ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız))
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı dava dilekçesinde özetle; keşidecisi olduğu, ... A.Ş .../... şubesine ait olan, ... seri numaralı boş çek yaprağını kaybettiğini, kaybolan çekin 3.şahıslar tarafından kullanılmasının söz konusu olduğunu, dava konusu çekin kötü niyetli 3.kişilerin eline geçmesi ve vadesi geldiğinde muhatap banka tarafından karşılığının ödenmesinin mağduriyetine sebep olacağını, kendisinin dava konusu çekin hamili iken çeki kaybettiğini, herhangi birine çeki vermediğini bu sebeple çekin iptalini istediğini, çeklerin tahsil edilmesini engellemek ve tedbir amaçlı ödeme yasağının konulması için dava açtığından bahisle davasının kabulü ile, ... seri numaralı çek ile ... A.Ş .../... şubesince ödeme yapılmaması için ödeme yasağı verilmesi için tedbir kararı verilmesi ile çekin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
zayi nedeniyle çek iptali talebine ilişkin olup, ihtilaf, keşidecinin zayi ettiği çek nedeni ile iptal davası açma hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
T.T.K.'nun 757.maddesinde "İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişinin, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebileceği", 764.maddesinde ise, "Elden çıkan poliçe verilen süre içerisinde mahkemeye sunulmazsa, iptaline karar verileceği" düzenlenmiştir. Madde metinlerinden de anlaşıldığı üzere çek iptalini isteme hakkı sadece lehtara (hamile) tanınmış olup, keşidecinin zayi nedeniyle iptal davası açma hakkı bulunmamaktadır. Keşideci; kaybettiği çekin bedeli kendisinden talep edildiğinde veya çekin kimde olduğunu öğrendiğinde T.T.K.'nun 790-792 maddeleri uyarınca hasım gösterip borçlu olmadığının tespiti yönünde dava açmak ve o aşamadan sonra tedbirleri istemek hakkına sahiptir.
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 114. Maddesinde dava şartları sayılmış olup, "d" fıkrasında, "tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları", "h" fıkrasında ise, "davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması" dava şartrı olarak belirtilmiştir. Aynı kanunun 115. maddesinde, mahkeme tarafından dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı, dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verileceği, dava şartının giderilmesi mümkün ise tamamlanması için kesin süre verileceği, kesin süre içerisinde dava şartı noksanlığının giderilmemesi halinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedileceği belirtilmiştir.
T.T.K.nun 757. ve 764.maddeleri dikkate alındığında davacının keşideci olduğu göz önüne alınarak aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gibi bu aşamada dava açmakta hukuki yararının da bulunmadığı, sonuç ve kanaatine varılarak davanın HMK'nun 115/2.md. uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davanın REDDİNE,
2- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,
Dair, davacının yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/07/2023