İNCELENEN KARARIN:

Alacak

Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.

Davacı vekili özetle: Taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, davalılar bünyesinde çalışan bir kısım dava dışı işçilerin işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açtığı davalar sonucunda verilen kararın kesinleşmesi neticesinde icra müdürlüklerine genel müdürlüklerince 246.656,03 TL yatırıldığını öne sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 246.656,03 TL nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamışlardır.
İlk derece mahkemesince "...... dava dışı işçilerin eldeki davadaki taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine istinaden davalılar yanında çalıştığı dönemlerin dosyamız arasında iş mahkemesi dosyaların tespit olunduğu, bu çalışması karşılığı işçilik alacaklarından kaynaklı davacı hakkında açılan davalar neticesi yapılan ilamlı icra takipleri sonrası yukarıda da detaylı olarak belirtildiği gibi davacı tarafından ödemelerde bulunulduğu, yukarıda belirtilen Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları gereğince işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçilerin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarına dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin ödediği bedeli ve ferileri talep etme hakkı bulunduğunun kabulünün gerektiği, bir kısım davalı vekilinin zamanaşımı itirazının eldeki davada uygulanması gerekli zamanaşımı süresinin TBK md. 73/1 maddesi gereğince 10 yıl olması nedeniyle reddi gerektiği (bkz. bu konuda Yargıtay HGK'nun 2013/3-1814 esas ve 2013/715 karar sayılı 15/05/2013 tarihli ilamı), mahkememizin eldeki davaya bakmakla yetkili ve görevli olduğu, yukarıda belirtilen olgulara uygun olarak kıdem tazminatı ve ferilerinden işçinin alt işverenlerdeki çalışma dönemlerine isabet eden tarihler dikkate alınarak tüm işverenlerin ayrı ayrı sorumlu olması, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinden son işverenlerin sorumlu olması esasına uygun olarak yargısal denetime elverişli olarak hazırlanan bilirkişi raporuna mahkememizce itibar edildiği, davacının taleple bağlılık ilkesi gereği istem konusu ettiği ve ödediği tüm bedeli bu esaslara göre davalılardan rücuen tazmini talebinin yerinde olduğu, son ödeme tarihi itibarıyla davalıların temerrüde düştüğü, taraflar tacir olduğundan bu tarihten itibaren tespit edilen talep gibi tutara avans faizi yürütülmesi gerektiği anlaşılmakla birlikte mahkememizce Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2019/2339 esas ve 2021/225 karar sayılı ilamında belirtilen ilkeler ışığında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda her bir davalının sorumluluk kapsamı belirlenmiş, davacının davasının kısmen kabulü ile dava dışı işçiler yönünden ödenen işçilik alacaklarının davalılardan 'çoğun içinde az da vardır' ilkesi çerçevesinde dava dilekçesinde istenildiği üzere müteselsil olarak tahsili olanağı bulunmamakla birlikte her bir yüklenicinin sorumluluğu ayrı ayrı belirlenerek hakkında kabul kararı verilen davalılardan tahsiline......" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Tahsis yapılmadığı, hükme hatalı şekilde geçirildiği, müvekkilinin tam rücu yapabileceği, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak taleplidir.
HMK'nın 297/2.maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmünü haizdir.
Adil Yargılanma Hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3.maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nun 297. maddesine göre, kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir.
HGK'nun 24.02.2010 Tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur."
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; ilk derece mahkemesi gerekçesinden tam sorumluluk esas alınarak, taleple bağlı kalınmak suretiyle davalıların sorumlu oldukları dönemler itibariyle tüm bedelin tahsiline karar verildiği anlaşılmakla birlikte hüküm fıkrasında bilirkişi raporu esas alınarak eksik bedellerin tahsiline karar verildiği, gerekçe ile hükmün çeliştiği, kararın yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkı prensibine, HMK 297. madde hükmüne açıkça aykırı olduğu belirlidir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, istinaf nedenleri incelenmeksizin kabulüne, HMK 353/1.a.4 madde uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
HMK 353/1.a.4 madde gereğince, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/03/2022 tarih, 2018/535 E., 2022/164 K. sayılı kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-) Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine,
3-) Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine,
4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; HMK 353/1.a ve 362/1.g maddeler gereğince kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 21/05/2026