BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 08.10.2021 tarihinde kurucu ortaklar .... ve davalı ... tarafından kurulmuş olup, davalı yanın şirket nezdinde toplam .... payı bulunduğunu, davalı yanın, sermaye borcunu diğer ortak ..., ile arasında akdedilen kredi sözleşmesi (Tüketim ödüncü)uyarınca .....'dan aldığı borçla ifa ettiğini, bu sözleşme uyarınca davalı yanın şirketteki paylarını üçüncü kişilere devir ve temlik etmemeyi ve aldığı meblağı kredi sözleşmesi ekinde yer alan ödeme planı doğrultusunda .....'ya ödemeyi taahhüt ettiğini, ancak davalı yanın işbu sözleşmeden ve şirket ana sözleşmesinden doğan sorumluluklarına riayet etmeyerek sermaye payına katılma borcunun ifasını mümkün kılmak için ödünç verilen meblağı diğer ortağa ödeme planı doğrultusunda ödemediğini ve her ne kadar taraflarınca işbu hal kabul edilmemiş ve Ticaret Sicil Gazetesine işlenmemiş olsa da- şirket nezdinde yer alan paylarını sözleşmeye aykırı olarak üçüncü kişiye devretmeye çalıştığını, davalı yana davacı tarafından 20.07.2023 tarihinde genel kurul kararı alındığını ve Beyoğlu .... Noterliği ... yevmiye numaralı ve 1.09.2023 tarihli ihtarname gönderildiğini, Davalı yanın bu devir vaadinde bulunmasının, davacı şirketin ortağı ile arasındaki sözleşmeye aykırı olduğu gibi davacının da zarara uğratabilecek nitelikte olduğunu, nitekim davalı yanca Müvekkil şirketin ortağı ile arasındaki sözleşmeye aykırı fili üzerine şirket ortaklarınca düzenlenen genel kurulda davalının kredi sözleşmesi uyarınca beş yıl hisselerini üçüncü kişiye devretmeme borcu altında olduğunu ve bu durumun şirketi zarara uğratacak nitelikte olması sebebiyle onaylanmadığını, davalının müdürlük görevinin ise şirket ortaklarınca alınan 08.04.2023 tarihli karar ile sonlandırıldığını ve ardından Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığını, davalı tarafça, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan ödeme planına uymasının birçok kez ihtar edildiğini, ödeme gerçekleşmeyince de hisseleri alması için ödünç veren ... S.A.'ya devretmesi istenilmişse de bu talebin de sonuçsuz bırakıldığını, davalı tarafın şirket müdürü olduğu dönemde kendisine verilmiş olan banka kartından yapılan harcamalar ile davacı şirket tarafından müdürlük görevinin gereğinin yerine getirilmesi için kendisine verilen cep telefonunun iade edilmemesi sebebiyle 24.07.2023 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı'na TCK. 141. ve 155. hükümleri uyarınca suç duyurusunda bulunulmuş olup ilgili soruşturma dosyasının da hala derdest olduğunu, davalı yanın, ayrıca kendisi aleyhinde başlatılmış İstanbul .... İcra Dairesi'nin .... Esas Sayılı icra dosyasına itiraz etmemiş olup, kendisi aleyhinde yapılan fiili haciz günü müvekkil şirketin işyerinde her nedense müdürlük görevinden kalma imza sirküleri ile hazır bulunmuş, daha evvel itiraz etmediği icra takibinden kaynaklanan borcu kabul ettiğini beyan ederek, davacı şirkete ait malların haczedilmesine sebep olduğunu, bu durumdan 20.10.2023 tarihinde davacının işyerine hacze gelinmesi ile haberdar olan davacı tarafından istihkak iddiasında bulunulduğunu ve İstanbul .... İcra Hukuk Mahkemesi'nde açılan istihkak davasının ikame edildiğini, davacının şirkette aktif bir görevi olmayan, müdürlük görevi sonlanmış olan ve aylardır şirkete uğramayan davalı yan yukanda belirtilen icra dosyasından hacze gelindiği tarihte davacı şirketin işyerinde hazır olmasının rastlantısal olarak gerçekleşmediği kanaatinde olduklarını, belirtilen tüm sebeplerle davalının TIK m. 640/lli hükmü çerçevesinde belirtilen “şirket hissedarının ortaklıktan çıkarılması" talepli dava açtıklarını, anılan davaya ilişkin koşulların oluştuğunu, %7 pay sahibi ...' ın ortaklıktan çıkarılmasını, ihtiyati tedbir talebinin kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın ..... grup ile yapmış olduğu anlaşma gereği 2021 Temmuz ayı itibariyle davalı belirli bir maaş ve şirket sözleşmesinde belirtilen 7 hisse bedeli karşılığına gelen sermaye bedeli, satış şefi olarak belirlenen ücret, 2 satış komisyonu ve satışlara ilişkin hedef aşımlarında ise 0.5 ekstra komisyon kararlaştırıldığını, başlangıçta belirlenen bu miktarların ilerleyen dönemlerde iyileştirmeler yapılarak düzenleneceği taraflarca kabul edildiğini, bu hususta davacı şirket ortakları şirketin kurulumunda dosyada mübrez şirket sözleşmesi ve buna ek olarak ilgili moilde yapılacak masraflara ilişkin tahmini tutarlar ve yapılması gerekli minimum satış geliri hesap edildiğini, İlgili bu hesap dökümü uyarınca müvekkil kendisine düşen 5 milyon TL'lik cironun üzerinde bir satış yapmış olmasına rağmen diğer ortaklar tarafından bilançolora ilişkin belgeler hisse sahibi bir ortak olmasına rağmen kendisinden gizlenmiş ve sözleşme ile belirlenen komisyon ödemeleri yapılmadığı gibi 2 yıllık süreçte kardan hissesi oranında bir pay yahut bu oranda mahsuplaşma yapılmadığını, dosyaya sunulan protokolde 11. Maddede açık bir şekilde CGB'nin "mümkün olan en iyi yönetim ve işletimi sağlamak için" davacı şirketten davalıya ve CBG'ye ücret ödeyeceği kararlaştırılmış olup bu ücretlerin sözleşmeye göre fabrikanın faaliyete geçmesi ile alınacağının belirtildiğini, ancak davacı şirkete ait .... Bankası hesabının dökümü geldiğinde açık bir şekilde görülecektir ki fabrika müvekkilin çalıştığı dönem boyunca kurulamadığı gibi kiralanan binaya ilişkin aylarca faaliyete geçilmemesine rağmen bütçe planına aykırı bir biçimde sermayenin eritildiğini, bu hususta davalı çalıştığı dönem boyunca yapmış olduğu satışlar nedeniyle şirketin zarar etmesinin önüne geçen kişi olduğunu, nitekim gerektiğinde 2 ay boyunca görevi kapsamında olmamasına rağmen işçi gibi çalışarak kendi çabasıyla üretim yaptığını ve işlerin devamlılığını sağladığını, ancak bu durumda da sözleşme ile belirlenen hak edişlerini alamadığı gibi yapmış olduğu bu ekstra çalışmanın karşılığını da alamadığını, dosyada bulunan ihtarnamelerde davalının kredi sözleşmesi uyarınca ödeme planına uyulmadığı belirtildiğini, ancak şirket sözleşmesinde kararlaştırılan davalıya ait olan ana komisyon ve satışlara ilişkin hedef aşımında belirlenen ek komisyon 2 yıl boyunca verilmediği gibi şirketin ticari defterleri ve bilançoları da davalıdan gizlendiğini, bunun temel nedeninin ise elde edilen net kardan hissesi oranında davalıya bir ödeme yapılmadığı gibi buna ilişkin bir mahsup edilme dahi yapılmaması üzerine davalının alacağını net olarak hesap etmesinin önüne geçilerek kendisinin borçlu olduğu gibi maddi gerçeğin aksine bir durum yaratıldığını, davacı tarafça dosyaya sunulan kredi sözleşmesinine göre şirkette kar payı dağıtılması halinde davalının kredi borcundan gerekli mahsup işlemlerinin uygulanması gerekirken davacı şirketçe gerekli mahsup işlemleri asla uygulanmadığını, Şirkette 2 yıl boyunca kar dağıtımı yapılıp yapılmadığı, yapıldığı ihtimalde neden davalının borcundan mahsup işlemlerinin yapılmadığı veya kar dağıtımı yapılmadıysa neden yapılmadığı hususlarında davacı tarafın davalıya hiçbir açıklama yapmadığını, kuruluşta belirlenen tahmini bütçe planlamasına ilişkin şirketin zarar etmemesi açısından hesap edilen satış tutarının hayli üzerinde net kar elde eden müvekkil ortaklar tarafından bilançonun gizlenmesi ve buna ilişkin bilgi ve belgeleri inceleyememesi ayrıca sözleşme gereği hak kazandığı tutarlara ilişkin bir ödeme yapılmaması yetmezmiş gibi maddi gerçeğin aksine kendisine borçluymuş gibi bir tutum sergilenmesi üzerine satış yetkilisi olarak başladığı süreçte sürekli olarak kendi görevi dışında üretimden bütün organizasyona tüm sorumluluğun Üzerine yıkılması ve bu doğrultuda yüklenen sorumluluk ile orantılı olarak aldığı ücrette bir değişiklik yapılmaması yetmezmiş gibi sözleşmede belirtildiği üzere CBG'den de destek alamaması üzerine hisselerinin satın alınması yönünde ortaklara bildirimde bulunulduğunu ancak ortakların sürekli olarak davalıyı geçiştirerek oyalamaya çalışıldığını, ..... Tekstil Sanayi ve Üretim Limited Şirketine ait ....Bankasında bulunan hesaptan davalıdan habersiz diğer ortaklar tarafından 1.000.000,00 TL çekildiğini, İlgili bu işlemde banka hesap dökümünün celbi ile ortaya çıkacağını, davalının yapılan kredi ve şirket sözleşmesi uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği açık bir şekilde ortada olduğunu, sürekli olarak yurt dışından kullanılan bu hesapta yapılan harcamalar itibariyle davalının herhangi bir şekilde davacı firmaya sermaye payının ödenmesi bakımından borçlu olduğu iddiasını kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı dilekçesinde davalının aylarca şirkete uğramadığını belirtmişseler de bu hususta eksik bilgi verildiğini, davalının davacı şirket ortaklarının kendisine karşı olan davranışlar ve alacaklarının ödenmemesi nedeniyle kendi rızası ile müdürlük görevinden ayrıldığını, ancak hali hazırda şirket ortağı olmasından dolayı şirkete gittiği bir zamanda kolluk kuvvetlerine asılsız bir ihbarda bulunmak suretiyle müvekkilin itibarını zedeleyici eylemlerde bulunduklarını, davacı tarafından, davalının hisselerini şirket dışı 3.kişiye satmaya çalıştığını ve bu nedenle ortağın haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması gerektiğini iddia edildiğini, ancak davacı tarafın, vuku bulan olaydaki maddi gerçeklerden bahsetmediğini, davalının kendisine ait hissesini ortaklardan birine satmak istediğini bütün ortaklara şifahen defalarca bildirildiğini, ortaklarla bu hususta birçok kez görüşme yapıldığını, ancak hiçbir ortağın, müvekkilinin bu talebine olumlu yaklaşmadığını ve davalının hissesini almak istemediklerini, davalının, şirket hissesini satmak istediğini ortaklardan.... üzerinden 16.08.2023 Tarihinde atmış olduğu mesaj ile yazılı olarak bildirdiğini, davalı tacir olmadığından dolayı bu bildirimi yazılı olarak yapma mecburiyeti dahi yokken üzerine düşen yükümlülüğü sonuna kadar yerine getirerek diğer ortağa hissesini alması için yazılı teklifte bulunduğunu, ancak ortak olan .... bu mesaja karşı hiçbir dönüş yapmadığını, davalının bütün çabalarına rağmen ortaklara hissesini satmayı başaramadığını bu kapsamda davalının, şirket dışı 3.şahısla bir anlaşma yaptığını ve şirketteki hisselerini bu şahsa sattığını, davacı tarafından, davalı aleyhine başlatılan İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı dosyasından ileri gelen şirkette gerçekleştirilen haciz işleminin davalı tarafından kasıtlı yapıldığını ve şirketi zarara uğrattığını iddia edildiğini, öncelikle davacı tarafın iddiaları gerçeklikle bağdaşmadığını, davalının son çare olarak şirketteki hisselerini Beyoğlu .... Noterliği'nde 22/08/2023 tarihli ... yevmiye sayılı pay devri sözleşmesiyle ... 'ye devrettiğini, tarafların hisse bedelinin 750.000,00 TL olarak devralan .... tarafından davalıya ödenmesini kararlaştırdıklarını ve aynı tarihte ödemenin devralan tarafından davalıya gerçekleştirdiğini, ancak davacı şirket genel kurulu 20.07.2023 tarihli genel kurul kararıyla hisse devrine onay vermediğini ve hisse devir işleminin iptal olduğunu, bunun üzerine noterdeki işleme göre hisseyi devralan ....nin müvekkiline karşı icra takibi başlattığını, daha sonra alacaklı ... tarafından icra takibi kapsamında davalının ortağı olduğu şirkete haciz işlemi için gelindiğini, yaşanan olayda davalının herhangi bir kötü niyeti bulunmadığını, davacı tarafın, davalıya yönelik iddialarının soyut ve mesnetsiz olduğunu, davalının herhangi bir icra dosyasında borçlu olmasının, şirket ortaklığından haklı nedenle çıkarılması için haklı sebep oluşturmayacağını, işbu davayı açmak için ortaklıktan çıkarmaya yönelik genel kurul kararı eksikliğinden mütevellit davanın usulden reddine, aksi takdirde haksız açılan davanın esastan reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacı ...'nden taraflar arasındaki sözleşmeye uymadığından bahisle davalının ortaklıktan çıkarılması talebidir.
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi mahkemenin 01/11/2023 tarihli ara kararı değerlendirilmiş ve ihtiyati tedbir talebinin reddedilmiştir.
Tedbire ilişkin ara kararın davacı vekilinin istinaf yoluna başvurmasıyla istinafa gönderildiği İstanbul BAM ... Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar sayılı ilamı 22/02/2024 tarihli kararı ile İstinaf Başvurusunun esastan kesin olarak reddedilmiştir.
Mahkememizce İstanbul Ticaret Sicil Memurluğundan dava konusu ...'nin sicil kayıtları celbedilmiş ve ... sicil no ile kayıtlı olduğu görülmüş ve incelenmiştir.
Dava Dilekçesi ekinde sunulan 20/07/2023 tarihli Davacı Şirketin ortaklar kurulu kararı incelenmiştir,
Mahkememizce ...'nin defter ve kayıtlarının bilirkişi heyeti marifeti ile incelenmesine karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 29/04/2024 tarihli raporda özetle; davacı şirketin, incelemeye sunulan 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defteleri noter tasdikine tabii defteler olup, TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yapıldığı, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, Davacı şirketin toplam 10.640.000,00 TL sermayesinin, %51.69'una tekabül eden toplam 5.500.000,00 TL'sinin ödenmiş olduğu, davalı ...'ın toplam sermaye payının 805.000,00 TL olup. şirketin toplam sermayesi olan 10.640.000,00 TL içerisinde, davalının ödenmiş sermaye payı 87,57 olup, toplam ödenmiş sermaye 5.500.000,00 TL içerisinde, davalı tarafından, ödenmiş sermayenin $7'sinin ödendiği, davalının, sadece diğer ortaklar gibi ödenmemiş sermaye kapsamında sermaye payına düşen 420.000,00 TL sermaye borcu olduğu, davalının sadece sermaye ödemesi için 13/01/2022 tarihli kredi sözleşmesi ile kredinin kullandırıcısı ... 'den aldığı 24.000 EURO kredi ile ilgili borçluluğundan söz edilebileceği, 01/06/2023 tarihli ilk 1.680,00-€'luk ödemesinin dava tarihi 25/10/2023 tarihi itibariyle yapılmadığı ancak davacı vekilince, dava dilekçesinde; davalı tarafça, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan ödeme planına uymasının birçok kez ihtar edildiğini, ödeme gerçekleşmeyince de hisseleri alması için ödünç veren ... S.a.'ya devretmesi istenilmişse de bu talebin de sonuçsuz bırakıldığını,” iddiasına yer verilmiş olmasına karşın yapılan incelemede, davalı tarafından kullanılan kredinin ilk taksidinin 01/06/2023 olduğu ve dava tarihi 25/10/2023 itibariyle ilk taksit için dört(4) aylık bir gecikme olduğu, davacı şirkette kar payı dağıtımı ile ortakların payına düşen tutarların borçlarından mahsup edileceği şirket sözleşmesinde belirtildiği halde, gerek 2021 gerekse 2022'de kar eden şirkette kar dağıtımı yapılmamış olamsı sebebi ile ortakların ve özelinde davalı ortak ...'ın bu imkandan faydalandırıımamış olduğunun anlaşılmasının yanı sıra, davacı vekilince“...davalının, borcunu ödemesi konusunda birçok kez ihtar edildiği” iddiası incelendiğinde 31/12/2022 itibariyle davalının da alacaklı olarak aralarında yer aldığı ortakların şirketten alacaklı oldukları, davacı şirketin; Ortak ....' e; 1.006.643,48 EURO, Ortak ....'e ; 94.345,00 TL, ortak ...'a; 36.120,00-7L borçlu olduğunun kayıt altına alındığı, davacının davalının şirketten çıkarılması için haklı nedenlerin oluştuğu yönündeki iddiasının ispata muhtaç olduğunun tespit edildiğini bildirmişlerdir.
6102 sayılı TTK'nun 640/3 maddesinde; "Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır." hükmü düzenlemiştir. Yine aynı Kanunun genel kurulunun yetkileri başlıklı 616/(1)-h.maddesinde bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması hususunun genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayıldığını, yine aynı yasanın önemli kararlar başlıklı 621/(1)-h.madesinde ise bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması için de genel kurul kararıyla temsil edilen oyların en az 2/3'ünün ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği düzenlenmiştir, bu hüküm uyarınca bir ortağın şirketten çıkarılması yetkisi ve Mahkemeden çıkarılmasını talep etme hakkı münhasıran şirkete aittir ve genel kurulca karar alınması gerekmektedir.
Bir ortağın haklı nedenlerle ortaklıktan çıkarılması TTK'nın 640. maddesinde düzenlenmiştir Ancak haklı sebep sayılacağı ise maddede belirtilmemiştir.
Bu durumda şirketin çalışmasını, devamını, ortaklarına kazanç sağlamasını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getiren davranışların haklı neden olarak kabulü gerekmektedir. Kuşkusuz haklı nedenler sınırlı olmayıp, iddia edilen eylemlerin haklı neden oluşturup oluşturmadığı her somut olayın özelliğine ve koşullarına göre değerlendirilmesi gerekir.
Her ne kadar Dava Dilekçesine ekli olarak Davacı Şirketin 20/07/2023 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı dosyaya sunulmuş ise de bu karar ile davalı şirket ortağı ...'ın şirketi zarara uğrattığı iş ve işlemlerine ilişkin hukuki sürecin başlatılmasına karar verildiği TTK'nın 621/1-h maddesi niteliğinde aranan ve dava şartı olan ortaklıktan çıkarma kararı olmadığı gibi ortaklar arasında yapılan sözleşme göre davalının borcunu ödememesi şirket sermaye borcunun yerine getirilmemesi haklı sebep oluşturmayacağı cep telefonun aidesi için yasal işlemlerin başlatıldığı anlaşılmakla ispatlanmayan davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile 157,75 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına
5-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/07/2024