Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin ... koop ile davalı ... arasında Adana 5 Noterliği ... yevmiyeli 21/08/2019 tarihli vekaletname ile vekillik ilişkisi kurulduğunu, vekile müvekkilin alacaklı olduğu kişiler için alacakların tahsili hakkında görevlendirildiğini, vekil olarak görevlendirilen davalının bir kısım icra dosyası açtığını ancak açılan dosyalardan yapılan tahsilatların müvekkiline ödenmediğini, bir kısmı ise alacağın tahsili için verilen evrakları icra takibine dahi konu edilmeden haricen tahsil edildiğini, tahsil edilen paraların müvekkiline ödenmediğini, ayrıca bir kısım icra dosyalarına işlem yapılmadığını ve takipsiz bırakıldığını, söz konusu vekalet ilişkisine aykırı hareketlerin tespit edilmesi sebebi ile vekillikten Adana 5 Noterliği ... yevmiyesi ile 27/09/2022 tarihinde azledildiğini, azil sebebi ile müvekkili adına açılan tüm dosyaların raporu ve tahsilat beyanı, tahsil ettiği paraların müvekkiline ödenmesi hakkında Adana 5 Noterliği ... yevmiyeli 11/10/2022 tarihinde ihtar çekildiğini, buna rağmen hiçbir şekilde cevap verilmediğini, ödeme yapılmadığını, tüm bu nedenlerle davalının müvekkili adına takip ettiği alacak dosyaları sebebi ile tahsil edip ödemediği alacak miktarının ve takipsiz bırakarak müvekkilinin alacaklarının geç tahsili yada hiç tahsil edilmemesi sebebi ile uğradığı zararın zarar ve tahsil tarihinde itibaren, reeskont faizi ile birlikte tahsil edilmesini, belirsiz alacak davası olarak, alacağın belirlendiğinde başvurunun belirlenen alacak tutarı kadar artırılmak şartı ile dava masraf ve vekalet ücreti ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı tarafından ileri sürülen hususların gerçeği yansıtmadığını, vekalet ücreti ve kendi yapmış olduğukları masraflar dışında uhdelerinde davacı şirkete ait bir alacağın mevcut olmadığını, açılan davanın haksız ve kötü niyetli bir dava olduğunu, müvekkili şirkete dosya kapatılmasına rağmen kendi hakları olan vekalet ücretinin kendilerine gönderilmediğini, bu nedenle davacı şirketten alacaklı olduklarını düşündüklerini, tüm bu nedenlerle haksız ve yersiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Dava; 21/08/2019 tarihli vekaletname ile vekillik ilişkisinden kaynaklanan alacak davasıdır.
6102 sayılı TTK'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir. Bu tür ticari davalara ise, ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi olan yerlerde, o yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılır. (TTK m.5/2)
Somut uyuşmazlığın, 21/08/2019 tarihli Adana 5.Noterliği'nin ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile dava kurum ile davalı ... arasında vekalet ilişkisi kurulduğu, kurulan vekalet ilişkisi nedeniyle davacının alacağının bulunması halinde miktarı konusunda açılmış alacak davası olduğu, taraflar arasındaki temel ilişkide tarafların sıfatları ve taraflar arasında ticari işletmelerini ilgilendiren bir hususa rastlanmamış olması da göz önüne alındığında, davanın ticari dava olmadığı, Mahkememizin görevsiz olduğu, asıl görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmıştır. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi 2021/1455 E. - 2021/1053 sayılı kararı da bu yöndedir.
HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca davada mahkemenin görevli olması dava şartıdır. HMK'nun 115. Maddesi ;'' Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' ve HMK'nun 138. Maddesi; ''Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir.'' hükümleri uyarınca, eldeki davanın görevsiz mahkemede açıldığı anlaşılmakla HMK.'nın 114/1-c ve 115/1-2 maddeleri gereğince mahkememizin görevsizliği nedeniyle, davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine dosya üzerinden karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ NE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (tebliğ ile beraber),
4-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
5-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacıların yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK.nun 341/1 ve 345 maddeleri gereğince, kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, alenen ve usulen tefhim kılındı. 02/05/2023