Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin temsile yetkili olduğu ABD'de faaliyet gösteren dava dışı ..... Inc. şirketi ile davalı arasında imzalanan yazılı dış cephe asansör satım sözleşmesi gereğince, bir adet dış cephe asansörü davalıya satılıp teslim edileceğini, sözleşmeye göre asansörün bedelinin nakit olarak ödenmeyecek, asansör bedeli karşılığında, davalı şirketin İstanbul, ....., ..... ada,.... parseldeki arsa üzerinde inşa ettiği binanın 6. kat 89 nolu ve 20. kat 270 nolu bağımsız bölümlerin müvekkili adına tapuya tescil edileceğini, dış cephe asansörünün davalı şirkete teslim edildiğini ancak davalı şirketin asansörün geç teslim edildiğini, ek masraf yapmak zorunda kaldığını iddia ederek 2 adet bağımsız bölümün müvekkili adına tescilinden imtina ettiğini, dış cephe asansörü karşılığında verilmesi sözleşme ile taahhüt edilen, asansörün teslim edilmesine rağmen davacı adına tescili gerçekleşmeyen İstanbul, ....da, ..... parseldeki 6. kat 89 nolu ve 20. kat 270 nolu bağımsız bölümlerin değeri kadar, davalı şirket sebepsiz ve karşılıksız zenginleşmiş olduğundan, TBK m.77 ve TBK m.79 gereğince kötü niyetli olarak dairelerin tescilinden kaçındığından, bağımsız bölümlerinin dava tarihindeki değerlerinin keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak tespit edilmesini ve bu dairelerin değeri kadar sebepsiz ve karşılıksız zenginleşme bedelinden şimdilik 1.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, mahrum kalınan kira getirisinden şimdilik 1.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile iş bu dava bakımından kesin hüküm itirazında bulunduklarını, dava şartı yokluğudan usulden reddine karar verilmesini, kabul görmemesi halinde, derdestlik itirazının kabulünü, derdestlik itirazının kabul görmemesi halinde, bekletici mesele talebinin kabulünü talep ettiklerini, müvekkiller aleyhine yöneltilen tüm talep, hak ve alacakların zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın yasal hak düşürücü süre içinde iş davayı açmadığını, davacının kira mahrumiyeti iddiasının taşınmazın mülkiyetinin tapu iptal ve tescil davası sebebiyle çekişmeli olmasından fer'i nitelikte bir hak olduğunu, fer'i nitelikte haklar, asıl hakkın doğumuyla ortaya çıkacağından davacının tapu iptali tescil davasının istinaf mahkemesince kesin olarak reddedilmesi dolayısıyla davacının kira mahrumiyeti hakkının doğmadığını, davacının sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı tazminat talebinin haksız ve mesnetsiz olduğundan reddine karar verilmesini, davacının tapu iptali tescil davasının kesin olarak reddedilmesi üzerine açtığı huzurdaki davadaki diğer bir talebini teşkil eden sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı tazminat talebinin de yasal şartların oluşmadığını, müvekkilnin davacı aleyhine sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığını, davacının tapu iptali tescil davasının kesin olarak reddedildiği gibi, vinçteki ağır kusura dayanan gizli ayıpların da Mahkeme tarafından esasa girilmesi halinde yapılacak yargılamada ayrıca dikkate alınmasını, müvekkili aleyhine ikame edilen iş bu haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usuli itirazları doğrultusunda usulden reddine, davanın esasına girilmesi halinde, davacı tarafın müvekkili aleyhine ikame ettiği iş bu maddi ve hukuki dayanaktan yoksun, haksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas, Büyükçekmece ...... Asliye Hukuk Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyası ile Esenyurt Tapu Müdürlüğü müzekkere cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Yargıtay HGK ..... E sayılı ..... K sayılı 01/10/2014 tarihli kararında; hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken denkleştirici adalet kuralı ve hakkaniyet gözetilerek sözleşme tarihinde satış bedeli olarak verilen paranın taşınmazın iadesinin talep edildiği dava tarihi itibariyle enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurları, memur maaşları ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücü, paranın reel değeri tespit edilerek hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.(....uyuşmazlığın devre mülkün davacıya satımına ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı sabit olup; taraflar arasında imzalanan sözleşme de geçerli olduğuna göre sözleşme sorumluluğu ve dolayısıyla TKHK nu 30. maddesi delaletiyle TBK 112. maddesindeki borca aykırılık esaslarına göre davanın çözümü yerine sebepsiz zenginleşme hükümlerine gidilmesi mümkün değildir. Öncelikle belirtilmelidir ki borç ilişkilerini düzenleyen BK da borcun kaynakları sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme gösterilmiştir. Sözleşmeden doğan sorumluluk ile diğer sorumluluk sebeplerinin birlikte bulunması halinde hakların yarışması sözkonusu olur. Davacı dilekçesinde hangi sorumluluk nedenine dayandığını açıkça bildirmediği için hakim bununla bağlı değildir. Maddi olayları açıklamak tarafa, hukuki vasıflandırmayı yapmak ise hakime aittir. Hakim davaya uygulanacak hukuksal nedeni resen araştırıp uygulamakla mükelleftir. Uygulanacak kanun maddelerinin eksik ya da yanlış göstermesi önemli olmayıp bu konuda tarafların bildirdiği hukuki sebeple de bağlı değildir (HMKnun 33. maddesi). Bu durumda davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan TBK 60. maddesinde “Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir.” düzenlemesine yer verilmiş ise de sözleşmeden doğan talebi ileri sürme imkanı varken sebepsiz zenginleşme gerçekleşmeyeceğinden bu şartlara göre inceleme yapılamaz. Başka deyişle sözleşmeden kaynaklanan bir borcun ifası ile sebepsiz zenginleşmenin iadesi taleplerinin yarışması mümkün görünmemektedir.
Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; aralarındaki sözleşme uyarınca davaya konu İstanbul, ..... ada, .... parseldeki 6. kat 89 nolu ve 20. kat 270 nolu bağımsız bölümlerin değeri kadar, davalı şirket sebepsiz ve karşılıksız zenginleşmiş olduğundan, TBK m.77 ve TBK m.79 gereğince kötü niyetli olarak dairelerin tescilinden kaçındığından, bağımsız bölümlerinin dava tarihindeki değerlerinin keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak tespit edilmesini ve bu dairelerin değeri kadar sebepsiz ve karşılıksız zenginleşme bedelinden şimdilik 1.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, mahrum kalınan kira getirisinden şimdilik 1.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili talebi ile iş bu davayı açmış olup davalının derdestlik ve kesin hüküm itirazları dikkate alınarak Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı taraf davacının temsile yetkili olduğunu iddia ettiği şirket ile davalı şirket arasında imzalanan dış cephe asansörü alım satım sözleşmesi uyarınca davalı şirkete dış cephe asansörü satışı yapıldığını, bu asansör bedeline karşılık karşı tarafın ilgili daireleri davacı adına tapuya tescil ve teslim edeceğinin kararlaştırıldığını,fakat edimin ifasına rağmen anılan yükümlülüğünün yerine getirilmediğini davacının sözleşmeye dayalı olarak aynı taşınmaz için tapu iptal talebi olmadığı takdirde denkleştirici adalet ilkesine dayalı tazminat talebinde bulunulmuştur. Yukarıda Yargıtay HGK ..... E sayılı .... K sayılı 01/10/2014 tarihli kararında da bahsedildiği gibi TBK 60. maddesinde “Bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkim, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir.” düzenlemesine yer verilmiş ise de sözleşmeden doğan talebi ileri sürme imkanı varken sebepsiz zenginleşme gerçekleşmeyeceğinden bu şartlara göre inceleme yapılamaz. Başka deyişle sözleşmeden kaynaklanan bir borcun ifası ile sebepsiz zenginleşmenin iadesi taleplerinin yarışması mümkün görünmemektedir. Davacı ise sözleşmeden kaynaklanan borcun ifasını Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas sayılı dosyasından talep etmiş ve karara bağlanmıştır bu kez de mahkememizden aynı talepleri sebepsiz zenginleşme uyarınca talebi mümkün değildir. Mahrum kalınan kira bedeli bakımından ise adına kayıtlı bir taşınmaz olmadığı, dava konusu taşınmazın mülkiyet iddiasına dair davanın red edildiği ve kesinleştiği anlaşılmakla bu talebi bakımından da davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
AÇILAN DAVANIN REDDİNE,

1-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 269,85 TL harçtan mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun 2023/6235 numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 2.340,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın reddi nedeniyle davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,

6- HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/06/2024