ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/448 - 2026/1179
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
(İSTİNAF BAŞVURUSU NUN
ESASTANREDDİ)
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN:
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
Davacı vekili özetle: Taraflar arasında 13.05.2013 tarihli iki adet ihale kapsamında endeks okuma ve fatura dağıtım işine ilişkin hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, davalı şirketin ... tarafından satın alınması üzerine, 27.12.2013 tarihli ek protokollerle sözleşmelerin 1 yıl süreyle yenilendiğini, iş devam ederken önlerine sunulan yeni bir ek protokolü, ana "tip" sözleşme ile aynı olduğunu düşünerek imzaladıklarını ancak bu yeni ek protokolde, davalı şirketin lehine ve sorumluluğunu azaltan ağır fesih hükümlerinin yer aldığını, davalı şirketin, sözleşme süresi dolmadan ve ana sözleşmedeki fesih nedenleri oluşmadan, ek protokole sonradan eklenen 10.4 maddesine dayanarak sözleşmeyi haklı bir gerekçe olmaksızın tek taraflı feshettiğini ileri sürerek haksız fesih nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı müspet ve menfi zararlara karşılık (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) her bir ihale dosyası için 10.000, -TL olmak üzere toplam 20.000,-TL tazminatın 31.03.2014 fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili özetle: Mahkemenin yetkisiz olduğunu, yetkili yerin Adana Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını ve talep edilen alacağın net şekilde hesaplanabilir olmasına rağmen belirsiz alacak davası olarak açılmasının usulsüz olduğunu, şirketin özelleştirildiğini, bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin Kamu İhale Kanunu kapsamında değil, tamamen özel hukuk ve sözleşme serbestisi ilkelerine tabi olduğunu, özelleştirme sonrası tüm faaliyet bölgesindeki sayaç okuma işini kendi bünyesine devrettiğini, fesih sözleşmenin ve ek protokolün 10.4. maddesinde yer alan erken fesih hakkına dayanılarak usulüne uygun yapıldığını, sözleşmedeki erken fesih maddesi uyarınca davacının herhangi bir tazminat talep hakkı olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince "... Taraflar arasında imzalanan 13/05/2013 tarihli sözleşmelerden sonra davalı şirketin özelleştirildiği, tarafların karşılıklı mutabakatları ile 27/12/2013 tarihli sözleşmenin imzalandığı, 27/12/2013 tarihli sözleşmenin 13/05/2013 tarihli imzalanan birim fiyat hizmet alım sözleşmesi yerine kaim olmak üzere akdedildiği, bu sözleşmede açıkça iş sahibinin sözleşmeyi dilediği tarihte herhangi bir sebep belirtme zorunluluğu olmadan 14 günlük fesih süresi vererek feshetme hakkına haiz olduğunun düzenlendiği, davalı tarafından 14 günlük fesih süresi gözetilerek davacıya ihtarda bulunulduğu, davalı iş sahibinin taraflarca imzalanan 27/12/2013 tarihli sözleşmeye uygun olarak sözleşmeyi fesih ettiği, davacının tacir olduğu, TTK 18/2 maddesi gereği ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği anlaşılmakla; sözleşmenin feshedilmesi haksız olmadığından davanın reddine ..." karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile verildiği ve 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'na aykırı olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, mal ve hizmet alım sözleşmelerinin feshinden dolayı oluşan zararın tazmini taleplidir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine,
2-) Alınması gereken 732,-TL istinaf karar harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın düşümü ile kalan 651,30 TL harcın davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına,
3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 14/05/2026