T.C. ... ... .... HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: .../... - .../...
....
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara ara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin noter tasdikli yönetim kurulu kararı gereğince kuruluş sermaye taahhüt borcununun ödemeyen kısmının ödenmesi için şirket ortakları olan .., ..., ..., ...'e ... ... Noterliğince .... tarihinde ihtar çektiğini, bu ihtar sonucu davalı .... haricindeki tüm ortakların taahhüt etmiş oldukları sermaye borcunun tamamını ödediklerini, sermaye borcunun tahsili amacıyla davalı taraf aleyhine ... ... İcra Müdürlüğü .../... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve ileride hak kaybı yaşanmaması için davalı tarafa ait olan menkul, gayrimenkul ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasını talep etmiş olup
Mahkemece ...tarihli ara karar ile davacı vekilinin talebinin kabulü ile, davalının 5.403.473,84 TL tutarındaki borcunu karşılayacak miktardaki taşınır ve taşınmaz mallar ile 3. kişiler üzerindeki hak ve alacaklarının %15'i tutarındaki 810.521,076 TL teminat yatırıldıktan sonra ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
Davalı vekili ... tarihli itiraz dilekçesinde, alacağın muaccel olup olmadığı ve muaccel olduysa miktarının yargılama sonucunda ve tahkikat aşamasında yapılacak bilirkişi incelemesiyle tespit edileceğini, davacının iddiasını ve müvekkilinin mal kaçırdığını, alacak hakkının tehlikeye düştüğünü kanıtlayan hiçbir somut veri sunmadığını hatta müvekkilinin mal kaçırdığını dahi iddia etmediğini savunarak ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece duruşmalı yapılan itiraz incelemesi neticesinde .... tarihli ara karar ile takibe konu alacağın kuruluş sermayesi olarak taahhüt edilen sermaye borcuna ilişkin olduğu, TTK uyarınca taahhüt edilen sermayenin ödenmeyen kısmının 24 ay içerisinde ödenmesi gerektiği, 24 ayın geçmiş olduğu gibi davacı tarafça takipten önce .. .... Noterliği aracılığıyla ihtarname gönderilmiş olduğu, alacağın yargılamayı gerektirip gerektirmediği noktasında ise sermaye taahhüdünde ödenecek sermaye borcunun yapılan ödemeler yahut ortağın şirketten alacakları gibi hususların bulunması, alacağın yargılamayı gerektirdiği sonucunu doğurmayacağı, ihtiyati haczin yasal şartlarının oluştuğu, sermaye taahhüdünde bulunulmakla bu taahhüdün yaklaşık ispatı yerine getirdiği gerekçesiyle, davalı vekilinin ihtiyati haciz kararına itirazının reddine karar verilmiştir.
Ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinde bulunan davalı vekili, alacağın muaccel olup olmadığı ve muaccel olduysa bu rakamın tespiti, yargılama sonucuna ve tahkikat aşamasında yapılacak bilirkişi incelemesinde tespit edileceğini, karşı dava esnasında müvekkilinin de şirketten alacaklı olup olmadığının tespit edileceğini, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözümünün yargılamayı gerektirdiğini, yerel mahkemece "davalının borcu karşılayacak tutardaki taşınır, taşınmaz ve 3. Kişiler üzerindeki hak ve alacaklarına" şeklindeki müvekkilinin tüm mal varlığını haciz tehdidi altında bırakacak şekilde ihtiyati haciz uygulanmasının usulsüz ve ölçüsüz olduğunu, davacı tarafın iddiasını ve müvekkilinin mal kaçırdığını, dava sonucunda kazanacağı alacak hakkının tehlikeye düştüğünü kanıtlayan hiçbir somut veri sunmadığını hatta müvekkilinin mal kaçırdığını dahi iddia etmediğini, müvekkilinin sabit ikametgah sahibi olup yargılama sonucunda davacının alacağını tahsil edememe gibi bir durumun söz konusu olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, alacağın rehinle temin edilmediği sürece ve vadesi gelmiş ise ihtiyati haciz talep edilebileceğini, davalı tarafın kendisine çekilen ihtara rağmen vadesi gelmiş miktarı belli olan sermaye borcunu ödemediğini savunarak istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Dava, sermaye borcunun tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
Mahkemece davacı vekilinin talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verilmiş olup davalı vekilinin karara itirazı üzerine itirazın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme İİK'nın 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır. Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir.
Öte yandan, İİK’nın 258. maddesi “Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur” hükmünü içermekte olup ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve miktarı hakkında kanaate varılması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi olmayıp yaklaşık ispat ölçüsünde alacağın varlığını gösteren delillerin sunulmasıdır. İİK'nın 265/1.maddesi hükmü uyarınca ise borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.
Dosya kapsamı uyarınca, davacı şirketin .... tarihinde tescil edildiği, ....'in kurucu ortak olduğu, şirket sermayesinin 60.000.000 TL olduğu ve beheri değeri 10.000 TL değerinde 6000 paya ayrıldığı, şirket sermayesinin tamamının tek ortak olan ... .... tarafından nakdi olarak taahhüt edildiği, 15.000.000 TL'sinin tescilden önce ödendiği, nakden taahhüt edilen payların geri kalan kısmının ise yönetim kurulunun alacağı kararlara göre şirketin tescilini izleyen 24 ay içince ödeneceğinin öngörüldüğü, .... ....'in vefat ettiği ve 4 paya ayrılan terekesinde davalının 1 pay sahibi olarak mirasçısı olduğu, davacı şirketin .... tarihli yönetim kurulu kararı uyarınca .... tarihi itibariyle ödenmeyen sermaye taahhüt tutarlarının tespit edilerek ortaklara gönderilen ihtarlar ile talep edildiği görülmektedir.
Somut olayda, TTK'nın 344.maddesi ve davacı şirketin esas sözleşmesinin 6.maddesi uyarınca nakden taahhüt edilen payların şirket tescilini izleyen 24 ay içinde ödenmesi gerekmekte olup davacı şirketin .... tarihinde tescil edildiği, yönetim kurulu kararı uyarınca davalı tarafça 20/04/2022 tarihi itibariyle ödenmemiş sermaye borcunun 5.403.473,84 TL olup noter kanalıyla gönderilen ihtar ile ödenmesinin talep edildiği anlaşılmakla, geçici hukukî koruma müesseseleri bakımından aranan yaklaşık ispatın gerçekleştiği, alacağın rehinle temin edilmediği, bu itibarla ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu nazara alındığında mahkemece itirazın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
İhtiyati haciz kararı 5.403.473,84 TL tutarındaki borcu karşılayacak miktar için verilmiş olup mal kaçırma iddiasının veya sabit ikametgah sahibi olmama koşulunun müeccel alacakları açısından öngörüldüğünden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından 10/01/2023 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1-) Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-) İstinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-) Yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek olan esas kararda dikkate alınmasına,
4-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-f hükmü uyarınca kesin olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
03/04/2023