İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Markanın hükümsüzlüğü
Mahkememizde görülmekte bulunan asıl ve karşı davanın yapılan açık yargılamasının sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarih ve ... sayılı karar uyarınca davacının tasfiyesine karar verildiği ve ...’nun ... tarih ve ...sayılı kararı ile şirkete tasfiye komisyonu üyelerinin atandığı, tasfiye kararı ardından kamusal tasfiye sürecinin başladığı, davacı adına “...” isimli markanın ... tarih ve...sayı ile ... sınıflarda tescilli olduğu, incelemeler esnasında ... başvuru numaralı “...” ibareli markanın 25.10.2021 tarihinde davalı şirket adına aynı sınıflarda tescil edildiğinin görüldüğü, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu, kaldı ki davalı şirketin markayı doğrudan “...” olarak kullandığı, ek olarak davalının ... platformunda davacı şirketin logosunun da kullanıldığı, SMK 6/1.maddesi gereği davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, başvurunun kötüniyetle tescil edildiği, davalının sınırsız seçeneği varken davacının yoğun şekilde yıllardır kullandığı markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini kullanmayı tercih etmesinin kötüniyeti gösterdiği, davacı şirketin kamusal tasfiye sürecinde olması nedeniyle tasfiye komisyonunun davacının alacakları ile diğer tüm haklarının korunması için her türlü tedbiri almakla yükümlü olduğu, kamusal tasfiye sürecinin sekteye uğramaması ve davacıya ait hakların korunması için davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, davalı şirketin “...” markasını haksız ve hukuka aykırı kullandığını ileri sürerek davalı şirkete ait ... sayılı “...” markasının kullanımının durdurulması, tecavüzün önlenmesi için ayrıca ve üçüncü kişilere devrinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalı şirket markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiş, karşı davanın ise reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacı ... yöneten tasfiye memurlarının davalıya ait markanın hükümsüzlüğünü talep etme yetkilerinin bulunmadığını, tasfiye halindeki bir şirketin marka hükümsüzlüğü davası açılmasında bir menfaatinin bulunmamaması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacı taraf markasının kötüniyetli olarak tescil edildiğini davalı şirketin 13.05.2019 tarihinde ... tarafından kurulduğu, şirketin esas olarak motorlu araç alım satım işi ile iştigal ettiğini, davalının müdürü ...’ın 2019 yılında davacı şirket yöneticisi ... ile tanıştığı ve ticari konularda fikir alışverişinde bulunduğunu, ...’ın ... ibaresini marka olarak kullanmaya karar verdiği, ibarenin markasallaştırılması sürecinde grafikere ihtiyaç duyulduğunu, ...’ın tavsiyesi üzerine davacı şirketin çalışanı olan ... isimli kişiden bu konuda hizmet alındığını, ... ibaresinin markalaşmasından sonra davalı tabelalarında, internet sayfasında, kartvizitlerinde markanın kullanılmaya başlandığı, ... sitesinin kayıt ettirildiğini, davacının bu markaya ilişkin hiçbir zaman bir kullanımının bulunmadığı ancak sonradan davalının ibareyi markalaştırma çalışmaları sırasında emek ve sermaye harcarken, davacının bu markayı tescil ettirmek üzere başvurduğunun anlaşıldığını, davacının markayı kullanmak için değil, davalıya karşı avantaj sağlamak için kötü niyetle tescil edildiğini ve hükümsüz kılınması gerektiğini ileri sürerek asıl davanın reddini ve karşı davanın kabulü ile ... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık; asıl davada davalı adına ... nolu "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini, tedbir kararı verilerek markanın kullanımının durdurulmasını, markanın devrin önlenmesine karar verilmesi talepli olup; karşı dava konusunun ise; davalıya ait ... nolu "..." markasının hükümsüzlüğüne ilişkin olarak açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur.
HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişiler ..., ...ve... tarafından düzenlenen 05/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının ibraz edilen resmi defter ve belgelerinde dava konusu markayı kullanmadığı, taraflar adına tescilli markaların ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacı markasında yer alan “...” ibaresinin marka kombinasyonu içerisinde ufak bir yer kapladığı ve “...” ibaresinin ön plana çıkarıldığı; davalı markasının salt kelime unsurunda oluştuğu, davacı adına tescilli önceki tarihli marka karşısında ayırt edicilik sağlayacak bir şekil unsurunun bulunmadığı, marka kombinasyonu içerisinde yer alan “...” ibaresinin ise, şehir ismi olması sebebi ile, şube olarak algılanabileceği, taraf markalarının görsel,işitsel ve anlamsal olarak benzer algılanabileceği bu kapsamda, markalar arasında ortalama tüketici kitlesi nezdinde iltibas ihtimalinin bulunduğu, davalı marka tescili kapsamında yer alan; “... Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” hizmet sınıfının taraf markalarında ortak olarak yer aldığı görülmekle, davalı adına tescilli ... numaralı markanın “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri” hizmetleri bakımından 6/1 b maddesi uyarınca, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalı marka başvuru tarihi olan 16.02.2021 tarihinden önce davacı markasının,Türkiye’de belirli bir tanınırlığa ulaştığı kanaatine ulaşılmamış olup, davacının 6/5. Maddesi dayandırdığı hükümsüzlük taleplerinin yerinde olmadığı, davacının marka başvurusu öncesinde, dava konusu markadan haberdar olunduğu izlenimi doğmakla, davacının 6/9. Maddesi dayandırdığı hükümsüzlük taleplerinin yerinde görülebileceği ve ancak kötüniyetin tespitinin hukuki bir olgu olmakla takdirinin Mahkemeye ait olduğu; davacı yanın hükümsüzlük talepli davasının hukuki dayanağı olarak ileri sürülen 2020/46340 numaralı “ ...” markasının 04.05.2020 tarihinde başvurusu gerçekleştirilmiş olmakla, davalının marka hakkının gasp edildiğine dayanak iddiasının ispatı bakımından önceki tarihli bir kullanımı, dosya kapsamında veya mali bilirkişi incelemesinde tespit edilememekle, karşı hükümsüzlük davası yönünden ispat şartlarının oluşmadığı" bildirilmiştir.
Rapora itiraz edilmesi üzerine yeni bir heyet oluşturularak inceleme yapılmıştır.
Bilirkişiler ..., ...ve ... tarafından düzenlenen 18/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalının, davanın kabulü ile elde edilecek neticenin davacı şirket alacaklıları açısından bir fayda sağlamayacağı, tasfiye halindeki bir şirketin marka hükümsüzlüğü davası açılmasında bir menfaatinin bulunmamaması nedeniyle davanın reddinin gerektiği yönündeki savunmalarının yerinde olmadığı, davacı- karşı davalı “Tasfiye Halinde ... Ticaret A.Ş” ye ait defterlerin muhasebe tekniği açısından ilgili hesapların birbirini doğruladığı, 2018,2019,2020 ve 2021 yıllarına ait defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı - karşı davalı “Tasfiye Halinde ... A.Ş” ile davalı - karşı davacı “... Şirketi” arasında 05.08.2020 -12.02.2021 tarihleri arasında ticari bir alışverişin mevcut olduğu, davacı ve davalı tarafından düzenlenen faturalar üstünde “...” markasına rastlanmadığı, davacı ... sayılı “...” markası ile davalının ... Sayılı “...” markasının benzer olduğu ve davalı markasının ... Sınıfta tescilli olduğu “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için motorlar, kavramalar ve transmisyon bağlantıları, transmisyon kayışları ve zincirleri, dişliler, frenler, fren disk ve balataları, şasiler, kaportalar, süspansiyonlar, darbe emiciler, şanzımanlar, direksiyonlar, jantlar, bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Lastik şişirme pompaları. Taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar. Raylı taşıtlar: Lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler. Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç). Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” yönünden davacı markası ile arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, dosyadaki mevcut deliller kapsamında davalı- karşı davacı gerçek hak sahipliği iddiasının kanıtlanamadığı, asıl ve karşı davalarda kötü niyet iddiasına dayalı hükümsüzlük talebi ile ilgili değerlendirmenin gerçek hak sahipliği hakkındaki kanaate bağlı olduğu,mahkemenin davalı – karşı davacının “...” markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğuna kanaat getirmesi halinde, asıl davada kötü niyet iddiasının kanıtlanamamış, karşı dava açısından ise kanıtlanmış olacağı, mahkemenin davalı – karşı davacının “...” markası üzerinde gerçek hak sahipliğinin bulunmadığına kanaat getirmesi halinde, asıl davada kötü niyet iddiasının kanıtlanmış, karşı davada ise kanıtlanamamış olacağı" bildirilmiştir.
..., ...ve ... tarafından düzenlenen 10/10/2025 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; Davacı- karşı davalı “Tasfiye Halinde ... A.Ş” ye ait defterlerin muhasebe tekniği açısından ilgili hesapların birbirini doğruladığı, 2018,2019,2020 ve 2021 yıllarına ait defterlerin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı - karşı davalı “Tasfiye Halinde ...A.Ş” ile Davalı - karşı davacı “... Şirketi” arasında 05.08.2020 -12.02.2021 tarihleri arasında ticari bir alışverişin mevcut olduğu, davacı ve davalı tarafından düzenlenen faturalar üstünde “...” markasına rastlanmadığı, davacı ...sayılı “...” markası ile davalının ... Sayılı “...” markasının benzer olduğu ve davalı markasının ... Sınıfta tescilli olduğu “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için motorlar, kavramalar ve transmisyon bağlantıları, transmisyon kayışları ve zincirleri, dişliler, frenler, fren disk ve balataları, şasiler, kaportalar, süspansiyonlar, darbe emiciler, şanzımanlar, direksiyonlar, jantlar. Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Lastik şişirme pompaları. Taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar. Raylı taşıtlar: Lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler. Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç). Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” yönünden davacı markası ile arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Dosyadaki mevcut deliller kapsamında davalı- karşı davacının ...markası üzerinde gerçek hak sahipliği iddiasının kanıtlanamadığı şeklindeki tespitlerini aynen muhafaza ederek, bu tespitlerine ek olarak; davalının davacıya nazaran üstün hak sahibi olduğu iddiasının kanıtlanamadığı ancak davacı marka başvurusu ile davalı kullanımlarının aynı tarihte (04.05.2020) başlamış olmasının hayatın olağan akışına uygunluğu ve kötü niyete ilişkin hukuki değerlendirme ve takdirin mahkememize ait olduğu bildirilmiştir.
Türk Patent ve Marka Kurumundan marka tescil belgeleri celp edilmiştir.
... adına ....sınıf için “... “ibareli markanın 16.2.2021 tarihinde ... no ile tescil edildiği anlaşılmıştır.
... Şirketi adına ....sınıf için “...” ibareli markanın 4.5.2020 tarihinde ... no ile tescil edildiği anlaşılmıştır.
Ticari sicil kayıtları celp edilmiş, ...Şirketi’nin 28.2.2018 tarihinde kurulduğu, BDDK’ nın 2.7.2021 tarihli kararı ile tasfiyeye karar verildiği, şirketin son ünvanının Tasfiye Halinde ...Anonim Şirketi’olduğu anlaşılmıştır.
...’nin ise 13.5.2019 tarihinde kurulduğu anlaşılmıştır.
Toplanan deliller, ticari sicil kayıtları, marka tescil belgesi, ... A.Ş. 26.03.2025 tarihli yazısı (... ile ilgili), Sahibinden.com'un 11.03.2025 tarihli yazısı,yazışma içerikleri, instagram görüntüleri,ticari defter ve belgeler, HMK 266 madde kapsamında bilirkişilerin kök ve ek raporları bir bütün olarak incelendiğinde;
Davacı- karşı davalı Tasfiye Halinde ... A.Ş ile “Davalı - karşı davacı ... arasında Tasfiye Halinde ...A.Ş tarafından kesilen faturalar mali bilirkişice incelenmiş faturalar üstünde ... amblemine rastlanmadığı bildirilmiştir. 05.08.2020 -12.02.2021 tarihleri arasında taraflar arasında ticari bir alışveriş mevcut olduğu, Defter ve kayıtlarda "..." marka kullanımı ile ilgili olarak marka tescil faturası dışında başka bir belgeye ulaşılamadığı hususu bilirkişi tarafından beyan edilmiştir.
USUL İTİRAZLARININ İNCELENMESİ(DAVA EHLİYETİ HAKKINDA)
Tasfiye halindeki davacı şirketin hükümsüzlük davası açamayacağı ileri sürülerek dava ehliyetinin bulunmadığı iddia edilmiştir. Şirketler hukukunda sona erme, şirketin ticari faaliyetine son vermesi anlamına gelir. Sona erme bir amaç değişikliği teşkil eder; şirketin kazanç sağlayıp paylaşmak amacı ortadan kalkar. Tasfiyesiz sona erme halleri hariç, sona eren şirket tasfiye aşamasına girer. Sona erme tüzel kişiliği sona erdirmez. Tüzel kişilik tasfiye tamamlanıp, şirketin kaydı sicilden silindiği zaman sona erer. Sona erme nedenleri, infisah (dağılma) ve fesih (dağıtma) nedenleri olarak ikiye ayrılır. İnfisah nedenlerinden birisi gerçekleştiği zaman şirket o anda kendiliğinden sona erer. Fesih ise, genel kurul kararıyla ve mahkeme kararıyla fesih olarak iki şekilde gerçekleşir.
Tasfiye, şirketin devam eden ilişkilerini sona erdirmeye, malvarlığını paraya çevirmeye, borçlarını ifa etmeye, pay sahiplerinin sermaye paylarını iade etmeye ve kalan tasfiye bakiyesini pay sahiplerine dağıtmaya yarayan bütün işlemlerdir. Şirketin tasfiye haline girmesiyle, amacında farklılaşma olur. Şirket artık kâr elde etme ve bu kârı ortaklar arasında paylaştırma amacını yitirir. Bu amacın yerini tasfiye amacı alır. Tasfiye aşamasında şirket organlarının yetkileri daralır. Şirket organları bu aşamada yetkilerini tasfiye memurları ile paylaşırlar. Şirket organları, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, ancak tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemleri yapabilirler (TK 643,535). İflas halinde tasfiye, iflas idaresi tarafından İİK hükümlerine göre yapılır. Tasfiye işlemlerinden birisi de şirketin mal ve haklarının korunmasıdır. Tasfiye memurları şirketin mal ve haklarının korunması için düzenli ve görevinin bilincinde bir yönetici gibi gereken önlemleri almak zorundadırlar (TK 542/1 e). Alınacak tedbirleri takdir yetkisi tasfiye memurlarına aittir. Bu kapsamda tasfiye memurları, şirket mallarının sigorta ettirilmesi, bozulması olanaklı malların korunması ve bunların satılması için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamakla yükümlüdürler. Buna aykırı davranırlarsa ve şirket bu yüzden bir zarara uğrarsa, tasfiye memurları sorumlu olurlar. Şirkete ait markayla karıştırılma ihtimali olan bir marka için hükümsüzlük davası açılması da hakkın korunması olarak kabul edilir. Tasfiye memurlarının dava açma yetkileri olduğu gibi, bu aynı zamanda tasfiye memurları için bir görevdir.
Davalı vekilinin, davanın kabulü ile elde edilecek neticenin davacı şirket alacaklıları açısından bir fayda sağlamayacağı, tasfiye halindeki bir şirketin marka hükümsüzlüğü davası açılmasında bir menfaatinin bulunmamaması nedeniyle davanın reddinin gerektiği yönündeki savunmaları da yerinde değildir. Zira, şirket aktifleri paraya çevrilirken marka da satılacak ve bu satış esnasında benzeri markaların olmaması markanın değerini etkileyecektir. Bu nedenle usul itirazı red edilerek asıl davada hükümsüzlük koşullarının incelenmesi gerekmiştir.
MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİNİN İNCELENMESİ
SMK 25/1. maddesinde 5 ve 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir.
6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 6/1. maddesi; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal ve hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmünü içermektedir.
Karıştırma ihtimali ortalama tüketicilerin her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Başka bir anlatım ile halkın söz konusu mal ve hizmetleri aynı ya da bağlantılı işletmelerden geldiğini düşünme tehlikesidir. Hem markanın hem de mal veya hizmetlerin aynı olması durumunda karıştırma ihtimali daha güçlüdür. Karıştırma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil başvurusuna konu veya tescil edilmiş marka ile daha önce tescil edilmiş ve tescil başvurusu yapılmış markanın kapsadığı hizmetlerin aynı ya da benzer olması gerekmektedir. Eğer bu mal ve hizmetler aynı ya da benzer ise bu kez markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenecektir. Karıştırma ihtimali hem marka, hemde sınıf bakımından benzerlik gerektirdiğinden iki markanın tescil edildikleri, tescil başvurusunda bulunulduğu ya da kullanıldığı mal ve sınıfların ne kadar birbirine benzer ise karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmaması için markaların da o oranda birbirinden farklı olması gerekecektir. Markalar arasında sözcük, harf karakteri, şekil, grafik gibi renk unsurlarında hiçbir fark yok ise markalar arasında ayniyetten söz edilir. Eğer bu unsurlardan birinde küçük fark var ise benzer markalardan söz edilir. Markalar arasında karıştırma ihtimali incelenirken her bir unsura göre değil bir bütün olarak iki markanın bıraktığı genel global izlenimin markanın bütünüyle bıraktığı etki dikkate alınır.
AB Adalet Mahkemesi (CJEU) uygulamalarında karıştırma ihtimalinin belirlenmesinde bir takım ilkeler mevcuttur. Uygulamalara göre karıştırma ihtimali ilgili tüm faktörler dikkate alınmak suretiyle marka veya işaretler birer bütün olarak değerlendirilmeli bu değerlendirme yapılırken uyuşmazlık konusu mal veya hizmetin talep edebilecek durumdaki ortalama tüketici gözü ile bakılmalı ortalama tüketicinin detayları incelemeden markayı bir bütün olarak algılayacağı gözönünde bulundurulmalı markadaki ayırt edici ve egemen unsurların bıraktığı genel intibaya göre görsel ve işitsel ve kavramsal anlamda karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.
Markalar arasında daha az derecedeki benzerlik mal veya hizmetler arasında daha çok benzerlik ile dengelenebilir. Bunun tersi de mümkündür. Ayrıca eğer önceki markanın ayırt ediciliği kendiliğinden çok yüksek ise veya kullanım sonucunda yüksek ayırt edicilik sağlanmış ise karıştırılma ihtimali de çok yüksek olacaktır. Salt çağrıştırma ihtimalinin varlığı karıştırma ihtimalini de mevcut olduğunun kabulü için yeterli değildir. Önceki markanın tanınmışlığı da tek başına karıştırılma ihtimalinin varlığı için yeterli değildir. Eğer her iki marka arasında çağrıştırma,tüketicide bu markayı taşıyan ürünlerin aynı ya da ekonomik olarak bağlantılı işletmelerden kaynaklandığı yolunda bir kanaate yol açacak nitelikte ise, bu durumda karıştırma ihtimalinin bulunduğu düşünülmelidir. Markalar arasında görsel, işitsel,kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı her iki markanın asli ve tali unsurları ile birlikte bütünü itibariyle bıraktığı izlenimler bakımından benzerlik olup olmadığı çağrıştırma söz konusu olup olmadığı, markaların ait oldukları mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin eğitim ve toplumsal durumu, markaların tescilli oldukları malın ya da hizmetin değeri, buna bağlı olarak alıcının mal almaya gittiğinde harcadığı zaman kriterleri dikkate alınarak ortalama düzeydeki tüketici gözü ile karıştırma ihtimali mevcut olup olmadığı tespit edilecektir.
Markalar arasında karıştırılma ihtimali incelenirken, önce mal ve hizmetler karşılaştırılmalı, mal ve hizmetler arasında ayniyet ya da benzerlik bulunuyorsa, markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenmelidir.
... Şirketi adına....sınıf için “...” ibareli markanın 4.5.2020 tarihinde... no ile tescil edildiği,... adına ....sınıf için “... “ibareli markanın 16.2.2021 tarihinde ... no ile tescil edildiği anlaşılmıştır.
Dolayısıyla tarafların emtia ve hizmet sınıfları ile markalarının birbirleri ile karşılaştırılmasının yapılması gereklidir.
Marka Tescil belgesi kapsamına göre asıl davada davacının marka tescili daha öncedir .
Markalar bir bütün olarak incelendiğinde; Davacının... sayılı markası siyah zemin üzerinde altın sarısı renk ve büyük harf ile yazılı “...”kelimeleri ile bu kelimelerin altında küçük harf ile yazılı “...” ibaresinden ve şekil unsurundan oluştuğu, markada “...” ibaresinin “...” kelimesine ve şekil unsuruna nazaran nazaran daha büyük boyutta ve ön planda olduğu, davalının ... sayılı markasının beyaz ...zemin üzerinde siyah renk ile yazılı “...” kelimelerinden oluştuğu, kelimelerden hiçbirinin diğerine göre daha ön planda olmadığı, tümünün büyük harfle, aynı fontta ve boyutta yazılı olduğu, Markalar anlamsal açıdan değerlendirildiğinde; her iki markanın ortak unsur olarak “...” sözcüklerini barındırdığı, İngilizce bir sözcük olan ... ibaresinin Türkçe'de “Hedef”anlamına, geldiği, “Motor” sözcüğünün “Motor, Araç, Taşıt” anlamında olduğu, Türkçe'de de benzer şekilde “Deniz Aracı” ya da “Motosiklet” anlamlarında kullanıldığı, “...” sözcüğünün ise “...” anlamına geldiği ve ülkemizde anlamı yaygın olarak bilinen ve kullanılan bir İngilizce sözcük olduğu, söz konusu sözcüklerin markaların tescilli olduğu sınıflarda yer alan hizmetleri tanımlayıcı nitelikleri nedeniyle ayırt ediciliklerinin bulunmadığı, aynı şekilde yer bildiren ... kelimesinin de ayırt ediciliğinin düşük olduğu, markalar işitsel olarak değerlendirdiğinde her iki markada esas unsur konumunda bulunan ... sözcüklerinin telaffuzlarının aynı olduğu, Sonuç olarak taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal açıdan yüksek derecede benzer olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Buna göre asıl davada davacı ve davalının ... esas unsurlu markalarının görsel, işitsel ve anlamsal açıdan yüksek derecede benzer olduğu ve aynı sınıflarda tescil edildikleri, bu durumun tüketici nezdinde davalı markası ile sunulan hizmetlerin davacı tarafından ya da ekonomik olarak birbirine bağlı şirketler tarafından sunulduğu algısını oluşturacağı ve karıştırılma ihtimalini doğuracağı, markalar arasındaki yüksek derecede benzerlik karşısında alıcı kitlesinin dikkat düzeyinin yüksek olmasının dahi varılan bu sonucu değiştirmeyeceği, sonuç olarak taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu ve SMK 6/1 maddesi kapsamında asıl davada karıştırma ihtimaline dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda asıl davada davacı kötü niyet iddiasını, davalının sınırsız seçeneği varken davacının kullandığı markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerini marka olarak tescil ettirdiğini ileri sürerken, karşı dava da davacı asıl davacının kötüniyetli olarak marka tescilinde bulunduğunu ileri sürerek ; Karşı davada davacı gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürmektedir.
Somut olay yönünden bilirkişi raporundaki incelemeler sunulu deliller kapsamında markanın ilk kez kim tarafından ihdas edildiği değerlendirildiğinde;
Asıl davada ... Şirketi’nin 28.2.2018 tarihinde kurulduğu, karşı davacının ise ...’nin ise 13.5.2019 tarihinde kurulduğu anlaşılmıştır. Ticari sicile kayıt tarihi ve marka tescil tarihi olarak asıl davacı sunulu delillere göre tescilde önceliklidir.
Taraflar aynı sektörde faaliyet göstermektedir. Taraflar arasında 05.08.2020 -12.02.2021 tarihleri arasında ticari alışveriş bulunduğu, davacı markasının 04.05.2020 tarihinde, davalı markasının ise 16.02.2021 tarihinde tescilinin gerçekleştiği sunulu deliller ile anlaşılmaktadır. Ancak ...’nin incelenen fatura ve belgelerinde 2019 yılından beri araç satışı yaptığı halde düzenlenen faturalarda ...” ibaresini kullanmadığı anlaşılmıştır. Karşı davacının asıl davacıdan önceye dair markasını aktif bir şekilde kullandığına dair bir delil ibraz edemediği, ilk marka tescilinin asıl davacıya ait olması nedeniyle, asıl davacının ancak davalının var olan bir kullanımını görerek bir marka tescilini gerçekleştirebileceği,oysa sunulu delillere göre ilk tescili asıl davacının yapması nedeniyle marka üzerinde ilk tescili elde eden olarak asıl davacının hak sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
... sayılı...markası için ...sınıftaki hizmetler için 04.05.2020 tarihinde TPMK ya başvuruda bulunulmuştur. Karşı davacı şirketin, davalı karşısında gerçek hak sahipliği ile ilgili inceleme yapılırken marka başvuru tarihi olan 04.05.2020 tarihinden önceye ait hak sahipliğini ispat eder nitelikte delil bildirmesi gereklidir.
Karşı davacı ise marka üzerindeki gerçek hak sahipliği iddiasını, davalı şirketin 13.05.2019 tarihinde ... tarafından kurulduğunu, şirketin esas olarak motorlu araç alım satım işi ile iştigal ettiğini, yetkili ...'ın 2019 yılında asıl davacı şirket yöneticisi ... ile tanıştığı ve ticari konularda fikir alışverişinde bulunduğunu, ...'ın ... ibaresini marka olarak kullanmaya karar verdiğini, markalaşma sürecinde grafikere ihtiyaç duyulduğunu, Muhammed Aydın'ın tavsiyesi üzerine davacı şirketin çalışanı olan ... isimli kişiden bu konuda hizmet alındığını, ... ibaresinin tabelalarında, internet sayfasında, kartvizitlerinde kullanıldığını, ... alan adının karşı davacı adına kayıtlı olduğu iddialarına dayandırdığı görülmektedir.
Ancak Ticaret sicil kayıtlarına göre karşı davacı şirketin, hükümsüzlüğü talep edilen markanın başvuru tarihinden bir yıl önce kurulduğu, Karşı davacının, karşı davalı şirkette grafik tasarımcı olarak çalışan “...” isimli kişiden markanın tasarımı ile ilgili hizmet aldığını ileri sürmüş ise de bu şahsa ödenen bir ücret vb hiçbir delil sunulmadığı, sunulu vatsap yazışmaları dışında somut bir delil sunulmadığı, sunulu kayıtların bir marka oluşturmaktan daha çok kartvizit kullanımı şeklinde isimleri gösterir şekilde olduğu, nitekim son alınan ek raporda da asıl Davacının çalışanı olduğu bildirilen “...” isimli kişi ile “...” isimli kişi arasında ... ibareli işyeri dış ve iç mekan tabela ve kartvizit tasarım çalışmalarına ilişkin 06.05.2020,07.05.2020 ve 02.06.2020 tarihli yazışmalar yapıldığı, yazışmalarda görselleri paylaşılan kartvizitler üzerinde “..., ...” isimlerinin ve ...'da yer alan adres bilgisi ile aynı olan “...” bilgisinin yer aldığı belirtilmiştir. Bu tarihler dahi asıl davacının marka başvurusundan sonraki tarihler olup, ... isimli ... hesabının oluşturulma tarihinin Mayıs 2020 olduğu, kullanıcı isminin değiştirildiği, sunulan en eski gönderinin 24.06.2020 tarihli olduğu, ....alan adının karşı davacı adına 22.03.2021 tarihinde kayıt edildiği, oysa asıl davacının marka başvurusunun 4.5.2020 tarihinde yani sunulu delillerdeki tarihten daha önceki bir tarihte gerçekleştiği, karşı davacının sunduğu delillerde Markanın kullanımına ilişkin işyeri görsellerinin hiçbirinde önceden hak sahibi olduğunu ispat için elverişli delil niteliğinde olmadığı, yani sunulu tarihlerin tamamının asıl davacının marka tescilinden sonraya ilişkin deliller olduğu, Karşı davacı ticari kayıtları üzerinde yapılan incelemede şirketin 2019 yılından itibaren motorlu araç otomobil satışı yaptığı, düzenlenen faturalarda “...” markasının yer almadığı, öte yandan alan adının satın alınmasının bizatihi marka üzerinde hak sahipliğini ortaya koymadığı, ticari olarak faaliyete başlayıp içeriğinde alan adı içinde markasal kullanımlar olması halinde delil olarak değerlendirilebileceği, ancak karşı davacı yanca sunulu delillere göre asıl davacının marka tescilinden öncesinde marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğuna dair karşı davacının delil sunmadığı gibi, incelenen ticari defter ve faturalarında da markayı kullanmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan her iki tarafda hükümsüzlük istemlerinde kötüniyetli tescili de dayanmışlarsa da; gerek asıl davada gerek karşı davada kötüniyetli tescil kapsamındaki tarafların hükümsüzlük istemleri yönünden delil sunmadıkları, dolayısıyla gerek asıl gerek karşı davada kötüniyete dayalı hükümsüzlük istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Asıl davada davacı markasının tanınmış marka olduğunu ileri sürerek de SMK 6/4 maddesi kapsamında hükümsüz talep etmişse de markaların tanınmış marka olmadığından bu yöndeki hükümsüzlük istemlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Toplanan deliller kapsamına göre denetim ve hüküm kurmaya elverişli son ek rapor HMK 266 madde kapsamında sunulu deliller ve marka hukuku ilkelerine göre hazırlandığından mahkememizce hükme dayanak olarak alınmış asıl davada karıştırma ihtimali yönünden SMK 6/1 maddesine göre ileri sürülen hükümsüzlük istemi kabul edilerek markanın kısmı olarak karıştırma ihtimali yaratacak emtia sınıflarında kısmı olarak hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmiş, karşı davacının hükümsüzlük istemi yerinde görülmediğinden karşı davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
I-ASIL DAVADA
Davanın kısmen kabülu ile ;
Davalı adına ... nolu ... ibareli markanın tescilli olduğu ve karıştırma ihtimali yaratan; tescilli olduğu “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Motorlu karataşıtları (motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için motorlar, kavramalar ve transmisyonbağlantıları, transmisyon kayışları ve zincirleri, dişliler, frenler, fren disk ve balataları, şasiler,kaportalar, süspansiyonlar, darbe emiciler, şanzımanlar, direksiyonlar, jantlar. Bisikletler vebunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları,frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetliçocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yönsinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler,tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleriiçin supaplar. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar.Patinaj zincirleri. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Lastik şişirmepompaları. Taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar.Raylı taşıtlar: Lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler. Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç). Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç). mallarının bir arayagetirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar,katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama,seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri.” Emtiları yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine,
Tensip zaptının 9 nolu ara kararı ile verilen devrin önlenmesine yönelik tedbirin karar kesinleşene kadar devamına,
2-732,00 TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-kısmen kabul edilen dava yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-kısmen red edilen dava yönünden -kısmen kabul edilen dava yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davalının yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 2.123,00 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 9.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.623,00 TL yargılama giderinin 3/2 sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
II-KARŞI DAVADA
KARŞI DAVANIN REDDİNE,
2-732 TL ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Karşı davanın reddi nedeniyle, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4 -Davacı tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılmış yargılama gideri olmadığından bu hususta hüküm tesisine yer olmadığına,
Dair karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İstanbul bölge adliye mahkemesi nezdinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 04/06/2026