile açılmış olsa da kambiyo senedinin muhtevasının mücerret olduğunu, çekin bankaya usulüne uygun olarak ibraz edildiğini ve karşılıksız işlemi gördüğünü, 25.08.2019 tarihinde keşide edilen çek her ne kadar teminat maksatlı verildiği ifade etse de teminat kaydının senette bulunması gerektiğini, kaydın olmaması çekin geçerliliğine halel getirmedi mücerretlik vasfını ortadan kaldırmadığını, senette asıl borç ilişkisini gösterir bir kayıt bulunmadığından senede dair teminat çeki iddiasının kabul edilemeyeceğini, çekin teminat senedi olduğuna dair davacı tarafından somut bir delil ortaya konmadığını, açıklanan nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davanın usulden reddine, sayın Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, HMK'nın 329. md. kapsamında haksız ve kötü niyetli davacı hakkında Sayın Mahkemece %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
BİRLEŞEN DAVA (İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2019/610 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI) DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan 15/11/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilin Türkiye genelinde sektöründe öncü bir şirket olduğu, ... restorant hizmeti verdiğini, işletmiş olduğu restorant için davalı şirketler arasında 01/11/2015 tarihli sözleşmenin devamı mahiyetinde olan 16/08/2017 tarihli Açık Nokta Satışı Sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3. Maddesine göre müvekkil, davalılardan .... Şti'nin satış ve pazarlamasını yaptığı ürünleri diğer davalı ... Şti'den satın almak zorunda olduğunu, aldığı ürünler müvekkile ait mekanlarda satışı ve sunumu yapılacak olup ürünlerin kotalarını, belirlenen süre zarfında doldurması karşılığında aynı sözleşmenin 4. Maddesinde yer alan tutarların müvekkile ödeneceğini, sözleşmeye istinaden müvekkilin, davalı şirketlerden ... Şti'ye iki ayrı teminat çeki verdiğini, teminat olarak çeklerin tesliminden itibaren 235,904 TL'lik ücret, belli oranda içki satış yapılması halinde, 117,952 TL performans primi ise performans kriterinin gerçekleşmesi halinde müvekkilin hak kazanacağını, performans kriterinin ise 120.000 TL açık hesap limiti ile 60 gün vadeli olacak şekilde karara bağlandığını, sözleşmede yer alan ürünler sözleşmede belirtilen sürede satılarak kota oranını müvekkil tarafından tamamlanması gerektiğini, bunun için bu zamana kadar teslim edilmesi gereken eksik ürünlerin müvekkile teslim edilmediğini, müvekkil şirkete ürünler teslim edilmediği için müvekkilin kotalarının ilerleyemediğini, müvekkil için ağır olan sözleşme şartlarının davalıların yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine daha da zorlaştığını, müvekkilin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini ifa ettiğini, davalılar borçlarını gereği gibi ifa etmediğini, bu davranışları müvekkili zarara uğrattığını, müvekkil şirket yaşanan sıkıntılar nedeni ile her iki şirkete ihtarlar çekildiğini, davalı .... Şti tarafından ihtara çelişkili bir şekilde cevap verildiğini, diğer davalı ... Şti'nin vermiş olduğu cevapta şirket politikası gereği ödemelerde aksaklık olması durumunda ürün satışı sağlanan şirketlere sadece nakit karşılığı işlem yaptıklarını, yapılacak nakit ödemeler karşılığında pek tabi olarak ürün satışı sağlanacağını bildirdiğini, ancak dava dışı bayinin bahsettiği şekilde nakit ödeme karşılığında ürün satışı yapılacağına dair bir düzenlemenin olmadığını, davalılardan .... Şti tarafından teminat olarak verilen çeki bankaya sunduğunu, müvekkil aleyhine İstanbul 15. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, teminat çeklerine ilişkin olarak İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1050 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, davalı aleyhine açılan alacak davasının kabulüne, şimdilik sözleşmeden kaynaklanan 1.000 TL zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tarafımıza ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Şti. vekili tarafından sunulan 13/12/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davacı ve diğer davalı ... Şti arasında son olarak 25/09/2017 tarihinde Açık Nokta Sözleşmesi akdedildiğini, davacı şirketin grup şiketlerinden olan dava dışı ... ... Şti ile 2015 tarihinde akdedilmiş olan sözleşmenin akabinde imzalandığını, işbu sözleşme ile davacı şirket 2015 tarihli sözleşmeden kalan bakiye kota miktarları ile 25/09/2017 tarihli sözleşmede belirlenen kota miktarlarındaki ürünü müvekkil ... Şti'den satın almayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davacı yanca yüklenilen edimlerin yerine getirilmediğini, davacı şirket tarafından ürün bedellerine istinaden ödemelerde sürekli aksamalar ve vade aşımlarının meydana geldiğini, keşide edilerek müvekkile verilen çeklerin tahsile konulduğunu ve çeklerin bankada karşılıklarının bulunmadığının anlaşıldığını, söz konusu çeklerin tahsile konulması ile elde edilemeyen bakiye alacakların müvekkil tarafından icra takibine başvurularak kaydi ve fiili hacizler neticesinde tahsil edilebildiğini, davacı şirketin borçlu sıfatına sahip olduğu halihazırda otuzun üzerinde icra takibinin bulunduğunu, davacı şirketin ve grup şirketi olan dava dışı ... Şti'nin ticari iş ve işlemlerinde aşırı ödeme güçlüğü içerisinde bulunan borca batık bir şirket olarak nitelendirilebileceğini, müvekkilin tüm karar ve eylemlerinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine dayandığını, davacı şirket tarafından 2015 yılına ait sözleşme ile belirlenen kota tamamlanamadığı gibi tamamlanamayan bakiye kota miktarı da eklenerek 25/09/2017 tarihli sözleşme ile taahhüt edilen kota miktarının çok altında ürün alımı yapıldığını, diğer davalı .... Şti tarafından müvekkil aracılığıyla sözleşme kapsamında davacıya ödenmek üzere tarafımıza verilmiş olan ödemelerin, davacı yana ve 2017 tarihli sözleşmenin uzantısı olan 2015 yılındaki sözleşmede bulunan dava dışı ...Şti lehine ödendiğini, her iki şirketin de gerek cari hesap gerekse de sözleşme kapsamında müvekkil şirketten alacağının bulunmadığını bildirerek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun alacak davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... Şti. vekili tarafından sunulan 16/12/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin dünya çapında 85 ayrı merkezde ofisi bulunan ve dünyaca ünlü ..., ...gibi markaların sahibi olduğu, yüksek bilinirliğe sahip daha birçok alkollü içecek markasının satış ve pazarlanması faaliyetlerini yürüten Fransa menşeli ... şirketinin Türkiye'deki merkezi konumunda olduğunu, müvekkil ile davacı ve diğer davalı ... . Şti arasında 16/08/2017 tarihinde Açık Nokta sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme niteliği itibariyle "..." ürününün satış yerinde tüketilebildiği bir sponsorluk sözleşmesi olduğunu, sözleşme ile müvekkil şirket ürün tedarikçisi vasfını, üçüncü taraf olan diğer davalı bayi vasfını ve davacı şirket ise işletmeci vasfını üstlendiğini, işbu sözleşmenin davacı şirketin grup şirketlerinden olan dava dışı ... Şti ile 2015 yılında akdedilmiş olan sözleşmenin akabinde imzalandığını, 2015 tarihli sözleşmede belirlenen kotaların dava dışı akit şirket tarafından sözleşme süresinde tamamlanamaması sebebiyle eksik kalan kotaların 25/09/2017 tarihli dava konusu sözleşmeye dahil edildiğini, müvekkil tarafından yüklenilen ödemeler yerine getirilmesine rağmen davacı şirket bayiden sözleşmede taahhüt edilen kotanın çok altında ürün alımı yaptığını, davacının sözleşme edimini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilin çok ciddi zarara uğradığını, müvekkil şirket tarafından davacı yana 05/07/2019 tarihinde Beyoğlu Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiği ve sözleşmedeki edimlerini yerine getirmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, müvekkilin sözleşme kapsamında yüklendiği edimin bir "ürün satış edimi" söz konusunun olmadığını, satış yetkisinin sözleşme ile bayi-diğer davalıya verildiğini, davacı yanca öncelikle 2015 yılındaki sözleşmede kotaların tamamlanmadığını, sonrasında 2017 yılında tekrar davacının kotalarını tamamlaması için müvekkil şirketçe iyi niyet gösterildiğini, buna rağmen 2017 yılında yapılan sözleşmede dahi söz konusu kotanın tamamlanamadığını, buna rağmen davacıya ödenmek üzere müvekkil tarafından ödemeler yapıldığını, ihtarnamede verilen mehil içerisinde ihtar edilen hususların yerine getirilmediği ve böylelikle sözleşme işletmecilerin kusuru ve sözleşmedeki ihlalleri sebebi ile haklı olarak feshedildiğini, davacı yanın hak ediş esasına göre hak kazanmış olduğu ödemeler müvekkil tarafından gerçekleştiğini, davacı yanın kendisi aleyhinde İstanbul 15. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı iddia edilmişse de böyle bir dosyanın mevcut olmadığını ve mahkemeyi yanıltma amaçlı olduğunu bildirerek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun alacak davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA (İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ N'NİN 2020/707 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI) DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan 18/12/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile şirketin bayisi olan ... Şti. ... Şti. Arasında imzalanan 25.09.2017 tarihli sözleşme ile; davalının işletmecisi olarak sahibi olduğu ...ve ... adlı restorant&barda, davacı tarafından ithal edilen ürünlerin, davalı işletmeci tarafından, davacının bayisinden satın alınarak satış ve pazarlamasının yapılması hususunda tarafların anlaştıklarını, sözleşmeyi, ...'ın müşterek ve müteselsil kefil/garantör sıfatı ile imzaladığını, işletmecilerin davacı şirkete olan borçlarından madde 7.2. Hükmü uyarınca şahsen ve müteselsilen sorumlu olduklarını, imzalanan sözleşmenin 3.1.maddesi uyarınca davalı tarafın sözleşme süresi içerisinde davacıdan sözleşme eki listede adet ve markaları yer alan toplam 13.960 şişe ürünü satın almayı ve işletmesinde satmayı ve sözleşmedeki diğer yükümlülükleri yerine getirmeyi taahhüt ettiğini, davacı şirketin de bunun karşılığı davalı tarafa bayisi aracılığı ile fatura karşılığı KDV dahil toplam 802.088 TL ödemeyi taahhüt ettiğini, davalı tarafın sözleşme süresi içinde taahhüt ettiği miktarda Ürün alımı yapmadığını, sözleşme süresinin bitmiş olması ve şirketin bütün uyarılarına rağmen davalının taahhüt ettiği ürün miktarının ancak %33'ünü gerçekleştirdiğini, bunun üzerine davacı tarafından davalıya, Beyoğlu ... Noterliği'nin 05.07.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnamenin sözleşmede yer alan adrese tebliğe çıkartıldığını, tebligatın adres değişikliği nedeniyle iade edildiğini, ancak taraflar arasında imzalanan Açık Nokta Sözleşmesi gereği bu tebligatın geçerli bir tebligat olduğunu, yapılan tüm görüşmelere ve keşide edilen ihtarnameye rağmen davalı tarafın sözleşme ile üstlendiği taahhütlerini yerine getirmediğinden ve Sözleşmenin 7.2.maddesi uyarınca kıstelyevm hesabına göre fazladan ödenen 475.651,00 TL'nin de ödenmekten imtina edilmesi üzerine davalı aleyhinde İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalı tarafından icra takibine itiraz edildiğini, itirazın iptaline, takibin bakiye sözleşme alacağının 92.963,00 TL üzerinden temerrüt tarihinden itibaren sözleşmede ve icra takibinde belirtilen oranlarda işleyecek faizi, vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile %20 icra inkar tazminatı ile birlikte devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili tarafından sunulan 02/02/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin 16.08.2017 tarihli olup 01.11.2015 tarihli sözleşmenin devamı mahiyetinde olduğunu, her ne kadar dilekçede 25.09.2017 tarihli sözleşme dense de ekindeki belgelerden de anlaşıldığı üzere tarih, 16.08.2017 olduğunu, imzalanan sözleşmenin 3. Maddesine göre; davalı tarafından satışı ve pazarlaması yapılan ürünlerin, davalıya ait mekanlarda satışı ve sunumunun yapılacağını ayrıca sözleşme ekinde yer alan ürünlerin kotaları, belirlenen süre zarfında doldurması karşılığında aynı sözleşmenin 4. Maddesinde yer alan tutarlar davalıya ödeneceğini, davalının edimlerinin düzenlendiği 3. Maddedeki hususların; davalı tarafından eksiksiz ve koşulsuz olarak yerine getirilmesine rağmen aynı sözleşmenin 4. Maddesinde düzenlenen ve davalı şirkete atfedilen edimlerin maalesef yerine getirilmediğini, Sözleşmenin 4.1. Maddesine göre teminat olarak çeklerin tesliminden itibaren 235,904 TL'lik ücret, belli oranda içki satış yapılması halinde, 117,952 TL performans primi ise performans kriterinin gerçekleşmesi halinde davalının hak kazanacağını, performans kriterinin ise 120.000 TL açık hesap limiti ile 60 gün vadeli olacak şekilde karara bağlandığını, sözleşmenin ekinde yer alan ürünlerin yine aynı sözleşmenin 4.4. Maddesinde belirtilen sürede satılarak kota oranının davalı tarafından tamamlanması gerektiğini, bunun için bu zamana kadar teslim edilmesi gereken eksik ürünlerin davalıya teslim edilmediğini, gerek davalı şirkete gerekse ürünlerin dağıtımından sorumlu dava dışı ... Şirketi'ne bu hususta bir çok mail atılmasına rağmen ve hesap mutabakatı olmamasına rağmen eksik ürünlerin hiçbir gerekçe olmaksızın davalıya teslim edilmediğini, davalı şirketin ürün alamadığı için de kotalarının ilerleyemediğini, kotalar tamamlanmadığı için kararlaştırılan zamana göre davalının performansının geriden izlendiğini, sözleşmede yazan kdv dahil ekstra 58.976 TL sponsorluk bedelinin yalnızca 34.400 TL’sini davalıya kullandırıldığnı, geriye kalan tutarın nedensiz bir şekilde kullandırılmadığını,şirketin yaşanan bu sıkıntılar nedeni ile gerek davalı şirkete gerekse ürünleri dağıtacak olan dava dışı bayiye ihtar çektiğini, davalı aleyhine iki ayrı icra takibi yapıldığını, teminat olarak verilen çekin davacı tarafından bankaya sunulduğunu, davalı aleyhine İstanbul 9 icra müdürlüğünün ... dosyası ile Kambiyo takibi yapıldığını, bu takibe karşı İstanbul 20 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1050 esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını, işbu sözleşmeden kaynaklı olarak davalıya ürün teslimi sağlanmadığından müspet zararın tespiti için İstanbul 5 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/610 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, İstanbul 5 Asliye Ticaret Mahkemesinin birleştirme kararı verdiğini ve davaların hala İstanbul 20 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1050 esas sayılı dosyası ile devam ettiğini, davalıların borçlu olmadığı halde icra takibine maruz kaldıklarını, bu nedenle davalıların kötü niyet tazminatına hak kazandığını %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmesini istediklerini beyan etmiştir.
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava ve birleşen davalar taraflar arasındaki açık nokta sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerinin taraflarca yerine getirilip getirilmediğinden kaynaklı olup, asıl dosyada davacı tarafça davalılar ... ve ... şirketlerine gönderilen ihtarnamelerde teslim edilmesi gereken ürünlerin teslim edilmemesi nedeniyle kotanın ilerlemediği, sponsorluk ödemesinin tamamının ödenmediği gerekçesiyle sözleşmeye aykırı davranıldığı iddia edilmiş, davalılar tarafından davacı ... şirketine gönderilen cevabi ihtarnameler ile davacı ...'nın ödemeleri aksattığı, ödemeye ilişkin çeklerin karşılıksız çıktığı, kota taahhüdünün yerine getirilmediği ileri sürülmüş olup, taraflar arasındaki açık nokta sözleşmesinin 4. maddesi kapsamında 766.688 TL tutarlı çekin davacı tarafça ... şirketine teslim edileceği belirlenmiş olup, bu kapsamda davacı ... tarafından davalı...'un lehtarı olduğu iki adet ...bank'a ait 384.000 TL ve 382.688 TL bedelli çeklerin çek tevdi bordrosu ile teslim edildiği açık olup, Davacı ... tarafından açılan menfi tespite ilişkin asıl dava konusunun bu çeklerden biri olan ...bank ...Şubesine ait olan ... seri nolu 382.688,00 TL tutarlı çek olduğu, söz konusu bu çekin üzerinde teminat çeki olarak verildiğine dair herhangi bir kaydın bulunmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşmede de bu yönde bir şart getirilmediği anlaşılmakla, davacı ... tarafından asıl davaya konu çekin teminat çeki olarak verildiğine yönelik iddiasını ispata elverişli delillerle ispatlayamadığı, ayrıca dava konusu çekin bedelinin ödendiği veya bedelsiz kaldığına yönelik de bir ispat bulunmadığından ve yapılan bilirkişi incelemesi ile davalı ...'un alacaklı olduğu anlaşıldığından davacı ... tarafından açılan menfi tespit istemli davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ... tarafından mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 Esas sayılı davasına konu edilen davalıların sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi, teslim edilmesi gereken ürünlerin teslim edilmemesi nedeniyle sözleşmeden kaynaklı uğradığı müspet zarar ve eksik ödenen performans primi ile sponsorluk ücretinden oluşan tazminatın davalılardan tahsili talep edilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı ..'nın 13.960 şişe ürün alımını gerçekleştirmeyi kabul ve taahhüt etmiş olduğu, davacı kayıtlarında yapılan incelemelere göre ise 2017 ve 2018 yıllarında toplamda 4572 şişe ürün alımının yapılarak kotanın %32,75'inin gerçekleştirildiği, %67,25 eksik ürün alımı yapıldığının tespit edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde ödemelerin vadesi belirlenmiş olup, sözleşmenin 3.3. maddesinde davacı ...'nın ödemeleri aksatması halinde davalıların sözleşmeden kaynaklanan edimleri ifadan kaçınabilecekleri hususunun hüküm altına alındığı bu nedenle davalılar tarafından davacıya ürün verilmemesinin nedeninin davacı ...'nın sözleşmede belirlenen şekilde ödemeleri yapmaması ve taahhüt ettiği kotayı dolduramamasından kaynaklandığı sabit olup, davalıların bu kapsamda sözleşmeye aykırı davranışının bulunmaması, davacı ... tarafından sözleşmeden doğan edimlerin yerine getirilmediği, davalılar tarafından davacının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle davacıya ürün teslim etmemesinin haklı nedene dayandığı anlaşıldığından davacı ... tarafından davalıların sözleşmeye aykırı davranmasından dolayı uğradığı zarar iddiasını ispatlayamadığı ve davacının sözleşme gereği ödemelerini düzenli yapmaması, bir kısım verilen çeklerin karşılıksız çıkması sebebiyle icralık duruma düşmüş olması ve sözleşme gereği alması gereken ürün adedinin %32,75'inin gerçekleştirilmiş olması sebebiyle davacının performans primi ve kullanılmamış KDV dahil 23.576 TL tutarlı sponsorluk alacağının bulunmadığından davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan sözleşmeden kaynaklı tazminat-alacak davasının reddine karar verilmiştir. Davacı ... tarafından davalılar ... ve ... hakkında açılan açık nokta sözleşmesi kapsamında davalının satmayı taahhüt ettiği ürün miktarına göre ödeme yapıldığı ancak davalının taahhüt ettiği ürünü satamadığını bu nedenle taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle davalı şirkete fazladan ödenen bedelin iadesine yönelik başlattıkları icra takibine yapılan itirazın iptali davası yönünden ise, davalı tarafın sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiası ile sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca kıstelyevm hesabına göre fazladan ödenen 475.651,00 TL'nin tahsili talebinden ibaret olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davacının 13.960 şişe ürün alımını gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği, buna karşın ... tarafından... şirketine KDV dahil 802.088,00 TL ödeme yapıldığı, davacı kayıtlarında yapılan incelemelere göre toplamda 4.572 şişe ürün alımı yapıldığı, buna göre eksik ürün alımının 9.388 adet olduğu, bilirkişilerce yapılan kıstelyevm hesabına göre ((802.088 TL / 13.960) x 9.388) davacının eksik ürün alımından kaynaklı alacağının 539.340,60 TL tespit edildiği, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının 475.651,00 TL talep edebileceği, bu tutardan İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında kesinleşen 382.688,00 TL çek bedeli düşüldüğünde bakiye alacağın 92.963,00 TL olduğu, davacı ...'ın takip tarihi (16.12.2019) itibariyle davalı yandan 92.963,00 TL sözleşme alacağına 7.335,16 TL işlemiş faiz talebinde bulunabileceği ancak alacaklı tarafça açılan itirazın iptali davasında takip öncesi işlemiş faiz talebinde bulunulmadığı, hesaplanan bu bedelden davalı borçlular ... ve sözleşmede garantör sıfatıyla imzası bulunan şirket yetkilisi ...'ın birlikte sorumlu olduklarından davacı ... tarafından başlatılan İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasında toplam 92.963,00 TL asıl alacağa yönelik borçlu davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin belirtilen asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden devamına, takip tarihinden önceki işlemiş faiz dava konusu olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, icra takibinde talep edilen alacak likit olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olup, yargılama sırasında toplanan deliller, taraflar arasındaki sözleşme, ihtarnameler ve tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinden bilirkişi heyetince yapılan inceleme sonrası düzenlenen bilirkişi heyeti kök ve ek raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle ve yukarıda yapılan izahat kapsamında davacı ... tarafından açılan asıl ve birleşen davanın reddine, davacı ... tarafından açılan birleşen davanın kabulüne dair davacı .... Şti. tarafından açılan Mahkememizin 2019/1050 Esas sayılı asıl ve Mahkememiz dosyasıyla birleştirilen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 Esas sayılı birleşen davaların ayrı ayrı reddine, asıl dosyada davalı tarafın Mahkememizin 2019/1050 Esas sayılı asıl davasındaki kötü niyet tazminatı talebinin davacı tarafın kötü niyetli olduğu sabit olmadığından reddine, birleşen dosyada Davacı .... Şti. tarafından açılan Mahkememiz dosyası ile birleştirilen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/707 Esas sayılı birleşen davanın kabulü ile a) Davacı tarafın başlattığı İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasında toplam 92.963,00 TL asıl alacağa yönelik borçlu davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin belirtilen asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden devamına,b) Takip tarihinden önceki işlemiş faiz dava konusu olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,c) Alacak likit olmadığından davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.
Asıl davada ve birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 esas sayılı dava dosyasında davacı .... Şti., birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/707 esas sayılı dava dosyasında davalılar .... Şti. ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; esas davaya ilişkin olarak: davalı .... Şti. Müvekkiline ait ...bank ... Şubesi ... seri numaralı 382.688,00 TL tutarlı 16.08.2017 tarihli sözleşme gereğince verilen teminat çekini takibe koyduğunu, müvekkili çekten dolayı borçlu olmadığını belirtilerek İstanbul 15. İcra Müdürlüğü ... Sayılı dosyanın iptal edilmesini talep ettiğini, esas dosyada dava konusunun, müvekkilinin ...bank ...Şubesine ait olan ... seri no.lu, 382.688,00 TL tutarlı çekten dolayı davalı yana borçlu olmadığını, çekin iptal edilmesi gerektiğini ve İstanbul 15. İcra Müdürlüğü’nün ...Sayılı dosyanın iptal edilmesi talebinden ibaret olduğunu, söz konusu çek dava konusu 16.08.2017 tarihli sözleşmenin 4.1 maddesi gereğince teminat çeki olarak verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi kurulunun çekin teminat çeki olmadığına dair açıklamasına katılmanın mümkün olmadığını, zira söz konusu çek şayet ticari bir ilişki veya ürün satışı nedeniyle verilmiş ise, davalı ...'ın müvekkili şirkete bu nedenle fatura kesmiş olması gerektiğini, ortada böyle bir fatura olmadığına hatta fatura kesildiğine dair iddia dahi olmadığına göre; söz konusu çekin teminat çeki olduğunu, birleşen (2019/610 esas sayılı) dosyaya ilişkin olarak; müvekkili adına davalıların sözleşmeye riayet etmediği gerekçesiyle uğradığı müspet zararın, eksik ödenen performans priminin ve sponsorluk ücretinin tahsilini talep ettiklerini, dava dilekçelerinde ve tüm aşamalarda ısrarla, sözleşmede belirtilen malların satın alınmasına hazır olduklarını, ürün teslim edilmesi gerektiğini belirtmelerine rağmen, davalı ... şirketi tarafından son derece muğlak gerekçelerle bu taleplerinin sonuçsuz bırakıldığını, bu nedenledir ki; davalı tarafların anlaşmaya sadık kalmadığını ve kararlaştırılan 13960 adet ürün davalıların kusuru davranışı ve mal teslimi yapmamaları nedeniyle alınamadığını, birleşen (2020/707 esas sayılı) dosyaya ilişkin olarak, dosyada dava konusunun, davacının (...) davalılar tarafından sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmediği iddiası ile sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca kıstelyevm hesabına göre fazladan ödenen 475.651,00 TL’nin tahsili talebi olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi heyetinin görüşü ve değerlendirmelerini kabul etmenin mümkün olmadığını, dosya arasında davacı ... tarafından müvekkiline ödeme yapıldığına dair hiç bir belge, fatura,ödeme dekontu, banka ödeme makbuzu olmadığını, davacı vekilinin delil dilekçesi ekinde sunduğu ... Bankası ... Şubesi'ne ait iki ayrı dekont fotokopisi olduğunu, bu dekontlarda da alıcı şirketin müvekkil değil ... Şti olduğunu, Bu şirkete yapılan ödemenin de müvekkil şirketten istenemeyeceğini, dava dışı ... Şti. Nin İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı dosyasında da taraf olmadığını, bu nedenle ... ve... Şti' nin hukuki yararı olmadığı gibi taraf sıfatı da olmadığını, bu nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmeliyken davanın kabulü kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve diğer itirazları değerlendirilerek yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davacının davasının hukuki yarar yokluğu ve taraf sıfatı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davacı davasını ispat edemediğinden davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Asıl dava, teminat olarak verildiği iddia olunan çek hakkında başlatılan icra takibine yönelik borçlu olunmadığının tespiti; birleşen dava (İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 Esas sayılı dava dosyası) taraflar arasındaki sözleşmeden doğan edimlerin yerine getirilmediği iddiasına dayalı müspet zarar, eksik ödenen performans primi ile sponsorluk ücretinden oluşan tazminatın davalılardan tahsili; birleşen dava (İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/707 Esas sayılı dava dosyası) taraflar arasındaki sözleşmesi kapsamında davalının taahhüt edilen ürünü satamadığı iddiasına dayalı olarak fazladan ödenen bedelin iadesi amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir .İlk derece mahkemesince asıl davanın ve birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 Esas sayılı davanın reddine, birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/707 Esas sayılı davanın kabulüne karar verilmiş olup, asıl davada ve birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 Esas sayılı dava dosyasında davacı, birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/707 Esas sayılı dava dosyasında davalılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
1.Asıl dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Davacı tarafından davalı lehine ...bank ... Şubesine ait ... seri nolu, 382.688 TL bedelli çek keşide edilmiş olup, davacı tarafça, davalıya dava konusu çekin teminat olarak verildiği ve davalıya borcunun bulunmadığı iddiasıyla çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İstinafa konu uyuşmazlık, takip konusu çekin teminat için verilip verilmediği noktasındadır.Davalı ... Şti. (eski unvanı: .... Şti) tarafından davacı hakkında İstanbul 15. İcra müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasında 382.588 TL çek alacağı, 817,80 TL işlemiş faiz, 38.268,80 TL karşılıksız çek tazminatı, 1.148,06 TL komisyon alacağı olmak üzere toplam 422.922,66 TL üzerinden kambiyo senedine özgü haciz yoluyla 29.08.2019 tarihinde takip başlatılmıştır. Dava ve takibe konu ...bank ... Şubesine ait ... seri nolu, 382.688 TL bedelli çekin incelenmesinde davalı emrine düzenlendiği, çekin davalı tarafından bankaya ibrazında karşılıksız çıktığına dair çek arkasında şerh bulunduğu görülmektedir.Taraf ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış olup, takibe konu çekin taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre bu çekten dolayı davacının davalıdan 31.12.2019 tarihi itibariyle verilen sipariş avanslar hesabında çek tutarı kadar 382.688 TL alacaklı durumda olduğu, davalının ticari defterlerine göre çekin karşılıksız çıkmasından dolayı davalının davacıdan 382.688 TL alacaklı durumda olduğu tespit edilmiştir.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Ancak menfi tespit davalarındaki genel kuralın aksine senede dayalı borç ilişkilerinde ispat yükünün senet borçlusundadır.Kambiyo senetleri ve dolayısıyla çek illetten mücerret olup, hamilin çekleri edinme sebebini açıklama yükümlülüğü yoktur. Kural olarak çek ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Çek nedeni ile borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü, kural olarak çekin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden tarafın, bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. Çekin teminat olarak verildiği iddiasının da 6100 sayılı HMK'nun 200. ve 201.maddeleri uyarınca yazılı delillerle kanıtlanması gerekir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre senedin teminat senedi olarak verildiği iddiasının senede açıkça atıf yapan bir sözleşme ile ispatı mümkündür.(YHGK 06.03.2013 tarih ve E: 2012/12-768 -K: 2013/312). Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur.Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. (YHGK 'nun 19/04/2022 tarih ve E: 2019/(19)11-449 -K: 2022/569) Somut olayda davacı ile davalı ve dava dışı ... Şirketi arasında 16.08.2017 kota başlangıç tarihli açık nokta sözleşmesi düzenlenmiş olup, sözleşmede davacı "işletmeci" ile davalı "..." ve dava dışı ... Şirketi "bayi" olarak adlandırılmış ve sözleşmede davacının, davalı tarafından satış ve pazarlaması yapılan ürünleri, dava dışı bayiden satın alma şartları ile bu ürünlerin davacıya ait mekânlarda satış ve sunum şartlarına ilişkin olarak tarafların karşılıklı hak ve yükümlülükleri belirlenmiştir. Anılan sözleşmenin 4.maddesinde "İşletmeci Ek-1'de bulunan kota veya kotaların tamamlanması da dahil olmak üzere işbu sözleşmede yer alan yükümlülüklerin tamamını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmesi karşılığında aşağıdaki ödemelere hak kazanır.... söz konusu ödemelerin işletmeci tarafından düzenlenecek fatura mukabilinde ve ... lehine düzenlenmiş sözleşme süresini kapsayacak şekilde banka teminat mektubu veya İşletmeci yanında garantör/kefilin şahsen müteselsil sorumlu kefil sıfatıyla imzaladığı banka çeki ya da senedin ...'ye teslimi şartıyla bayı tarafından yapılmasını sağlayacaktır. KDV dahil 766.688 TL aynı tutardaki çek karşılığında sözleşme imzalandığı tarihten itibaren 15 gün içerisinde KDV dahil 117.952 TL, işletmeci EK-1 deki kotada olan ... 70 cl 2.060 şişe ve... 70 cl 1.875 şişe adedine ulaştığı zaman KDV dahil 117.952 TL, işletmeci Ek-1 deki kotada olan ... 70 cl 3.000 şişe ve... 70 cl 3.750 şişe adedine ulaştığı zaman KDV dahil 117.952 TL, performans primi ise aşağıda belirtilen performans kriterlerinin gerçekleşmiş olması kaydı ile toplam kota bitiminde, performans kriterleri: ödemelerin 60 günlük vadeyi aşmaması, içerde olan ve ödenmemiş olan fatura limitinin en fazla KDV dahil 120,000 TL'lik limiti aşmaması" hükmü düzenlenmiştir.Eldeki uyuşmazlıkta davacının, davaya konu çekin teminat olarak davalıya verildiği yönündeki iddiasını HMK'nın 200.maddesi uyarınca usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekmekte olup, dosya kapsamına göre dava konusu çekin üzerinde teminat için verildiğini gösterir herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi davacı tarafça, çekin teminat olarak verildiğine yönelik dava konusu çeke açıkça atıf yapan bir sözleşme sunulmamış ve başkaca bir yazılı delile dayanılmamıştır. Dava konusu çek bedelinin ödendiğine ilişkin bir ispat da bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece ispatlanmayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
2.Birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 Esas sayılı dava dosyası yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan müspet zararın, eksik ödendiği iddia olunan performans priminin ve sponsorluk ücretinin tahsili istemine ilişkindir.Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 112. ve devamı maddesine göre alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar, müspet (olumlu) zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir.Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur (Tandoğan, Haluk, Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.).Somut olayda taraflar arasında akdedilen 2017 tarihli sözleşmede davacı, davalı .... Şti'ne ait alkollü içeceklerini, bayisi olan diğer davalı ... Şirketi'nden, fatura karşılığı bedelleri mukabilinde ve sözleşmenin EK-1 kısmında belirtilen miktarda satın almayı, bu ürünleri işyerlerinde, özellikle bar alanlarındaki teşhir bölümlerinin asgari %80'ini kaplayacak şekilde sürekli olarak sergilemeyi ve bulundurmayı taahhüt etmiş olup, davalı .... Şti'nin ''ürün satışı" konusunda bir edim yükümlülüğü yoktur. Sözleşmenin 3.1.maddesinde; davacının sözleşme süresi içinde davalı bayiden belirtilen miktarda ürün alımını gerçekleştirmeyi kabul ve taahhüt ettiği, davalılar ile davacı şirketin grup şirketlerinden dava dışı ... Sti arasında akdedilen 17.12.2015 tarihli sözleşmeden kalan ve davacının ilgili sözleşme kapsamında tamamlamadığı kota olan 560 adet ... 70 cl ve 360 ... 47 50 cl'nin bu sözleşmenin kotasına eklendiği, sözleşmenin 3.2.maddesinde davacının, ürün bedellerini fatura tarihinden itibaren altmışıncı günde EFT/çek ile veya nakden davalı bayiye ödeyeceğini, bu maddede kararlaştırılan vadelerin kesin olduğunu, borç vadesinde ödenmezse ayrıca süre verilmesine gerek kalmaksızın vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar geçecek süre için her gün başına hesaplanmak üzere aylık % 1,5 faiz ile beraber ödeyeceğini kabul ve taahhüt ettiği,Sözleşmenin 3.3. Maddesinde; davacının ürün bedellerini madde 3.2'de kararlaştırılan günde ödemediği takdirde davalı ... Şirketi ve/veya .... Şti'nin bu konuda ayrıca bir bildirimde bulunmaksızın, işbu sözleşme ile üstlenmiş oldukları edimleri ifadan imtina edebilecekleri, nakdi ödemeleri ve varsa davacıya kullandırmayı taahhüt ettikleri ya da sözleşme süresi boyunca edebilecekleri ayni katkıları erteleyebilecekleri,Sözleşmenin 3.4.maddesinde; davacının aksi davalı .... Şti' tarafından yazılı olarak kendisine bildirilmedikçe .... Şti ürünlerini davalı bayiden satın alacağı, davacının sözleşme konusu ürünleri, .... Şti veya yetkilendirdiği bayi dışında bir yerden temini etmesinin sözleşmeye aykırılık kabul edileceği, davacının davalı bayinin bu sözleşmeden doğan haklarının davalı .... Şti tarafından doğrudan da kullanılabileceği,Sözleşmenin 3.11.maddesinde; davacının bu sözleşmede davalı bayi tarafından verilen taahhütlerin yerine getirilmesini yalnızca davalı bayiden talep edebileceği, davalı .... Şti'nin davalı bayinin kefili veya garantörü durumunda olmadığı,Sözleşmenin 4.3.maddesinde; işletmede gerçekleştirilecek 10 adet etkinliğe sponsorluk bedeli olarak davacıya KDV dahil 58.976 TL ödeneceği, sponsor olunacak aktivitelerin tarih ve içeriklerinin .... Şti ile mutabık kalınarak belirleneceği, ödemenin her bir etkinlik sonrasında eşit taksitlerle ödeneceği,Sözleşmenin 4.4.maddesinde; davacıya bu sözleşme ekinde verilmiş olan kotalarda, kotaların tamamlanması için tarih verilmiş olması halinde her bir kotanın belirtilen tarihlerde tamamlanacağı, herhangi bir tarih verilmemiş olması veya tek bir kota verilmiş olması halinde sözleşme süresinin 1/4üne gelindiğinde Ek-1'de bulunan kotanın 1/4'ünün tamamlanmış olması, sözleşme süresinin yanda gelindiğinde Ek-1'de bulunan kotanın yarısının tamamlanmış olması, sözleşme süresinin 3/4 'üne gelindiğinde kotanın 3/4'ünün tamamlanmış olması gerektiği düzenlenmiştir.Somut olayda davacı, ürünlerin dağıtımından sorumlu davalı ... Şirketi'nin sözleşme gereği teslim edilmesi gereken eksik ürünlerin taraflarına teslim edilmediğini, sözleşmede yazılı KDV dahil 58.976 TL sponsorluk bedelinin yalnızca 34.400 TL'sinin kullandırdığını, davalıların sözleşmeye aykırı davrandığını belirtilerek eldeki davayı açmış; davalılar ise sözleşmenin 3.4 maddesine göre tek satış yetkilisinin davalı ... Şirketi olduğunu, farklı bir yerden alınacak ürünlerin kotaya dahil edilmeyeceğini, davacının ödemelerinde aksaklıklar yaşattığını, verilen çeklerin karşılıksız olduğunu, söz konusu çeklerin, tahsile konulması suretiyle kaydi ve fiili hacizler yapılarak uzun uğraşlar neticesinde tahsil edildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davacının 13.960 şişe ürün alımını gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği, davalı bayi tarafından davacıya en son 30.11.2018 tarihinde ürün satışı gerçekleştirildiği, davacının davalı .... Şti'ne cari hesap yönünden bir borcunun bulunmadığı, davacı kayıtlarına göre 2017 ve 2018 yıllarında toplamda 4.572 şişe ürün alımı yapılarak kotanın %32,75'inin gerçekleştirildiği, eksik ürün alımının 9.388 adet olduğu tespit edilmiştir. Davalı bayi tarafından davacı aleyhine İstanbul 9. İcra Müdürlüğü nezdinde 29.11.2018 ve 17.01.2019 keşide tarihli çekler hakkında 21.02.2019 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldıktan sonra davacı, kendisine ürün satılmadığını davalı bayiye 08.03.2019 tarihli ihtarname ile beyan etmiş ise de davacının keşide ettiği 19.06.2019 ve 12.07.2019 tarihli ihtarnameler dışında dosya kapsamında ürünlerin teslimi yönünden yapılan bir talebe rastlanmamıştır. Davalı bayi tarafından 14.03.2019 tarihli cevabi ihtarnamede ürün satışına hazır olduğu, 27.06.2019 tarihli ihtarnamede de banka veya finans kuruluşları tarafından risk onayı alınabilecek şekilde çek veya çeklerin teslimi (sözleşmeye aykırılığın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla) veyahut ürünlerin karşılığı olan bedellerin nakden, havale/eft veya kredi kartı ile ödenmesi karşılığında ürünlerin satışına hazır olduğu belirtilmiş olmakla birlikte dosya kapsamında davacının, hakkında başlatılan icra takibinden önce davalı bayiden ürün satın almak için bir talebi bulunduğu ispatlanmadığı gibi davacının, takip tarihine kadar da sözleşmede taahhüt edilen kota sınırlarını gerçekleştiremediği açıktır. TBK'nın 97.maddesinde karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan birinin sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerektiği düzenlenmiştir. Anılan düzenlemede ifadesini bulan ödemezlik defi; karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, kendi edimini yerine getirmemiş veya yerine getirmeyi önermemiş tarafın, bu edim ile karşılıklılık içerisinde olan edimin ifasını ilke olarak talep edemeyeceği kuralına dayanır. Kendi borcunu ifa etmemiş alacaklıya, ifa talebiyle karşılaşması halinde ifayı erteleme imkanı sağlar. Aynı sözleşme içerisinde yer almakla birlikte karşılıklılık içerisinde bulunmayan edimler ve yan edimler için ödemezlik defi ileri sürülemez. Ödemezlik definin ileri sürülebilmesi için bu defiyi ileri sürecek tarafın, karşılılık ilişkisi içerisindeki karşı edimi talep edebilir olması, başka ifade ile karşı edimin muaccel olması gerekir(bkz. Kocayusufpaşaoğlu/ Hatemi/ Serozan/ Arpacı, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Üçüncü Cilt, Prof. Dr. Rona Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme, Gözden Geçirilmiş 7. Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2016,2016/s. 68 v.d; M.Kemal Oğuzman/ M.Turgut Öz; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Üçüncü bası, Filiz Ktabevi, İstanbul 2002, s. 262 vd,) Ödemezlik def'inin en önemli sonucu, şartları gerçekleştiği takdirde, borçluya alacaklı kendi edimini ifa edene veya ifasını teklif edene kadar ifadan kaçınma imkanı vermesidir. Bu niteliği itibariyle ödemezlik def'i, hak sahibinin borçlandığı edimin ifasını geçici olarak erteleyici, borcun muacceliyetini engelleyici etki doğurur.(bkz. Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, Beta Yayınevi, İstanbul 2003, s.946 vd) Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, öncelikle taraflar arasındaki sözleşmede, ürün teslim ediminin ifasını talep eden davacının, bu edim ile karşılıklık içerisindeki satış bedelini ödeme edimi bakımından önce ifa ile yükümlü olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Taraflar arasında akdedilen 2017 tarihli sözleşmenin 3.2.maddesinde davacının ürün bedellerinin fatura tarihinden itibaren 60. günde EFT/çek ile veya nakden davalı bayiye ödeyeceği, sözleşmenin 3.2.maddesinde kararlaştırılan günde ödeme yapılmadığı takdirde davalıların sözleşme ile üstlenmiş oldukları edimleri ifadan imtina edebilecekleri düzenlenmiştir. Buna göre davacının ödeme edimi bakımından önce ifa yükümlülüğü bulunduğu açık olup, davalı bayiye ödeme yapılmaması, teslim ediminin ifasını engelleyen haklı bir ifadan kaçınma sebebidir. Davacı tarafça dava dışı ... şirketi tarafından davalı bayiye verilen 20.000 TL bedelli çekin 13.12.2018 tarihinde karşılıksızdır işlemi görmesinden sonra 21.12.2018 tarihinde davalı bayi tarafından ürün satışı gerçekleştirildiği beyan edilmiş ise de davacı hakkında bu yönde bir uygulama veya teamülün varlığı ispatlanmadığı gibi davalı bayi tarafından davacının verdiği ve karşılıksız çıkan çek hakkında icra takibi başlatıldığı gözetildiğinde davacı tarafından ödemelerin zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirilmediği sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu durumlar nazara alındığında davalıların sözleşmeye aykırı bir davranışının bulunmadığının ve kendi edimlerini ifa etmeden karşı edimin ifasını talep eden davacının akdin ifasında kusuru bulunduğunun kabulü gerekir. Bu halde davacının kendi kusuruna dayalı olarak davalılardan müspet zarar, performans primi ve ödenmeyen sponsorluk alacağını talep edemeyeceği anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Mahkemece verilen kararın gerekçesi dikkate alındığında, müspet zararın tespitine yönelik olarak bilirkişiler tarafından tespit yapılmamış olması sonuca etkili görülmemiştir.
3.Birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/707 Esas sayılı dava dosyası yönünden yapılan istinaf incelemesinde;Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçluları hakkında, İstanbul 9. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında, "taraflar arasında akdedilmiş açık nokta sözleşmesine ve 05/07/2019 tarihli Beyoğlu ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarnameye istinaden" sebebine dayalı olarak 475.651 TL sözleşme alacağı ve 34.246,87 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 509.897,87 TL alacağın, İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tahsili istemiyle 16.12.2019 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında talep edilen 382.688 TL çek bedelinin asıl alacaktan mahsubu ile 92.963 TL tutarı üzerinden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasında akdedilen 2017 tarihli sözleşmenin 4.1.maddesinde davacının almayı taahhüt ettiği ürünlere ilişkin kotanın tamamlanması da dahil olmak üzere işbu sözleşmede yer alan yükümlülüklerinin tamamını zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmesi karşılığında ödemelerin dava dışı bayi ... Şirketi tarafından yapılmasının sağlanacağı kararlaştırılmış olup, davacı tarafından dava dışı ... Şirketi'ne 08.09.2017 tarihinde "..." açıklamasıyla 766.688 TL, 21.12.2017 tarihinde "25.09.2017 tarihli sözleşme bedeli hud" açıklamasıyla 35.400 TL havale edildiği, dava dışı ... Şirketi tarafından da davalı şirkete 11.09.2017 tarihinde "..." açıklamasıyla 748.313,34 TL havale edildiği, bu tutarın davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.Davacı ve davalı şirket arasında akdedilen ve diğer davalının garantör olarak yer aldığı 2017 tarihli sözleşmenin 7.1.maddesinde, davalının bu sözleşmedeki yükümlülüklerine aykırı davranması veya edimlerini gereği gibi ifa etmemesi ya da eksik ifa etmesi ve ihtara rağmen bu aykırılığın 15 gün içerisinde giderilmemesi halinde davacının sözleşmeyi derhal feshedebileceği, sözleşmenin 4.4.maddesinde belirtilen yükümlülük ve sürelere uyulmaması halinde davacının sözleşmeyi sona erdirerek davalıya verilmiş olan ayni veya nakdi katkıları kıstel yevm usulüne göre %1,5 faizi ile iade alabileceği düzenlenmiş olup, davacı tarafça Beyoğlu ... Noterliğinin 05.07.2019 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile fesih bildiriminde bulunulmuştur.Somut olayda davalı şirketin,sözleşme süresi boyunca sözleşmenin ek-1 listesinde yer alan 13.960 adet ürünü satın alma taahhüdünün 4.572 adet ürün alımı yaparak %32,75 lik kısmını yerine getirdiği ve 9.388 adet eksik ürün alımının olduğu açıktır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 802.088 TL üzerinden yapılan kıstelyevm hesabına göre davacının eksik ürün alımından kaynaklı alacağı 539.340,60 TL olarak hesap edilmiş ise de davalı şirkete ödenen 748.313,34 TL nakdi bedelin, taahhüdün yerine getirilmeyen kısmına oranlanması suretiyle davacının eksik ürün alımından kaynaklı alacağı 503.235,36 TL olup, davacı tarafça icra takibinde talep edilen asıl alacaktan, 382.688 TL çek bedeli mahsup edilerek 92.963 TL üzerinden davanın ikame edildiği gözetildiğinde taleple bağlı kalınarak mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi sonucu itibariyle doğrudur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; asıl davada ve birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 Esas sayılı dava dosyasında davacı .... Şti., birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/707 Esas sayılı dava dosyasında davalılar .... Şti. Ve ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davada ve birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 Esas sayılı dava dosyasında davacı .... Şti., birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/707 Esas sayılı dava dosyasında davalılar .... Şti. ve ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl davada ve birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 Esas sayılı dava dosyasında davacı .... Şti. tarafından istinaf karar harçları peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3- Birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/707 Esas sayılı dava dosyasında davalılar .... Şti. ve ... vekili tarafından peşin olarak yatırılan 1.590,00 TL harcın, alınması gerekli olan 6.350,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.760,30 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Asıl davada ve birleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/610 Esas sayılı dava dosyasında davacı .... Şti., birleşen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/707 Esas sayılı dava dosyasında davalılar .... Şti. ve ... tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.04/05/2026