T.C. .... ... ... HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: ../... - .../...

ASIL DAVA DAVACISI:
1- ....

DAVA DAVALISI: ....

.... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..../.... Esas sayılı dosyasında verilen .... tarihli Ara Kararının istinaf incelemesi neticesinde;

Davacı ... ... ... vekili, müvekkilinin ......AŞ'nin %17 oranında pay sahibi ve hem de 03.06.2019 tarihli genel kurul kararı uyarınca 03.06.2022 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olduğunu, müvekkilinin annesi ... .... yönetim kurulu başkanı, müvekkilin kızkardeşi ... ... yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, imza yetkileri de münferiden bu iki kişide olduğunu, davalı şirketin 13.06.2022 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına ilişkin davetin usulsüz olduğunu, zira müvekkilinin 03.06.2022 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olduğu halde genel kurul kararının alındığı belirtilen 23.05.2022 tarihli yönetim kurulu toplantısına çağrılmadığını, ... ....Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasında iptali talep edilen 05.08.2021 tarihli genel kurulda müvekkilinin yerine yönetim kurulu üyesi olarak şirket dışından gösterilen ... ...’un isminin belirtildiğini, söz konusu genel kurul kararlarının iptali için bir çok açılmış derdest davanın bulunduğunu dolayısıyla genel kurul kararları kesinleşmediğinden ... ...’un genel kurula davet kararında ve Ticaret Sicilde yapılan ilamda yönetim kurulu üyesi olarak gösterilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu, genel kurul gündeminin TTK hükümlerine aykırı olarak belirlendiğini, olağan genel kurul toplantı daveti yapılması gerekirken olağanüstü toplantı daveti yapılmasının da doğru olmadığını, genel kurulda alınan bütün maddelere muhalefet şerhi konulduğunu ileri sürerek davalı şirketin 13.06.2022 tarihli genel kurulunun ve alınan kararların iptaline, tedbiren genel kurul kararlarının uygulanmasının geri bırakılmasına ve tedbiren şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN DAVADA: Davacı ... ... vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, dava konusu davalı şirketin 13.06.2022 tarihli genel kurulunda alınan kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu, toplantı başkanlık seçiminin TTK.419.md. aykırı ve dürüstlük kuralına aykırı yapıldığını, oysa ki toplantı başlanlığına seçilen ... ... ...’in davalı şirketin sözleşmeli avukatı olup, derdest birçok davada şirket vekilliğini yaptığını, yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve yenilerinin seçimi kararlarının TTK.md.436/2 hükmüne aykırı olarak alındığını, ayrıca dava konusu genel kurulda faaliyet raporlarının ve yine Bilanço ve Kar-Zarar cetvellerinin okunması ve müzakeresinin adeta pas geçildiğini, bu şekilde usulsüz yönetim kurulu oluşturulduğunu ileri sürerek davalı şirketin 13.06.2022 tarihli olağanüstü genel kurulunun ve genel kurulda alınan tüm usulsüz kararların TTK.md.447 uyarınca mutlak butlan ile batıl olduğunun tespitine, olmadığı taktirde iptaline; yapılan organ seçimlerinin geçersiz olması sebebiyle, organsız olan ve fiilî bir kurul tarafından yönetilen davalı şirkete TMK’nun 427.maddesinin 4.bendi uyarınca bir yönetim kayyumu atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Asıl ve birleşen davanın davalı şirket vekili, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı ... .. ...’nun 05.08.2021 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyeliğinden alındığından yönetim kurulu üyesi sıfatının bulunmadığını, dava konusu genel kurulun usul ve yaaya uygun gerçekleştirildiğini, toplantıda alınan kararların kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığını, şirketin yönetim organı mevcut olup tedbir koşullarının da bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ NİN 28/12/2022 TARİHLİ ARA KARAR ÖZETİ: asıl ve birleşen dava davacı vekilleri 28/12/2022 tarihli duruşmasındaki talepleri ile; işbu davada davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmişler ise de; TMK'nin 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca kayyım atanması gerekmekte olup anılan düzenlemeye göre yönetim kayyım atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olmasının şart olduğu dosya kapsamı gözönüne alındığında şirkette organ boşluğu olmadığından talebin reddine karar verilmiştir.
Bu ara karara karşı asıl dava davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Asıl dava davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan bilirkişi raporları doğrultusunda genel kurulda mevcut yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi hususunun yasa ve usule aykırı olduğu teyit edildiğinden davanın kabulüne karar verildiği takdirde şirketin organsız kalma durumu ortaya çıkacağından şirkete tedbiren kayyum atanması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılmasını istemiştir.

davalı şirketin 13.06.2022 tarihli olağanüstü genel kurulunun ve genel kurulda alınan kararların butlanı/iptali istemli asıl ve birleşen davada; davalı şirkete tedbiren kayyım atanması talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince 28.12.2022 tarihli duruşmada yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davalı şirkete kayyım atanması talebinin reddine karar verilmiş, bu ara kararına karşı asıl davanın davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda; her iki davacının davalı şirketin ortaklarından olup, davalı şirketin 13/06/2022 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının toplantıya davet, gündem ve alınan kararlar itibariyle yasa ve dürüstlük kuralına aykırı olması sebebiyle iptali/butlanı talep edilmiş olup dosya kapsamından; ilk derece mahkemesinin 07.07.2022 tarihli ara kararıyla her iki davacının davalı şirkete kayyım atanması taleplerinin reddine karar verildiği, bu kez 03.08.2022 tarihli ara kararıyla dava konusu genel kurul kararlarının uygulanmasının tedbiren geri bırakılması talebinin reddedildiği, her iki ara kararın istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 20.10.2022 tarihli .../...-... E.K sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği; mahkemenin 12.10.2022 tarihli ara kararlarında ise, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması ve şirket ana faaliyet unsuru olan ... ....'nin erkek öğrenci yurdu olarak kiralanması işlemi ile genel kurulda alınan kararlarının uygulamasının tedbiren durdurulmasına ilişkin taleplerinin reddedildiği, bu ara kararın da istinaf aşamasından geçmek suretiyle Dairemizin ... tarih ve .../... -.... E.K sayılı kararıyla istinaf başvularının reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacının davalı şirkete tedbiren kayyım atanması talepleri bakımından mahkemece daha önceden üç kez red kararı verilmiş olup bu ara kararların istinaf aşamasından da geçtiği anlaşılmakla davalı şirketin bu yöndeki talebinde hukuki yararı bulunmadığından ilk derece mahkemesinin ara kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçe ile;

1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,

4-Karar tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi.30/03/2023