Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil aleyhine davalı tarafından .... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı takip dosyası başlatıldığını, ancak açılmış olan işbu takip açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğu gibi müvekkil şirketin icra takibine konu olan miktarda borcu da bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisi ... ile davalı ... arasında daha önceden bir takım borç mahiyetinde şahsi para alışverişi olduğunu, işbu borç alışverişi kapsamında müvekkil firma yetkilisi olan ... tarafından bir kısım, davalı ...'e iade edilmiş ise de pandemi gibi nedenlerle ticari faaliyetlerinin kötüye gitmesi nedeniyle tamamı iade edilemediğini, bunun üzerine davalı müvekkil şirket yetkilisi olan ...'a baskı kurarak bu borç alışverişi hususunu, ticari bir ilişkiye sokmaya çalışarak haksız ve kötü niyetli davranmaya başladığını ve bunun devamında baskı altında bir takım evraklar imzalatarak müvekkili zora soktuğunu, davalı tarafın müvekkili baskı altına alarak imzalattığı bir takım evraklar sonucunda yine davacı müvekkil şirket ile davalı ... arasında icra takibine konu olan 30.06.2021 düzenleme tarihli, 01.03.2022 tediye tarihli, 3.000.000,00 TL değerinde kambiyo senedi imza edilmişse de; işbu kambiyo senedi de baskı altında ve müvekkilin rızası dışında ve zorla imzalatıldığını, öyle ki söz konusu kambiyo senedinde ki " 30.06.2021 tarihli Düzenleme Tarihi" davalı tarafından senette tahrifat yapılarak eklendiğini, söz konusu senet, davacı müvekkile zorla 2022 senesinde imza ettirilmesine rağmen davalı tarafından senede 1 sene öncenin tarihi atılmış ve senedin daha önceden düzenlendiğine ilişkin kanaat gösterilmeye çalışılmışsa da; yapılan işlem başlı başına tahrifat işlemi olup evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğunu, Mahkememizce senet üzerinde yapılacak adli tıp incelemesi söz konusu senedin tahrifata uğradığını ortaya koyacak olup "... testi ve Mürekkep Yaşının Tespiti" 'ne ilişkin testler, bahse değer gördüğümüz bu hususları açıkça ortaya koyacağını, bu kapsamda ayrıca davalıya karşı savcılığa suç duyurusunda bulunma hakkımızı saklı tuttuklarını beyan ettiklerini, davacı müvekkili borçlu göstermeye çalışılan evrak dahi sahte olup tamamıyla davacı müvekkilin ailevi ve ekonomik sıkıntıları kapsamında girdiği ruhsal bunalımdan faydalanılarak tanzim edildiğini, bu kapsamda; tahrifat yapılmış olan kambiyo senedine konu olan bedele ilişkin taraflar arasında ne bir ticari ilişki nede bir para alışverişi olduğunu, işbu hususlar hem banka kayıtları hem de taraflar arasında var olan vaki görüşmeler ve yazışmalar ile birlikte tanık beyanları ile de sabit olduğunu, icra takibine konu olan kambiyo senedindeki yazılı miktara ilişkin hiçbir para alış - verişi olmadığı sabit olduğunu, davalı taraf, müvekkil şirket yetkilisi ...'a yalnızca 700.000,00 TL değerinde şahsi borç verildiğini, akabinde ise müvekkil şirket yetkilisi olan ... söz konusu borcu, peyder pey davalı tarafa parça parça bir kısmını ödediğini, Mahkememizce banka kayıtları celp edildiğinde; hem müvekkile ödenen hem de müvekkilin borcuna karşılık iade ettiği rakamlar ortaya konulacağını, bu kapsamda müvekkilin, davalı taraftan aldığı 700.000,00 TL borç karşılığında ödedi rakamların mahsubu 400.000,00 TL - 450.000,00 TL civarında bir borcunun kalacağa banka dekontları ile ortaya konulacağını, ancak bu süreçten sonra müvekkilin işlerinin kötüye gitmesi ticari bir dar boğazın içerisine girmesi sebebiyle bakiye kalan bedelin ödemesi gecikmiş ve işbu gecikme davalı tarafın kötü niyetli amaçlarının ortaya çıkmasının önünü açtığını, bu süreçten sonra davalı taraf hem müvekkil üzerinde hem de müvekkilin öz ailesi üzerinde baskı kurarak, kendilerini tehdit etmeye başlamış ve bakiye alacağını farklı yöntem ve tehditler ile ileri sürmeye başladıklarını, öyle ki bu dönemde müvekkil şirket yetkilisi o kadar baskı altında tutulmuştur ki; bu süre zarfında öz ailesi ile de çalkantılı bir döneme girmiş ve sonunda boşanmak zorunda kaldığını, hem ailesi ile girdiği sıkıntılı bu dönem hem de ticari faaliyetlerinde ki sıkıntılı dönem müvekkili, psikolojik olarak bunalıma süreklemiş olup bu süre zarfında müvekkil şirketin diğer borçları ile şirketin girdisini - çıktısını bilmeden şirket yetkilisi ...'ın ailesi ilgilenmeye ve kapatmaya çalıştığını, bu tasarruflar ile borçlar kat ve kat arttığı gibi bir de davalının hem ... hem de ailesi üzerinde ki baskısı ayyuka çıktığını, bu süre zarfında davalı ... hem fiziksel olarak hem de aracılar vasıtasıyla müvekkili ve ailesini baskı altına aldığını, müvekkilin ve ailesinin depresyonel işbu halini de kullanan davalı taraf müvekkili borçtan kurtaracağı vaadiyle daha da kıskacı altına almış ve işbu davaya konu olan senedi güvencesi olduğu bahsiyle imzalatmaya kadar götürdüğünü, müvekkil şirket tarafından alınan ve yapılan ödemeler gerek tanıklar gerekse ilgili dekontlar ile sabitken; 3.000.000,00 TL değerinde fahiş miktarda bir senedin zorla imzalatılmış olması ve geri iade edilen miktarlar göz önünde dahi bulundurulmaksızın takip başlatılması açıkça haksız olup hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bununla birlikte .... İcra Müdürlüğü 2022/... E. Sayılı dosyası üzerinden açılan takip kapsamında güncel borç miktarı şuanda ki miktarı olan 3.926.243,95 TL'ye ulaştıktan sonra davalı tarafından bu haliyle müvekkil şirketten ödenmesi talep edildiğini, güncel borç miktarı da göz önünde bulundurulduğunda davalı tarafından verilmeyen bir borçtan kaynaklı olarak söz konusu icra takibinin açılmış olması ve faiz işledikten sonra talep edilmesi açıkça kötü niyetli hareket etdildiğini ortaya koyduğunu, müvekkil şirket alanında tanınmış ve bilinen bir ticari firma olmakla birlikte söz konusu icra takibinden kaynaklı olarak haciz tehdidi altında olup işbu durumdan dolayı yürütmüş olduğu ticari faaliyetleri yürütemez hale geldiğini, davacı müvekkil şirketin bu denli mağdur olduğu ve maddi bir yıkıma uğradığının açık olduğu, haksız ve hukuka aykırı şekilde açılmış olan takip göz önünde bulundurulduğunda sayın mahkemeniz nezdinde teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, mahkemeniz aksi kanaatte ise makul bir miktar da teminata karar verilmesini talep etmemiz zaruri bir hal aldığını, bununla birlikte, müvekkil şirket adına kayıtlı olan ... plakalı araçlar üzerinde hem haciz hemde yakalama tedbiri konulduğunu, bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda müvekkil şirket nezdinde faaliyetlerini yürütme olanağının tamamen önünde geçilmiş olmakla birlikte taşkın haciz söz konusu olduğunu, açıklanan işbu sebeplerle öncelikle .... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı takip dosyasının teminatsız olarak müvekkil nezdinde tedbiren durdurulmasına, Mahkeme aksi kanatte ise uygun ve makul bir miktarda teminata karar verilmesini, davacı müvekkil şirketin davalı / alacaklı tarafa icra takibi kapsamında borcunun olmadığının tespitine, bu bağlamda menfi tespit davasının kabulüne, davalının kötü niyetli olmasından dolayı %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava ettikleri anlaşıldı.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı, davalı şirket yetkilisi arasında bir takım borç ilişkisi olduğunu, müvekkilini baskı altında bir takım evraklar imzalattığını iddia ettiği, bu iddiaların tamamen mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun, mahkemeyi yanıltmaya yönelik iddialar olduğunu, icra takibine konu senedin, müvekkili ile şirket arasındaki ticari ilişkiye dayanan ve şirket yetkilisi tarafından hiçbir surette baskı olmadan imzalanmış bir senet olduğunu, davacının dilekçesinde plakalarını belirtmiş olduğu araçlarla ilgili olarak müvekkilinin, davacıya nakdi para verdiği, araçların işletilmesinden elde edilen gelir, kar payı olarak taraflarca bölüşüleceği konusunda anlaşıldığı, davacı, müvekkili tarafından verilen borca karşılık davalıya icra takibine konu senedi verdiği, baskı altında imzalatma olmadığı gibi borcun ödenmemesi, davacının elde etmiş olduğu kazançtan da kişisel borçları nedeniyle kar payı vermemesi sonucu, müvekkilinin senedi icra yolu ile tahsil etme yoluna gitmek zorunda kaldığı, davalının mağdur olduğu, icra takibine konu senedin gerçek bir senet olduğu, davacının davayı kötüniyetli olarak açtığı, parça parça şirket yetkilisine davacı şirkete araç alınması için paralar gönderildiği, işletmede kullanılmak üzere alınan araçların ... olduğu, bu araçların (bakımları, eksikleri vs.) dahil olmak üzere müvekkili tarafından gönderilen paralarla alındığı, şirket adına tescil edilen araçların, transfer işlemlerinde kullanıldığı, sonuçta elde edilen gelirden kar payı bölüşülmesi konusunda anlaşma yapıldığı, ancak davacının araçları işletmiş, elde edilen gelirden kar payı müvekkiline verilmediği, bunun üzerine müvekkilinin icra takibine konu senedin tahsili yoluna gitmek zorunda kaldığı, davacının borcu ödemekten kaçtığı, haciz konulan ve haklarında yakalama çıkarılan araçların, davacı tarafından gizlenmekte, alacağın tahsiline engel olunmaya çalışıldığı, tüm açıklanan nedenlerde haksız ve mesnetsiz davanın reddine, alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; .... İcra Müdürlüğü 2022/... E. Sayılı dosyası, Banka Dekontları, Tanık, İsticvap, Yemin, Bilirkişi İncelemesi, Karşı tarafın sunacağı delillere karşı ve tamamlayıcı delil sunma hakları saklı kalmak kaydıyla her türlü yasal delile dayanmışlardır.

İcra dosyası;
.... İcra Müdürlüğü 2022/... E. esas sayılı dosyası sureti celp edilerek dosyamız arasına alınmış olup, takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ... borçluların ... ve ... Otomotiv Tic. Ltd. Şti. olduğu, 3.000.000,00 TL bono alacağı, 182.527,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.182.527,40 TL alacak için 21/07/2022 tarihinde takibe girişildiği görülmüştür.
Tanık beyanları;
Davacı tanığı ... mahkememizdeki beyanında: Ben davalıyı tanımıyorum. Ancak oğlum ... işleri bozulunca 2022 yılında bu şahıstan 600.000 - 700.000 TL civarında borç para almış. Ödeme yapamayınca bu şahıs bizim eve geldi. Alacağı olduğunu söyledi, "beni mağdur etmeyin" dedi. Sonra biz de ona elden 30.000 TL civarında para verdik. Birkaç gün sonra tekrar eve geldi. Oğlunuza yardımcı olacağım dedi. Biz de yardımcı olacağını düşünürken önce eşime senet imzalatmak istemiş. Ancak eşim kabul etmemiş. Daha sonra dava konusu senedi oğluma imzalatmış. Oğluma "sen imzalamazsan babana senedi imzalatırım" demiş. Benim bunun dışında bilgiye ve görgüye dayalı bilgim yoktur. Bildiklerim bundan ibarettir. Ben davalı ile oğlum arasındaki ilişkinin ne boyutta olduğunu, nasıl olduğunu daha öncesinde bilmiyordum şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... mahkememizdeki beyanında: Ben davacı şirket yetkilisi ...'ın kuzeni olurum, kendisini iyi tanırım. Daha önce kendisine borç verip almışlığım vardır. İşleri bozulunca davalıdan da 700.000 TL civarında borç almış. Ancak ödemeyince davalı konuşmak için evlerine geldi, o esnada bende orada bulunuyordum. Konuşmada davalı oldukça yapıcı sözler söyledi. El birliğiyle davacıyı bu durumdan kurtarmaktan bahsetti. Alacağı konusunda anlayış gösterdi. Bunun üzerine davalının makul yaklaşması nedeniyle biz öncelikle davacının diğer borçlarını ödemeye başladık. Fakat bu durumdan haberdar olan davalı kendisine olan borcun ödenmeyeceğini düşünerek ...'ın babasından bir cami ya da hayır kuruluşuna bağışta bulunmasını istemiş. Hatta bağışta bulunduğuna dair boş bir belgeyi imzalatmaya çalışmış ancak ...'ın babası kabul etmemiş. Bu aile içinde konuşuldu. ... bu durumu öğrenince davaya konu olan senedi imzalamış. Bu senedi imzaladığından kimsenin haberi olmadı. Sonradan bize söyledi, nasıl ve hangi koşullarda imzaladığını bilmiyorum. Bana "ben çok kötü bir şey yaptım, boşanma arifemden sonra mantıksız karar verip böyle bir şey yaptım" dedi. Bildiklerim bundan ibarettir. Boşanması Mayıs ayının ortalarındaydı, sanırım senedi Mayıs 2022 tarihinde imzalamış benim ise Haziran ayında haberim oldu. Davalıya, davacı eline para geçtikçe borcunu ödemek için ufak meblağlar ile para gönderiyormuş. Sonrasında davalı Mart/Nisan 2022 tarihinde kirasını ödemeyecek durumda kalınca bizden "bari kiramı ödememe yardımcı olun" dedi. O gün kendisine 30.000 TL ödemiştik şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ... mahkememizdeki beyanında: Ben davalının kardeşi olurum. Davalı ile davacı şirket yetkilisi olan ...'ın 5 adet ... aracın ... adına alınarak işletilmesi hususunda bir ticari ilişki olduğunu biliyorum. Daha doğrusu bu araçların alımında davalı kendisine bir miktar para vermiş. Dava konusu senet davalının vermiş olduğu paraların geri alınmasına ilişkindir. Akabinde ...'ın babasıyla davalı görüşmüş, davalı bana davacının babasının borcunu kabul ettiğini söyledi, ancak ben ne senedin tanzim edildiği koşullara tanığım ne de babasıyla görüştüm, bildiklerim, davalıdan duyduklarımdır şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ... mahkememizdeki beyanında: Davalı benim amcam olur. Kendisi şu anda emekli. Bir ara yolcu transferi işi yapıyordu davacı şirket yetkilisi ... Bey ile. 2021 yılında davalı ile davacı şirket yetkilisi birlikte iş yeri açtılar, ben de yanlarında çalıştım. Araçların ...işlerine bakıyordum. Amcam bu esnada araç alımı için davacı şirket yetkilisine para verdi. O zamanın parasıyla yaklaşık olarak 3.000.000,00 TL civarında para vermişti. Bunun karşılığında 5 adet ... araç almışlardı. İşler bozulunca ben işten ayrıldım. Sonrasında ofisi kapattılar. Araçların akıbeti hakkında bir bilgim yoktur. Ancak davalı parasını almak için önce ...'ın babasıyla konuşmuş, dava konusu senet tanzim edilirken ben yanlarında bulunmuyordum. Bu nedenle hangi koşullarda imzalandığına ilişkin bilgim yoktur şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ... mahkememizdeki beyanında: Taraflar benim arkadaşımdır. Aralarında alacak verecek meselesinden dolayı ihtilaf çıkmış, beni aralarını bulmak için çağırdılar. Yanımızda ...'ın annesi ve babası da bulunuyordu. Burada ...'ın davalıya 5 adet minibüs nedeniyle 5.000.000,00 TL borcu olduğu konuşuldu. 3.000.000,00 TL'lik senedi ... benim huzurumda imzalayarak verdi. Kalan 2.000.000,00 TL ödemek hususunda ...'ın babası söz verdi. Bu konuşma Kemerburgaz'da ...'ın evinde gerçekleşti. Herhangi bir zorlama söz konusu değildir. ... kendi iradesi ile dava konusu 3.000.000,00 TL'lik senedi imzalayarak verdi. Bildiklerim bundan ibarettir şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ... mahkememizdeki beyanında: Davacı şirket yetkilisi ... benim uzaktan akrabam olur. ... turizm taşımacılığı yapmaktadır. Bu iş kapsamında davalı ile birlikte iş yapmışlar. Benim aralarında dava konusu olan olaylara ve senet düzenlenmesine ilişkin doğrudan görgüye dayalı bilgim bulunmamaktadır. Ancak olayları zaman zaman ...'dan duyduğum kadarıyla aktarabilirim. ...'ın davalıdan borç para aldığını ve bunları peyderpey ödediğini ancak buna rağmen davalının senet imzalattığını duydum. Bu senedin hangi koşullarda imzalandığını bilmiyorum. Ancak davalı, ...'ın babasından bu parayı isteyip senet imzalatmaya çalışınca, iş aileye intikal etmiş, bundan rahatsız olan ... bu senedi imzalamaya razı olmuştur. Bildiklerim bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur. Senedin imzalandığı tarihler yanlış hatırlamıyorsam yaz aylarıydı, 2022 Yılının Mayıs-Haziran ayları idi şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bilirkişi raporu;
Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişiler heyetinden alınan 22/09/2025 tarihli raporlarında: ''...a)Keyfiyet muhasebesel olarak tetkik olundukta, dava konusu senedin davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı; aynı çerçevede yapılan incelemede ticari defter kayıtlarına göre davacı şirket ile davalı taraf arasında herhangi bir borç alacak ilişkisinin görülmediği,
b)Takdir ve hukuki niteleme sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla; davalı tarafın ... plakalı 5 adet aracın kendi göndermiş olduğu paralarla alınmış olduğu yönündeki iddiasının doğru olduğu kabul edilecek olsa dahi; mali değerlendirmeye göre, 2021 yılı itibarıyla söz konusu araçların satın alınabilmesi için ödenmesi gereken bedel ile senet (bono) bedeli arasında aşırı orantısızlık bulunduğu, bu itibarla davalı taraf iddiasının senedin dayanağı olan temlik ilişkiyi açıklamada yetersiz kaldığının ifade edilebileceği, bu yaklaşımla bakılacak olursa sayın Mahkemenin davacı ticaret şirketi yararına hüküm kurmasının düşünülebileceği;
c)Sebepten mücerretlik ilkesine dayalı olarak, davalı yararına hüküm kurma yönündeki diğer seçeneğin de sayın mahkemece değerlendirilebileceği, (ispat yükü ile ilgili bkz: Mahmut Coşkun, İtirazın İptali, Menfi Tespit ve İstirdat, Tasarrufun İptali Davaları, 5. Bası Ankara 2019, sh 681) mütalaa emektedir...." tespit ve rapor edilmiştir.

Dava; davalı tarafça davacı şirket aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibine konu 30.06.2021 düzenleme tarihli, 01.03.2022 vadeli, 3.000.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ile kötü niyet tazminatı talebine ilişkindir.
Davacı yan; müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, takibe konu senedin davacı şirket yetkilisi ... ile davalı arasındaki şahsi borç ilişkisinden kaynaklandığını, davalının şirket yetkilisine yalnızca 700.000,00 TL civarında şahsi borç verdiğini, bu borcun bir kısmının iade edildiğini ve bakiye borcun 400.000,00-450.000,00 TL civarında olduğunu, dava konusu senedin baskı altında ve tehdit ile imzalatıldığını, senet üzerinde tahrifat yapılarak gerçek düzenleme tarihinden farklı bir tarih atıldığını, taraflar arasında 3.000.000,00 TL'lik senedi gerektirecek herhangi bir ticari ilişki veya para alışverişi bulunmadığını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunmuştur.
Davalı yan; icra takibine konu senedin müvekkili ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkiye dayandığını, müvekkilinin davacıya ... plakalı beş adet aracın alınması ve işletilmesi amacıyla nakdi para verdiğini, araçların işletilmesinden elde edilecek gelirin kar payı olarak taraflarca bölüşüleceğinin kararlaştırıldığını, davacının bu borca karşılık icra takibine konu senedi düzenleyerek verdiğini, senedin hiçbir baskı olmaksızın imzalandığını, davacının borcunu ödemeyerek elde ettiği kazançtan kişisel borçları nedeniyle kar payı da vermemesi üzerine müvekkilinin icra takibi yapmak zorunda kaldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
O halde somut olayda çekişme; dava konusu 3.000.000,00 TL bedelli bononun gerçek bir borç ilişkisine dayanıp dayanmadığı, davacı şirket ile davalı arasında senede konu bedeli karşılayacak bir ticari ilişkinin mevcut olup olmadığı, senet bedelinin gerçek alacağı yansıtıp yansıtmadığı ve davacı şirketin bu miktar bakımından borçlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Hukuki Durum:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davacı üzerinde olmakla birlikte, kambiyo senetlerinde sebepten mücerretlik ilkesi gereği senet alacaklısı temel ilişkiyi açıklamak zorunda değildir. Ancak senet alacaklısı temel ilişkiyi kendisi açıklamış ise, bu durumda açıkladığı ilişkiyi ve senet bedelini karşılayacak miktarda alacağın varlığını ispat yükü altına girer. Nitekim Yargıtay'ın yerleşik içtihadında da, kambiyo senedinin sebepten mücerretliği ilkesinin, senet alacaklısının temel ilişkiyi açıklaması halinde bu ilişkiyi ispat yükümlülüğü altına gireceği yönünde istikrar kazanmış bulunmaktadır.

Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan taraf delilleri, hükme elverişli bulunan bilirkişi heyeti kök raporu ile tüm yargılama dosyası kapsamına göre, yukarıda değinilen hukuksal durum ve somut olayın birlikte değerlendirilmesi sonucunda;
.... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalı ...'ün, davacı şirket ve şirket yetkilisi ... aleyhine 30.06.2021 düzenleme tarihli, 01.03.2022 vadeli, 3.000.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak 21.07.2022 tarihinde kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığı, takipte 3.000.000,00 TL asıl alacak ve 182.527,40 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.182.527,40 TL alacak talep edildiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi heyetince yapılan incelemede; dava konusu senedin davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ticari defter kayıtlarına göre davacı şirket ile davalı ... arasında herhangi bir borç-alacak ilişkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Öte yandan davacı şirketin ticari defterlerinin TTK'nın 64/1. maddesinde öngörülen koşulları taşımadığı, şirket aktifine kaydedilmeyen araçların bulunduğu belirlenmiş olup bu nedenle ticari defterlerin delil niteliği taşımadığı değerlendirilmiştir.
Dosyaya sunulan banka dekontlarının incelenmesinde; davalı ...'ün 14.04.2021 ile 10.12.2021 tarihleri arasında davacı şirkete değil, şirket yetkilisi ...'ın şahsi hesabına toplam 794.000,00 TL para gönderdiği, ...'ın ise davalıya 91.500,00 TL iade ödemesi yaptığı anlaşılmaktadır. Bu durumda banka kayıtlarına göre davalının davacı şirkete doğrudan herhangi bir ödeme yapmadığı, para transferlerinin tamamının şirket yetkilisinin şahsi hesabına gerçekleştirildiği görülmektedir.
Davalı yan, cevap dilekçesinde senedin beş adet aracın alımı için gönderilen paralara karşılık düzenlendiğini beyan etmiş olup, bu suretle temel ilişkiyi kendisi açıklamıştır. Kambiyo senetlerinde sebepten mücerretlik ilkesi geçerli olmakla birlikte, senet alacaklısı temel ilişkiyi açıkladığında artık bu ilişkiyi ispat yükü altına girmektedir. Davalının açıkladığı temel ilişki değerlendirildiğinde; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davalının iddia ettiği ... plakalı araçların 2014-2018 model ikinci el araçlar olduğu, ticari defterlere kayıtlı araçların alış bedellerinin her birinin 100.000,00 TL'nin altında kaldığı, bu itibarla beş adet ikinci el aracın toplam alış bedelinin senet bedeli olan 3.000.000,00 TL'nin çok altında bir miktarda olduğu, davalının açıkladığı temel ilişki ile senet bedeli arasında fahiş bir orantısızlık bulunduğu görülmüştür.
Öte yandan davalı ...'ün, davacı şirkete karşı başlattığı takibin yanı sıra şirket yetkilisi ... aleyhine de aynı alacağa ilişkin olarak .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyası ile banka havalelerine dayanarak 824.000 TL alacak için ilamsız takip başlattığı, takibe itiraz üzerine .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açtığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Tanık beyanlarının değerlendirilmesinde; davacı tanıkları ..., ... ve ..., senedin imzalandığı koşullara doğrudan tanık olmadıklarını, bildiklerini davacı şirket yetkilisi ...'dan duyduklarını beyan etmişlerdir. Davalı tanığı ... de senedin tanzim koşullarına tanık olmadığını ifade etmiştir. Davalı tanığı ..., tarafların birlikte iş yaptıklarını ve davalının araç alımı için para verdiğini beyan etmiş ancak verilen para miktarı konusunda "o zamanın parasıyla yaklaşık 3.000.000,00 TL civarında" şeklindeki beyanı, banka kayıtlarıyla çelişmekte olup inandırıcı bulunmamıştır. Davalı tanığı ... ise senedin huzurunda imzalandığını beyan etmiş olmakla birlikte, tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, taraflar arasında bir şekilde iş ilişkisi bulunduğu anlaşılmakta ise de bu ilişkinin 3.000.000,00 TL bedelli bir senet düzenlenmesini gerektirecek mahiyette olmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafın senedin baskı altında ve tehdit ile imzalatıldığı yönündeki iddiasına ilişkin olarak...Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/... Soruşturma numaralı dosyasında; adli belge inceleme/grafoloji uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporuyla senet üzerinde tahrifat yapılmadığının tespit edildiği, senedin zorla imzalatıldığı hususunda delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu değerlendirmeler ışığında; davalının davacı şirkete doğrudan herhangi bir ödeme yapmadığı, para transferlerinin tamamının şirket yetkilisi ...'ın şahsi hesabına gerçekleştirildiği, dolayısı ile davalı ile davacı şirket arasında bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının dava konusu senedi araç alımı karşılığı davacıya ödediğini ödediğini beyan ederek ihdas sebebini talil etmek suretiyle ispat yükünü devralan davalının bunu ispat edemediği, bilirkişi raporuna göre araç bedelleri ile senet tutarı arasında fahiş bir oransızlık bulunduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde dava konusu senedin ve davalı adına açılmış bir hesabın kayıtlı olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin dava konusu 3.000.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığı sonucuna ulaşılmakla davacının menfi tespit talebinin kabulü ile davacının .... İcra Müdürlüğü'nün 2022/... Esas sayılı dosyası kapsamında bulunan 30.06.2021 düzenleme tarihli, 01.03.2022 vadeli, 3.000.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, her ne kadar senet bedelinin gerçek alacakla orantısız olduğu sabit ise de, ortada usulüne uygun düzenlenmiş bir kambiyo senedi bulunduğu ve davalının bu senede dayanarak takip başlattığı gözetildiğinde, davalının takipte kötü niyetli olduğunun kesin olarak kanıtlanamadığı anlaşılmakla koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla;

1-Davanın KABULÜNE,
Davacının .... İcra Müdürlüğünün 2022/... e sayılı dosyası kapsamında bulunan 30/06/2021 düzenleme 01/03/2022 vade tarihli 3.000.000 TL değerindeki bono nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine,
Koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine,

2-Harçlar Yasası uyarınca alınması gerekli 204.930,00 TL harçtan peşin alınan 51.232,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 153.69750 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan taraftan karşılanması gerekmekle, 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 51.232,50 TL peşin harç, 25,60 TL vekalet harcı, 30.000,00 TL bilirkişi ücreti, 550,00 TL davetiye ve teskere gideri olmak üzere toplam 81.988,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

5-Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 432.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacının / davalının gider / delil avanslarından artan bakiyelerinin davacı / davalı / vekillerine iadesine,

Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/03/2026