İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... ile ..... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyanın diğer borçlusu ...'ın, ...’ın mirasçıları olduğunu, ...'ın, davacıya .... çek numaralı, keşide yeri İstanbul, keşide tarihi 10/12/2015 olan 52.000,00 TL değerinde çek keşide ettiğini, çekin karşılıksız çıkması sonucu ...... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile 22/12/2015 tarihinde icra takibi başlatıldığını, takip öncesinde 26/11/2015 tarihinde ...'ın vefat ettiğini, borçlunun vefatı bilinmeden açılan icra takibinin Bakırköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/94 esas 2020/331 karar sayılı 02/11/2020 karar tarihli ilamı ile mirası ret süresi ni beklenilmeksizin icra takibi açıldığı gerekçesi ile usulden iptal edildiğini, iptal edilen takip dosyasında işleme konulan çekle ilgili olarak son işlemin 20/11/2017 tarihinde yapıldığını, 26/11/2015 tarihinde .......’ın vefatı ile tüm malvarlığının hak ve borçları ile birlikte yasal mirasçıları davalı ... ile diğer borçlu ...’a geçtiğini, tarafların 3 ay içinde mirası reddetmediğini, mirası kabul eden mirasçıların, .....’ın davacıya keşide ettiği çekin tüm yükümlülüklerini kabul ettiklerini ve çekin borçlusu haline geldiklerini, davalı ve diğer borçlunun çekten haberdar olduklarını ve yıllar içinde ödemeye yönelik hiçbir çaba göstermediklerini, bu nedenle aleyhlerine .... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, TTK madde 732 de kambiyo senedine bağlı alacak hakkının düşme sinden sonra 1 yıl içerisinde sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak alacak hakkının ileri sürülmesinin düzenlendiğini, takibin de bu yasal düzenlemeye bağlı olarak açıldığını, davalının sebepsiz zenginleşme olmadığını, başka bir ifade ile çekin bedelinin ödendiğinin ispat yükü altında olduğunu, davalının icra müdürlüğünün yetkisine, hemde borca itiraz ettiğini, itirazların haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı uhdesine yazılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mevcut uyuşmazlıkta takip talebinde "10.12.2015 tarihinde keşide edilen 52.000,00 tl bedelli çek sebebi ile sebepsiz zenginleşilen borç miktarı" denildiğini, ancak dava dilekçesinde de belirttiği üzere çekin zamanaşımına uğraması nedeniyle kambiyo vasfını yitirdiğini, TTK'da düzenlenen kambiyo hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığını, bu nedenle davaya bakmakla görevli mahke menin asliye hukuk mahkemesi olduğunu; icra dairesinin ve mahkemenin yetkisiz olduğunu, İİK'nun 50'inci maddesi atfı ile HMK hükümlerine göre yetkili yer icra dairesi ve mahkemelerinin takip borçlusu ve davalının yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemeleri olduğunu, dava dilekçesinde davanın TTK'nun 732 maddesine dayalı olarak açıldığının iddia edildiğini,ilgili kanun maddesinde zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak belirlendiğini, bu bu talebin de zamanaşımına uğradığını, davalı temerrüde düşürülmediğinden kambiyo vasfını yitirmiş kıymetli evrakın vade tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, faiz türünün de yanlış belirlendiğini, Davacının muris ...'dan alacaklı olduğunu iddia ettiğini, mirasçıların muris öldüğünde miras hakkı üzerinde elbirliği ile malik olacağını, işbu sebeple davanın yalnızca davalı ...'a değil diğer mirasçı ...'a da açılması gerektiğini, TTK m.732 hükmü uyarınca davanın yalnızca keşideciye karşı ileri sürülebileceğini, ispat külfetinin davacıda olduğunu, bu nedenlerle öncelikle davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, aksi halde esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacının takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi'nin 18/05/2023 tarih ve 2022/435 Esas - 2023/544 Karar sayılı kararında; dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının muris ...'ın yasal mirasçıları ... ve ... aleyhine zamanaşımına uğramış çeke dayalı olarak, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde ilamsız takip yapıldığı, davalının takibe itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, takip dayanağı 10/12/2015 keşide tarihli, tanzim yeri İstanbul olan ..... çek numaralı 52.000,00 TL bedelli, hamiline yazılı çekin keşidecisinin muris ... olduğu, çek arkasında davacının cirosunun bulunduğu, yetkili hamil davacı tarafından muhatap bankaya ibraz edilen çekin karşılıksız çıktığı, çekin halen davacı elinde bulunmadının bedelinin ödenmediğine karine teşkil ettiği, karinenin aksinin ciranta ile hamil veya keşideci ile hamil arasında düzenlenmiş yazılı bir belgeyle ispat edilebileceği, davalının bu yönde bir delil sunmadığı, ödeme savunmasında da bulun madığı, cevap dilekçesinde ve takibe itiraz dilekçesinde yetki itirazında bulunulmuş ise de, yetkili mahkeme ve icra dairesi belirtilmediğinden, yetki itirazının usulüne uygun olmadığı, TMK'nun 641 ve TBK'nun 163 md gereği mirasçıların murisin borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu oldukları, aralarında zorunlu değil ihtiyati dava arkadaşlığı bulunduğu, davacının mirasçılardan birine, bir kısmına veya tamamına karşı dava açabileceği, davacının bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı, 6102 sayılı TTK'nun 6273 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 814. maddesine göre çeklerde zaman aşımı süresinin üç yıl olduğu, 6762 sayılı TTK'nun 662. maddesinde zamanaşımını kesen sebeplerin “dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayıldığı, yine, TTK'nun 730/18 maddesi göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanunun 663/2 maddesi gereğince zamanaşımı kesilince son işlem tarihinden itibaren müddeti aynı olan yeni bir zamanaşımının işlemeye başlayacağı, ayrıca, alacaklının, takibin devamını sağlayıcı nitelikte her takip işlemi ile de zamanaşımının kesileceği, TTK'nun 732/4 maddesi gereğince poliçenin zamanaşımına uğraması halinde, zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıl içinde sebepsiz zenginleşme davasının açılabileceği düzenlenmiş olup, ... mirasçıları aleyhine 28/12/2015 tarihinde ....... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibinin başlatıldığı, bu dosyada davacının takibin devamına sağla yıcı işlem olarak en son 20/12/2017 tarihinde haciz talebinde bulunulduğu, bu tarihten itibaren üç yıllık çek zamanaşımı süresinin 20/12/2020 tarihi itibarıyla dolduğu, dava konusu takibin ise 20/01/2021 tarihinde başlatıldığı, 10/05/2022 tarihinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, TTK'nun 732/4 fıkrasında düzenlenen bir yıllık süre içerisinde icra takibi başlatılmış ve dava açılmış olması nedeniyle zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, TTK'nun 732/4 fıkrası uyarınca ispat yükünün sebepsiz zenginleşmediğini iddia eden davalıda olduğu, davalının, davacıya çek bedelinin ödendiği yönünde bir savunmasının olmadığı, olsa dahi bu savunmanın ispat edilemediği, davalının davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiği gerekçesi ile; davanın kabulüne, davalının %20 oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, İİK'nun 50'inci maddesi atfı ile HMK hükümlerine göre yetkili yer icra dairesi ve mahkemelerinin takip borçlusu ve davalının yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemeleri olduğunu, davalının yerleşim yeri adresinin .... oldu ğunu; bu nedenle, yetkili icra dairesi ve mahkemelerin Balıkesir icra dairesi ve mahkemeleri olduğunu, Dava konusu takibin 10/12/2015 tarihinde keşide edilen 52.000,00 TL bedelli çekten ötürü sebepsiz zenginleşmeye dayandığını, davacının ..... İcra Müdürlüğü'nde başlattığı takibin Bakırköy 1. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/94 esas 2021/331 karar sayılı ilamı ile iptal edildiğini, bu takipte yapılan işlemler dikkate alınarak zamanaşımının hesaplanamayacağını, zira anılan takibin kamu düzenine aykırılık sebebiyle iptal edildiğini ve yok hükmünde olduğunu, bu nedenle 10/12/2015 tarihli çekin 10/12/2018 tarihinde zamanaşımına uğrayarak kambiyo vasfını yitirdiğini, davanın TTK'nun 732 maddesine dayalı açıldığı kabul edilse bile, bu hükme dayalı istemlerin 1 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu; bu durumda davaya konu alacağın 10/12/2018 tarihinde zaman aşımına uğradığını, davanın TBK'nun sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı açıldığı kabul edilse dahi, ilgili senedin 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve 10.12.2020 tarihinde zaman aşımına uğradığını, Davacı her ne kadar TK'nun 732 maddesine dayalı dava açtığını ileri sürse de; bu davanın lehdar tarafından keşideciye açılmasının mümkün olmadığını, keşideci ve lehtar arasında temel ilişki söz konusu olduğundan temel ilişkiye dayalı dava açılması gerektiğini, Mahkemenin TTK'nun 732 maddesi bağlamında ispat yükünün davalıda olduğuna yönelik değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki TTK'nun 732 maddesi keşideci ve lehtar arasında oluşan uyuşmaz lıkta uygulanamayacağından, ispat yükünün davacıda olduğunu, temel ilişkiye dayanılarak dava açılması gerektiğini(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2013/19303 E., 2014/2662 K sayılı ilamı), davalı keşidecinin mirasçısı olup kambiyo vasfını yitiren belgenin dayandığı esas ilişki hakkında bir bilgisinin olmasının kendisinden beklenemeyeceğini, murisin ölüm tarihinin 26/11/2015 olduğunu, çekin düzenleme tarihinin ise 10/12/2015 olduğunu, çek ileri tarihli olarak düzenlenebileceğinden, çekin keşidecinin ölümünden, ehliyetini kaybetmesinden veya iflasından sonraki bir keşide tarihini taşıması tek başına geçerliliğini etkilemese de ilgili süreçte zamanaşımına uğrayan ve kambiyo vasfını yitiren belgeye dayalı işlem yapılması ve ispat külfetinin de murisin mirasçılarına yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, İleri sürerek, izah edilen ve re'sen gözetilecek nedenlerle; tehir-i icra taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkeme si kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nun 732 maddesine dayalı olarak zamanaşımına uğramış çeke dayalı başlatılan ilamsız takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından muris ...'ın keşidecisi olduğu ve zamanaşımına uğramış çeke dayalı olarak, murisin külli halefi sıfatıyla mirasçılarına karşı TTK'nun 818/1-m bendi atfı ile 732 maddesi kapsamında sebepsiz zenginleşmeye dayalı ilamsız takip başlatılmış ve takip borçlularından davalının takibe itirazı üzerine eldeki itirazın iptali yine TTK'nun davası açılmıştır. TTK'nun 4/1 maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen hususlardan doğan davalar mutlak ticari dava mahiyetinde olduklarından ve görevli mahkemeler ticaret mahkemeleri olduğundan, davalının göreve yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalının dava konusu takibe itiraz dilekçesinde, icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği ve yetkili icra dairelerin Balıkesir icra daireleri olduğunu ileri sürdüğü, yine cevap dilekçesinde de icra dairesinin yetkisine itirazını yineleyerek, yetkili mahkemenin Balıkesir mahkemeleri olduğunu belirtip, mahkemenin yetkisine de itiraz ettiği, bu durumda mahkeme tespitinin aksine davalının gerek itiraz, gerekse cevap dilekçesinde yetki itirazının yanında hangi mahkemenin yetkili olduğunu da belirttiği, takip borçlularından ...'ın yerleşim yerinin Bakırköy ilçesi sınırları içerisinde bulunduğu, İİK'nun 50 maddesi atfı ile HMK'nun 7/1 fıkrası uyarınca birden fazla takip borçlusunun bulunması halinde, takip alacaklısının bunlardan birinin yerleşim yeri icra dairelerinde takip başlatabileceği, bu durumda takip borçlularından birinin yerleşim yeri itibariyle Bakırköy icra dairesinin yetkili olması nedeniyle davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalının mahkemenin yetkisine yönelik itirazı incelendiğinde ise; dava konusu takibe yalnızca davalı tarafından itiraz edildiğin den, eldeki itirazın iptali davasının da yalnızca davalıya karşı ikame edildiği, bu nedenle HMK'nun 7/1 fıkrasının davalının mahkemenin yetkisine yönelik itirazı bakımından uygulanmayacağı, davacının davasını açıkça TTK'nun 732. Maddesi kapsamında sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırdığı ve ispat yükünün anılan hükme göre davalı üzerinde olduğunu ileri sürdüğü, bu durumda temel ilişkiye dayanmayan davacı talebi bakımından HMK'nun 10 ve TBK' nun 89 maddelerinin de uygulanma alanı bulamayacağı, TTK'nun 732 maddesine dayalı sebepsiz zenginleşme davalarında, genel yetki kuralını düzenleyen HMK'nun 6 maddesinin uygulanacağı, davalının yerleşim yerinin ...... olduğu, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 07/07/2021 tarihli 608 sayılı kararı ile, yeni kurulan Balıkesir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresinin Balıkesir ilinin mülki sınırları olarak belirlendiği, buna göre eldeki davada yetkili mahkeme nin Balıkesir Asliye Ticaret mahkemeleri olduğu, mahkemece davalının süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile ileri sürülen yetki itirazının, yetkili mahkeme nin gösterilmediğinden bahisle usulüne uygun olmadığı yönündeki kabulünde isabet bulunmadığı, davalının mahkemenin yetkisine yönelik itirazının ve istinaf başvurusunun haklı olduğu sonucuna varılmıştır(bkz. Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin 2015/10045 esas 2016/4390 karar sayılı ilamı)

Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, kayıtların kapatılarak dosyanın kesin olarak yetkisizlik kararı verilmek, HMK'nun 20 ve devamı maddelerine göre işlem yapılmak üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../05/2023 tarih ve 2022/.. Esas ve 2023/... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2- Dosyanın HMK'nun 19/2,3 fıkraları uyarınca yetkisizlik kararı verilmek, HMK'nun 20 ve devamı maddeleri uyarınca işlem yapılmak üzere mahkemesine İADESİNE,

3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,

5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-c maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.