T.C. .... BAM .... HUKUK DAİRESİ
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.... HUKUK DAİRESİ KARAR
KARAR NO:.../...
BAŞKAN: ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: .../...
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ: ....
DAVACI: ... - ...
VEKİLİ: Av. ... -
VEKİLİ: Av. ... -
DAVALI: 2 -...
VEKİLİ: Av. ... -
DAVALI: 3 -... - ... -...
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
B.A.M. KARAR TARİHİ: ....
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince 03/12/2019 tarihinde, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davacı vekili, davalı ...Ş. Vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemizce yapılan inceleme sonucu verilen karar yazılırken, yine Dairemizin .../...- .../... sayılı kararın sehven iş bu dosya gerekçesi olarak UYAP'a kaydının yapılması üzerine, davacının istemi ile dosyanın noksan ikmali suretiyle yeniden dairemize tevdi edilmesi üzerine dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde, 27.04.2017 tarihinde davalı ....'ne ....... aracı ile kumaş götürdüğü sırada fabrika içinde davalıya ait ve diğer davalı ... sevk ve İdaresindeki ...... plakalı kamyonun yol kenarında duran metal kumaş arabasına çarparak kendisine çarpmasına neden olduğunu, kaza nedeni ile kalça kemiğinin kırıldığını, kazada, tüm kusurun davalı tarafta olduğunu, kazaya neden olan aracın davalı şirkete ait olduğunu, davalı ... şirketi tarafından ......... sayılı poliçelerle sigortalı olduğunu, kaza nedeni ile maddi ve manevi zararlarının olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ....... ve ...'den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 07/10/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile, 5.000,00 TL maddi tazminat talebini ıslah ederek 8.611,00 TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı..........vekili cevap dilekçesinde, kazanın araç sürücüsü ve davacının ortak kusuru ile meydana geldiğini, kaza sonrası davacıya destek olunduğunu, tedavi için gereken harcamaların yapıldığını, ilgilenildiğini, davacının emekli olduğunu, aylık kazancının inandırıcı olmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..........vekili cevap dilekçesinde, davalıya yazılı başvuru dava şartının gerçekleşmediğini, ...... plakalı aracın ..........numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile .......tarih aralığında sigortalı olduğunu, sorumluluklarının poliçe limiti, araç kusuru ve zarar nispetinde olduğunu, maluliyet oranının belirlenmesi gerektiğini, poliçe 26.04.2016 Tarihli Karayolları Trafik Kanununda yapılan değişiklik sonrasında düzenlenmiş olduğunda aktüeryal hesaplamaların TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faizle yapılması gerektiğini, kazanın iş kazası olduğundan poliçe gereğince sorumluluk doğmayacağını, SGK tarafından kaza nedeni ile yapılan ödemelerin nazara alınması gerektiğini, kaza tarihinden faiz istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 8.611,57 TL maddi tazminatın davalı ... şirketi yönünden dava tarihi olan 13/10/2017 tarihinden davalı ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 27/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 9.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... Ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, müvekkiline kusur izafe edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, kusur yönünden yüzdelik oran belirtir ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu aldırılması gerektiği, kaza nedeniyle uzun süre tedavi gördüğü, takdir edilen manevi tazminatın çok düşük olduğu, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının manevi tazminat hükmü yönünden kaldırılarak 30.000,00.-TL manevi tazminata hükmedilmesini, talep etmiştir.
Davalı ....... vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde, taşıyıcı olan davacının üretim alanının hemen ön kısmındaki alanda kendi aracında beklemesi, fabrika üretim alanına girmemesi gerektiği halde üretim alanına girdiği ve burada da dikkatsizce, kalın çelik sütuna yaslanarak gazete okuduğu ve etrafı görmediği, bu sebeple maddi tazminatın olması gerekenden yüksek tayin edildiğini, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından görüleceği üzere ; davalı şirketin, davacıya kaza ve sonrasında, tedavi aşaması da dahil olmak üzere mümkün olan tüm desteği verdiği, kazanın ve zararın oluşumunda bizzat davacının kural ihlali, tedbirsiz ve dikkatsiz davranışları da etken olup, manevi tazminat rakamının da yüksek takdir edildiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 2918 sayılı yasanın 97. Maddesi gereğince yapılan başvuru sırasında eksik evraklar bulunduğundan, usulüne uygun başvurudan bahsedilemeyeceği, 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ibraz edilmediği, geçici iş göremezlik zararının 6111 sayılı yasa kapsamında, SGK sorumluluğunda olup, sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dairemizce, .... tarih, ..../...-.../.... karar sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemece, .... tarih, .../...-..../.... karar sayılı ilamıyla ''.... BAM ... HD'nin .../.... E - .../.... K. sayılı ilamının karar başlığı ile içeriğinin birbirinden farklı olduğu anlaşılmakla dosyanın noksan ikmali için ... Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesine gönderilmesine'' karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafa başvuru dilekçesi ile, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilmiş olan kaldırma kararının incelenmesi sonrasında, karar metninin esas dosyanın içeriğiyle uyuşmadığı ve gerekçe ile kararın birbirini tamamlar nitelikte olmadığı görüldüğünü, ilgili mevzuat uyarınca verilmiş olan kararda gerekçe ve sonucun uyuşmaması hukuka aykırı olup bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı sürekli ve geçici iş görmezlik nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı .... A.Ş vekilinin başvuru dava şartının yerine getirilmediği ve temerrüt oluşmadığı iddiasına dayalı istinaf talebinin incelenmesinde, davalı ... vekili davacı tarafından davadan önce davalıya eksik belgelerle müracaat etmesi nedeniyle usulüne uygun başvuru olmadığını, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigortaya başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK.nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, davalının da kabulünde olduğu gibi davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK.nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı görülmüştür. davalı ... şirketi hakkında hüküm kurması yerinde olup, buna ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. (Y. 17 HD 11/12/2018 tarih ve 2018/4932 E.- 2018/12056 K. sayılı ilam)
Geçici iş görmezlik tazminatı, uğranılan kaza nedeniyle günlük işlerini yapamayan veya yapmakta zorlanan (daha fazla güç sarfeden) kişilerin talep edebileceği (efor tazminatı) tazminat türüdür. Geçici iş göremezlik zararı; kazanç getiren bir işte çalışması yahut çalışma imkanı bulunmakla beraber, yaralanması nedeniyle iyileşme süresi içerisinde çalışamaması nedeniyle uğranılan zararlara karşı talep edilebilecektir. 6098 Sayılı TBK 54 maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş görmezlik zararları da bu kapsamdadır. Sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş görmezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 Sayılı KTK 90 maddesi gereğince, sigortacının sorumluluğu TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 Sayılı KTK 92 maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, geçici iş göremezlik tazminatından sigorta şirketi sorumlu tutulabilecektir. 2918 Sayılı KTK 98 maddesi gereğince geçici iş görmezlik zararlarının tedavi giderleri kapsamında olduğundan bahisle, SGK'nın sorumluluğunda olduğu ileri sürülmüş ise de, genel şartlara atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiği gibi, geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmayıp, 2918 Sayılı KTK 98 maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nın sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenleme de yer almamaktadır. 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede; trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri yasa kapsamı içerisinde bulunmadığından davalı ... şirketinin geçici iş görmezlik tazminatından sorumlu olmadıkları yolundaki istinaf istinaf isteminin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 17 HD 2020/11295 E- 2021/780 K sayılı ilam).
Davalı.......... vekilinin kusura ilişkin istinaf istemine gelince, kazanın oluşumunda, davacının hiç bir kusurunun bulunmadığı, davalıya ait araç şoförünün kasanın sağ arka kapağını açık bırakması sonucu kazanın meydana geldiği, davacının davalı şirkete ait işyerininn içinde kumaş yüklemek üzere beklemesinin kusur ya da müterafık kusur sayılmayacağı kabul edilerek karar verildiği anlaşılmıştır.
Karayolları Trafik Kanunu’nun tanımlarla ilgili 3. maddesinde, karayolu; trafik için kamunun yararlanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa’nın 2/2. maddesinde, aksine hüküm bulunmadığı hallerde, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık alanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj yolu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrolü kara yollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımları da bu yasa uygulaması bakımından karayolu olarak kabul edilmiştir.
Somut olayda, kazanın meydana geldiği yerin fabrika sahası olduğu, riziko zararının teminat kapsamında olmadığı savunulmuş, yapılan incelemede yargılama sırasında bu yönde bir inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.
O halde mahkemece, SGK'ya müzekkere yazılarak iş kazası tahkikat dosyasının celbi sağlanmalı, rücuya tabi olan ödeme olup olmadığı araştırılmalı, akabinde, kaza yerinin kaza tarihi itibariyle karayolu sayılan bir yer olup olmadığının belirlenmesi yönünden ve de işleten ve sürücünün kusur oranlarının tespiti bakımından, kaza yerindeki iş kolu alanını bilen iki iş güvenliği uzmanı, bir trafik uzmanından oluşan bilirkişi kurulu marifetiyle keşif yapılarak, karayolu ile bağlantısının bulunup bulunmadığı, kazanın bir trafik iş kazası olup olmadığı bu suretle rizikonun teminat kapsamında kalıp kalmayacağı ve de riziko teminat kapsamında denir ise iş güvenliği gereklerinin yerine getirilip getirilmediği tartışılmalı, sürücü ve alt ve üst işverenin kusur oranları saptanması gerekirken trafik bilirkişinden alındığı görülmüştür. Söz konusu rapor dayanak yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, belirtilen şekilde oluşturulacak heyetten rapor alınıp sonucuna göre, karar vermek üzere kararın kaldırılması gerekmiştir.
Maluliyete ilişkin raporların, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Dava konusu kaza tarihi 27.04.2017 olduğu halde ATK' nın maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca hazırlanmış olup, bu nedenle malulyete ilişkin kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca rapor tanzim ettirilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesinin kaldırılması gerekmiştir.
Diğer yandan davacı vekili, müvekkilinin kaza tarihi itbiri ile yük taşımacılığı yapıüını, 6000-7000 TL aylık gelirinin olduğunu ileri sürmüş, yerel mahkemece bu konuda araştırma yapılmadan asgari ücret üzerinden yapılan hesap üzerinden tazminatın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacı vekili tarafından bilirkişinin hesapladığı miktar üzerinden fazlaya ilişkin haklarının saklı tutarak ıslah dilekçesi verilmiş, yerel mahkemenin aksine maluliyet olduğu ileri sürülüp, maluliyet tespit edilmesi halinde buna ilişkin fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını bildirmiştir.
Bu nedenle, davacının net gelirinin doğru biçimde saptanması önem taşımaktadır. Mahkeme tarafından hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda, davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceğinin kabul edilmiş ise de, buna ilişkin yeterince araştırma yapıldığından söz etme olanağı bulunmamaktadır. Davacının emekli olup, kendisine ait kamyonla nakliyecilik yaptığı ileri sürüldüğünden varsa bağlı olduğu kooperatif, ilgili kolluk birimi, Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü ve benzeri kamu kurum ve kuruluşlarından, Esnaf Odası'ndan, Vergi Dairesi'nden davacıya ait tüm kayıtlar getirtilip, benzer şekilde faaliyet gösteren taşıma kooperatiflerinden de sorulmak suretiyle, davacının elde ettiği emsal geliri belirlenmelidir.
Maluliyet raporu ile davacının gelirinin tespitinden sonra Aktüerya bilirkişiden, TRH2010 yaşam tablosu ve prograsif yöntem uygulanarak tazminat hesabı yapılmalıdır.
Maluliyet raporunun yeniden alıncağı gözetilerek taraf vekillerinin manevi tazminata ilişkin istinaf istemi kabul edilmiş ancak, miktara ilişkin istinaf istemleri bu aşamada kaldırma nedenine göre değerlendirilmemiştir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile ... ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ......tarih ve .../...-.../.... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 24/05/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.