İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
ASIL DAVADA İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil şirketin, havayolu ile ---- ve kurye işi ile uğraşan ve bu sektörde tanınan saygın bir kargo firması olduğunu, müvekkili şirketin 09.02.2021 tarihinde davalı şirket çalışanı ----- ile görüştüğü ve bu görüşmede müvekkil şirkete online bir demo yapıldığını, online demo işleminde müvekkili şirket tarafından, bu yazılım programında şirketi için uygun olmayan yerler iletildiğini, 15.02.2021 tarihinde gönderilen mailde müvekkil şirkete satılan modül ile müvekkil şirketin işi arasında farklılık olduğu uyarlama konusunda sorun olmaması gerektiği mail ile yetkililere iletildiğini, ancak davalı şirket tarafından müvekkil şirkete bu işlemlerin tamamın özelleştirilebilir olduğu bilgisi verildiğini, bu süreçte davalı şirket yetkilileri tarafından talep edilen tüm firma bilgileri ve işin gerekliliği ile ilgili bilgiler iletildiğini, müvekkili şirketin talep ve isteklerini mail ile davalı şirkete iletilmiş ve davalı şirket yetkilileri de bu taleplerin yerine getirileceği sözlü ve yazılı ilettiklerini, 30.03.2021 tarihinde davalı şirket yetkilisi --- ile yapılan ---- yazışmalarında kendisine bu sürecin doğru yürümediği ve diretmeler yapıldığı iletildiğini, kendisi bu duruma itiraz etmediği ve süreci artık kendisinin yürüteceği bildirildiğini, sözleşmede yazılı toplam 2413 USD'nin Türk Lirası karşılığı olan 26.913,36 TL 17.02.2021 tarihinde ve 25.03.2021 tarihinde müvekkil şirket hesabından vadesinde yapıldığını, 15.04.2021 vade tarihli 950 USD lik kısım ise artık sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerin yerine getirilmeyeceği kesin olarak anlaşıldığı için müvekkil şirket tarafından ödenmediğini, sözleşmenin konusu müvekkil şirketin talep ve ihtiyaçları doğrultusunda yazılım geliştirmesi hizmetlerinin verilmesine ilişkin olup bu hizmetlerin yerine getirilmesi için her türlü destek, bakım, eğitim ve danışmanlık hizmetlerini de içerdiğini ve sözleşme süresi 1 yıl olarak kararlaştırıldığını, sözleşme destek hizmetlerini de kapsadığı için 1 yıl olup, asıl hizmet olan yazılımı davalı şirket 15.03.2021 tarihine kadar teslim etmesi gerektiğini, 15.03.2021 tarihine kadar yazılım müvekkilin çalışma prensiplerine uygun hale getirilip gerekli analiz ve uyarlama çalışmaları yapması gerekirken, yapılmadığı, 15.03.2021 tarihine kadar yazılım müvekkilin talep ve ihtiyaçları doğrultusunda kullanıma sunulması gerekirken sunulmadığını, bu hizmetler zamanında yerine getirilmediği gibi yazılımın etkin kullanımı amacıyla verilmesi gereken teknik destek ve eğitim hizmeti yerine getirilmediğini, özellikle 6 saati aşan eğitimlerin ücretli olacağı belirtilmiş ise de 6 saatlik eğitim hizmeti dahi verilmediğini, özellikle 6. Maddenin 5. Bendinde belirtilen müvekkil şirket ile yapılan görüşmeler neticesinde problemlerin tespiti amacıyla yapılması gereken raporlamalar kesinlikle yapılmadığını, davalı şirket sözleşmenin 6. Maddesine ve bu maddede belirtilen bentlere uymayarak sözleşmeye aykırı hareket edildiğini, Türk Borçlar Kanunu (BK) m. 96-108’de borçların ifa edilmemesinin sonuçları düzenlendiğini, borç hiç veya gereği gibi yerine getirilmezse ifa etmeme sonucu meydana geleceği, bu durum BK m. 96’da düzenlendiği, ifa etmeme yani borca aykırılık üç şekilde meydana gelebileceği, i. borç hiç ifa edilmemiş veya imkansız hale geldiği, ii. borçlu ifa mümkün olduğu halde yerine getirmediği, yani mütemerrit olduğu, iii. kötü ifa söz konusu olduğunu, davalı şirket gerek sözleşme gereği hazırlaması gereken yazılım programını zamanında teslim etmeyerek, gerekse de bunu telafi amacıyla sunmuş olduğu entegrasyon tekliflerini de kararlaştırılan tarihlerde teslim etmeyerek temerrüde düştüğünü, arabuluculuk görüşmelerine ilişkin anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, sözleşmeye aykırı hareket ederek sözleşmenin feshedilmesine sebebiyet verilen davalı şirkete sözleşme uyarınca ve o günkü fatura kurundan ödenmiş olan 2413 USD Türk Lirası karşılığı olan 26.913,36 TL'nin yasal faizi ile birlikte geri iadesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA SAVUNMA VE KARŞI DAVADA İDDİA; davacı tarafın kendi üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğinden ödemezlik definde bulunulduğunu, davacı tarafa ---- yazılımı kullanım hakkı 15.02.2021 tarihli ---- nolu faturaya istinaden verildiğini, ancak ---- yazılımı iki şekilde kullanımı mevcut olduğunu, --- yazlımı ya müşterinin sunucularına kurulacak ya da müvekkil Şirket tarafından temin edilecek sunucululara kurulacağını, ---- yazılımının tek başına kullanımı mümkün olmadığını, sunucu ile birlikte kullanılması zorunlu olduğunu, davacı taraf ile müvekkil şirket, ---- programını Müvekkil Şirket tarafından temin edilecek sunucular üzerine kurulması koşuluyla anlaştıklarını, sunucu hizmetinin müvekkil şirket tarafından sağlanacak olması nedeniyle davacı taraf sunucu ücreti ödeme yükümlülüğünü kabul ettiğini, müvekkil Şirket'e ait --- yazılımı kullanım hakkı bir yıl süreyle 15.02.2021 tarihli ---- nolu faturaya istinaden Karşı Davalı tarafa satıldığını, ayrıca 15.02.2022 tarihli ---- nolu faturayla da sunucu, yazılım bakım ve destek hizmeti sunulduğunu, e- fatura sistemi üzerinden Karşı Davalı tarafça gönderilen işbu faturaya herhangi bir itirazda bulunulmadığını, 15.02.2021 tarihli ---- numaralı 23.637,85 TL bedelli faturanın bakiye 6.677,36 TL'sinin tahsili için Karşı Davalı aleyhine --- İcra Dairesi ---- sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibine Karşı Davalı Şirket tarafından haksız ve kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, müvekkil'in işbu fatura alacağı için Karşı Davalı aleyhine başlatmış olduğu ilamsız icra takibine vaki itiraz üzerine ---- Arabuluculuk Bürosu’na başvurulduğunu, anlaşamama ile sonuçlandığını, haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğinden %20’den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
KARŞI DAVADA SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı/karşı davacı şirketten talep edilen alacak, alacakların genel zamanaşımına tabi olup, ayrı bir kurala tabi olmadığını, müvekkil şirket ile davalı/karşı davacı şirket arasındaki 2021 Eylül ayına kadar bu süreç dava dilekçesinde detaylarını verdikleri şeklinde devam ettiğini, Eylül 2021'de firma yetkilisi ----isimli kişi ile müvekkil şirket arasında yapılan yazışmalarda taraflar arasında bir anlaşmaya varılamayacağı ve müvekkil şirketi bu hizmetten memnun edemeyecekleri bahanesi altında müvekkil şirkete göndermiş olduğu maillerin mahkememize sunulduğunu, müvekkil şirketin 2 ödemesini de gününde yapmış olup, ---- istenilen programı süreç içerisinde teslim etmediği için 3. Ödemenin program bitince yapılacağı mail ile kendilerine iletildiğini, müvekkil şirketin kötü niyet ile ödemeden kaçması söz konusu bile olmadığını, davalı/karşı davacı şirket sözleşme gereği yapması gereken programı hiçbir sekılde teslim edemediğini, müvekkil şirketin sözleşmenin ayakta kalması için neredeyse tüm şirket yetkilileriyle yaptığı görüşmeler dava dilekçesi ekinde zaten sunulduğunu, haklı davanın kabulüne, karşı davanın reddine, yargılama giderleri, harç ve masraflar ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Asıl dava, hizmet sözleşmesinin yerine getirilmediği iddiasına dayalı ödenen bedelin iadesi, karşı dava İİK 67. Maddesi kapsamında tacirler arasındaki ticari hizmet ilişkisine dayalı fatura alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
--- İcra Dairesi ---- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine 11/11/2021 tarihinde asıl alacak + işlemiş faiz 7.567,36 TL toplam alacağın ferileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya 28/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından verilen 7 günlük süre içerisinde itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür.Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyet rapor içeriğine göre; Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Tacir olan her iki tarafın raporun 4.a. bölümünde detaylı olarak incelenen 2020-2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış onayları ile GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde alındığı, T.T.K. ve V.U.K. hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, tarafların kendi defterlerinin birbirini doğruladığı; raporun 4.b. bölümünde her iki tarafın ticari defterlerin karşılaştırmalı olarak incelendiğinde; davacı karşı davalı şirketin kendi ticari defterlerinde davalı karşı davacı şirkete herhangi bir borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı, davalı karşı davacı şirketin ise kendi defterlerinde davacı karşı davalı açık hesabından 24.08.2022 dava tarihi itibariyle 6.677,27 TL tutarında alacaklı, tarafların defter kayıtları arasındaki uyumsuzluğun; davacı karşı davalı --- kendi defterine davalı karşı davacı ----aleyhine 30.03.2021 tarihinde 25/03/2021-25/03/2021-YKB” açıklaması ile 13.354,63 TL tutarında ödeme kaydı, davalı karşı davacı --- kendi defterlerine davacı karşı davalı ---- Lehine 25.03.2021 tarihinde 6.677,36 TL tutarında ödeme tahsilat kaydı girilmiş olmasından kaynaklandığı, dosya kapsamında ve yapılan incelemede 13.354,63 TL tutarlı ödemeye ilişkin somut herhangi bir ödeme belgesi, dekont vs. bulunmadığı; asıl dava yönünden; 15/02/2021 tarihli yazılım lisans, bakım destek ve sunucu kiralama sözleşmesinin bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin mahiyetinin ne olduğu, anlaşma var ise davalının davacıya anlaşma kapsamında yazılım kullanım hakkı hizmetini anlaşmaya uygun verip vermediği, bu hizmet kapsamında entegrasyon tekliflerinin kararlaştırılan tarihlerde yerine getirilip getirilmediği, davacının aradaki anlaşmadan dönmesinin haklı olup olmadığı” hususları yönünden yapılan inceleme neticesinde; davalı, davacı tarafın kendisine sunulan demo üzerinden sipariş verdiğini ve bunu satın aldığını, demoyu kullanıp satın alan davacının ---- programının kullanım amacı, yöntemi ve özünü değiştirecek nitelikteki taleplerinin kabul edilemez olduğunu beyan etmiş olup, taraflar arasında e-mail olarak onaylandığı anlaşılan bir sözleşmenin olduğu, Sözleşmenin 15.02.2021-15.02.2022 tarihlerini kapsadığı, e-maillerin incelenmesi sonucunda; davacının davalıdan sözleşme kapsamında yazılımda eklemeler istediği, davalının söz konusu değişiklikleri yapabileceğini belirttiği, davalının davacıya anlaşma kapsamında yazılım kullanım hakkı hizmetini anlaşmaya uygun verip vermediği, bu hizmet kapsamında entegrasyon tekliflerinin kararlaştırılan tarihlerde yerine getirilip getirilmediği” hususunda: Tüm sözleşme süresince davalı tarafından davacıya herhangi bir çalışmanın teslim edilmediğinin anlaşıldığı, Borçlar Mevzuatına Yönelik Değerlendirme Yapıldığında: “Davacı kargo firması ile davalı yazılım firması arasında 15/02/2021 tarihli yazılım lisans, bakım destek ve sunucu kiralama sözleşmesinin bulunup bulunmadığı; “taraflar arasındaki ticari ilişkinin mahiyetinin ne olduğu” hususunda: bilişim yönünden yapılan tespitte davacının davalıdan sözleşme kapsamında yazılımda eklemeler istediği, davalının da söz konusu değişiklikleri yapabileceğini belirttiği beyan edildiği için taraflarca TBK m. 1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile” kurulan sözleşmenin TBK m. 207 hükmünce “satış sözleşmesi” değil, TBK m. 470 hükmünce “eser sözleşmesi” niteliğinde olduğu; buna göre davalı yazılım firmasının “yüklenici”, davacı kargo firmasının ise “işsahibi” sıfatını haiz olduğu kanaatine varıldığı, dosyaya davacı tarafından sunulan adi yazılı şekildeki, “Yazılım Lisans, Bakım- Destek ve Sunucu Kiralama Sözleşmesi” başlıklı sözleşmenin davalı yazılım firması tarafından imzalanmadığı; davacı tarafından sunulan ve davalının imzasının bulunmadığı “Yazılım Lisans, Bakım-Destek ve Sunucu Kiralama Sözleşmesi” başlıklı sözleşmede yer alan irade beyanları ile davalı yazılım firmasının bağlı olmadığı kanaatine varıldığı; ancak hukukumuzda eser sözleşmesinin TBK m. 12/1 hükmünce şekle tabi olmaksızın kurulabildiği; dolayısıyla yukarıda bilişim yönünden yapılan tespitte de belirtildiği üzere taraflar arasında e-mail yoluyla yapılan yazışmalardan (TBK m. 1 hükmünce karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile) sözleşmenin kurulduğunun anlaşıldığı; “davacının sözleşmeden dönmesinin haklı olup olmadığı” hususunda: Her ne kadar davacı, dava dilekçesinde açıkça BK m. 108/1 hükmüne göre davalının temerrüdü dolayısıyla davacının sözleşmeden dönme yönündeki seçimlik hakkını kullandığını belirtmiş olsa da uyuşmazlıkta, 2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, dolayısıyla eski BK m. 108/1 hükmüne göre değil, aslında 6098 sayılı TBK m. 123/1 hükmüne göre temerrüt halinde sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığının beyan edildiğinin anlaşıldığı, Mahkemece davalı yazılım firmasının TBK m. 117 hükmünce borçlunun temerrüdüne düştüğü ve dolayısıyla davacının temerrütten doğan seçimlik haklar arasında TBK m. 125/1 hükmünde düzenlenen sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği kabul edilir ise yukarıda bilişim yönünden yapılan tespitte davalı tarafından davacıya herhangi bir çalışmanın teslim edilmediği yönünde tespitte bulunulduğundan davacının, bozucu yenilik doğuran haklardan birisi olan “sözleşmeden dönme” hakkını haklı gerekçeye dayanarak kullandığı yönünde kanaate varıldığı; bu noktada “sözleşmenin sonlandırılması yönündeki bozucu yenilik doğuran hak, tek taraflı olarak kullanıldığında ve muhatabına/karşı tarafa ulaştığında/vardığında, altında vatan gerekçenin haklı olup olmadığı, bu hususun sözleşmenin sonlandırılması bakımından önem taşıyıp taşımadığı” meselesi hakkında verilmiş Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ---- kararının "...kural, sözleşme özgürlüğüdür. Sözleşme özgürlüğü kuralı, sözleşmeyi kurma ve değiştirme özgürlüğü kadar sözleşme ile bağlı kalmama özgürlüğünü de içerir. ...sözleşme özgürlüğü, irade özerkliğinin bir sonucu olup, kural olarak sözleşmenin kurulmasına hizmet ettiği kadar, sözleşme ile bağlı kalmamayı da, yani tek taraflı irade beyanıyla (haklı veya haksız surette) sözleşmenin sona erdirilmesini de kapsar. ...irade özerkliğinin bir sonucu olarak haklı bir sebep olmadan da tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir irade beyanıyla kullanılabilen fesih hakkına engel olunamayacağı benimsenmiştir. .. feshin haksız olması halinde, karşı tarafın bundan doğan zararlarından sorumluluğunun da bulunacağı tabidir.” şeklinde olduğu; sözleşmenin sonlandırılması için haklı nedene dayanmanın, Yargıtay HGK tarafından gerekli görülmediği; bozucu yenilik doğuran hakkın karşı tarafa vardığı anda hüküm ve sonuç doğurduğunun kabul edildiği; hal böyle olmakla bu yönden takdirin elbette Mahkeme'ye ait olduğu, tüm bu açıklamalar çerçevesinde eğer davacı kargo şirketinin sözleşmeden döndüğü ve işbu bozucu yenilik doğuran hakkın hüküm ve sonuç doğurduğu kabul edilir ise bu halde sona ermiş sözleşme yönünden TBK m. 77/son hükmü gereğince sebepsiz zenginleşme kapsamında “sona eren sebebe dayalı olarak” davacı tarafından davalıya (varsa) “verilenlerin” (davalı-karşı davacıya ödenen bedellerin) iadesinin talep edilebileceği; takdirin Mahkeme'ye ait olduğu, Mali İnceleme Neticesinde: Davacı kargo firması tarafından davalıya ödendiği iddia edilen ve iadesi istenen 26.913,36 TL.nin davacı tarafından davalıya ödendiği; davalı karşı davacı --- incelenen kendi defterlerinde davacı karşı davalı ---- açık hesabına davacı kargo firması tarafından ödendiği iddia edilen 26.913,36 TL'yi aşağıdaki şekilde davacı karşı davalı lehine 17.02.2021 tarihinde 20.236,00 TL, 25.03.2021 tarihinde ise 6.677,36 TL. olmak üzere toplamda 26.913,36 TL. tutarında alacak kaydetmiş olduğu, karşı dava yönünden: karşı davacı yazılım firma: firması aleyhine ---. İcra Dairesi'nin --- takibinde 15.02.2021 tarihli, ---- numaralı, 23.637,85 TL bedelli faturanın bakiye kısmı olan 6.677,36 TL'nin tahsilinin talep edildiği; “davacı yazılım firmasının 15/02/2021 tarihli, 23.637,85 TL'lik faturadan kaynaklı bakiye 6.677,36 TL ye ilişkin takibine karşı borçlu davalının yaptığı itirazın yerinde olup olmadığı” hususunda: Yukarıda bilişim yönünden yapılan tespitte davalı tarafından davacıya herhangi bir çalışmanın teslim edilmediği yönünde kanaate varıldığından (eğer bu tespit kabul edilir ise) bu halde karşı davacı yazılım firmasının sözleşme bedeli yönünden alacak hakkına sahip olmadığı kanaatine varıldığı, takdirin Mahkeme'ye ait olduğunu beyan etmişlerdir.
Kök rapora itirazlar üzerine 13/02/2024 tarihli ek rapor aldırılmıştır.
Davacı, taraflar arasında 15/02/2021 tarihli yazılım lisans, bakım destek ve sunucu kiralama sözleşmesi bulunduğu, yapılan peşin ödemenin karşılığı hizmetin verilmediğinden bedelin iadesinin tahsilini talep etmiş, iddiasını ispat ile yükümlüdür.
Davalı / karşı davacı ise davacı / karşı davalıya mal/hizmet teslim ettiğini/ifa ettiğinden bahisle alacaklı olarak icra takibinde bulunmuş olup, Türk Medeni Kanunu m: 6 gereği icra takibinde talep etmiş olduğu alacağının varlığını ispatlamak ile yükümlüdür.
6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat edilemez.
Faturaya dayalı alacak taleplerinde tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ve mal teslimini ispatlamaz. Yine faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması da fatura içeriği malların/ hizmetin teslimini/ ifasını kanıtlamaya yeterli değildir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde " Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m: 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m: 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m: 222/4)." hükümlerine amirdir. Yukarıda verilen yasa maddeleri ve TTK 82. maddesi gözetildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür.
İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin karşı davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacının 15/02/2021 tarihli yazılım lisans, bakım destek ve sunucu kiralama sözleşmesinin gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle ödenen bedelin iadesini talep ettiği, taraflar arasındaki ihtilafın sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı, var ise dava konusu eser sözleşmesi gereğinin davalı/ karşı davacı / yüklenici tarafından sunulup sunulmadığı hususundan kaynaklandığı, taraflar arasında imzalı yazılı bir sözleşme bulunmadığı fakat sunulan mail yazışmaları ve tüm deliller gözetilerek TBK m. 1 hükmünce “karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile” kurulan TBK m. 470 hükmünce “eser sözleşmesi” ilişkinin bulunduğu, bilirkişi incelemesi tespitine göre davalı/ karşı davacının davacıya tüm sözleşme süresince herhangi bir çalışmanın teslim edilmediğinin anlaşıldığı, davacının sözleşme ilişkisini sonlandırdığı, bu haliyle ödediğini geri alma hakkının bulunduğu, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için defter incelemesine karar verildiği, davacının ticari defterlerinde borç alacak bakiyesinin bulunmadığı, davalının ticari defterlerine göre 6.677,27 TL alacaklı göründüğü, bu itibarla anlaşma konusu işin yerine getirilmediği, taraflar arası mail yazışmalarında davalı/ karşı davacı tarafça 15.000,00 TLlik iade talebini kabul ettiği, davacının davalıdan 26.913,36 TL alacaklı olduğunun sabit olduğu, asıl davanın kabulüne karar vermek gerektiği, karşı dava itirazın iptalinde ise; davalı/ karşı davacı tarafça anlaşma konusu işin yapılmaması nedeniyle talep edilen bedelin tahsilinin haklı olmadığı kanaatiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Asıl davanın kabulü ile 26.913,36 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karşı davanın esastan reddine,
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
3-Alınması gerekli karar harcı 1.838,45 TL’den peşin olarak yatırılan 461,10 TL'nin mahsubu ile 1.377,35 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 461,10 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 92,20 TL ilk dava masrafı, 5.250,00 TL bilirkişi, 120,50 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 5.462,70 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
6-Davalı taraflarca yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 26.913,36 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
9-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;
10-Alınması gerekli karar harcı 732,00 TL’den peşin olarak yatırılan 130,55 TL'nin mahsubu ile eksik alınan 601,45 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
11-davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
12-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 7.567,36 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
13-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
14-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, Davacı Vekilinin ve Davalı Vekilinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.