İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
TESPİT - ALACAK
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...sermayesinde bulunan %40 hissenin ...'e satışına ilişkin 30/03/1998 tarihli sözleşmeye ek 21/04/1999 tarihli sözleşme uyarınca 30/03/2000 tarihinde ödenmesi gereken toplam 16.643.000,00 USD ana para+faiz tutarındaki ikinci taksit bedelinin alıcı tarafından 03/04/2000 tarihinde, 4 gün gecikmeli olarak ödendiğini, vadesinde ödenmeyen taksit borcu için tahakkuk ettirilen 226.950,00-EUR cezai şart ve 16.811,00 USD gecikme faizinin, müvekkili idarenin 18/04/2000 tarihli yazısı ile alıcı ...'den istenildiğini, ancak ...'in 24/04/2000 tarihli yazısında taksit bedeline ilişkin havalenin 30/03/2000 tarihinde yapıldığını, dolayısıyla herhangi bir gecikmenin olmadığını ileri sürerek bu tutarları ödemediğini, müvekkili idare tarafından ...'e gönderilen 03/05/2000 tarihli yazıda söz konusu tutarların ödenmemesi halinde yasal yollara başvurulacağının bildirildiğini, bu yazıda verilen sürenin sona erdiği 16/05/2000 tarihine kadar yine bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine müvekkili idarenin, toplam 243.761,00 USD alacağının banka tarafından düzenlenen teminat mektubundan tazmini için 02/06/2000 tarihinde bankaya bildirimde bulunulduğunu, ancak banka tarafından teminat mektubunun 30/03/2000 tarihinde ödendiği belirtilerek, herhangi bir ödeme yapılamayacağının bildirildiğini, müvekkili idare tarafından bankaya 09/06/2000 tarihinde tekrar yazı yazıldığını, ancak banka tarafından herhangi bir işlem tesis edilmediğini, bunun üzerine davalı banka aleyhine 250.273,00 USD'nin tahsili için .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında 28/06/2000 tarihinde ilamsız icra takibine geçildiğini, ancak bankanın yaptığı itiraz neticesinde takibin durduğunu, akabinde itirazın iptali için .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2000/1093 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, akabinde ...'in, ...hisselerinin satışı ile ilgili olarak 243.761,00 USD borçlu olmadıklarının tespiti ile satış bedelinin vadeye bağlanan kısmına karşılık alınan teminat mektubu ile ilgili murazaanın önlenmesi ve iadesi için Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/343 esas sayılı dosyası ile dava açtığını, mahkemenin 12/06/2003 tarihli, 2003/316 karar sayılı ilamıyla davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, anılan kararda bakiye miktar olan 16.595.928,89 USD tutarındaki kısmının davacıya iadesine karar verildiğini ve kararın temyiz neticesinde onandığını, mahkeme kararı gereği ...'in 31/03/2004 tarihinde müvekkili idare hesabına 47.071,11 USD ödediğini, akabinde müvekkili idare tarafından ödenen tutarın cezai şartına tekabül eden 30.260,00 USD'lik kısmı için ödemenin yapıldığı 31/03/2004 tarihine kadar yasal faiz oranından işleyen 12.545,00 USD faiz borcunun tahsili için 04/06/2004 tarihinde Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açıldığını, mahkemenin 14/12/2006 tarihli ve 2006/534 karar sayılı kararıyla davanın 12.515,00 USD olarak kabulü ile bu bedelin tahsil tarihindeki efektif satış kur değeri karşılığının ödenmesine karar verildiğini, mahkeme kararına istinaden ... aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi neticesinde ... tarafından icra dosyasına 13/11/2007 tarihinde 23.984,71 TL tutarında ödeme yapıldığını, bu arada .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2000/1093 esas sayılı dosyasında devam eden itirazın iptali davası neticesinde mahkemece 16/12/2004 tarihli karar ile bankanın tüm ferileriyle birlikte 50.219,52 USD borçlu olduğuna ve icra takibine yapılan itirazın 50.219,50 USD üzerinden iptaline; takibin 47.071,00 USD üzerinden devamına ve reddedilen kısım yönünden bankaya kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verildiğini, kararın her iki tarafça temyiz edilmesi üzerine banka tarafından tehiri icra kararı da talep edildiğin den, .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına ........... Şubesi'nden alınan 19/04/2005 tarihli ve ... sayılı teminat mektubu sunulduğunu, ancak bankanın temyiz talebinin reddedildiğini ve kararın kötü niyet tazminatı yönünden bozulduğunu, ......... Müdürlüğü'nün kapatılması üzerine takibe yetkili .... İcra Müdürlüğü 'nün ... sayılı dosyasından devam edildiğini, idarenin asıl alacak ve işlemiş faiz ile diğer feri alacaklarının son hesaplama günü itibariyle ulaştığı tutarın hesaplanarak borçlu bankanın icranın geri bırakılması için yatırdığı teminatın ne kadarının karşılıksız kaldığının bildirilmesi için icra müdürlüğüne yazıl yazılmasına hükmedildiğini, banka tarafından icra müdürlüğünün dosya hesabına ilişkin 12/04/2010 tarihli işlemin iptali için İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkeme si'nin 2010/1001 esas sayılı dosyasında şikayet yoluna başvurularak, teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini, şikayet neticesinde itirazın kabul edilerek kapak hesabının 118.239,35 TL olarak düzeltilmesine karar verildiğini, akabinde kararın temyiz incelemesinde bozulduğunu, mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde bozma kararına uyulduğunu ve bozma kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiğini, bu karar istinaden yapılan bilirkişi incelemesine dair raporun dosyaya sunulduğunu, mahkemenin 30/03/2015 tarihli kararıyla 02/06/2010 tarihi itibariyle 119.892,89 USD ve 10.383,28 TL alacak bulunduğunun belirlenmesi ile eksik hesaba ilişkin hesaplamanın iptaline karar verildiğini, kararın temyizde onandığını ve kesinleştiğini, akabinde icra müdürlüğünden bankaya muhtıra çıkartılmasının talep edildiğini, ancak icra müdürlüğünce dosya bulunamadığın dan bankaya bu talepleri doğrultusunda muhtıra çıkarılamadığını, akabinde banka tarafından borcun zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle borç muhtırası ile takibin iptali için 22/03/2017 tarihli şikayet davası açıldığını, davanın reddine karar verildiğini, kararın istinaf incelemesinde onandığını, ancak temyiz incele mesinde bozulduğunu, akabinde mahkemece davanın kabulüne dair karar verilerek icranın geri bırakılmasına karar verildiğini ve kararın temyiz incelemesin de onandığını, müvekkili idare tarafından İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/474 esasında açılan şikayet davasında mahkemece red kararı verildiğini, istinaf incelemesi sırasında yapılan bilirkişi incelemesiyle 100.240,98 USD borç bulunduğunun tespit edildiğini ve mahkeme kararının kaldırıldığı nı, akabinde bankaya borç muhtırası çıkarılmasının talep edildiğini, ancak icra müdürlüğünün 09/11/2021 tarihli kararı ile talebi reddettiğini, akabinde şikayet davası açıldığını ve şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün kararının kaldırıldığını, akabinde 08/02/2022 tarihinde tekrar borç muhtırası gönderilmesinin talep edildiğini, ancak icra müdürlüğü tarafından 09/02/2022 tarihli karar ile ikinci kez taleplerinin reddedildiğini, bu arada istinafta verilen kararın temyiz neticesin de onanarak kesinleştiğini, banka tarafından İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/178(eski 2017/331) esas sayılı dosyasın da açılan şikayet davası neticesinde zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına dair verilen kararın temyiz incelemesinde onanarak kesinleştiğini, müvekkili idare tarafından İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/474 esas sayılı dosyasında açılan şikayet davası neticesinde verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması ve kaldırma kararının temyizi neticesinde kararın onanarak kesinleştiğini, takibe yön veren ve takibin devamını sağlayıcı nitelikteki her takip işlemi ile zamanaşımının kesilerek yeni sürenin işemeye başladığını, bu nedenle alacaklarının zamanaşımına uğramadığını, tüm bu nedenlerle müvekkili idarenin 47.071,00 USD tutarındaki alacağının 29/06/2000 tarihinden itibaren USD bazında yıllık %10 basit faiz oranı ve USD bazında aylık %1,5 faiz oranından işleye cek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş; 29/09/2022 tarihli dilekçesi ile dava dilekçelerinin talep konusu ile sonuç ve istem kısmında belirtilen talepleri nin; müvekkili idarenin 47.071,00 USD tutarındaki alacağının 29/06/2000 tarihinden itibaren USD bazında yıllık %10 basit faiz oranından işleyecek faizi ve aylık %1,5 oranında işleyecek cezai şartı ile birlikte tahsili şeklinde düzelttiklerini beyan ederek düzeltme taleplerinin kabulünü talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; avacı tarafın, dava dilekçesinde İİK'nın 33/a maddesi hükmü uyarınca dava açtığını belirtmiş ise de huzurdaki davanın, İİK 33/a maddesine göre açılmış bir tespit davası olmadığını, huzurdaki davanın bir eda davası olduğunu, kanunun aradığı sürede kanunun öngördüğü dava açılmadığından öncelikle davanın süre aşımı/hak düşürücü sürede dava açılmaması nedeniyle reddi gerektiğini, ... ile davacı idare arasında müvekkili bankanın tarafı olmadığı hisse satış sözleşmesi imzalandığını, müvekkili banka tarafından ise müşterilerinden ... lehine davacı idareye hitaben 20/04/1999 tarihli ve 16.643.000 USD tutarlı bir teminat mektubu düzenlendiğini, söz konusu teminat mektubu ile müvekkili bankanın, teminat mektubu muhatabı olan davacı idareye karşı davacı ile dava dışı lehtar ... arasındaki hisse satış sözleşmesinin ikinci taksit tutarının ... tarafından ödenmemesi ve tazmin talebinde bulunulması halinde teminat mektubu tutarını paraya çevirmeyi garanti ettiğini, müvekkili bankanın düzenlemiş olduğu teminat mektubundan doğan azami sorumluluğunun 16.643.000,00 USD olduğunu, müvekkili bankanın, teminat mektubu lehtarı ...'in 30/03/2000 tarihli talimatında belirttiği şekilde 31/03/2000 valörü ile davacı idarenin ......... Bankası ......... Şubesi'ndeki ilgili hesabına "... lehine düzenlenen, 20/04/1999 tarih, ...... nolu ........A.Ş.'nin hisselerini %40 blok satışı için verilen teminat mektubu bedeli" kaydıyla ödediğini, teminat mektubu düzenleyen müvekkili bankanın lehtarın talimatı ile düzenlemiş olduğu teminat mektubunun paraya çevrilip, mektup bedelinin davacı idareye ödenmesi ile müvekkili bankanın sorumluluğunun da sona erdiğini, buna rağmen dava dilekçesinde müvekkili bankaca idareye hiç ödeme yapılmamış gibi bir algı yaratılmaya çalışılmışsa da; gerçek hukuki durumun müvekkili bankanın garanti ettiği tüm tutarı ödemiş olduğu olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 21/04/2006 tarihli, 2005/7875 esas ve 2006/4327 karar sayılı ilamının 19/03/2007 tarihinde kesinleşmiş olduğunu, ilamın halihazırda zamanaşımına da uğramış vaziyette olduğunu, davacı idarenin .... İcra Müdürlüğü'ne hitaben yazdığı 29/04/2010 tarihli dilekçede 47.071,00 USD'nin, 31/03/2007 tarihinde, 15.391,00 USD'nin 13/11/2007 tarihinde kendilerine ödendiği hususunun açıkça ifade edildiğini, buna rağmen müvekkili banka aleyhine ikame edilen itirazın iptali davasında verilen karar nedeniyle 10/05/2017 tarihinde icra müdürlüğü kapak hesabı doğrultusunda 433.634,02 TL'nin ihtirazi kayıtla ödendiğini, dava konusu alacak hakkında daha önce verilmiş bir kesin hüküm bulunmakta olduğunu, müvekkili bankanın davacı idareye herhangi bir borcunun bulunmadığını; aksine mükerrer olarak ödeme yapıldığını, gecikme faizi ve cezai şarttan oluşan bu borca gecikme faizi ve cezai şart hesaplanmasının kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğunu, 16.811,11 USD gecikme faizine ayrıca temerrüt faizinin yürütülemeyeceğini, 30.260,00 USD cezai şart için faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, feri nitelikteki alacaklara yıllık %10 faiz oranı üzerinden faiz hesaplamanın kanuna aykırı olduğunu, müvekkili bankanın teminat borcunun sonra erdiğini, tüm bu nedenlerle öncelikle davanın hak düşürücü süre ve usule ilişkin itirazları dikkate alınarak tüm talepler bakımından reddini ve davanın esastan reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi 15/06/2023 tarih ve 2023/309 Esas - 2023/539 Karar sayılı kararında; " Dosya kapsamının incelenmesinden, davacı tarafça .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı ilamsız icra takibine konu alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti talebiyle eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada davalı ..........ı A. Ş. tarafından, İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/331 E. sayılı dosyası ile, takibe konu alacağın zamanaşımına uğramış olduğu ileri sürülerek takibin iptali talebiyle dava açıldığı, İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 10/01/2018 tarih ve 2017/331 E., 2018/51 K. Sayılı kararı ile, alacağın zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, karar karşı davacı ........ A. Ş. tarafından istinaf yoluna başvuruldu ğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 14/05/2019 tarih ve 2018/1708 E., 2019/1028 K. Sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, karar karşı .... A. Ş. tarafından temyiz yoluna başvurulduğu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi' nin 10/06/2020 tarih ve 2019/10600 E., 2020/4265 K. Sayılı kararı ile, bölge adliye mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, ilk derece mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verildiği, İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nce bozma ilamına uyularak, yargılamaya Mahkemenin 2020/178 E. Sayılı dosyası üzerinden devam edildiği, yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 20/04/2021 tarih ve 2020/178 E., 2021/534 K. Sayılı kararı ile, davanın kabulü ile, zamanaşımı nedeniyle icranın İİK 33/a maddesi gereğince geri bırakılmasına karar verildiği, karara karşı davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından temyiz yoluna başvurulduğu, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 04/07/2022 tarih ve 2022/4877 E., 2022/8175 K. Sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesince verilen kararın onanmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacı tarafça, 2004 Sayılı İİK 33/a-2 maddesinde öngörülen 7 günlük süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takip dosyası incelendiğinde; takibin 28/062000 tarihinde başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davacının borca itiraz ettiği, itirazın iptali talebi üzerine mahkemece 16/12/2004 tarihli kararla davanın kısmen kabulü ile takibin 47.071 USD üzerinden devamına karar verildiği, teminat mektubu sunularak icranın geri bırakılması talepli olarak kararın temyiz edildiği, Yargıtay tarafından temyiz istemlerinin kısmen kabul kısmen reddine karar verilerek hükmün icra inkar tazminatı yönünden 21/04/2006 tarihinde bozulduğu, karar düzeltme talebinin 19/03/2007 tarihinde reddedildiği, bozma sonrası mahkemece verilen 09/11/2007 tarihli kararla HUMK'nın 409. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, alacaklı vekilinin 22/10/2009 tarihinde takibin 41.000 USD yönünden devamı ile muhtıra çıkartılması ve ödeme yapılmaması halinde teminat mektubunun paraya çevrilmesi talebinde bulunulduğu, icra müdürlüğünün 04/03/2010 tarihli kararı ile takibin 47.071 USD üzerinden devamına, dosya bakiye borcunun hesaplanması için dosyanın bilirkişiye verilmesi ne karar verildiği, alacaklı tarafından 30/04/2010 tarihinde bilirkişi ücretinin yatırıldığı, daha sonra kapak hesabına ilişkin olarak şikayet yoluna başvurulduğu ve İstanbul 6. İcra Mahkemesi'nin 30/03/2015 tarihli, 2014/459 esas ve 2015/398 karar sayılı ilamı ile karar verildiği, söz konusu bu davada takibin durması yönünden tedbir kararı verilmediği, alacaklı vekilince 16/09/2015 ve 30/01/2017 tarihlerinde borçluya muhtıra gönderilmesi talebinde bulunulduğu, borçluya 22/03/2017 tarihli muhtıranın gönderildiği anlaşılmıştır. 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 146. maddesine göre Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Aynı Kanunun 154. maddesinde alacaklının dava yoluyla mahkemeye başvurması zamanaşımını kesen sebeplerden sayılmış ise de anılan maddede mücerret dava açılmasından söz edilmektedir. İcra mahkemesinde icra takibine yönelik itiraz ve şikayetler bu dava kapsamı içine girmez. Borçlu tarafından icra mahkemesine yapılan hesap tablosuna ilişkin şikayet ve mahkemece verilen kararın temyizi icra muamelelerini durdurmadığı gibi tek başına da zamanaşımını kesmez. Aynı şekilde İİK'nun 22. maddesine göre; “şikayet, icra mahkemesince karar verilmedikçe icrayı durdurmaz.” Ancak icra mahkemesince takibin tedbiren durdurulmasına dair bir karar verilmişse zamanaşımı bu süre içerisinde işlemez. Takip dosyası incelendiğinde; borçlu aleyhinde genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlandığı, itiraz üzerine takibin durduğu, itirazın iptaline ilişkin .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 16.12.2004 tarih ve 2000/1093 E. - 2004/1258 K. sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulü ile takibin 47.071 USD üzerinden devamına karar verildiği, bu hükmün temyizi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 21.04.2006 tarih ve 2005/7875 E. - 2006/4327 K. sayılı kararı ile itirazın iptaline ilişkin kısmın onandığı, işbu onama kararına karşı başvurulan karar düzeltme isteminin ise 19.03.2007 tarihinde reddedilerek itirazın iptaline ilişkin hükmün bu tarihte kesinleştiği anlaşılmaktadır. Takip dosyası kapsamında, alacaklı tarafından belli dönemlerde dosya borcunun hesaplanarak borçluya muhtıra çıkartılması talep edilmiş ise de, ödeme muhtırasının gönderilmesine ilişkin talepler zamanaşımını keser nitelikte icra takip işlemi değildir. Yine, borçlunun icra mahkemesine yaptığı 13/07/2010 tarihli hesap tablosuna ilişkin şikayeti tek başına zamanaşımını kesmediği gibi icra mahkemesince takibin durdurulmasına ilişkin bir karar verilmediği de görülmektedir. Bu durumda, 19/03/2007 ile şikayet tarihi olan 03/04/2017 tarihleri arasında on yıllık zamanaşımı gerçekleştiğinden, alacağın zamanaşımına uğramış olduğu açıktır. Bu itibarla, davacı tarafça açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafça, 47.071,00 USD alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti ve alacak talebinde bulunulmuş olup, dava dilekçesinde dava değeri TL karşılığı 849.537.408,00 TL olarak belirtilmişse de, 47.071,00 USD'nin dava açılış tarihi 28/09/2022 tarihi itibariyle ......Bankası USD efektif satış fiyatı karşılığının (1 USD=18.5473 TL) 873.039,95 TL olduğu anlaşılmış, dava değeri olarak 849.537.408,00 TL'nin sehven yazıldığı kabul edilmiş, bu kapsamda vekâlet ücreti belirlenirken dava değeri 873.039,95 TL üzerinden değerlendirilmiştir."gerekçesi ile,
'' 1-Davacılar tarafından açılan davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla, davacı idarenin dava konusu alacağının zamanaşımına uğramadığını, takip işlemlerinin İİK'da “icra muamelesi” (m.111/1 ve son, 169/son, 36s/ii) veya “takip muamelesi” (m.179/b/l, 289/1, 309/1) olarak nitelendirildiklerini, takip işlemlerinin, takibe yön ve şekil veren takip, haciz ve satış talebi gibi taraf takip işlemleri ile icra organları tarafından borçluya karşı yapılan ve cebri icranın ilerlemesini sağlayıcı nitelikteki ödeme emrinin düzenlenmesi ve tebliği, haciz ve satış işlemleri gibi icra takip işlemleri olmak üzere ikiye ayrıldığını, takibe yön veren ve takibin devamını sağlayıcı nitelikteki her takip işlemi ile zamanaşımının kesildiğini ve yeni bir süre işlemeye başlamadığını, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali için açılan davada .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen kararın; "davalı bankanın tüm ferileriyle birlikte 50.219,52 USD borçlu olduğuna ve icra takibine yapılan itirazın 50.219,50 USD üzerinden iptaline, takibin talepname koşulları ile 47.071,00 USD üzerinden devamına" ilişkin kısmının temyiz neticesinde onandığını ve karar düzeltme taleplerinin de reddedilmesiyle kararın bu kısmının 21/04/2006 tarihi itibariyle kesinleştiğini, kesinleşen takibe konu alacak miktarına ilişkin olarak 21/04/2006 tarihinden bugüne kadar, dava dilekçesinde detayları belirtilen, zamanaşımını kesen ve durduran bir çok icra takip işlemi gerçekleştirildiğini, bu işlemlerden de anlaşıldığı üzere gerek davacı tarafından, gerekse, icra müdürlüğünce 21/04/2006 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde birçok takip işlemi gerçekleştirildiğinden takibe konu alacağın zamanaşımına uğramadığını,
İleri sürerek; tehiri icra taleplerinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, İİK'nın 33/a maddesi hükmü uyarınca açılmış davanın talepleri doğrultusunda kabulü ile; alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti ile 47.071,00 USD alacağın 29.06.2000 tarihinden itibaren yıllık %10 basit faiz oranı ve aylık %1, (yıllık %18) faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; İİK'nun 33/a-2 fıkrası kapsamında, icra mahkemesince zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilen ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına konu alacağın zamanaşımına uğramadığının tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İİK'nun 33/a-1 fıkrası uyarınca; ilamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir. Hükmün ikinci fıkrasına göre; alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat için ve 7 gün içinde genel mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder. Hükmün üçüncü fıkrasına göre icranın devamına karar verilmesi halinde İİK'nun 33/son fıkrası burada da uygulanır.Somut olayda; davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin dava dilekçesinin tekrarı mahiyetinde bulunduğu, mahkeme gerekçe sinde belirtildiği üzere davacının davalı banka aleyhine başlattığı ilamsız takibe vaki itiraz sonucu açılan itirazın iptali davasında ... Asliye Ticaret Mahkeme si'nin 2000/1093 esas, 2004/1258 karar sayılı 16/12/2004 tarihli ilamı ile davanın kısmen kabulüne, takibin 47.071,00 USD üzerinden devamına yönelik kararına karşı davalının temyiz başvurusunun 21/04/2006 tarihinde Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nce reddedildiği, karar düzeltme isteminin ise 19/03/2007 tarihinde reddedildiği ve bu tarih itibariyle kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacının takibe konu alacağının dayanağını davalı bankanın dava dışı ...'in hisse devir bedeli borcunu teminen davacı idareye verdiği teminat mektubunun oluşturduğu, teminat mektubundan doğan alacakların TBK'nun 146 (818 Sayılı BK'nun 125) maddesi uyarınca on yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğu, davacının ilamsız takibe konu ettiği alacağının ilam ile kesinleşen kısmı üzerinden duran takibe devam edilmesi amacıyla icra müdürlüğüne 22/10/2009 tarihli dilekçe ile başvurarak, ilama dayalı bakiye alacağın hesaplanması ve borçluya ödeme muhtırası çıkarılmasını talep ettiği, bundan sonra dosyadaki bakiye alacak hesabına ilişkin icra hukuk mahkemeleri nezdinde her iki tarafça şikayet yoluna başvurulduğu ve fakat takibin durdurulmasına yönelik herhangi bir tedbir kararı verilmediği, TBK'nun buna göre kararın kesinleştiği 19/03/2007 tarihi ile davalının icranın geri bırakılması talebi ile icra mahkemesine başvurduğu 03/04/2017 tarihleri arasında TBK'nun 154 maddesi ve 157/2 fıkrası kapsamında zamanaşımını kesen veya 153 maddesi kapsamında zamanaşımını durduran sebeplerden herhangi birinin gerçekleşmediği, davacı tarafından dava dilekçesinin tekrarı mahiyetinde ileri sürülen istinaf sebeplerinin gerekçeli kararda karşılandığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç itibariyle; davanın reddine dair mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı harçtan muaf olduğundan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve istinaf karar harcının alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 26/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.