T.C. ... ... .... HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: .../... - .../...
...
... ... MAHKEMESİ
... ... DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
ÜYE: ...
ÜYE: ...
KATİP: ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: .... .... ..., MAHKEMESİ
Alacak
İhtiyati Haciz
Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesinin .../.... Esas sayılı dosyasında verilen ... tarihli Ara Kararının istinaf incelemesi neticesinde;
Davacı (ihtiyati haciz isteyen) vekili, müvekkili şirketin yurt içi ve yurt dışında taşımacılık hizmeti yaptığını, davalı şirket ile aralarında ....tarihli mal ve hizmet alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, 3065 sayılı KDV Kanununun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C.2.1.3.2.5.) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden anılan şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10’unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödenmesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamının anılan şirkete ödendiğini, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV’yi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödenmek durumunda kalındığını, söz konusu KDV tutarının vergi dairesine ödenmesi üzerine ödenen bedelin davalından 25/02/2021 tarihli ve 5946 sayılı yazıyla talep edildiğini, kendilerine fuzulen ve fazladan ödenen tutarı iade etmesinin ihtar edilmesine rağmen davalı tarafından bugüne kadar söz konusu alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek 78.345,45 TL’'nin davalıdan tahsiline ve ihtiyati hacze karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince, .... tarihli ara karar ile davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin İİK 257 maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Bu ara karara karşı, davacı vekili tarafında istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinde bulunan davacı vekili, dava dilekçesini tekrar ederek davalının iyi niyetli olmadığını, somut olayda ihtiyati haczin şartlarının tamamı mevcut olduğunu ve alacak meblağının yüksek oluşu göz önünde bulundurulduğunda bir kamu kuruluşu olan müvekkili şirketin bir an evvel alacağına kavuşmasını teminen ivedilikle ihtiyati haciz talep edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı tarafça, dava dilekçesinde davalı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiş, mahkemece talebin reddine karar verilmiş olup davacı vekilince söz konusu ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Uyuşmazlık, somut olayda ihtiyati haciz koşullarının mevcut olup olmadığı noktasındadır.
İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir.
2004 sayılı İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı hakkında kanaat verilmesi yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulması aranmaktadır.
Taraflar arasında mal ve hizmet alımına ilişkin sözleşme bulunduğu, davacı tarafça sözleşmeye istinaden davalı şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10'unun sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödemesi gerektiği, KDV tutarının tamamının davalı/borçlu şirkete ödendiği, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi Vergi Usul Kanunun 371.maddesi gereğince pişmanlıkla vergi dairesine ödediği, davalının ödenen bu miktar kadar sebepsiz zenginleştiği iddiasıyla ihtiyati haciz talep edilmiş ise de; dosya kapsamı uyarınca alacağın varlığı hakkında yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış olup ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 179,90 TL istinaf karar ve ilâm harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından istinaf yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Karar tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 30/03/2023