Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi)

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne vermiş olduğu 09/08/2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkili ...’ın davalı şirketin 60.000,00 adet (%30) payla en büyük hissedarı olduğunu, davalı şirketin "Ev Dışı Tüketim" sektöründe "Her türlü gıda, temizlik, kırtasiye ve ofis malzemeleri, giyim, elektrikli ve elektronik alet ve cihazlar ile her türlü diğer ihtiyaç maddelerini almak, satmak ithalatını ve ihracatını yapmak, toptan ve perakende satışını yapmak, gerekli olan satış mağazalarını açmak, işletmek, kiralamak ve kiraya vermek" alanlarında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin TTK hükümleri çerçevesinde 02/05/2011 tarihinde tür değiştirmek suretiyle .... (69.975 payla), .... (69.975 payla), ... (25 payla), .... (25 payla) ve müvekkili ... (60.000 payla) tarafından bir anonim şirket olarak tescil edildiğini, şirket ana sözleşmesinde esas sermayenin 200.000,00 TL olarak belirlendiğini, zaman içerisinde değişen şartlar ve olağanüstü genel kurul toplantısından birkaç ay önce diğer hissedarların hisselerini ...'e satıp devrettiğini, değişen hisse oranları neticesinde müvekkili 60.000 adet hisseye sahip iken diğer ortak ...’ün 140.000 adet hisseye sahip olarak hakim ortak konumuna geldiğini, ....’ün müvekkilinin davalı şirketteki genel müdürlük görevine son verdiğini, 2015 yılına ait 30/09/2016 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında yönetim kurulu üyeliklerine ..., ... ve ...’ün seçildiğini, şirketin hisse paylarının değişmesinin akabinde de hakim ortak konumunda bulunan .... ün talebi ile olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, işbu toplantıda şirket esas sermayesinin 200.000,00 TL'den 2.000.000,00 TL'ye çıkarıldığını, alınan sermaye artırımı kararıyla müvekkilinin pay sahipliğinden doğan kâr payı, tasfiye, oy oranlarının azaltılması amaç edinilmiş olup bu hususta müvekkili tarafından sermaye artırım kararının iptali davası açıldığını ve Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... E. sayılı davasında alınan 29/09/2017 tarihli bilirkişi raporunda; "Davacı şirketin 31/12/2015 tarihi itibariyle özvarlık toplamı 4.820.756,00 TL'dir. 31.12.2015 tarihli özvarlığı 2.691.586,63 TL azalmak suretiyle 31.12.2016 tarihi itibariyle 2.129.169,37 TL'ye düşmüştür. ... Azalma oranı %55,83'tür. 31.12.2015 tarihi itibariyle toplam 14.394.860,86 TL olan şirket aktifi ise 31.12.2016 tarihi itibariyle 10.712.931,14 TL'ye düşmüştür... 31.12.2015 tarihli bilançosuna göre, şirket aktifinin %66,51 borç kaynakla finanse edilirken, 31.12.2016 tarihli bilançosuna göre şirket aktifinin %80,13'ü borç kaynakla finanse edilir hale gelmiştir... Dönemler itibariyle şirketin cari varlıklarıyla kısa vadeli yükümlülüklerini (borçlarını) karşılama gücünde 2015 yılına göre bir düşüş olduğu gözlemlenmektedir... Davalı şirkette asit test oranı 31.12.2015 ve 31.12.2016 itibariyle standardın (1) altındadır... Ülkemizde nakit oranları kısa vadeli yükümlülüklerin yüksekliği nedeniyle genellikle %20'nin altındadır. Likidite oranları cari oranlara kıyasla 31.12.2015 tarihi itibariyle 0,1608 iken bu oran 31.12.2016 tarihi itibariyle 0,1533 olarak gerçekleşmiş olmakla standartların altındadır. Bu durum şirketin elinde atıl fon bulunmadığına işarettir ki kârlılık açısından olumlu yorumlanmaz.... Şirkette finansal kaldıraç oranı dönemler itibariyle 0,6651 ve 0,8013 oranındadır. Bu durum şirketin çok borç kullandığı ve mali yapısının finansal yönden güçlü olmadığı şeklinde yorumlanabilir... Şirketin 31.12.2015 döneminde, 31.12.2014 dönemine göre dönem net kâr tutarının (31.12.2014/377.869,33 TL) daha yüksek (2015/447.859,16 TL) gerçekleştiği, 31.12.2016 döneminde ise 01.01.2015-31.12.2015 dönemine göre (2015/447.859,16 TL) daha düşük (31.12.2016/82.098,76 TL) gerçekleştiği, aktiflerdeki değişime bağlı olarak 31.12.2015 dönemine bakarak 31.12.2016 döneminde aktif kârlılığının da düşmüş bulunduğu, son iki dönem (31.12.2015 ve 31.12.2016) baz alındığında 2016 yılında yapılan kâr dağıtımının aktif kârlılığını olumsuz etkilediği gözlemlenmektedir... 01.01.2015-31.12.2015 dönemi baz alındığında 01.01.2016-31.12.2016 dönemine ait özvarlıktaki düşüşün özkaynak kârlılığını olumsuz etkilediği gözlemlenmektedir." denildiğini, söz konusu bilirkişi raporunda açıkça görüldüğü üzere müvekkilinin genel müdürlük görevine son verilen 2016 yılından itibaren şirketin kâr edemediğini, aşırı borçlandığını, işbu davada hükmedilen ... K. sayılı ve 14.12.2017 tarihli kararında "... Davalı şirketin 07/12/2016 tarihli genel kurul toplantısında şirketin nakit ihtiyacının (efektif artırım gerekçesinin) izah edilemediği, miktar ve ödeme süresi yönünden azınlık pay sahiplerine zarar verme kastının açık olduğu, emredici nitelikteki TTK m. 462/3. hükmü karşısında iç kaynakların tamamı sermayeye eklenmeden dış kaynaklardan aktarım yapılmasının hukuka aykırı olduğu, 07/12/2016 tarihli Genel Kurul Toplantısı esnasında artırıma esas alınan 6 aydan yakın tarihli bir ara bilançonun mevcut olmaması ve iç kaynaklardan sermayeye ilave edilebilecek fonların tasrih edilmemiş olması sebebiyle somut olayda TTK m. 462/2 hükmünün de ihlal edilmiş olduğu anlaşıldığından davalı şirketin 7/12/2016 tarihli 2016 yılına ait olağanüstü genel kurul toplantısında 3 nolu gündem maddesi ile alınan ve şirket ana sözleşmesinin esas sermayeye ilişkin hükmünün tadil edilerek 200.000,00 TL olan esas sermayenin 2.000.000,00 TL'ye çıkartılmasına ilişkin kararın iptaline" karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, diğer yandan davalıların yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin son derece kötü yönetilmesi ve diğer ortaklardan pay devri yaparak hakim ortak olan pay sahibinin kendi gücünü şahsi menfaatleri doğrultusunda kötüye kullanması ile şirket sermayesinin önemli miktarda azaldığını, davalı şirket faaliyet konusundaki hiçbir işi yapamayacak duruma geldiğinden ve kuruluş amacından saptığından varlık amacının ortadan kalktığını, kar dağıtımı gibi herhangi bir ekonomik amaca da hizmet etmeyen şirketin faaliyetini sürdürmesinde maddi veya ekonomik bir gereklilik kalmadığından müvekkili tarafından şirketin haklı neden ile feshi ve tasfiye edilmesi, feshin mümkün olmaması halinde davacının paylarının karar tarihindeki gerçek değeri hesaplanarak ortaklıktan ayrılmasına karar verilmesi talepli olarak 06/02/2017 tarihinde Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası nezdinde dava açıldığını, mahkemenin 06/03/2019 tarih ve ... K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, söz konusu kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin .... E. sayılı dosyasında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, hali hazırda dosyanın temyiz başvurusu nedeniyle Yargıtay incelemesinde olduğunu, işbu dava devam ederken yönetim kurulu başkanı ...'ün 15.07.2020 tarihinde vefat etmesi sebebiyle yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesinden sonra toplanan yönetim kurulunun 27/07/2020 tarih ve 2 sayılı kararı ile yönetim kurulu üyesi olan ...'ü 1 yıl süre ile yönetim kurulu başkanı ve yine yönetim kurulu üyesi olan ...'ü yönetim kurulu başkan vekili olarak seçtiğini, sermaye artırım kararının iptali ve şirketin haklı nedenle feshine ilişkin açılan davalar sonrasında ... Dağıtım A.Ş.'nin zorunlu organlarından yoksun hale gelmesi, kötü yönetilmesi ve şirketin maddi zararının artması sebebiyle şirkete kayyım atanması talebiyle 23/04/2021 tarihinde Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... E. sayılı dosyası nezdinde dava açılmış olup işbu davanın istinaf sürecinde olduğunu, somut olayda; 2020-2021 olağan genel kurullarında müvekkili tarafından bilgi alma ve inceleme hakkı kullanılmış olup davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından aşağıda detaylıca anlatılacak birtakım bahanelere sığınılarak bilgi vermekten kaçınıldığını, verilen bilgilerin de gerçeğe aykırı olarak verildiğini, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından her zamanki gibi olağan genel kurul toplantılarının vaktinde yapılmadığını ve müvekkilinin şirketin mali durumuyla ilgili bilgilendirilmediğini, müvekkili tarafından Bakırköy .... Noterliğinin ..... yevmiye numaralı ve 04/10/2022 tarihli ihtarname ile olağan genel kurul toplantılarının ivedilikle yapılmasının ve şirketin güncel durumu hakkında bilgi verilmesinin talep edildiğini, müvekkilinin ihtarı üzerine 2020 yılına ait genel kurul toplantısının 06/11/2022 tarihinde, 2021 yılına ait genel kurul toplantısının ise 13/11/2022 tarihinde yapılacağına ilişkin ilanın T.Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, bu arada müvekkiline de şirketin 2020 ve 2021 yılı faaliyet raporlarının tebliğ edildiğini, incelenen faaliyet raporları sonrasında müvekkili tarafından 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin ayrı ayrı olarak şirket yönetim kurulu üyelerine sorular yöneltildiğini ve toplantının 1 ay sonraya ertelendiğini, 1 ay sonra yapılması gereken toplantıların ikisinin de aynı gün, 03/02/2023 tarihinde yapıldığını ve önceki toplantıda sorulan sorulara bu toplantıda davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından yazılı olarak cevap verildiğini, verilen yazılı cevapların incelenmesi amacıyla toplantının TTK m. 420 uyarınca 1 ay daha ertelendiğini, 1 ay sonra yapılması gereken toplantının 11/07/2023 tarihinde yapıldığını, 11/07/2023 tarihinde yapılan 2020 ve 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu tarafından önceki toplantıda verilen yazılı cevapların yeterli açıklıkta olmadığını, bazı sorulara alakası olmadığı halde haksız rekabet davası bahane gösterilerek hiç cevap verilmediğini, bu kapsamda şirketin borca batık olduğunun sabit olduğu ve yazılı olarak toplantı başkanlığına sunulan gerekçelerle özel denetçi atanmasının talep edildiğini, toplantı başkanlığınca oylamaya sunularak 86.250 adet payın olumlu oyuna karşılık 113.750 adet payın olumsuz oyu ile işbu taleplerinin reddedildiğini, davalı yönetim kurulunun genel kurulları zamanında yapmamasının şirketin borca batıklığını müvekkilinden saklama, bilgi ve belge vermeme çabasından olduğunu, 13/11/2020 tarihli 2019 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısında 3 sayfalık 19 maddeden oluşan yazılı sorular toplantı başkanına verilerek işbu sorulara yazılı cevaplar istendiğini, 2021 Yılı Olağan Genel Kurul toplantısının yine müvekkilinin Bakırköy ... Noterliği ... yevmiye numaralı ve 04.10.2022 tarihli ihtarnamesi üzerine 13.11.2022 tarihinde ilk toplantısı 03.02.2023 tarihinde 2. Toplantısı yapılarak toplantı ertelenmiş ve işbu davanın açıldığı tarihte halen 3. Toplantının gerçekleşmediğini, yönetim kurulunun vermiş olduğu cevaplardan anlaşıldığı üzere 2020 Yılı Genel Kurul Toplantısının pandemi sebebiyle geç yapıldığı belirtilmiş, 2021 Yılı Genel Kurul Toplantısının ise neden geç yapıldığına ilişkin hiçbir açıklama getirilmdiğini, Covid-19 pandemisinden sonra tüm dünya normal hayat akışına dönmüşken yönetim kurulunun şirketin borca batıklığını saklama amacıyla Covid-19 pandemisini bahane ettiğini, 13.11.2020 tarihli 2019 yılına ait Olağan Genel Kurul toplantısında 2019 yılı Faaliyet Raporunda düzenleme tarihi bulunmadığını, raporun hangi tarihte düzenlendiği, geç düzenlendiyse sebebinin ne olduğunun yönetim kuruluna sorulduğunu, yönetim kurulu ise 2019 yılı Kurumlar Vergisi beyannamesinin verilmesi ve rakamların kesinleşmesinin beklendiği, 15.07.2020 tarihinde hakim ortak ...'ün vefat etmesi sebebiyle raporun yeni yönetim kurulu tarafından hazırlandığını beyan ettiğini, Yönetim kurulunun beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, sunulan belgelerde 2019 son dönem geçici vergi beyannamesi 17.02.2020 tarihinde, 2019 yılı kurumlar vergisi beyannamesi ise 28.05.2020 tarihinde onaylandığını, 17.02.2020 tarihinde verilen beyannamedeki rakamlarla kurumlar vergisi beyannamesinin uyumlu olduğunu, beyannameler belirtilen tarihlerde verildi ise faaliyet raporunun hazırlanmasında hiçbir mazeret gösterilemeyeceğini, müvekkili tarafından her genel kurulda şirketin mali durumuna ilişkin bilgiler istenmiş, birtakım bilgi ve belgeler talep edilmiş ancak davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından müvekkil ve davalı şirket arasında hali hazırda devam etmekte olan haksız rekabet davası bahane edilerek bilgi verilmekten kaçınıldığını, Müvekkilinin yönetiminde iken şirketin deposundaki ürünlerin bekleme süresnin ortalama 2 ay olduğunu, Genel kurul toplantılarında belirttikleri üzere müvekkilinden sonra bu sürenin olağanüstü biçimde artış gösterdiğini, Şirket stoklarının 2016 sonrasında ciddi derecede arttığını, şirketin 2019 yılında 4,72 ay, 2020 yılında 8,88 ay, 2021 yılında 61,08 ay kadar stok tuttuğunu, 2019 yılı Genel Kurul toplantısında şirket bu hususta uyarılmış, Kredi kullanılarak gereğinden fazla stok yapılmasının kârlılığa etkisi olmadığı defaatle belirtilmiş ancak yönetim kurulunun bu politikasında ısrar ettiğini, mali tablolara göre; 31.12.2020 itibariyle şirketin deposundaki stok tutarı 12.266.151,34 TL, 2021 yılında ise 2.458.147,16 TL’lik ürün sattığını, 2021 yılında bu satışları yapabilmek için 2.946.852,52 TL’lik ürün satın aldığını, Ancak şirketin stok tutarı 12.266.151,34 TL iken şirketin ürün satın alması gerekmediğine göre 2021 yılına devreden bir stok bulunmayıp şirketin mali tablolarının doğruyu göstermediğini, evrakta sahtecilik yapılmış olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, aksi durumda dönembaşı deposunda 12.162.846,08 TL ticari malı bulunan, yıl içinde de 2.946.852,52 TL ürün satın alan Şirket (12.162.846,08 +2.946.852,52 =) 15.109.698,60 TL tutarındaki ürünün ancak 2.458.147,16 TL'sini satabildiğini, bunun karşılığında yıl sonunda deposunda 12.651.551,44 TL ticari malı kaldığını, Şirket'in satışlarına göre bu stok tutarının yaklaşık 61 aylık satışına denk geldiğini, 61 aylık satışa denk gelen ürünlerin bir kısmının bedelini ödeyebilmek için de aktifinde yer alan motorlu taşıt vasıtalarını satmak zorunda kaldığını, bu denli büyük stok nedeni ile şirket bankalara borçlanıldığını ve faiz yüküyle karşılaşıldığını, 13.11.2022 tarihinde gerçekleşen 2021 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısı ve 03.02.2023 tarihinde gerçekleşen olağan genel kurul toplantısında TTK m. 437/2’ye göre yönetim kurulu başkanından güncel stok durumuna ilişkin bilgi istenilmişse de yönetim kurulu başkanının bu bilgiyi vermediğini, büyük ihtimalle şirket stokları kayden varlığını sürdürmekte iken fiili olarak bulunmadığını, Şirket yönetiminin bu ürünleri faturasız olarak sattığı ve satış bedellerini de şirket kayıtlarına işlemediklerinin düşünüldüğünü, bu nedenle mahkemeden dava içi delil tespiti yoluyla bilirkişiler aracılığıyla stok sayımı yapılarak 2016 yılından itibaren şirket kayıtları incelenerek (alış ve satış faturaları) stok dengesi yapılmasının sağlanmasını, stok sayımı ile öncelikli olarak depodaki ürünlerin miktarsal olarak tespit edilmesi ve alış tarihlerine göre fiyatlandırılmasının yapılmasını talep ettiklerini, Çünkü halihazırda şirketin herhangi bir üretim faaliyeti bulunmdığını, delil tespiti sırasında veya sonrasında bilirkişi heyetince şirketin alım ve satışını yaptığı ürünlere ilişkin miktar ve tutarları gösteren stok denge raporu (dönembaşı alış miktarı ve tutarı, dönemiçi alış miktarı ve tutarı, dönemiçi satış miktarı ve tutarı, dönemsonu miktarı ve tutarı, varsa fiyat farkı, iskonto faturalarının ürünlere göre dağılımı) hazırlanarak gerçek durumun ortaya çıkarılmasını istediklerini, şirketin 09.06.2021 tarihinde adres değiştirdiğini, Stokta olduğu kayıtlı olan ancak bize göre olmayan ürünlerin nasıl taşındığının da iddialarının kanıtlanması açısından önemli olduğunu, şirketin aktifindeki taşıtların çok büyük bir kısmını sattığını, malları kendi araçlarıyla taşımış olmasının mümkün olmadığını, Eğer şirket nakliye hizmeti aldı ise buna ilişkin nakliyede kullanılan araç ve fatura bilgilerinden şirketin stoktaki ürünlerinin var olup olmadığının da saptanabileceğini, Yine stokların saklandığı kiralanan yerin depo büyüklüğü ile envanterdeki ürünlerin hacimlerinin uyumlu olup olmadığı saptanarak da bu stok kayıtlarının doğru olup olmadığının saptanmasının mümkün olduğunu, şirket yönetim kurulunın 2019 yılında şirket adına kayıtlı olan ... marka binek aracı davalı yönetim kurulu üyelerinden ... ve .... ün ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu ... TEM. GIDA MAD. AYD. MALZ. DAG. PAZ. DAN. TİC. A.Ş'ye sattığını, bu hususun 2019 yılı genel kurulunda yönetim kurulu üyelerine yazılı olarak sorulduğunu, taşıtın emsallerine uygun fiyatla satılıp satılmadığı satıştan önce değerleme raporu alınıp alınmadığı, satım bedelinin hangi şekilde tahsil edildiği sorularının cevapsız kaldığını, yine 2020 ve 2021 yıllarında şirketin çok önemli sabit kıymetleri olan motorlu nakil vasıtalarının büyük bir kısmının genel kurul kararı olmaksızın satıldığını, bu satışların çok büyük bölümünün değerinin altında satıldığını, bu satışlara ilişkin genel kurulun herhangi bir karar almadığını, Satılan nakil vasıtalarının şirketin faaliyeti için bulunması zorunlu olan araçlar olduğunu, Verilen bilgilere göre 2020 ve 2021 yıllarında şirketin 11 adet otomobili, 5 adet kamyoneti ve 1 adet kamyonunun satıldığını, bunların dışında taşıt satışı olup, olmadığının teyit edilmesi gerektiğini, özellikle ... ’a satılan araçlar için herhangi bir değerleme raporu alınmadığını, bu kişilerin bu araçları tekrar hangi tarihte hangi tutara sattıklarını, Bu kişilerin şirket yönetim kurulu veya yöneticileri ile bağlantısı olup olmadığının tespiti gerektiğini, Verilen bilgilere göre, Şirket çalışan sayısının 2020 yılında ortalama 34 kişi, 2021 yılında ise 19 kişi olarak bildirildiğini, 13.11.2022 tarihinde gerçekleşen 2021 olağan genel kurulunda ve 03.02.2023 tarihinde gerçekleşen olağan genel kurulunda TTK 437/2’ye göre yönetim kurulu başkanından güncel personel sayısı hakkında bilgi istenmiş olup, bu bilginin verilmediğini, Şirket yönetiminin şirket adresini değiştirdiği, sabit kıymetlerin çok önemli bir kısmını sattığı ve personel sayısında çok önemli oranda azaltıma gittiği, 31.12.2021 bilançosunda teknik iflasta olduğu da dikkate alındığında şirketin içinin boşaltıldığını, faaliyet raporunda çok açık olarak belirtiği üzere ... Satış Dağıtım A.Ş.’yi ortak oldukları “.... TEM. GIDA MAD. AYD. MALZ. DAG. PAZ. DAN. TİC. A.Ş.”ye müteselsil kefil yaparak “.... TEM. GIDA MAD. AYD. MALZ. DAG. PAZ. DAN. TİC. A.Ş.”nin kredi almasını sağladıklarını, şirket kaynaklarını kendi menfaatleri için kullandıklarınıi bu işleme ilişkin olarak ... Dağıtım A.Ş. lehine kefalet komisyonu da alınmadığını, davalı şirketin 09.06.2021 tarihindeki adres değişikliğine kadar yönetim kurulu üyelerinin ortak oldukları “ ... TEM. GIDA MAD. AYD. MALZ. DAG. PAZ. DAN. TİC. A.Ş.”nin kiracısı olarak her 2 şirketin aynı adreste bulunduğunu, müvekkilinin yönetimden ayrıldıktan sonra davalıların sahibi oldukları şirkete emsalinin üzerinde kira ödediğini, Ayrıca, davalı şirketin kiracısı bulunduğu binada 1 kat depo ve 1 kat ofis kullanmaktayken 2 kat depo ve zemin + 3 kat olan binanın tüm masraflarının .... Dağıtım A.Ş.’ye fatura edilerek davalı şirketin zarara uğratıldığını, müvekkilin, şirket genel müdürlüğünden çıkarılması sonrasında şirketin ortaklarından borç alacak kadar borca batık hale geldiğini, 2019 yılı Olağan Genel Kurul Toplantında müvekkili tarafından yönetim kuruluna yazlı olarak 2019 yılında şirket ortaklarından herhangi birinin şirketle parasal ilişki içerisinde olup olmadığı sorulmuş, yönetim kurulu tarafından müteveffa hakim ortak ... 'den şirket adına borç alındığı belirtilmiş ve cari hesap ve örnek dekontların taraflarına iletildiğini, 2016 yılına kadar şirket, ortaklardan borç almazken hatta sürekli ortaklara temettü ödemeleri yaparken 3 yılda yönetim kurulu üyelerinin kusurlarından kaynaklı olarak ortaklardan borç alacak hale geldiğini, 2016 Yılına kadar kredi kullanmayan şirketin, yönetim kurulunun yanlış politikaları sonucu çok fazla kredi kullandığını ve bunların yüksek orandaki faizlerini ödemek zorunda kaldığını, 2019 yılına ait Olağan Genel Kurul toplantısında müvekkil tarafından Şirket'in banka kredi borcunun çok fazla olduğu bu borçlanmayla ilgili ödenen faizlerin şirketin faaliyet sonuçlarına hiçbir katkısı olmadığının belirtildiğini, Yönetim kurulunun kredi kullanarak borçlanmak yerine deposundaki ürünleri satarak neden kredi borçlarını azaltma yoluna gitmediğini, şirketin bu denli yüksek krediler kullanmasının şirketin "hazır değerleri"ni düşürdüğünü, 2019 yılı Olağan Genel Kurul'unda hazır değerlerin neden bu kadar küçüldüğü sorusunun yönetim kurulu üyelerine yine yazılı olarak sorulduğunu, davalı yönetim kurulu üyelerinin ise banka kredi faiz oranlarının artması nedeniyle kredi kartı ile satış ve tahsilat yapma politikasından vazgeçildiğini beyan ettiğini, bu cevap verilirken kredi kartıyla satış yapılmadığında müşterilerin ödemelerini zamanında yapıp yapmadığı, kredi faiz oranlarının bilgileri talep edilmiş olup bu hususlara ilişkin de herhangi bir bilgi paylaşılmadığını, şirketin mali tablolarına bakıldığında 2019,2020, 2021 yıllarında sabit kıymetler için amortisman ayrılmadığını, amostisman ayrılmamasının şirketin gerçek kâr/zararının saklanması anlamına geldiğini, yapılan bu işlem ortakları yanıltmaya yönelik olup şirketin borca batıklığını ortaklardan saklamaya yönelik olduğunu, Davalı yönetim kurulu tarafından ise yalnızca amortisman ayrılma hususunda yasal hükümler çerçevesinde hareket edildiğinin belirtildiğini, TTK'ya göre yönetim kurulunun ortaklarını yanıltmayacak şekilde aktiflerini değerleyecek mali tablolarını düzenlemesi gerektiğini, Amortisman ve yıpranma paylarını dikkate alınmadan çıkarılan mali tablolarda şirketin gerçek ticari kârlılığının net olarak görülemediğini, yönetim kurulu tarafından amortisman gideri yazmayarak şirket kâra geçmiş olarak göründüğünü ve bu kâr üzerinden kurumlar vergisi ödendiğini, Kurumlar vergisi ödenerek şirketin zarara uğratıldığını, neticede; davanın kabulüne, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme haklarının gereği gibi kullandırılmaması sebebiyle şartları oluştuğundan davalı şirkete TTK m. 439/1 uyarınca özel denetçi atanması taleplerinin kabulüne, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili sunmuş olduğu 12/09/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacı tarafından Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E., ... K. sayılı dosyasında da müvekkili şirkete özel denetçi atanması talep edilmiş olup işbu dosyada davacının özel denetçi atanması talebinin; "şirkete özel denetçi atanması için TTK 439/2 md kapsamında davacı tarafın, kurucuların veya şirket organlarının kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı dikkate alınarak özel denetçi atanması yönündeki istemin reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak" gerekçesiyle esastan reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, davacının yine özel denetçi atanmasına ilişkin Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin... E., .... K. sayılı dosyası ile açmış olduğu ikinci davasının derdestlik nedeniyle reddedildiğini, bu davanın da kesinleştiğini, davacının 3. kez aynı sebeple dava açtığını, öncelikle derdestlik ve kesin hüküm itirazlarının değerlendirilmesini ve davanın usul yönünden reddedilmesini talep ettiklerini, davacının müvekkilleri ..., ... ve ...'e husumet yöneltmesinin doğru olmadığını, işbu dava şirkete özel denetçi atanmasına ilişkin olup şirkete özel denetçi atanacağından davanın tarafının ancak müvekkili şirket olabileceğini, müvekkilleri yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirkette gerçekleşen hisse devirleriyle ....’ün şirkette %70 oranında pay sahibi, ...’ın ise %30 oranında pay sahibi olduğunu, müvekkili şirketin 16.10.2019 tarihli Genel Kurul toplantısında ..., ... ve ...’ün yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, ....’ün vefatından sonra yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesi nedeniyle Şirket ana sözleşmesinin 7. maddesine göre şirket ortaklarından ...’ün yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, müvekkili şirketin, ev dışı ihtiyaç ürünleri sektöründe birçok noktada öncü firma rolünü oynadığını, mal alımı yaptığı birçok firmanın dünya ve Türkiye ölçeğinde lider konumunda olduklarını, ... Sanayi ve Tic. ... AŞ, ... Satış ve Dağıtım AŞ, ... Dağıtım Pazarlama AŞ, ... .... ..., .... Kimya Sanayi AŞ, ... Ambalaj San. Tic. AŞ, ...., .... Süt Ürünleri AŞ, .... Yapı Marketleri AŞ, ....Tic. Merk. AŞ’nin bunlardan bir kaçı olduğunu, davacının ve haksız rekabet için kurduğu .... DAĞITIM A.Ş.’nin haksız rekabeti öncesinde bahse konu şirketin geniş dağıtım ağı bulunduğunu, ancak davacı ve haksız rekabet oluşturmak için kurduğu .... DAĞITIM A.Ş.’nin haksız rekabet oluşturur eylemleri neticesinde dağıtım ağında yer alan firmalardan bazılarının, yanlış, yanıltıcı ve haksız rekabet oluşturur beyanlar neticesinde davacı ile çalışmaya başladıklarını, davacının bahse konu şirkette %30 sermaye oranına sahip olduğunu, aynı zamanda uzun yıllar, 30.09.2016 tarihine kadar, imza yetkisine sahip yönetim kurulu üyeliği ve genel müdürlük yaptığını, 30.09.2016 tarihinde şirketin olağanüstü genel kurul toplantısıyla yönetim kurulu yapısının, davacının işbu davadaki iddiasının aksine davacının kendisinin aday olmaması sonucunda değiştiğini ve davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin; ...ve ... olduğunu, ...'ün 15.07.2020 tarihinde vefat etmesinden sonra yönetim kurulu üyelerinin, ..., ... ve ... olduğunu, davacının hem imza yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi hem de genel müdürlük sıfatı dolayısıyla şirketi idare ve temsil ettiğini, şirketteki personel alımları ile dağıtım ağı ilişkisini yönettiğini, böylelikle bahse konu şirketin ticari sır niteliğindeki müşteri listesini, dağıtım ağını, ticari stratejilerini, alış ve satış fiyatlarını, iskonto oranlarını, diğer know-how niteliğindeki bilgileri öğrendiğini, bunlara nüfuz ettiğini, bulunduğu pozisyon itibarıyla davacının şirketin bütün bilgilerine sahip, belgelerini düzenleyen ve bilen, ayrıca personeli belirleme ve yönlendirmede etkin olduğunu, .... Satış Dağıtım AŞ’nin 28.09.2016 tarihinde ticaret siciline tescil edilmek suretiyle, müvekkillerinin ve davacının yönetim kurulu üyesi ve ortak olduğu şirketle aynı sektörde, 50.000 TL sermaye ile kurulduğunu, kuruluşta tek ortağının ... olduğunu, söz konusu şirketin sicil kayıtları incelendiğinde, davacı ...’ın anılan şirkete sonradan ortak olduğunun anlaşıldığını, şirketin 30.11.2016 tarihli ve 2016/3 sayılı yönetim kurulu kararıyla, ...’ın, yönetim kurulu üyesi olarak, diğer yönetim kurulu üyesi ... ile birlikte her türlü konuda münferit imzaya yetkili kılındığını, yine şirketin 27.12.2016 tarih ve 2016/6 sayılı kararıyla ...’ın genel müdür olarak atandığını, diğer sınırlı imza yetkilileri ... olup bu kişilerin ... Dağıtım A.Ş.'nin eski çalışanları olduğunu, davacı tarafından -şirketin diğer çalışanları gibi- ayartılarak... Dağıtım A.Ş. ile haksız rekabet yapmak için kurulan .... DAĞITIM AŞ'ye transfer edildiklerini, davacının işbu davayı açmaktaki gerçek amacının, kendi şirketi (.... Satış Dağıtım AŞ) için bilgi toplamak, haksız rekabet oluşturmak, şahsi husumeti nedeni ile müvekkillerine ve müvekkillerinin yetkilisi olduğu davalı şirkete zarar verip bu şirketi piyasadan silmek olduğunu, davacının yöneticiliği dönemini kapsar şekilde hazırlanmış olan 15.02.2017 tarih ve .... sayılı "Şirketin İç Denetim Tespitlerine Ait Yeminli Mali Müşavirlik Raporu"na istinaden davacı hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu ve hakkında "Hizmet Nedeniyle Görevi Kötüye Kullanma" suçu nedeniyle Bakırköy ...Asliye Ceza Mahkemesinin .... E. sayılı dosyası ile dava açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, davacının ortağı olduğu şirketin yönetim kurulu üyeliğinden ayrılıp ... DAĞITIM A.Ş adı altında bir şirket kurup şirkete karşı haksız rekabet halinde bulunduğu için kendisine karşı "haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve haksız rekabet nedeniyle tazminat" davası açılmış olup, bu davanın Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesinin... E. sayılı ilamıyla kabul edildiğini, davacı tarafın, şirkete karşı, bu davadaki talepleri ile "Şirketin Tasfiyesi veya Ortaklıktan Ayrılmaya İzin Verilmesi" şeklinde bir dava açmış olduğunu ve açmış olduğu bu davanın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E., .... K. sayılı kararı ile reddedildiğini, davacının 07.12.2016 tarihli Genel Kurul toplantısında şirket sermayesinin 2.000,000,00 TL’ye çıkarılmasına yönelik karara karşı Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E., ... K. sayılı dosyası ile sermayenin artırılması kararının iptalini dava ettiğini, bu durumun da davacının müvekkillerine karşı husumetini açıkça ortaya koyduğunu, işbu davada alınan bilirkişi raporunda şirket sermayesinin yetersiz olduğu kabul edildikten sonra sermaye artırımının öncelikle iç kaynaklardan karşılanması, sonrasında dış kaynaklara başvurulması gerektiği düşüncesi ile davanın reddine karar verildiğini, davacının Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. sayılı dosyası ile "Şirkete Kayyım-Özel Denetçi Atanması", Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile yine "Şirkete Özel Denetçi Atanması" davası açtığını, davacının her iki davasının da reddedildiğini, davacının Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. sayılı dosyası ile "Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat" davası açtığını, şirketin herhangi bir zararının olmadığını, şirketin ticari teamüllere uygun yönetildiğini davacının kendisinin de oldukça iyi bildiğini, davacının kayyım ve özel denetçi atanması davalarının reddedilmesi üzerine şirketi haksız ve hukuka aykırı olarak haksız rekabet oluşturacak şekilde denetleme, kendi şirketi için bilgi toplama ve şirketin ticari itibarını zedeleme gayesiyle 3. kez huzurdaki işbu davayı açtığını, davacı tarafın dava dilekçesinde öne sürdüğü müvekkili şirketin zorunlu organlarından yoksun olduğu, kötü yönetildiği, her geçen gün maddi zararının arttığı şeklindeki iddiaları tamamen mesnetsiz ve kötü niyetli olup, müvekkili şirket hakkında piyasada kötü algı yaratma çabasından ibaret olduğunu, davacı tarafın da talebi üzerine çağrılı genel kurulun hemen yapıldığını, yapılan genel kurulda davacının talebi üzerine genel kurulun ertelendiğini ve sonrasında Covid-19 pandemisinin 2.ve 3. dalgası nedeni ile gerçekleşen kapanma ve tedbirler nedeni ile ülke genelinde planlanan birçok organizasyon ve toplantı gibi bahse konu genel kurulun da bir müddet ertelendiğini ve az yukarıda belirttikleri gibi çağrılı olağan genel kurul toplantısının 10.12.2021 tarihinde yapıldığını, 2020-2021 yıllarına ilişkin genel kurulların ise davacı tarafın talebiyle ertelendiğini ve davacının talebiyle yapılamadığını, 2020-2021 yıllarına ilişkin genel kurulların 11.07.2023 tarihinde yapıldığını, müvekkili şirketin 27.07.2020 tarihinden itibaren müvekkilleri tarafından kanun ve ticari teamüllere uygun olarak yönetildiğini, davacının ise Covid-19 pandemisinin yıkıcı etkilerinden kurtulmaya çalışan şirketin yöneticilerine karşı dava açarak piyasada dedikodu çıkarıp ticari itibarı ile oynayarak şirketin mahvına sebep olmak istediğini, gerek ortağı olduğu müvekkili şirket ile haksız rekabet ederek gerekse bu şekilde hareket ederek açılan bu davalar ile şirketin müşteri ve pazar payını şu anda genel müdürü olduğu şirkete geçirmeye amaçladığını, müvekkili şirkete özel denetçi atanması davasının şartlarının da kesinlikle oluşmadığını, davacı tarafın uzun zamandır şirketin yönetilememesi, zarara uğraması ve hatta kapatılarak piyasadan çekilmesi yönünde çaba göstermekte ve şirketi zarara uğratmaya çalıştığını, bu durumun şirket çalışanlarının tamamına yakınını ayartıp şirketten ayrılmalarını sağlayarak kendi kurduğu şirkette çalıştırmaya başlamasından, şirket ile yaptığı haksız rekabetten ve şirketin tasfiye edilmesi için açmış olduğu davadan açıkça anlaşıldığını, davacının, ortağı olduğu şirketin satış, finans, muhasebe, depo, idari işler ve diğer kadrolarında bulunan çalışanlarının tamamına yakınını 2016 yılının 8. ve 9. aylarında ayırarak Başakşehir’de faaliyete geçirdiği ve müvekkili ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren ... SATIŞ DAĞITIM A.Ş.’de işe başlattığını, ... SATIŞ DAĞITIM A.Ş.’nin 28.09.2016 tarihinde ticaret siciline tescil edilmek suretiyle şirketle aynı sektörde 50.000,00 TL sermaye ile kurulduğunu, davacının, ortağı olduğu şirketin yönetim kurulu üyeliğinden -iddiasının aksine- kendi isteği ile ayrılıp ... SATIŞ DAĞITIM A.Ş adı altında bir şirket kurup ... SATIŞ DAĞ. A.Ş.'ye karşı haksız rekabet halinde bulunduğu için kendisine karşı "haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve haksız rekabet nedeniyle tazminat" davası açıldığını, bu davanın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... E, .... K. sayılı ilamıyla kabul edildiğini, iş bu davada davacının haksız rekabet oluşturan eylemlerinin şu şekilde sıralandığını;

a-Davacı, şirketin çalışanlarının iş sözleşmelerini feshetmeye yöneltmiş, akabinde bu kişileri ... Dağıtım AŞ’de işe başlatmış, şirketin bütün departmanlarındaki hemen hemen bütün çalışanları ayartıp böylelikle şirketi haksız rekabet yapmak suretiyle zarara uğratmıştır.

b-Davacı, şirketin müşteri bilgileri, alım-satım fiyatları gibi ticari sır niteliğindeki bilgileri ve şirket know-how’unu haksız bir surette kullanarak parazit rekabet yapmakta ve böylelikle şirketin müşteri portföyünü ele geçirmiştir.

c-Davacı, müşterilere ve tedarikçilere şirket hakkında yalan, yanlış beyanlarda bulunmakta, kendilerini şirketin devamıymış gibi tanıtmakta, böylelikle şirketin müşteri portföyüne haksız bir şekilde konmaya çalışmıştır.

d-Davacı, şirketin çalışanlarına tahsis ettiği cep telefon hatlarını önce çalışanlara, sonrasında da çalışanlardan kendileri üzerlerine geçirmiş ve böylelikle dağıtım ağında yer alan firmalar ile şirket arasındaki bağlantıyı kesmeye çalışmıştır.
Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesince, haksız rekabet davasında; davanın açıldığı tarihle davalı şirketin kurulduğu tarih arasındaki 9 aylık sürede müvekkillerinin yönetim kurulu üyesi olduğu şirketin kazanç kaybının 277.946,00 TL olduğu, ... ve ... Satış Dağıtım A.Ş. eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu, gelinen aşamada haksız rekabetin men edilmesinin mümkün olmadığı gerekçeleriyle ... ve .... Dağıtım A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulüne, haksız rekabetin tespitine, tazminat talebinin kısmen kabulü ile 277.946,00 TL'nin 28.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Dağıtım A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiğini, ... SATIŞ DAĞITIM AŞ’de 2016 yılı Ocak-Eylül dönemi için (davacının hem imza yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi hem de genel müdür olduğu dönem) iç denetim yaptırıldığını ve bu denetim sonucunda 15.02.2017 tarih ve ... sayılı “Şirketin İç Denetim Tespitlerine Ait Yeminli Mali Müşavirlik Raporu” hazırlandığını, söz konusu raporda, davacı tarafından gerçekleştirilen ve şirketin zarar görmesine sebep olan birçok husus ve usulsüzlüklerin tespit edildiğini, raporun “Sonuç” kısmında "...’nin 2016 yılı Ocak-Eylül Dönemi yasal defter kayıtları ve belgelerinin T.Ticaret Kanunu ve diğer yasal mevzuat yönünden incelenmesinde;

1-Yönetim Kurulu Üyesi .... ’ın imza sirkülerinde yer alan yetki limitini aşarak şirketin banka hesabından kendi şahsi hesaplarına toplam 2.500.000,-TL para aktardığı ve bu tutarın 45.000,-TL sini 09.07.2016,140.000,-TL sini 10.07.2016,2.315.000,-TL sini 11.07.2016 tarihinde iade ettiği,

2-Şirketin iki adet 15.670.- TL tutarındaki demirbaşının kayıtlarda yer aldığı halde sayımda fiilen bulunamadığı,
3-İşten ayrılan 5 kişiye ait 158.210,30 TL kıdem ve ihbar tazminatlarının imza sirkülerinde bu konuda yetki verilmediği, yönetim kurulu kararı olmadığı ve işten çıkarılma nedenleri belirtilmeden işten çıkarılan dört kişinin 4 gün sonra, .... ’ın ise 7 gün sonra tekrar işe girişlerinin yapıldığı ve bu elemanların sonraki tarihlerde istifa ederek işten ayrıldığı,
Şirketin 31.05.2015 tarih ve 8790 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinin 421. sayfasında yayımlanan 17.03.2015 tarih ve YKK/YNG/ 2015-1 sayılı İç Yönerge ile belirlenen Sınırlı İmza Yetkisi Atanmasına İlişkin Esaslarda yer alan yetkilerin aşıldığı, bunlara ait yönetim kurulu kararları ve işten çıkarılma tutanağı düzenlettirilmediği, aynı zamanda bu işlemlerden, yönetim kurulu üyesi ... ile çalışan .... tarafından gönderilen Ek-5/A’daki e-mailden anlaşıldığı üzere iş ve işlemlerin ...’ın talimatı ile gerçekleştirildiği ve diğer yönetim kurulu üyelerinin bilgisinin olmadığı, Yönetim Kurulu Üyesi ...’ın şirket hesaplarından eşi ..... ve kızı olan ... ile ... ’a ücret, ikramiye, sosyal yardım, kıdem ve ihbar tazminatı ile SGK işveren payları da dahil olmak üzere haksız yere fiilen çalışmadıkları halde toplam 429.543,99 TL ödettirdiği tespit edilmiştir." denildiğini, davacının, hazırlanan raporun “Sonuç” bölümünün 3. maddesinde belirtilen beş kişiyi, bu kişiler şirkette çalışırken ve şirketten kaynaklı hiçbir sebep yokken, şirketin halen ortağı ve o tarihte yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen, bu çalışanlarla birlikte hareket ederek işten çıkarılmış gibi tazminatlarını ödediğini, hemen akabinde tekrar işe başlattığını, sonrasında da bu kişilerin davacının talebi ve isteği doğrultusunda diğer çalışanlarla beraber istifa edip ayrılarak, bütün organizasyonu ... tarafından yapılan, yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü olduğu ve şirket ile aynı işi yapmak üzere kurulmuş olan ... DAĞITIM A.Ş.’de yine satış departmanında işe başlatıldıklarının tespit edildiğini, davacının yetkisiz ve sebepsiz olarak bu beş çalışanı işten çıkarılmış olarak gösterip onlara şirketin zararına olacak şekilde tazminat ödeyerek menfaat sağladığını ve bu çalışanlar nedeni ile şirketin müşteri kaybına, diğer ... SATIŞ DAĞITIM A.Ş'nin müşteri kazanmasına sebep olduğu için bu şekilde şirketi zarara uğrattığını, davacı tarafın, dava dilekçesinde, genel kurulda sorulan sorulara cevap verilmediğini, şirketin zararının saklanılmaya çalışıldığını iddia ettiğini, davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, şirketin stok devir hızının 2016 yılından sonra düşmesinin nedeninin, şirket ortaklarından ...'ın, ... ve her ikisinin birlikte kurdukları, yetkili oldukları ... Dağıtım A.Ş'nin haksız rekabet oluşturur eylemlerinden kaynaklanan sebeplerle 2016 yılında ve sonrası bayiliklerini, iş ilişkilerini ve birçok çalışan personelini kaybetmesinden kaynaklandığını, davacının 2019 yılında şirket adına kayıtlı olan ... marka binek aracın emsallerine uygun fiyatla satılıp satılmadığı, satım bedelinin hangi şekilde tahsil edildiği konusunda 2019 yılı genel kurulunda soru sorulduğunu ancak cevap verilmediğini iddia ettiğini, sorulan bu soruya daha önce cevap verilmiş olup leasing yöntemi ile alınan .... marka binek aracın ...'ye satıldığını ve ... tarafından sözleşme masrafları ve araç bedeli dahil olarak havale edildiğini, ayrıca diğer belirtilen satışlarda araçların .... PAZARLAMA LTD. ŞTİ. ile ihaleye çıkartıldığını ve ihale sonucuna göre satış yapıldığını, ... ile pazarlık usulü satış yapıldığını, yapılan satışlarda herhangi bir usulsüzlük bulunmayıp araçların yaşı, kat ettiği km, boya problemleri, hasar durumları vb gibi değer düşürücü nedenler göz önüne alınarak emsallere uygun bedellerle satış yapıldığını, şirket yönetiminin adresinin değişmesinin, şirketin .... Temizlik Gıda Mad. ve ... Mal. Dağ. Paz. Turz. San. ve Tic. A.Ş'nin kiracısı olması ve ... A.Ş'nin bina satışı yapması nedeniyle adres değişikliği yapmak zorunda kalmasından kaynaklandığını, .... Temizlik Gıda Mad. ve .... Mal. Dağ. Paz. Turz. San. ve Tic. A.Ş'nin ortaklarının ..., .... ve ... olduğunu, .... Dağı. A.Ş ve ... A.Ș’nin bankalar nezdinde ... FİRMASI olarak değerlendirildiğini, ... 'ün vefatından önce her iki şirketin de kredi limitlerinin oluşturulması amacıyla, şirketlerin birbirlerine kefalet verdiğini, ayrıca ... ün şahsi kefalet verdiğini, ...'ün vefatı ile ... varislerinden yeni kefaletler istendiğini, varislerin kefaletlerinin kabul edilmediğini, kredi limitlerinin dondurulduğunu, .... AŞ'nin, ... Temizlik A.Ş'ye verdiği kefaletin, yeni yönetim kurulu ve .... varislerinin verdiği şahsi kefaletler kabul görmediği için düştüğünü, ... Temizlik Gıda Mad. ve .... Dağ. Paz. Turz. San. ve Tic. A.Ş'nin kefil olması sayesinde .... Satış Dağ. A.Ş’nin kredi kullandığını, davacının, şirket tarafından şirket yetkilisi olan müvekkillerine fahiş oranda kira ödendiğini iddia ettiğini, oysa şirketin, müvekkillerinin sahibi olduğu adresten taşınmış olup taşınmadan önce davacının iddiasının aksine şirketten piyasa koşullarına göre almaları gereken kiradan çok daha düşük miktarda kira alındığı gibi, bununla da kalmayıp 2020 yılında Covid-19 pandemisi nedeni ile önemli ölçüde indirime gidildiğini, ... Tem. Gıda Mad. .... Malz. Dag. Paz. Dan. Tic. A.Ş., 2 kat depo, bir kat ofis kullanıyorken, kalan 5 kat ve 9000 m2 alanın .... Dağıtım A.Ş tarafından tahliye edilene kadar kullanıldığını, taşınmazda kullanılan elektrik, su, doğalgaz abonelikleri .... Tem. Gıda Mad. .... Malz. Dag. Paz. Dan. Tic. A.Ş. adına kayıtlı olup ½ oranında ... Dağıtım A.Ş'ye fatura edildiğini, davacı tarafından müvekkillerine gönderilen Beyoğlu ... Noterliğinin 07.10.2020 tarih ve .... yevmiye nolu ihtarnamede şirketin Genel Kurul toplantısının çağrı ve davet usulü ile gerçekleştirilmesinin talep edilmesinden sonra ihtarnameye Bakırköy ...Noterliğinin 04.11.2020 tarih ve .... yevmiyeli ihtarname ile verilmiş olan cevapta 2019 yılına ilişkin Olağan Genel Kurul toplantısının 13.11.2020 tarihinde yapılacağının, 2020 yılı için talep edilmiş olunan Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yapılması için herhangi bir gündemin karşı tarafça belirtilmediğinin ve şartları taşımadığı için 2020 yılına ilişkin Olağanüstü Genel Kurulun yapılmayacağının, 2020 yılı için Olağan Genel Kurul toplantısının süresinde yapılacağının kendilerine bildirildiğini, daha sonra davacı tarafın, çağrı ve davet usulü ile Genel Kurul toplantısının yapılması talebi üzerine 15.10.2020 tarih ve 2020/003 sayılı yönetim kurulu kararında belirtilen gündemle ekte sunulan 13.11.2020 tarihli 2019 Yılına Ait Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağından açıkça anlaşılacağı üzere şirketin 2019 yılına ait olağan genel kurul toplantısının 13.11.2020 tarihinde yapıldığını, genel kurul toplantısında ...’ün toplantı başkanlığına seçilmesinden hemen sonra davacının vekili olarak toplantıya katılan ....’ın söz alıp TTK 420.Maddesi uyarınca gündemin 3,4,5,6,7,8. maddelerinin görüşülmesinin sonraya ertelenmesini talep etmesi üzerine toplantının yapılacak olan ilanda belirlenen tarihte yeniden toplanmak üzere gündemin 3,4,5,6,7,8. maddelerinin ertelenmesine karar verildiğini, talep edilen bu ertelemeden sonra ülkemiz ve bütün dünyayı etkisi altına almış olan Covid-19 pandemisinin 2. ve 3. dalgası nedeni ile gerçekleşen kapanma ve tedbirler nedeni ile ülke genelinde planlanan birçok organizasyon ve toplantı gibi bahse konu genel kurulun da yapılamadığını, toplantının yapılamamasında şirket yetkililerinin herhangi bir dahli ve kusuru bulunmadığını, ertelenen 2019 yılına ait çağrılı Olağan Genel Kurul Toplantısının 10.12.2021 tarihinde yapıldığını, toplantıda ..., ... ve ...'den oluşan yönetim kurulunun 61.250 olumlu, 60.000 olumsuz oy ile kabul ve ibra edildiğini, 06.11.2022 tarihinde yapılan 2020 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı ve 13.11.2022 tarihinde yapılan 2021 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısının ise davacının talebi üzerine ertelendiğini, 2020 ve 2021 yılları için ertelenen toplantıların 2. toplantı olarak 03.02.2023 tarihinde yapıldığını ancak yine davacının talebi ile ertelendiğini, 2020 ve 2021 yılları Olağan Genel Kurul Toplantılarının 11.07.2023 tarihinde yapıldığını, bu toplantıların yapılamamasının asıl sorumlusunun davacı olduğunu, davacı 2019 yılı faaliyet raporunun geç düzenlendiğini iddia etmekte olup 2019 yılı faaliyet raporunun düzenlenmesi için 2019 yılı Kurumlar Vergisi beyannamesinin verilmesinin ve rakamların kesinleşmesinin beklendiğini, bu nedenle yıllık faaliyet raporunun geç düzenlendiğini, davacının, ortağı olduğu şirketin satış, finans, muhasebe, depo, idari işler ve diğer kadrolarında bulunan çalışanlarının tamamına yakınını 2016/8 ve 9. aylarda ayırarak Başakşehir'de faaliyete geçirdiğini ve müvekkili ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren .... DAĞITIM A.Ş.'de işe başlattığını, bu kişilerin davacı tarafından şirketten ayrıltılmaları nedeniyle şirketin 600.000,00 TL tazminat ödemek zorunda kaldığını, davacının şirkette genel müdür olarak çalıştığı dönemde edindiği şirket sırlarını, ticari bilgilerini ve müşteri portföyünü de alarak bahse konu şirkete getirdiğini ve şirkete karşı haksız rekabet oluşturacak şekilde kullandığını ve kullanmaya devam ettiğini, genel müdür olarak uzun yıllar çalıştığı için bankalar üzerinden gerek şahsi kefaletini çekerek ve gerekse şirkete zarar vermek amacı ile ekibi ile şirket hakkında olumsuz dedikodular yayarak şirketi olumsuz yönde etkilediğini, bu durumların da şirketin finansal yapısını güçlendirmeyi gerekli kıldığını, davacıdan kaynaklı birçok sebeple son dönemlerde şirketin finansal yapısı bozulmuş olup şirketin nakit ihtiyacı nedeniyle şirket ortaklarından ...’ün kendi cebinden 2.500.000,00 TL nakit para koymak zorunda kaldığını, daha önceki genel kurul toplantısında sermeye arttırımına ilişkin maddenin mahkeme kararıyla iptal edilmiş olması nedeniyle sermaye tutarının 2.000.000,00 TL'den 200.000,00 TL'ye düştüğünü, ....'ün artırdığı sermeye tutarı olan 1.800.000,00 TL’nin ortaklar cari hesabına virman edildiğini, davacı tarafa istediği bilgi ve belgeler verildikten sonra yine davacı tarafın şirketten talep ettiği 3 sayfa 19 madde halinde sorulan sorulara 2 sayfa ve 19 madde olarak 27.09.2021,13.11.2022,11.07.2023 tarihinde yazılı olarak bilgi verildiğini ve eklerin de teslim edildiğini, davacının işbu sorularına cevap verilmesi ve bilgi alma hakkının engellenmediğinin açıkça ortaya konulması üzerine bu sefer verilen cevapların eksik olduğunun belirtildiğini, davacının genel kurul toplantısında kendisine daha önce cevapları verilmesine rağmen aynı soruları tekrarladığını, davacının talebi olan bütün bilgi ve belgeler -üstelik genel kuruldan önce- yazılı olarak kendisine verilmesine rağmen genel kurulda bu bilgi ve belgelerin verilmediği algısı yaratarak işbu davaya zemin hazırlamak gayesi ile ve kötü niyetli hareket ettiğini, davacı tarafın 2020 ve 2021 yıllarında sormuş olduğu soruların tamamına da cevap verildiğini, davacının hiç bir zaman bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmediğini, 2016 yılından beri gerek mali müşaviri ve gerekse avukatı vasıtası ile bu hakkını kullanmakta olduğunu, bu durumun davacı tarafın 13.11.2020 ve 10.12.2021 tarihinde gerçekleşen Genel Kurul toplantısında 8 sayfa ve 19 maddeden oluşan metnin içeriğinde ortaya koyduğu bilgilerden, yine 06.11.2022 tarihinde yapılan 2020 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı ve 13.11.2022 tarihinde yapılan 2021 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında bilgi alma kapsamında sordukları soruları oluşturan metnin içeriğinde ortaya koyduğu bilgilerden açıkça anlaşıldığını, davacı tarafın bilgi alma hakkının hiç bir zaman engellenmediğini, toplantı öncesi kendilerine gerekli bilgilerin verildiğini ve ayrıca 27.09.2021,13.11.2022,11.07.2023 tarihinde yazılı olarak bilgiler ve ekleri ile beraber verilmiş olup davacının toplantıya hazırlık yaparak geldiğini, davacı tarafın kendisine verilen bilgilerle yetinmeyip, haksız rekabet davasında aleyhlerine delil oluşturmak için ve bilgi alma hakkının sınırlarını da aşacak şekilde hareket ettiğini, TTK’nın 437/3 maddesi ile bilgi alma hakkının sınırının belirlendiğini, bu kapsamda pay sahibinin talebinin, istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile reddedilebileceğini, pay sahibinin şirket sırlarını öğrenmek hususunda bir hakka sahip olmadığını, pay sahibi talebinin haksız olarak reddedildiğini düşünüyorsa bu doğrultuda şirketin bağlı bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurma hakkını kullanabilmesinin mümkün olduğunu, bu yönde şirkete kayyum ve denetçi atanması talepli açmış olduğu davaların tamamının reddedildiğini, şirketin eski yöneticisi müteveffa .... ’ün 2016 yılında davacıya yönetim kuruluna girmesini teklif ettiğini ancak davacının yönetim kuruluna girmeyi reddettiğini, bundan başka 10.12.2021 tarihinde yapılan genel kurula davacının katıldığını ve yine şirket yetkilisi ...’ün davacıya yönetim kuruluna katılmasını teklif ettiğini ancak davacının "azlık oyuna sahip olacağımız bir yönetim kuruluna aday olmak istemiyoruz... Yönetim kurulunun tamamını belirleyebileceğim bir yönetim kurulunda görev almak isterim" şeklinde ve 11.07.2023 tarihli genel kurulda yine;"azlık oyuna sahip olacağımız bir yönetim kuruluna aday olmak istemiyoruz." beyanında bulunarak davacının asıl amacının yönetim kuruluna girmek, şirket işleyişi hakkında bilgi edinmek, şirketin yönetimine katkı sağlamak değil, şirketin yönetiminden ayrılarak aynı sektörde faaliyete geçirdiği .... şirketi için daha fazla haksız rekabet sağlamak, müvekkillerinin yetkilisi olduğu şirketin kapanmasını sağlamak olduğunu, davacının, faaliyet raporunun gerçeğe aykırı olduğunu belirtmesine rağmen ispata yarar herhangi bir delil sunmadığını, şirketin sabit kıymetlerinin giriş ve maliyet bedelleri, sabit kıymetli listelerinde takip edilmekte olup amortisman ayrılma hususunda yasal hükümler çerçevesinde hareket edildiğini, davacının amortisman ayrılmadığına ilişkin beyanları da gerçeği yansıtmamakta olup şirketin müvekkilleri tarafından zarara uğratıldığı algısı yaratılmak istendiğini, özel denetim talebinde bulunacak pay sahiplerinin, araştırılmasını istedikleri hususları açıkça belirtmek zorunda olduğunu, davacının ortaklığın finansal ya da idari durumunu merak ettiği için özel denetim talebinde bulunamayacağını, özel denetim, belirli hedefi olmadan yapılan bir inceleme olmayıp, olayları tespit eden bir rapor niteliğinde olduğunu, davacının hangi hususa özgü olarak neden özel denetim istediğini özel denetimin hangi pay sahipliği hakkına hizmet edeceğini talebinde somut olarak ortaya koyması gerektiğini, özel denetimin amacı, pay sahipliği haklarının kullanılması için somut bilgilerin edinilmesi olduğundan, özel denetim isteme hakkını kullanan davacının daha baştan bu hakkı somut olarak hangi bilgileri edinmek üzere kullandığını açıklıkla ortaya koyması gerektiğini, genel nitelikte ve belli konulara ilişkin bulunmayan bir iddia üzerine özel denetçi atanamayacağını, usulüne uygun özel denetçi atanması talebinde bulunmayan davacının bu nedenle dahi davasının reddi gerektiğini, neticede; haksız, mesnetsiz, yersiz ve hukuki temelden yoksun olarak açılan işbu davanın REDDİNE, tüm muhakeme masrafları ile ücreti vekaletin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini” arz ve talep etmiştir.

Dava, TTK'nın 438 ve devamı maddelerinde düzenlenen özel denetçi atanması istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler Prof. Dr. .... tarafından mahkememize sunulan 02/05/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davacı’nın 5,6,7,8,9,13 ve 20 nolu maddelerde yer alan sorularının özel denetime konu olabileceği,
Maddelerin inceleme kapsamının sınırlarının aşağıda ki gibi olabileceği;
5 nolu: 2021 yılında çalışan ve işten çıkarın personel bilgileri ve 2023 yılı şirket çalışan sayısının ne olduğu ile sınırlı,
6 nolu: 2023 yılında şirketin kaç aracı olduğu, 2020 ve 2021 yılı 252-253-254 ve 255 hesap listeri ile sınrlı,
7 nolu: 2021 yılı Ortaklar cari hesabının muavin defter dökümü ile sınırlı ve varsa ortaklara ödenen maaş listeleri ile sınırlı,
8 nolu: Şirket tarafından 2021 yılında İç denetim yapılmış ise (dosyadan tespit edilememiştir), iç denetim prosedürlerinin neler olduğuna ilişkin bilgi verilmesi ile sınırlı,
13 nolu: ... Temizlik firmasının 2020-2021 yılı cari hesap ekstresi ve dayanak belgeleri ile sınırlı,
20 nolu:
2020-2021 yılı Personel Avanları hesabının muavin defter dökümü ile sınırlı, olması gerektiği yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Dava, şirket azınlık pay sahibinin, şirkete karşı açmış olduğu şirkete özel denetçi tayin edilmesi talepli davadır.

Sermaye şirketleri arasında yer alan anonim şirketlerde karar alma organları genellikle çoğunluk pay sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda kararlar aldıkları için kanun koyucu bu durumu dengelemek üzere pay sahiplerine birtakım haklar tanımıştır. Özel denetçi isteme hakkı da tanınan bu haklar arasındadır. Ayrıca anonim şirketlerde her pay sahibinin genel kurula katılma, konuşma ve öneride bulunma, oy kullanma, sermaye artırımında rüçhan hakkını kullanma, ortaklıkta kalma ve payını devretme gibi hakları bulunmaktadır. Pay sahiplerinin bu haklarını bilinçli bir şekilde kullanması için bu hususlarla ilgili yeterli bir bilgiye sahip olması gerekmektedir. İşbu sebeple Türk Ticaret Kanunu 437. Maddesinde pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme hakkı düzenlenmiştir. Özel denetçi isteme hakkı da pay sahiplerine tanınan bu bilgi alma ve inceleme hakkının devamı olarak nitelendirilebilir.
Özel denetim isteme hakkı, TTK'da “Pay sahibinin kişisel hakları” başlığı altında “Bilgi alma ve inceleme hakkı” (m. 437) takiben düzenlenmiştir (m. 438) BK'da ise özel denetim, “Pay sahipliğinden doğan ortaklık hakları” genel başlığı altında, “genel kurula katılma hakkı” ve “oy hakkı”ndan sonra gelen “denetim hakları” çerçevesinde “bilgi alma hakkı” ile birlikte düzenlenmiştir. Pay sahipliğinden doğan bir hak olması nedeniyle özel denetim isteme hakkı,esas sözleşme veya genel kurul kararı ile ortadan kaldırılamaz veya kısıtlanamaz.
TTK m. 438/1 uyarınca her pay sahibi, payının türünden bağımsız olarak, genel kurula özel denetim talebinde bulunma hakkına sahiptir. Bu, pay sahibinin bireysel hakkıdır. Pay sahibi, bu bireysel hakkını kullanabilmek için bilgi alma ve inceleme hakkını önceden kullanmış olmalıdır. Ayrıca, özel denetim isteme hakkının her bir pay sahibine ait bireysel bir hak niteliğinde olması, genel kurulda bu istemin kabul edilmesi durumuna özgüdür. Eğer genel kurul bu talebi reddederse, o takdirde pay sahibinin bu bireysel hakkı azınlık hakkına dönüşür.
Başka bir deyişle, pay sahibi özel denetim talebinde bulunmuş, ancak bu talep genel kurul tarafından reddedilmişse, bu durumda sadece azınlık mahkemeden özel denetçi atanmasını isteyebilir (TTK m. 439/1). Dilekçe sahiplerinin, kurucuların veya şirket organlarının, kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını, ikna edici bir şekilde ortaya koymaları hâlinde özel denetçi atanır. (TTK m. 439/11) Mahkeme, şirketi ve istem sahiplerini dinledikten sonra kararını verir. Mahkeme istemi yerinde görürse, istem çerçevesinde inceleme konusunu belirleyerek bir veya birden fazla bağımsız uzmanı görevlendirir. Mahkemenin kararı kesindir (TTK m. 440/1-11).
Özel denetçi talebi pay sahibinin bilgi edinme hakkının bir uzantısıdır. Her ikisinin de amacı pay sahibinin bilgi edinme ve kontrol haklarını daha efektif kullanmalarını sağlamak ve bu yolla pay sahiplerinin haklarının (örneğin sorumluluk davası veya genel kurul kararlarının iptali) kullanımını kolaylaştırmaktır.
Özel denetçi talebi bilgi edinme ve inceleme hakkının sonuca ulaştırmadığı durumlarda ikincil ve son araçtır. Özel denetçi talebinin ikincilliği TTK md. 438'den kaynaklanmakta olup şahsa, esasa ve usule ilişkin hususları kapsamaktadır. Özel denetçi talebi müessesinin ikincil nitelikte bir hukuki yol olması noktasında kanun koyucu katı bir biçimde genel kurulda önceden bilgi edinme ve inceleme hakkının kullanılıp kullanılmadığını aramaktadır. Bir başka ifadeyle pay sahibinin özel denetçi talebinde bulunabilmesi için öncelikle genel kuruldan bilgi talep edip inceleme hakkını kullanarak zamansal ve maddi olarak daha ekonomik olan yönteme başvurması gerekmektedir.
TTK'nın özel denetime ilişkin düzenlemeleri talebin zamanı hakkında açık bir düzenlemeye yer vermemektedir. Ancak anonim şirketlerde pay sahibi olmanın gereği pay sahipleri özel denetçi taleplerini prensip itibarıyla tıpkı diğer pay sahipliği haklarında olduğu gibi olağan veya olağanüstü genel kurulda ve genel kurul toplantısı süresince kullanabilirler. Bilgi edinme ve inceleme hakkında olduğu gibi bu hak her ne kadar genel kurulda kullanılabilirse de genel kurul öncesinde pay sahiplerinin özel denetim taleplerini yönetim kuruluna iletmeleri de mümkündür.
Ancak her iki durumda da bilgi edinme hakkının önceden kullanılmış olması zorunludur. Öte yandan bu hak genel kurul öncesinde kullanılmış olsa da talep hakkında karar sadece genel kurulda verilebilir.
Yukarıda da belirtildiği üzere pay sahibinin talebi üzerine Mahkemece özel denetçi tayin edilebilmesi kanunda aranan şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Mahkemenin özel denetçi tayin edebilmesi için aranan maddi koşulların başında pay sahiplerinin genel kurulda daha önceden bilgi edinme ve inceleme haklarını kullanmış olmaları gelmektedir. Bu noktada genel kurulun olağan veya olağanüstü toplanmış olmasının bir önemi yoktur.
Özel denetçi talebi müessesesinin ikincil bir hukuki yol karakterine sahip olmasının gereği olarak pay sahibi bu hakkını kullanmadan doğrudan Mahkemeden özel denetçi tayin edilmesini talep edemez. Genel kurulda bu konuda talepte bulunma, mahkemeye başvuru için tüketilmesi gerekli bir aşamadır. Bilgi edinme hakkının genel kurulda kullanılmış ancak bilgi verilmemiş olması halinde de bu koşul gerçekleşmiş sayılır.

Özel denetçi talebinin ikincil nitelikte olmasının bir başka sonucu da özel denetim talep edilen konu veya konular ile bilgi edinme ve inceleme hakkı kapsamında genel kurulda yöneltilen sorular arasında birebir örtüşme olmasa da konu bakımından ayniyet olmasının gerekliliğidir.Son olarak Özel denetimin konusu “belirli olgular” ile sınırlı olduğundan şirketin bütün işleyişi hakkında bilgi istenemez. Özel denetim sadece şirketin iç ilişkileriyle ilgili belirli hususlarda bilgi edinilmesine hizmet eden bir araçtır. O nedenle genel nitelikte örn. Bilançonun değerlendirilmesi, faaliyet raporunun denetlenmesi, pazar durumunun araştırılması gibi hususlarda özel denetim talep edilemez. Özel denetim pay sahibini ilgilendiren gerçekleri tespit eden (fact finding mission) bir araç olup, şirketin büyük bir faaliyet alanının belki bir eksiklik bulunulabileceği düşüncesiyle denetimine yani bir anlamda balık avlamaya (fishing expedition) uygun bir araç değildir. Özel denetim talep edilirken genellemelerden kaçınılmalı özel denetime konu olgular bireyselleştirilmeli örn. bilançonun veya faaliyet raporunun tamamı değil ilgili bölümünün denetimi talep edilmelidir.
Bunların dışında bir diğer koşul ise TTK m. 439/2 gerekçesinde açıkça ifade edildiği üzere mahkemece azlığın talebi üzerine özel denetçi atanabilmesi için, TK m. 438'deki koşulların somut olayda var olup olmadıklarının incelenmesidir. Gerçekten de hükmün gerekçesinde açıkça “mahkemenin, azlığın talebi üzerine özel denetçi atayabilmesi için, 438'inci maddedeki koşulların somut olayda var olup olmadıklarını incelemesinin yanında, ikinci fıkrada yer alan koşulu da araması gerekir” ifadesine yer yer verildiğinden genel kurulun özel denetim istemini reddetmesi ve akabinde azlık pay sahibinin/pay sahiplerinin TTK m. 439/1'e istinaden mahkemeden özel denetçi atanması talebinde bulunması üzerine mahkemece, TTK m. 438'deki koşulların (yani ön koşul ile maddi koşulların) somut olayda var olup olmadığının incelenmelidir.

Yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde davacı vekilinin talepleri değerlendirildiğinde,Davacının özel denetçi atanmasını talep ettiği ve genel kurullarda özel denetçi atanmasına talep ettiği konulardan; 5,6,7,8,9,13 ve 20 nolu maddelerde yer alan konular ile ilgili olarak ile sınırlı olmak şartı ile özel denetçi atanmasına,5 nolu maddenin" 2021 yılında çalışan ve işten çıkarın personel bilgileri ve 2023 yılı şirket çalışan sayısının ne olduğu,6 nolu maddenin: 2023 yılında şirketin kaç aracı olduğu, 2020 ve 2021 yılı 252-253-254 ve 255 hesap listeleri ile,7 nolu maddenin: 2021 yılı Ortaklar cari hesabının muavin defter dökümü ile sınırlı ve varsa ortaklara ödenen maaş listeleri ile,8 nolu maddenin: Şirket tarafından 2021 yılında İç denetim yapılmış ise iç denetim prosedürlerinin neler olduğuna ilişkin bilgi verilmesi ile,13 nolu maddenin: ... Temizlik firmasının 2020-2021 yılı cari hesap ekstresi ve dayanak belgeleri ile,20 nolu maddenin:
2020-2021 yılı Personel Avanları hesabının muavin defter dökümü ile sınırlı tutulmasına,diğer sorular yönünden özel denetçi atanması isteminin ise reddine,özel denetçi tayini davalarında husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterli olmasına rağmen davacının ayrıca husumeti şirket ortaklarına da yönelttiği anlaşıldığından gerçek kişi davalılar hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ ile;
a)Davacının özel denetçi atanmasını talep ettiği ve genel kurullarda özel denetçi atanmasına talep ettiği konulardan; 5,6,7,8,9,13 ve 30 nolu maddelerde yer alan konular ile ilgili olarak ... 'ın TTK'nın 440/2.maddesi uyarınca özel denetçi olarak ATANMASINA,
Maddelerin,özel denetçi incelemesi sırasında aşağıda belirtilen sınırlar çerçevesinde incelemeye tâbi TUTULMASINA,
5 nolu maddenin" 2021 yılında çalışan ve işten çıkarın personel bilgileri ve 2023 yılı şirket çalışan sayısının ne olduğu ile sınırlı tutulmasına,
6 nolumaddenin: 2023 yılında şirketin kaç aracı olduğu, 2020 ve 2021 yılı 252-253-254 ve 255 hesap listeleri ile sınırlı tutulmasına,
7 nolu maddenin: 2021 yılı Ortaklar cari hesabının muavin defter dökümü ile sınırlı ve varsa ortaklara ödenen maaş listeleri ile sınırlı tutulmasına,
8 nolu maddenin: Şirket tarafından 2021 yılında İç denetim yapılmış ise iç denetim prosedürlerinin neler olduğuna ilişkin bilgi verilmesi ile sınırlı tutulmasına,
13 nolu maddenin: ... Temizlik firmasının 2020-2021 yılı cari hesap ekstresi ve dayanak belgeleri iile sınırlı tutulmasına,
20 nolu maddenin:
2020-2021 yılı Personel Avanları hesabının muavin defter dökümü ile sınırlı tutulmasına,
b)Özel denetçiye 40.000,00.-TL ücret takdirine,ücretin ileride davalı şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacılar tarafından 2 haftalık kesin süre içerisinde Mahkeme veznesine DEPO EDİLMESİNE,
c)Özel denetim masrafı olarak 10.000,00.-TL masrafın ileride davalı şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacılar tarafından 2 haftalık kesin süre içerisinde Mahkeme veznesine DEPO EDİLMESİNE,
d) TTK'nın 441.maddesi uyarınca;
Özel denetim, amaca yararlı bir süre içinde ve şirket işleri gereksiz yere aksatılmaksızın yapılması,
Özel denetçinin, şirketin özel denetimin sonuçlarına ilişkin görüşünü alması,
Özel denetçinin sır saklamakla yükümlü olduğu hususlarının özel denetçiye ihtar EDİLMESİNE,
e) TTK'nın 441.maddesi uyarınca;
Yönetim kurulu, şirketin defterlerinin, yazışmaları dâhil yazılarının, kasa, kıymetli evrak ve mallar başta olmak üzere, varlıklarının incelenmesine izin vermesi,
Kurucular, organlar, vekiller, çalışanlar, kayyımlar ve tasfiye memurları önemli olgular konusunda özel denetçiye bilgi vermekle yükümlü oldukları hususlarının ihtar EDİLMESİNE,
f)TTK'NIN 442.maddesi uyarınca,Özel denetçinin, incelemenin sonucu hakkında, şirketin sırlarını da koruyarak, mahkemeye ayrıntılı bir rapor vermesinin İSTENİLMESİNE,
g)Özel denetçi tarafından sunulan raporun TTK'nın 442/2.maddesi uyarınca önce davalı şirkete TEBLİĞİNE ve raporun özel denetçi tarafından doğrudan Uyap portalından gönderilmemesi ve ön büroya verilmeyerek Mahkeme kalemine teslim edilmesi hususunda özel denetçiye ihtarat YAPILMASINA ve Mahkeme kalemi tarafından özel denetçi raporunun TTK'nın 442/2.maddesi uyarınca itiraz olması halinde Mahkemece bu konuda karar verildikten sonra Uyap sistemine TARANMASINA,Ayrıca özel denetçi raporunun fiziki olarak dosyada muhafaza edilmeyerek Mahkeme kasasında muhafaza EDİLMESİNE,
h)Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,

2-Davacının,...,... ve .... aleyhine açtığı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,

3-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,75.-TL harcın davalı şirketten alınarak hazineye irat KAYDINA,

4-Davacı tarafından ödenen 269,85.-TL başvurma harcı ile 269,85 TL peşin harç ve 38,40.-TL vekâlet harcının davalı şirketten alınarak davacıya VERİLMESİNE,

5-Davacı tarafından yapılan 23 adet tebligat+posta ücreti 960,50 TL, bir bilirkişi inceleme ücreti 16.000,00.-TL olmak üzere toplam 16.960,00.-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına(7/21) göre hesap edilen 5.653,50 TL yargılama giderinin davalı şirketten alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

6-Davacının kendini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00.-TL ücreti vekaletin davalı şirketten alınarak davacıya VERİLMESİNE,

7-Davalı şirket kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalı şirkete VERİLMESİNE,

8-Davalı gerçek kişiler kendilerine bir vekil ile temsil ettirdikleri anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalı gerçek kişilere VERİLMESİNE,

9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda TTK'nın 440/2.maddesinin son cümlesi uyarınca KESİN olarak taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile karar verildi.06/06/2024

"Davanın, kısa kararın 1a no'lu bendinde,Davacının özel denetçi atanmasını talep ettiği ve genel kurullarda özel denetçi atanmasına talep ettiği konulardan; 5,6,7,8,9,13 ve 30 nolu maddelerde yer alan konular ile ilgili olarak YMM TALHA APAK'ın TTK'nın 440/2.maddesi uyarınca özel denetçi olarak ATANMASINA, karar verilmiş ise de,
Mahkememizce verilen hükmün 1a nolu bendinde ; Davacının özel denetçi atanmasını talep ettiği ve genel kurullarda özel denetçi atanmasına talep ettiği konulara 5,6,7,8,9,13 ve 20 yazılması gerekirken sehven "5,6,7,8,9,13 ve 30" yazıldığı anlaşılmıştır.
Belirtilen durumun HMK'nın 304'ncü maddesinde yer alan "...diğer benzeri açık hatalar" dan olduğu ve madde kapsamında kalıp Mahkemece re'sen düzeltilebileceği anlaşıldığından,
2-Davanın, kısa kararın 1a no'lu bendinde,Davacının özel denetçi atanmasını talep ettiği ve genel kurullarda özel denetçi atanmasına talep ettiği konulardan; 5,6,7,8,9,13 ve 20 nolu maddelerde yer alan konular ile ilgili olarak YMM TALHA APAK'ın TTK'nın 440/2.maddesi uyarınca özel denetçi olarak ATANMASINA, şeklinde düzeltilmesine dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.