ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
(İSTİNAF BAŞVURUSU NUN
ESASTANREDDİ)
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN:
Tapu İptali ve Tescil
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
Davacı vekili özetle: Davalının, müvekkili kooperatifin üyesi ve bir kaç dönem denetim kurulu üyesi olduğunu, davalının dava dışı ... ile birlikte hareket ettiğini, ...'in 12 yıl yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, yönetim değiştikten sonra ibra edilmediğini, defter ve kayıtları geç teslim ettiğini, teslimden sonra yapılan kontrolde defterlerin usulüne uygun tutulmadığının tespit edildiğini ve B blok 49 numaralı dairenin dava dışı yüklenici şirkete inançlı işlem ile kredi kullanılabilmesi için tapuda devri yapıldıktan sonra eski tarihli karar alınarak buna ilişkin defter kaydı oluşturulduğunu, davalının ise kooperatifin tüm işlemlerinden haberdar olduğunu ve dava dışı yüklenici ile kooperatif eski yöneticileri ile birlikte hareket ettiklerini, muvazaalı olarak dava konusu taşınmazın davalı adına tescil edildiğini, dairenin satışı sırasında "kat karşılığı inşaat sözleşmesi şerhi" ile "Ankara 32. İcra Dairesi'nin 2013/7627 esas sayılı dosyasına ait şerhin" kaldırılmasının işlemin danışıklı olarak yapıldığının ispatı olduğunu, yüklenicinin işini sözleşmeye uygun yerine getirmediğinin Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/13 diş sayılı dosyası ile tespit edildiğini öne sürerek, ... parsel sayılı taşınmazda kain B Blok 49 numaralı bağımsız bölümün davalı adına tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili özetle: Dava konusu taşınmaz için dava dışı ... şirketinin ... şubesinden kullandığı kredinin 15/04/2015, 15/05/2015 ve 15/06/2015 tarihli taksitlerini ödeyemediğini, taşınmazın icra yolu ile satışının gündeme geldiğini, müvekkilinin denetim kurulu üyeliği bulunmadığını, kredi borcunun 97.891,00 TL'sini bankaya, kalanını tapuda dava dışı şirkete ödediğini, ödemeleri yapan ...'in davalı çalışanı olduğunu ve iyiniyetli üçüncü kişi olarak taşınmazı satın aldığını, müvekkilinin kooperatifte en çok hisseye sahip olan kişi olarak kooperatif aleyhine işlem yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, gelir vergisi beyannamesi verdiğini, vergilerini ödediğini, ipotek fek işleminin yapılmasından sonra eldeki davanın kötüniyetli olarak açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince: "...Taşınmazın dava dışı yükleniciye devrine ilişkin 06/05/2013 tarihli kooperatif yönetim kurulunda kararı ile, kooperatifin protestolu çekleri bulunması nedeni ile kredi kullanamadığını, dava konusu dairenin dava dışı yükleniciye kredi kullanılması ve kredi bedelinin kooperatif hesabına girmesi kaydı ile tapu devrinin yapılmasına karar verildiği, bu hali ile inançlı temlik işleminin sübut bulduğu değerlendirilmiştir.
Bu halde uyuşmazlık, davalının iyiniyetli üçüncü kişi olup olmadığı ve tapuya güven ilkesinden yararlanıp yararlanamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Dava dışı şirketin, alınan karara aykırı olarak kredi bedelini kooperatife vermediğine ilişkin bir iddia ve delil bulunmamaktadır.
Davacı muvazaayı her türlü delille ispatlayabilecektir. Dava dışı yüklenici şirketin kredi borcunun devir tarihi olan 02/07/2014 tarihinden sonraki kısmının davalı çalışanı tarafından kapatıldığı, 77.560,52 TL ödeme yapıldığı dekontlarla sabittir. Mahallinde yapılan keşifte dava konusu taşınmazın devir tarihi itibari ile değerinin 185.000,00 TL olduğunun tespit edildiği, taşınmazın davalıya 150.000,00 TL bedelle devredildiği, belirlenen bedel ile arasında fahiş fark bulunmadığı ve satış bedelinin ödendiğinin satış akit tablosunda bildirildiği, satış akit tablosunun resmi belge olup aksinin de ancak yazılı belge ile ispat edilebileceği, dosyada aksini gösterir sübuta elverişli bir delil bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tanıkları dinlenmiş, tanıklar davalı ile dava dışı yüklenici şirketinin sahibinin arkadaşı olduğu ve davalının taşınmazı bedelsiz aldığı yönünde beyanda bulunmuşlardır. Ancak beyanların görgüye dayalı olmadığı ve tahmin içerdiği, davalının şirket sahibinin arkadaşı olması ya da birlikte dosyada taraf olmalarının kooperatif ile ... şirketi arasındaki işlemleri bildiğini ispatlamaya elverişli olmadığı değerlendirilmiştir. Davalının, kooperatifin yalnız ortağı olup yönetim ve denetim kurulunda üye olmadığından kooperatifin tüm işlemlerinden haberdar olması hayatın olağan akışına da uygun değildir. Savcılık soruşturması sonucunda verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin kararda, davalı ile kooperatif yöneticileri arasında ilgi olduğuna ilişkin delil bulunmadığına dair değerlendirme yapılmış olması da gözetilerek davacının muvazaa iddialarının sübut bulmadığı, davalının iyiniyetli üçüncü kişi olup tapuya güven ilkesi gereği kazanımının korunması gerektiği kanaatine varılarak davanın reddine..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava dışı yüklenici şirketin kendisine ait olmayan B 49 nolu daireyi, ipotek şerhli vaziyette davalı ...'a tapuda devrettiği, tapu senedinde satış bedelinin 150.000 TL olarak gösterildiği, davalının kooperatif üyesi olduğu, davalı ve eşinin kooperatifte toplamda 5 adet üyeliği ve dairesinin bulunduğu, davanın öncelikle Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, görevsiz mahkemede yapılmış işlemlere ilişkin itirazların değerlendirilmediği, dilekçeler ile talep edilen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1565 Esas sayılı dosyasının dava dosyası içerisine alınmadığı, davaya konu B 49 nolu dairenin satışına ilişkin usul ve esasların Kooperatifler Kanunu hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, kooperatif eski yönetim kurulunun genel kurul kararı olmaksızın kooperatife ait B 49 nolu direnin yükleniciye bedelsiz devri için yönetim kurulu kararı tesis ettiği, kararın bu yönü ile yok hükmünde olup geçersiz olduğu, kararın geçersizliğinin herkesi bağlayıcı olduğu, bankadan temin edilen kredinin 10 taksitini ödedikten sonra tapunun davalı adına tescil edildiği, davalının kredi 10 adet taksit bedeli haricinde kooperatife ödeme yaptığına ilişkin dosyaya belge ibraz edilmediği, bu hususta, kooperatif kayıtlarında ve ... Limited Şirketi defter ve kayıtlarında da davalının daire satışına ilişkin olarak ödeme yaptığına ilişkin belgenin dosyaya sunulmadığı, bu konuda yalnızca görevsiz mahkemede yapılan bilirkişi incelemesinde, davadışı ... Limited Şirketi'nin defterlerinde, davalının 5 adet çek ile toplamda 125.000 TL ödeme yaptığına ilişkin tespitin bulunduğu, gerek 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1565 esas sayılı dosyası, gerekse ilgili banka tarafından gönderilen çekler karşılaştırmalı olarak değerlendirildiğinde, davalının kooperatife ait bir başka daireyi de aynı şekilde edindiğinin ortaya çıktığı, buna karşılık mahkemenin gerekçeli kararında, Ankara 6. Ticaret Mahkemesi 2014/1565 esas sayılı dosya ve bilirkişi raporunda yer alan 5 adet çek konusunda hiçbir inceleme ve hukuki değerlendirme yapmadığı, davanın esasına ilişkin bu hususlarda gerekçeli kararında da yer vermediği, mahkemenin taşınmazın devir tarihi itibari ile 185.000 TL değerinde olduğu, satış bedelinin ise 150.000 TL olduğu gözönünde tutulduğunda, fahiş bir farkın olmadığı şeklinde değerlendirme ile hüküm kurduğu davalının iyiniyetli 3. kişi olarak değerlendirilemeyeceği, mahkemenin davalı ile davadışı ... Limited Şirketi ve kooperatif eski yönetim kurulu arasındaki işlemleri değerlendirmediği, davalının hangi nedenler ve deliller ışığında iyiniyetli kabul edildiğini irdelemediği, bu hususun açıklanıp gerekçelendirilmediği, mahkemece davalının kooperatif üyesi olduğu, eşi ile birlikte 5 adet üyeliğinin olduğu, genel kurullarda yer aldığı, kooperatif eski yönetim kurulu ile birlikte hareket ettiği, kooperatif genel kurullarında yer aldığı, B 2 nolu daireninde görülen davadaki işlemlere benzer şekilde satın alındığı konularına hiç değinilmediği, taşınmazın dava ve satış tarihindeki değerleri arasındaki fark ile bir üyenin kooperatife ödediği aidat bedelinin dairenin satış bedelinden çok düşük olmasının muvazaanın kabulü sebepleri olması gerekmesine rağmen olaya, kooperatif uygulamalarına, dosyada mevcut delillere aykırı olarak eksik inceleme ile hüküm tesis edildiği, mahkemenin akit tablosunun bedelin ödendiğine ilişkin gerekçesinin TTK hükümlerine, şirket muhasebesi usul ve esaslarına, yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun olmadığı, davalı ve yüklenici ... Limited Şirketi'nin satış işlemine ilişkin muvazaa iddiasını ortadan kaldırmak için satış bedelini yüksek gösterdikleri, davalının 10 adet kredi taksiti haricindeki ödemeye ilişkin olarak belge ibraz edememesinin satışın muvazaalı olduğunun da delili olduğu nedenleriyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine,
2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın düşümü ile kalan 672,70 TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına.
3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 06/05/2026