ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ADANA
GEREKÇELİ KARAR
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Mahkememizde görülen Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davası yargılamasının sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04/10/2015 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı, ... adına kayıtlı ve sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyonete çarpmamak için karşıdan gelen trafiğin kullandığı şeride geçmemek için sürücü ... idaresindeki motosiklet ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin bu kazadan zarar gördüğünü, kalıcı sakatlık oluştuğunu, bundan dolayı çalışamadığını, herhangi bir geliri olmadığını, bu sebeple ön ödeme talebinde bulunduklarını belirterek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL ön ödeme yapılmasına, ... plakalı araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, iş gücü kaybından dolayı 15.000 TL ve bakıcı giderlerinden dolayı 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, 30.000 TL manevi tazminatın davalı ...'tan tahsil edilerek müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 14/04/2023 havale tarihli dilekçesinde; davalı sigorta şirketi ile maddi tazminat yönünden sulh olduklarını, maddi tazminat taleplerinin konusuz kaldığını, davalı sigorta şirketinden herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti istemediklerini beyan etmiştir.
Davalı ... A.Ş vekili mahkememize sunmuş olduğu 22/03/2019 havale tarihli dilekçesinde; ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından 22/01/2017-2018 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, tarafların kusur oranlarının ve davacının maluliyetinin tespiti için ATK 'dan rapor alınması gerektiğini, davacının gerekli emniyet tedbirlerini alıp almadığının tespiti ile müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı yanın faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili mahkememize sunmuş olduğu 08/05/2023 tarihli dilekçe ile; davacı taraf ile sulh olduklarını, davacının maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak müvekkili şirket hakkında açılmış olan davanın konusuz kaldığını, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin sulh dahilinde ödenmesinden dolayı yapılan masrafların davacı uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar vekili 27/06/2019 tarihli cevap dilekçesinde; davacı yanın kusurlu olduğunu, motosikleti kullanırken ehliyetinin bulunmadığını ve aracın tescilsiz olduğunu, davacının motosiklete binerken gerekli emniyet tedbirlerini almadığını, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müvekkillerinin davacıya kazadan dolayı 16.000 TL ödeme yaptıklarını, müvekkillerinin ekonomik durumlarının kötü olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından mahkememizin 2019/... E. Sayılı dosyasına sunulan 14/04/2023 tarihli dilekçe ile davalılardan ... Sigorta A.Ş. yönünden sulh olunması nedeniyle sigorta şirketi yönünden maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini, davalı ... ve ... açısından manevi tazminat talebi yönünden davaya devam ettiklerinin bildirildiği görüldü.
Mahkememizce davalı ... ve ... yönünden dosyanın tefrik edilerek mahkememizin 2023/... E. Sayılı dosyasına kaydedildiği, yargılamaya bu esas üzerinden devam edilerek tüm davalılar yönünden maddi tazminat talepleri açısından davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalılar ... ve ... yönünden davacının manevi tazminat talepleri açısından bu esas üzerinden yargılamaya devam olunmuştur.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da Ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. (TTK'nın 5/1.)
TTK'nun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
6102 sayılı TTK'nin yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5-3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 1. Maddesi gereği, göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Trafik kazaları dayanağını, 2918 sayılı KTK'den alan haksız fiillerdir. 6098 sayılı TBK.nin 49 ve devamı maddelerinde haksız fiillere ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Davacı gerçek kişi olup davasını davalı sürücü, araç maliki ile birlikte sigorta şirketine karşı ikame etmiş iken davalı sigorta şirketi ve diğer davalı şahıslar yönünden maddi tazminat talepleri açısından davadan feragat edildiği, mahkememizin 2019/... esas sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devam edildiği, bu dosyada davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği, davalılar ... ve ... yönünden dosyanın tefrik edilerek mahkememizin iş bu 2023/... Esas sayılı dosyasına kaydedildiği, bu dosyada sigorta şirketinin davada taraf ehliyetinin kalmadığı, işleten/sürücü yönünden talep edilen manevi tazminatın TBK'nin 58 maddesi gereğince değerlendirilmesi gerektiği bu bakımdan davalılar ... ve ... yönünden manevi tazminat taleplerinin mahkememizin görev alanı kapsamında bulunmadığı, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı, açılan davanın mutlak ya da nispi ticari dava niteliğinde olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davaya bakmak görevinin HMK'nin 2. maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kanaatine varılarak, Görev hususu HMK 114/c maddesi gereğince dava şartı olup, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur.
Nedenleri gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;
1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ NE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (tebliğ ile beraber),
4-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
5-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacıların yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine,
Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343. Maddesi gereğince mahkememize ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.22/05/2023