Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit)

Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilin babası müteveffa ...’in, davalı ... Bankası A.Ş. tarafından kendisine sunulan hayat sigortalı tarımsal kredisini sağlığında kullandığını ve kredi taksitlerini vefat tarihine kadar

aksatmadan davalı bankaya ödediğini, Davalı banka tarafından kullandırılan tarım kredisinin, davalı banka ile aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunan ve aynı şirketler grubunun firmalarından olan ... A.Ş.'nin "... ve ..." numaralı poliçeler ile kredi sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte sigortalandığını, Muris ...'in vefatı üzerine mirasçısı sıfatıyla müvekkillerin, kullanılan krediye bağlı olarak sunulan ve diğer davalı sigorta şirketi ... A.Ş. tarafından tanzim edilen "... ve ..." numaralı poliçelerin, rizikonun gerçekleşmiş olması sebebiyle kullanılması ve tarımsal kredinin poliçe teminatı kapsamında karşılanması adına başvuruda bulunduğunu, ancak davalı sigorta şirketi tarafından, muris ...'in vefatı öncesinde... Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden aldığı poliklinik hizmetine ait epikriz raporunun müvekkil veya diğer mirasçılar tarafından davalı sigorta şirketine sunulması gerektiğini ve bu raporun sunulmaması halinde poliçe kapsamında ödeme yapılamayacağının belirtildiğini, Ancak Davalı ... A.Ş. Tarafından talep edilen epikriz raporu mevcut olmadığını, çünkü müteveffa ... poliklinik tedavisi için hastaneye başvurduğunu ve poliklinik tedavisi sonucunda herhangi bir epikriz raporu düzenlenmediğinin adı geçen tarafından müvekkile bildirildiğini, Ayrıca müteveffa ...'in Tarımsal Krediye bağlı hayat sigortası sözleşmesi akdedildiği tarihte sözleşmenin teminat kapsamı dışında kalmasını gerektiren bir hastalığı (Kanser hastalığı, böbrek yetmezliği, siroz) bulunmadığını, Müvekkil ... .. murisi tarafından kullanılan hayat sigortalı tarımsal kredisi bakiye borcu nedeniyle davalı ... Bankası A.Ş. Tarafından cebri icraya geçileceği hususunda banka tarafından bilgilendirilmesi üzerine, hukuken sorumlu olmadığı 64.074 TL ana para ve gecikme faizi adı altında ödemeyi yapmak zorunda kaldığını, Müteveffa adına düzenlenmiş tarımsal kredi sözleşmesine bağlı olarak sunulan poliçe kapsamında kredi tutarının sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi gerekirken, davalı şirketlerin haksız ve hukuka aykırı olarak mirasçılardan kredi tutarını talep etmesi sebebiyle müvekkillerin borçlu olmadığının tespiti ile müvekkillerin zararının poliçe kapsamında tazmin edilmesi için işbu davayı ikame etme zarureti hasıl olduğunu, sonuç olarak; müvekkil murisi olan ...'in sağlığında davalı ... Bankası A.Ş.'den kullanmış olduğu tüketici kredisine bağlı olarak sunulan ve diğer davalı ... A.Ş. tarafından tanzim edilen ... numaralı poliçenin, muris ...'in vefatı üzerine yapılan başvuru sonucunda haksız ve hukuka aykırı olarak kullandırılmaması sebebiyle, mirasçı müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, aksi kanaatte olunması halinde aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan aynı sermaye grubuna ait şirketlerin haksız ve hukuka aykırı işlemlerinden dolayı poliçe kapsamında mirasçı müvekkile, haksız işlemin tesisi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminat ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı T.C. ... Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Müteveffa ... ile imzalanan sigorta sözleşmesinin tarafının diğer davalı ... A.Ş. olduğunu ve davanın muhatabının müvekkil banka olmadığını, Müteveffa ...'in vefatı üzerine, sigorta şirketi tarafından ... Bilimleri Üniversitesi ... Onkoloji Eğitim Araştırma Hastanesi-Epikriz Raporunun talep edildiğini, davacı ...’in ise verilemediğini belirttiğini, Vefat eden müşterinin hastalığının/vefatının sigorta kapsamında olup olmadığının tespiti için önem arz eden belgenin mirasçıları tarafından sunulamamasından dolayı çıkan ihtilafta, müvekkil bankanın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, Müvekkil Bankanın dain-i mürtehin sıfatının bulunduğu yani, kredinin geri ödenmeme riskini ortadan kaldırmak amacıyla yaptırılan sigortalarda, riskin gerçekleşmesi üzerine ödenecek olan tazminat tutarından birinci derecede alacaklı olduğunu, davacının ise müteveffa ...’in varisi olması sebebiyle lehtar sıfatını taşıdığını ve riskin gerçekleşmesi halinde sigorta tazminatını ve sigortaya ilişkin diğer istemlerin sigortacıdan isteme hakkına sahip olan kişi konumunda bulunduğunu, sonuç olarak; müvekkil banka yönünden husumet yokluğu sebebiyle reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı murisi ...’in, T.C ... Bankası A.Ş.’den kullanmış olduğu kredi sonrasında, müvekkil şirket ile Banka arasında yapılmış olan ...Sigorta Sözleşmesi kapsamında sigorta kapsamına
dahil edildiğini, Söz konusu hayat sigortası ile bankadan kredi kullanan kişilerin isteğe bağlı olarak sigorta kapsamına alındığını ve bu kişilerin herhangi bir nedenle vefatları halinde ise sözleşmede belirlenen sigorta bedelinin sözleşmede belirtilen şartlar uyarınca hak sahiplerine ödendiğini, Sigortalının 27.01.2021 tarihinde vefat etmesi üzerine ... ve ... poliçe numaralı tazminat dosyasına ilişkin müvekkil şirkete iletilen tüm evraklar incelendiğini, inceleme neticesinde
evraklarda eksiklikler olduğundan müvekkil şirket tarafından tazminat incelemesi yapılamadığını ve eksikliklerin giderilmesinin mirasçılardan istendiğini, ... Bilimleri Üniversitesi ... Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi ve İç Hastalıkları 30.04.2019 ve ... Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi 07.10.2019 tarihli Epikriz raporları davacı taraftan talep edilmesine karşın müvekkil şirkete bu belgeler sunulmadığını, bu belgeler olmaksızın vefatın sigorta kapsamında olup olmadığını araştırmasının yapılamadığını, sonuç olarak; müvekkil şirketin hayat sigortası kapsamında ödeme yükümlülüğü bulunmadığından işbu davanın reddi ile, şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER /
Taraf vekillerinin belirttiği, Banka Kayıtları, Sigorta Şirketi Kayıtları, Müteveffa ...'in tüm tedavi kayıtları ve ölüm raporu, Bilirkişi İncelemesi, delil olarak değerlendirilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının murisinin ölümünün sigorta poliçesi teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, davacının murisinin davalı bankaya kredi borcunun bulunup bulunmadığı ve davacının davalı bankaya borçlu olup olmadığı, davacının talep edebilecekleri alacak/ tazminat miktarı noktasında olduğu anlaşıldı.
24/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda “Dava dışı asıl borçlu ...’e 28.08.2019 tarihinde kullandırılan 99.000,00 TL tutarlı ... no.lu Taksitli Traktör Kredisi/Tarımsal Krediden dolayı, asıl borçlunun 27.01.2021 vefat tarihi itibariyle toplam 124.666,64 TL borcu bulunduğu, Dava konusu krediye, asıl borçlunun vefat tarihinden sonra Ödeme Planındaki 28.08.2020 tarihli 1’nci taksitinin 29.11.2021 tarihinde ve 30.08.2021 tarihli 2’nci taksitinin ise dava tarihinden sonra 23.09.2022 tarihinde ödendikleri; söz konusu ödemeler dikkate alındığında; 27.05.2022 dava tarihi itibariyle asıl borçlunun davalı bankaya 112.410,11 TL tutarında, 23.09.2022 tarihi itibariyle ise asıl borçlunun davalı bankaya 82.381,55 TL tutarında, borçlu bulunduğu, Dosya kapsamına sunulan sigorta sertifaka/poliçelerinin 28.08.2029-27.08.2020 vadeli sigorta sertifikaları olduğu, sigortalı ...’in vefat tarihi 27.01.2021 tarihi olduğu, sunulan sigorta poliçelerinin vefat tarihini kapsamadığından tarafımızdan değerlendirme yapılamadığı, Sigortalı ...’in vefat tarihi 27.01.2021 tarihini kapsayan sigorta poliçelerinin dava dosyasına kazandırılması halinde sigorta teminat kapsamında taraflarından değerlendirme yapılabileceği,” sonuç ve kanaatine varılmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE /
Dava, hayat sigortası kaynaklı davalı sigorta şirketinden vefat teminat bedeli ile davalı bankaya karşı genel kredi sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığı tespiti istemlerine ilişkin olup, uyuşmazlığın davacının murisinin ölümünün sigorta poliçesi teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, davacının murisinin davalı bankaya kredi borcunun bulunup bulunmadığı ve davacının davalı bankaya borçlu olup olmadığı, davacının talep edebilecekleri alacak/ tazminat miktarı noktasında olduğu anlaşıldı.
Mahkememizin 01/04/2026 tarihli ara karar ile davacı tarafa T.C. ... Bankası AŞ ile arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslını sunması için 1 haftalık kesin süre verildiği, aksi taktirde davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedileceğinin ihtar edildiği, davacı vekilinin yüzüne karşı ihtaratın duruşmada yapıldığı, verilen kesin süre içerisinde arabuluculuk son tutanağını sunmadığı anlaşılmıştır.
7155 sayılı Kanunun 20. maddesi ile, 6102 sayılı T.T.K.'nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen TTK nun 5/A maddesindeki düzenleme ile dava konusuna açıkça vurgu yapılarak dava konusunun bir miktar paranın ödenmesi olması şartı aranmış olduğu,, sözkonusu hükmün yürürlük tarihinin 7155 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 01/01/2019 tarihi olarak belirlendiği ve davanın 27.05.2022 tarihinde açıldığı, "dava şartı olarak arabuluculuk" kapsamında olduğu, ve 7155 Sayılı Kanun ile ticari davalarda zorunlu hale getirilen arabuluculuk, tamamlanabilir bir dava şartı olmadığından 6100 Sayılı HMK un 115/son maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı anlaşılmakla, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-2 hükmü gereğince T.C. ... Bankası AŞ yönünden davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Sigortacının borç ve yükümlülükleri arasında yer alan Aydınlatma Yükümlülüğünün düzenlendiği TTK'nın 1423. maddesinde; "(1) Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar.
(2) Aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir. (3)Hazine Müsteşarlığı, çeşitli ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliğinin düzenlemesini dikkate alarak, tüketiciyi aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler" hükmüne yer verilmiştir.
Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 1435. maddesinde; "sigorta ettiren sözleşmenin yapıldığı sırada bildiği veya bilmesi gereken tüm hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür, sigortacıya bildirilmeyen eksik veya yanlış bildirilen hususlar sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" hükmü düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir.
Yine Hayat Sigortaları Genel Şartları'nın "Sözleşmenin Yapılması Sırasındaki Beyan Yükümlülüğü" başlıklı C.2 maddesi;
2.1-Sigortacı, bu sözleşmeyi, gerek sigorta ettiren gerekse bilgisinin olduğu hallerde hayatı sigorta edilenlerin ve temsilci aracılığıyla sigorta yapılıyorsa temsilcinin de beyanını esas tutarak yapmıştır.
2.2-Gerek sigorta ettiren gerekse sigortalı ve temsilci, sigorta sözleşmesinin yapılması sırasında kendisince bilinen ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri bildirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali halinde, sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortacının bildirilmemiş, eksik veya yanlış bildirilmiş olan hususları bilmesi veya ihbar etmemenin ya da yanlış ihbar etmenin kusura dayanmaması halinde cayma caiz değildir. Bu durumda rizikonun kabul edildiğinden daha yüksek olması nedeniyle daha fazla bir prim alınması gerekiyorsa sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir.
Sigorta ettiren, talep edilen prim farkını kabul ettiğini sekiz gün içinde bildirmediği takdirde sözleşmeden cayılmış olur. Ancak, prim farkının kabul edilmemesi nedeniyle sözleşmeden cayılması sigortacının gerçeğe aykırı veya eksik beyanı öğrendiği tarihten itibaren bir aylık süre içinde söz konusudur.
Beyan yükümlülüğünün kasıtlı ihlalinde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır.
Kastın söz konusu olmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği veya caymanın hüküm ifade etmesi için geçecek süre içinde gerçekleşirse, sigortacı tazminatı o tazminata ilişkin olarak tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder.
2.3-Cayma veya prim farkını talep etme hakkı süresinde kullanılmadığı takdirde düşer.
2.4-Sözleşme akdedilmesinden itibaren aralıksız veya itirazsız olarak iki yıl süreyle yürürlükte kalmışsa artık sigortacı sözleşmeden cayamaz ancak durumu öğrendiği tarihten itibaren sekiz gün içinde prim farkını talep edebilir. Ancak, sigortalı talep edilen prim farkını kabul etmezse rizikoya ilişkin olarak alınan prim ile alınması gereken prim arasındaki oran çarpılır çıkan miktar tazminat olarak ödenir.
2.5- Eksik ve yanlış beyan fazla prim alınmasına neden olmuşsa, fazla alınan miktar sigorta ettirene gün esası üzerinden iade olunur." şeklindedir.
Yasal düzenleme ve genel şartlar bir arada değerlendirildiğinde; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
TTK'nın 1436. maddesinde; "(1) Sigortacı sigorta ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir liste vermişse, sunulan listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene hiçbir sorumluluk yüklenemez; meğerki, sigorta ettiren önemli bir hususu kötüniyetle saklamış olsun. (2) Sigortacı, liste dışında öğrenmek istediği hususlar varsa bunlar hakkında da soru sorabilir. Söz konusu soruların da yazılı ve açık olması gerekir. Sigorta ettiren bu soruları cevaplamakla yükümlüdür."
TTK'nın 1437. maddesinde "(1) Tazminat ve bedel ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantı, 1439 uncu maddede öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınır." hükümlerine yer verilmiştir.
Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK'nın 1439. maddesinde; "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.
(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." şeklinde ifade edilmiştir.
TTK 1439;
Riziko öncesindeki yaptırımı "cayma" veya "prim artırımı"
*Riziko gerçekleştikten sonraki yaptırımı da
**Kusur varsa (ve rizikonun gerçekleşmesine veya sigortacının ödeme borcunun miktarına etki edebilecek nitelikte ise) kusur derecesine göre indirim
**Kast varsa
***Riziko ile bağlantı söz konusu ise sigortacının borçtan kurtulması
***Riziko ile bağlantı söz konusu değilse, sigortacının ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre ödeme yapması ("orantısal ödeme") olarak hükme bağlanmaktadır. (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, Cilt: I, S: 435,436)
TTK 1439 çerçevesinde, değişik durumlarda söz konusu olacak sonuçlar şöyledir;
Riziko Öncesinde
Kusursuz İhlal: Cayma (veya Prim Farkı)
Kusurlu İhlal: Cayma (veya Prim Farkı)
Riziko Sonrasında
Kusursuz İhlal: Tam Tazminat / Bedel
Bağlantısız Kusurlu İhlal: Tam Tazminat / Bedel
Bağlantılı Kusurlu İhlal: İndirim (Kusurun Ağırlığına Göre)
Bağlantısız Kasıtlı İhlal: İndirim (Alınan Primle Alınması Gereken Prim Arasındaki Orana Göre)
Bağlantılı Kasıtlı İhlal: Fesih / Edim Borcu Ortadan Kalkar (Samim Ünan, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Altıncı Kitap Sigorta Hukuku, Cilt: I, S: 436)
Sigorta ettiren, riziko şahsıyla ilgili bildiği bir hususu beyan etmemişse karine olarak kusurlu kabul edilir. Ancak beyan yükümlülüğünün ihlali nedeniyle tazminat ödeme borcu, beyan yükümlülüğünün kasten yerinde getirilmemesi ve beyan edilmeyen hastalık ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması halinde söz konusu olacaktır. Beyan edilmeyen hatalık ile ölüm arasında bağlantı yoksa bu durumda sigortacının ödenen primle, ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini ödemesi gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davacıların murisi ...'in davalı ... Bankası AŞ den kullandığı, 99.000 TL bedelli, 27.08.2019 tarihli tarimsal kredi kapsamında diğer davalı ...ŞİRKETİ nezdinde 28.08.2019 tanzim tarihli 113.850 TL Sigorta Bedelli Kredi ... Sertifikasının düzenlendiği sabittir. Davacılar murisinin kullandığı kredinin tarımsal kredi niteliği dikkate alındığında tüketici işlemi bulunmayan iş bu uyuşmazlıkta TTK 4/1-f maddesi uyarınca mutlak ticari dava olması nedeniyle mahkememizin görevli olduğu, davacıların dosyada mevcut ... Noterliğinin...tarihli ... yevmiye numaralı mirasçılık belgeleri uyarınca ...'in mirasçıları olması nedeniyle aktif husumetlerinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Hayat sigortasına ilişkin sigorta/sağlık beyan ve sertifika talep formunda yer alan sorular kısmında "kalp hastalığına bağlı olarak herhangi bir ameliyat oldunuz mu? (kalp ameliyatı; bypass, aort anevrizma ve diseksiyon, kalp kapak hastalığı, emboli ve doğumsal kalp hastalıkları ameliyatlarını içermektedir.)"sorusunu karşılık hayır kutucuğu işaretlenerek cevap verilmiştir. Davacılar murisinin dosyada mevcut 27.01.2021 tarihli ölüm belgesenie göre ölüm şeklinin bulaşıcı olmayan hastalık (doğal ölüm), ölüm nedeninin akut miyokardiyal Enfarktüs, tanımlanmamış, Aterosklerrotik Kalp Hastalığı, Esansiyel (Primer) Hipertansiyon olarak belirtildiği, mahkememizce itibar edilen ve davacılar vekili tarafından da itiraz edilmeyen bilirkişi heyeti raporundaki iç hastalıkları uzmanı hekim bilirkişi tespitine göre; sigorta sözleşmesinin kuruluş tarihinden çok daha önce başlamış hipertansiyon, hiperlipidemi ve koroner anjiografiyle teyit edilmiş koroner arter hastalığının bulunduğu, akut myokard infarktüsü geçirmiş bulunduğu, ölüm nedeninin kendisinde mevcut bu hastalıklardan kaynaklandığı tespit edildiği, bu durumda da TTK 1439/2 maddesi uyarınca beyan edilmeyen kalp hastalığı ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu ve hayat sigortasının kasıtlı olarak ihlal edildiği kanaatine varılmakla davacıların yasal koşulları oluşmayan vefat tazminatına ilişkin taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;

1-Davacının T.C. ... Bankası A.Ş. Aleyhine davasının Dava Şartı Yokluğundan Usulden Reddine,

2-Davacının ...A.Ş.Aleyhine davasının Esastan Reddine,

3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının başlangıçta peşin alınan 2.254,23 TL harçtan mahsubu ile, artan 1.522,23 TL'nin davacıya iadesine,

4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri ve yatırılan delil avansı bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,

6-HMK 333.maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,

7-Davalı ... Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 3/2. madde uyarınca belirlenen taktiren 45.000,00 TL vekalet ücretinin, davacılardan tahsili ile bu davalıya verilmesine,

8-Davalı ...Bankası Anonim Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 3/2. VE 7/2 maddeleri uyarınca belirlenen taktiren 21.120 TL vekalet ücretinin, davacılardan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
9-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk tarife bedelinin, davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
-Dair, taraf vekillerinin huzurunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 21/05/2026