ANTALYA
DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..in .... tarihinde davalı .. nın sevk ve idaresinde bulunan davalı .... adına kayıtlı .... plakalı aracın karıştığı kaza sonucu sakat kaldığını, kaza mahallinde tutulan 01/06/2017 tarihli trafik kazası tespit tutanağında kazanın oluşumunda firari sürücünün şerit izleme ve takip kurallarına uymayarak 56/1A kuralını ihlal ederek müvekkilinin motosikletine ön kısmıyla çarpışması sonucu meydana geldiğini, kazadan sonra otomobil sürücüsü .. nın aracı kaza mahallinde bırakarak firar ettiğini, aynı zamanda adli soruşturma dosyasında beyanı bulunan tanıkların firari sürücünün alkollü olduğunu da beyan ettiklerini, trafik kazası tespit tutanağında firari sürücünün asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin kazanın oluşumunda kusuru olmadığı görüş ve kanaatine varıldığını, kaza ile ilgili Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının ....sayılı soruşturma dosyası açıldığını, müvekkilinin işgücü kaybı ve buna bağlı olarak ciddi anlamda maddi zararı olduğunu, kaza neticesinde müvekkilinin bedeninde bir kısım kırıklar meydanâ geldiğini, müvekkilinin omurgasına birçok platin takıldığını ve buna ilişkin raporların olduğunu, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen ... tarihli rapora göre müvekkilinin kazadan kaynaklı yaralanmalarından ötürü meydana gelen maluliyet oranının %13 olarak belirlendiğini, müvekkilinin fayans ustası olduğunu, sürekli olarak çömelerek yahut eğilerek çalışmak zorunda olduğunu, her ne kadar maluliyet raporunda müvekkilin özür oranı %13 olarak gözükse de müvekkilinin çalıştığı iş göz önüne alındığında sırtındaki kırıklar ve vücuduna takılan platinler nedeniyle artık eğilip kalkmakta daha fazla zorlandığını ve hatta bu durumun onun işini yapmasını engellediğini, müvekkilinin yaptığı iş dikkate alınarak uğradığı işgücü kaybının tespiti ve kusur durumuna göre bilirkişi incelemesi yapılarak müvekkilinin bu kaza sebebiyle uğradığı maddi zararın tespit edilmesini, sonuç olarak, 5.000,00.-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline, 75.000,00 TL manevi tazminatım kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, davalılar ... ve .. dan müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin malik olduğu ....plaka nolu aracın 01/06/2017 tarihinde kira sözleşmesi ile 90 günlüğüne kiraya verildiğini, bu kira sözleşmesi uyarınca haftalık ödeme fatura karşılığı 400,00 TL KDV dahil tahsil edildiğini, müvekkilinin .... Otomotiv Galeri Ve Rent ACar adında işletmesi olduğunu, bu işletmenin eşi tarafından işletildiğini, kazaya konu aracın bu işletme tarafından kiraya verildiğini, yasal olarak aracı kiralayanın işleten sıfatını aldığını, Karayolları Trafik Kanununun 3. Maddesinin dikkate alınması gerektiğini, somut olayda davalının aracı kiraya verdiğini, kira sözleşmesi ve taahhütname düzenlendiğini, tüm sorumluluğu kiralayanın kabullendiğini, bunun yanında aracı kiralayanın fiili hakimiyetinde iken diğer davalı tarafından kullanılmış ve onun sevk ve idaresinde iken bu kaza meydana geldiğini, davacının Suriye uyruklu olduğunu, kendisi ve yanındaki iki arkadaşı ile birlikte üç kişi motosiklete binerek trafiğe çıktıklarını, 3 kişinin bindiği aracın sevk ve idaresinin zor olacağını, bu durumda seyir halindeki motorun durdurulamadığını ve araca çaptığını, olaydan sonra davacı ve yanındaki şahısların hastaneden sonra karakola gelmeleri beklenirken gelmediklerini, davacının aracını kazadan sonra kendi imkanları ile araçtaki cprs sisteminden bularak otoparktan teslim aldığını ve hurda vaziyette iken tüm masraflarını kendisi yaparak aracını tamir ettirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemistir.
Davalı ... Sigorta AŞ. vekili cevap dilekçesinde özetle: .... plakalı aracın müvekkili şirkete 20.07.2016-2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 330.000,00 TL olduğunu, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, trafik sigortacısı şirketin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğunu, bu poliçeden dolayı şirkete davacı tarafından müracaat edilerek ihbarda bulunulduğunu ve şirket tarafından ....numaralı hasar dosyası açıldığını, tüm evrakların şirkete ibraz edilmesini takiben .. in uğramış olduğu maluliyet nedeniyle “Aktüer Hesabı” yaptırıldığını, hesaplamada sigortalı araç sürücüsünün % 100 kusuru, davacının %13 maluliyet oranı ve asgari ücret üzerinden TRH 2010 ölüm tablosu uygulanarak ve % 1,8 teknik faiz üzerinden hesaplama yapıldığını, alınan tazminat raporu doğrultusunda 26.02.2018 tarihinde davacıya 83.037.15 TL destek tazminatı ödemesi yapıldığını, şirket tarafından yaptırılan aktüer hesabının tamamen doğru veriler çerçevesinde hesaplandığını, şirketin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, mahkemece tekrar aktüer hesabı yapılması halinde yapılacak hesaplamalarda ödeme tarihinden itibaren faiz güncellenmesi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.
İDM KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece; "Maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 30.000,00.-TL manevi tazminatın, davalı ... ve .. dan haksız fiil tarihi olan 01/06/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının aracın kiraya vermiş olduğunu, kira sözleşmesi ve taahütname gereğince tüm sorumluluğun kiralayanda olduğunu, araç kiralayanın fiili hakimiyetinde iken diğer davalının sevk ve idaresinde olduğu sırada kazanın meydana geldiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, maliye tarafından verilen cevapta müvekkilinin ilgili kira sözleşmesini ibraz etmemiş olduğunu ancak ilgili dönem katma değer vergisi beyannamesi verdiğini bildirdiğini, bu itibarla müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını, davacının yurt dışına gitmesi nedeniyle iyileşme durumu gözlenemeden son durumunu belirtir raporunun alınmadığını, hükme esas alınan raporda belirlenen maluliyet oranını kabul etmediklerini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür.
Dava, trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Yine aynı kanunun 56/2 maddesi gereğince ağır bedensel zarar halinde zarar görenin yakını da manevi tazminat isteyebilirler. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, 01.06.2017 tarihinde davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile ... Sokak'ı takiben .... yönünden ... Yolu istikametine seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek sol tarafa yönelip yolun sol tarafındaki elektrik direğine çarptığı, çarpmanın etkisiyle savrularak karşı istikametten gelen ve .... istikametine seyir halinde olan davalı sürücü .. in sevk ve idaresindeki ....plakalı motosiklete çarpması sonucu davacı sürücü .. in yaralanmasına konu trafik kazasının meydana geldiği sabittir.
Mahkemece ATK Trafik İhtisas Kurulu'ndan alınan rapora göre meydana gelen kazada davalı sürücü .. nın %100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü .. in ise kusursuz olduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece davacı hakkında alınan ATK raporuna göre davacının meydana gelen kazadan dolayı 9 ay geçici iş göremezlik süresinin olduğu ve sürekli iş göremezlik oranının ise %30,2 olduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece alınan raporlar denetime elverişli olup hüküm kurmaya yeterlidir.
Yapılan yargılama aşamasında davacının sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin talebinin davalı sigorta şirketi tarafından karşılanması üzerine davacı vekili sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin davadan feragat etmiş ve mahkemece bu yönde hüküm kurulmuştur.
Davalı .. in araç kiralama firmasının bulunduğu, kazaya karışan ....plakalı aracın dava dışı ....isimli kişiye 01.06.2017 tarihinde kiralandığı, aracın kiralanmasına ilişkin sözleşmenin bitim tarihinin 01.09.2017 tarihi olduğu, bu duruma göre kazaya karışan aracın kiralanma süresi 3 ay olup bu sürenin uzun süreli kira sözleşmesi niteliğinde bulunmadığı ve bu nedenle davalı kiralayan .. in işleten sıfatının devam ettiği anlaşılmaktadır.
Bu duruma göre; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, toplanan deliller ve davalı sürücünün meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olması, davacı sürücünün herhangi bir kusurunun bulunmaması trafik kazası sonucu davacının vücudunda kemik kırığı olacak şekilde yaralanması ve davacının ATK raporuna göre 9 ayda iyileşebileceği, ancak kazadan dolayı %30,2 oranında maluliyetinin bulunduğu, bu yaralanmadan dolayı davacının duyduğu elem, acı ve ızdırap, günün ekonomik koşulları, takdir edilecek manevi tazminat miktarının bir tarafın zenginleşmesine, diğer tarafın fakirleşmesine neden olmayacak oranda belirlenmesi gerektiği ilkeleri dikkate alındığında mahkemece davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarı yerindedir.
Hal böyle olunca, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde istinaf talebinin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davalı .. in istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1-Davalı .. in istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı .. ten alınması gereken 2.149,30 TL istinaf karar harcından peşin alınan 662,32 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.486,98 TL'nin davalı .. ten tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye irat kaydına,
4-Davalı ... tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ile harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 08/05/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.