İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili 07/04/2023 havale tarihli dava dilekçesi ile, Müvekkili şirket ile davalı sigorta şirketi arasında ... sayılı ve ... sayılı inşaat all risk sigorta poliçeleri akdedildiğini, anılan poliçeler ile müvekkil şirkete ait, ... Mamulleri Toplu İş Yeri Yapı Kooperatifinin Malik olduğu ... Pafta, 680Ada ve 1 Nolu parsel üzerinde A-B Blok ile 681 Ada, 1 Nolu Parsel üzerinde C Blok olmak üzere sanayicilerin kullanımı için yapımı devam eden iş yeri inşaat alanı ile üçüncü şahıs mali mesuliyet rizikosu da dahil davalı sigorta şirketi tarafından sigorta himayesine alındığını, 20.10.2015 tarihinde ani ve beklenmedik şekilde göçme hadisesi meydana geldiğini ve rizikonun gerçekleştiğini, müvekkili şirketin komşu parselinde yer alan ...3. Kişilere ait işyerlerinin bulunduğu yapılarda ve inşaat alanı ile bu yapılar arasında yer alan yol-alt yapıda hasar meydana geldiğini, taraflar arasında ki uyuşmazlığın giderilmesi ve karara bağlanması için Sigorta Tahkim Kurulu Uyuşmazlık Hakem Heyetine ... tarihinde ...E. Sayılı başvuru yapıldığını, bu başvuru içeriğinde; Müvekkiline ait olan ... Malik olduğu ... Pafta, 680Ada ve 1 Nolu parsel üzerinde A-B Blok ile 681 Ada, 1 Nolu Parsel üzerinde C Blok olmak üzere sanayicilerin kullanımı için yapımı devam eden iş yeri inşaat alanında 20.10.2015 tarihinde meydana gelen göçme hadisesi sonucu, komşu parselde yer alan ...Sitesinde 3. Kişilere ait işyerlerinin bulunduğu yapılarda ve inşaat alanı ile bu yapılar arasında yer alan yol-alt yapıda hasar meydana geldiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin derhal hasarı sigorta şirketine ihbarda bulunduğunu, sigorta şirketinin müvekkili ve 3. Kişilerin uğradığı zararı ödemeyeceğini açıkladığı ve bununla birlikte poliçeyi ve ek zeyilnameleri iptal ettiğini bildirdiğini, davalı tarafın sergilemiş olduğu bu usul ve yasaya aykırı bu kusurlu davranışın iptali için müvekkil şirket Sigorta Tahkim Kurulu Uyuşmazlık Hakem Heyetine öncelikle zararın tespiti için başvurduğunu, Sigorta Tahkim Kurulu Uyuşmazlık Hakem Heyetince yine eksik inceleme yapılarak haksız ve mesnetsiz olarak taleplerinin reddedildiğini, bunun üzerine verilen bu kararın kaldırılması için Sigorta Tahkim Komisyonu itiraz heyetine başvurulduğunu, itiraz heyetince iş bu itirazın kabul edilerek yerinde olmayan Sigorta Tahkim Kurulu Uyuşmazlık Hakem heyeti kararı ortadan kaldırıldığını, 1.500.000,00 TL’lik hasar bedeli ve 3. kişiler için 750.000,00 TL hasar bedelini kabul ettiğini, müvekkili şirketin yapılan bu bedel tespitinden sonra iş bu Sigorta Tahkim Kurulu itiraz heyetince tespit edilen bedelin taraflarına ödenmesi için 10.11.2017 tarihli başvuru formu ile...E.... sayılı başvuruda bulunulduğunu, Sigorta Tahkim Kurulu Hakem Heyetinin ise eksik inceleme yaparak taleplerini usulden derdestlik nedeni ile reddettiğini, ancak gerek talepleri ve gerekse 31.05.2016 tarihli vermiş oldukları ek beyan başlıklı dilekçe incelendiği takdirde ilk başvurunun yani 04.03.2016 tarihli başvurularının tespit niteliği taşıdığını, 19.04.2022 tarihinde Sigorta Tahkim İtiraz Komisyon Başkanlığı'ndan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin...E. Ve ... Karar Sayılı Kararı gereğince, müvekkili şirket tarafından 3. Kişilere ödenen zarar bedellerinin (ödeme makbuzları, fatura ve bankalar aracılığı ile yapılan ödemelere dair dekontların incelenmesi için taraflarınca talepte bulunulduğunu, Hakem Heyetinin usul ve yasaya aykırı kararının kaldırıldığını ve müvekkil şirketin zararının tazmini için taraflarına dava açma hakkı verildiğini, öncelikle dava şartı olan arabulucuya başvuru süreci yerine getirilmişse de kusurlu davalı yanla bir anlaşmaya varılamadığını, Müvekkili şirketin yıllardır, kusurlu davalının usulsüz ve kanuna aykırı uygulamaları Sigorta Tahkim Kurulu'nun meseleyi bir türlü çözememesi nedeniyle, hem bizzat kendi malvarlığında meydana gelen zarar hem de 3. kişilerin bu göçme olayı sebebiyle yaşadıkları zararı tazmin etmek zorunda kaldığını, bu nedenlerle 20.10.2015 tarihinde yaşanan göçme hadisesi nedeniyle Müvekkil Şirket'in malvarlığında ortaya çıkan ve sigorta kuverüne dahil zararlar yönünden ikame edilen huzurdaki davada yukarıda izah olunan ve re'sen nazara alınacak hususlar ile 3.000.000,00 TL sigorta tazminatının davalı ... A.Ş.'den tahsili ile davacı ... Tic. A.Ş.'ne ödenmesine, asıl alacağa, rizikonun gerçekleşme tarihi olan 20.10.2015 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı vekili 24/05/2023 havale tarihli cevap dilekçesi ile, dava konusu hasarın davacı tarafından 20.10.2015 tarihinde gerçekleştiği belirtilmiş olmakla birlikte,söz konusu davanın 07/04/2023 tarihinde açıldığı, işbu davanın ilgili zamanaşımı süreleri geçtikten sonra ikame edilmesinin izahtan vareste olduğunu, dolayısı ile işbu haksız ve hukuka aykırı davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, işbu dava kapsamında, davacı tarafça dava konusu hasar neticesinde meydana gelen zarara ilişkin talepte bulunulduğunu, bununla birlikte davacı tarafın taleplerine ilişkin derdestlik söz konusu olduğunu, davacı tarafça dava konusu hadiseye ilişkin olarak STK’nun ... Esas sayılı dosyası nezdinde müvekkili şirket aleyhine tahkim başvurusunda bulunulduğunu, söz konusu başvuru nezdinde yapılan incelemeler neticesinde halihazırda İtiraz Hakem Heyeti’nce... tarihli ve ... sayılı hüküm kurulduğunu, söz konusu hükümde “Temyiz Kanun Yolu” açık bırakılmış olup, işbu hükme karşı temyiz yoluna gidildiğini, söz konusu tahkim dosyası nezdinde; yaşanan çökme hadisesi neticesinde gerek sigortalının gerekse 3. şahısların uğradığı iddia edilen zararların talep konusu edildiğini, nitekim söz konusu tahkim yargılaması esnasında gerek sigortalının gerekse 3. Şahısların zararlarına dair talepler birçok yönden incelendiği ve işbu talepler hakkında hükümler kurulduğunu, davacı tarafça söz konusu tahkim dosyası nezdinde; bahsi geçen hadise neticesinde üçüncü kişilerin uğradığı zararlar mükerrer ve derdest olarak talep edildiğini,...sayılı tahkim dosyası nezdinde de; üçüncü kişilerin uğradığı zararların talep konusu edildiğini, işbu talepler incelenip değerlendirildiği ancak uygun bulunmayarak reddedildiğini, buna rağmen davacı tarafça son derede kötü niyetli bir şekilde işbu derdest tahkim başvurusu yapıldığını, bununla birlikte ... sayılı tahkim dosyası nezdinde; ilgili mevzuat uyarınca tahkim süresinin dolmuş olması nedeniyle “iki ay içerisinde esas hakkında karar verilmesinin hukuken imkânsız olması ve uyuşmazlığın artık yetkili mahkemece çözümlenmesi gerektiğinden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde, kanun yolu açık olmak üzere hüküm kurulduğunu, derdestlik hususunda hiçbir şekilde gerekli ve yeterli incelemenin yapılmadığının izahtan vareste olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu ... numaralı dosyasının hali hazırda temyiz yargılaması devam ettiğini, başvuru konusu olay ve istemlerle ilgili bir davanın bulunması ve işbu davanın açılması için mevcut olması gerekli dava şartı noksanlığı sebebiyle huzurda görülen işbu usule ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi kanaatte olunması halinde dahi, dosyalar arasındaki bağlantı gözetildiğinde bahsi geçen 2... ile ... sayılı STK dosyalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava dilekçesinin gerek “Konu” gerekse “Sonuç ve İstem” başlıklı kısımlarından davacı tarafça ileri sürülen talebin içeriğinin hiçbir şekilde anlaşılamadığını, bu kapsamda davacı tarafça talepte bulunulan 3.000.000,00 TL tutarındaki bedelin ne kadarlık kısmının hangi zarara (3. Şahıs zararı, sigortalı zararı …) ait olduğunun açıklattırılması gerektiğini, müvekkili şirket’in olası bir teminat sorumluluğundan söz edilebilmesi için meydana gelen rizikonun poliçe özel ve genel şartları teminat kapsamı dahilinde olması gerektiğini, dava konusu talebe dayanak rizikonun müvekkili şirket nezdinde tanzim edilen sigorta poliçesi özel ve genel şartları teminat kapsamı dahilinde bulunmadığını, söz konusu hasarın poliçe teminat kapsamında yer almaması sebebi ile müvekkili şirket nezdinde tanzim edilen sigorta poliçesi kapsamında verilen ek teminatlar uyarınca da tazminat talebinde bulunulmasının olanaksız olduğunu işbu haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, müvekkili şirket ile davacı taraf arasında inşaat all risks sigorta poliçesi tanzim edilmiş olmakla birlikte işbu sigorta poliçesi İnşaat Bütün Riskler Sigortası Genel Şartları mucibince akdedildiğini, işbu sigorta poliçesinin dayanak gösterilmek suretiyle sigortalı riziko adresinde meydana gelen hasara ilişkin olmak üzere söz konusu dava ile birlikte davacı tarafça uğranılan zarar ve 3. Şahısların zararların giderilmesi açısından ödenen tutarlar Müvekkili şirket’ten talep edildiğini, davacı tarafça söz konusu dava ve Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yürütülen başvurular ikame edilmeden önce Müvekkili şirket nezdinde hasar başvurusunda bulunulduğunu, işbu hasar başvurusuna istinaden hasar dosyası oluşturulduğunu, işbu hasar dosyası uyarınca tanzim edilen ekspertiz raporu uyarınca ise başvuru konusu hasarın ani ve beklenmedik bir şekilde meydana gelmemiş olması sebebiyle teminat kapsamı haricinde olarak tespit edildiğini, Müvekkili Şirket nezdinde tanzim edilen İnşaat All Risks Sigorta Poliçesi, İnşaat Bütün Riskler Sigortası Genel Şartları mucibince akdedildiğini, İnşaat Bütün Riskler Sigortası Genel Şartları’nın 1. maddesinde, söz konusu sigorta türünün kapsamı açık ve sınırlı olarak belirlendiğini, İşbu maddeye göre, ”Bu sigorta, konusunu teşkil eden değerlerin teminat müddeti içinde, inşaat sahasında bulunduğu sırada, inşaat süresinde bu poliçede gösterilen istisnalar dışında kalan, önceden bilinmeyen ve ani bir sebeple herhangi bir ziya ve hasara uğraması halini temin eder.” denildiğini, meydana gelen hasarın İnşaat Bütün Riskler Sigortası Genel Şartları mucibince akdedilen sigorta poliçeleri kapsamında değerlendirilebilmesi için mutlak suretle ani ve beklenmedik bir şekilde oluşması gerektiğinin belirtildiğini, sigortalının hasar ihbarı ve dosyada mübrez tüm belge ve bilgilere bakılacak olduğunda başvuru konusu hasarın başlangıcının Ekim 2014 tarihine dayandığı ve Ekim 2014 tarihi itibariyle hasara konu yolda çökmeler ve bozulmalar başladığının kaydedildiğini, dosyada mevcut belgeler ve bilgiler ile birlikte Sigortalı tarafından hasarın önlenmesi ve güçlendirme yapılması amacıyla birtakım güçlendirme proje ve teklifleri alındığı tespit edildiğini, gerçekten de sigortalının hasar ihbarından ve dosyada mevcut rapor ve belgelerden de anlaşılacağı üzere Ekim 2014 yılı itibariyle riziko adresinde çatlamalar ve kütle hareketleri ile hasarın başladığını, ... ve ... tarafından hazırlanan raporlarla birlikte sigortalı, ilgili projedeki eksiklikleri göçme tam anlamıyla yaşanmadan öğrendiği ve güçlendirme projesinde tarif edilen imalat ve onarım planları ile birlikte hasarın önüne geçme şansına sahip olunduğunu, sigortalı tarafından onarım ve imalat planları hiçbir şekilde tam olarak yerine getirilmediği, başvuru konusu hasarın yaşandığı tarihe kadar geçen 1 senelik süre içerisinde hiçbir şekilde beklenen önlemleri almadığı ve projeyi güçlendirme çalışmalarını tamamlamadığını, poliçeye eklenen mr115 klozu ile yapım/imalat hataları nedeniyle meydana gelen zararların belli şartlar ve limitler dahilinde teminata dahil edilmiş olması dahi durumu değiştirmediğini, müvekkili şirket’çe söz konusu hasara ilişkin yapılan incelemeler neticesinde; iksa sistemindeki hareketin eskiden beri devam ettiği, hasarın çok öncesinde bu durumun sigortalı tarafça fark edildiği hususlarının tespit edildiğini, taraflar arasında akdedilen poliçede 3. Şahıs Mali Mesuliyetine ilişkin olay başı teminat limiti 750.000,00 TL olarak öngörüldüğünü, bununla birlikte davacı tarafça son derece kötü niyetli bir şekilde, söz konusu hasarın gerçekleşeceği öngörülmek suretiyle, 08.10.2015 tarihinde konu limitin 3.000.000,00 TL’ye yükseltilmesi talep edildiği ve buna istinaden müvekkili şirket’çe zeyilname düzenlendiğini, davacı sigortalının bu haksız ve kötü niyetli tutumunun tespit edilmesi akabinde de; müvekkili şirket’çe tüm poliçe ve zeyilnameler iptal edildiğini, bu hususun davacı sigortalıya ... 48. Noterliği’nin...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile açıkça bildirildiğini, davacı sigortalı tarafça 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca öngörülen yükümlülükler ihlal edildiğini, davacı tarafça dava konusu hasarın meydana gelmeye başladığı biliniyor olmasına karşılık herhangi bir önlem alınmadığını, müvekkili şirket’e herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, kötü niyetli bir şekilde salt limit artırımı talebinde bulunulduğunu, davacı sigortalının gerek sigorta sözleşmesinin akdedildiği esnada gerekse sigorta sözleşmesi süresince beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğinin izahtan vareste olduğunu, müvekkili şirket’ten kasten gizlenen bilgiler ile hasar arasında doğrudan bağlantı olduğu ise izahtan vareste olduğunu, dolayısı ile konu olay bakımından müvekkili şirket’in tazminat ödeme yükümlülüğünün söz konusu olmadığını, bu nedenlerle öncelikle derdestlik ve zamanaşımı def’imiz dikkate alınarak, ikame edilmiş olan haksız ve hukuka davanın reddine, mahkemece işin esasına girilmesi halinde, konu hasar teminat kapsamı dışında kaldığından davanın esastan reddine, aksi halde dosyanın sigorta hukuku bilirkişisine tevdi edilmesine, aleyhe hüküm kurulması halinde dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulmalarına, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce 08/02/2024 tarihli celse ara kararı gereği, Tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, davacının ticari defter ve kayıtları ve dosya incelenerek gerçekleşen göçme sebebiyle davalının uğradığını iddia etmiş olduğu zararın sigorta teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, sigorta teminatı kapsamında kaldı ise davacının zararı olup olmadığı, varsa uğranılan zarar miktarının ne olduğunun tespiti açısından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti 26/06/2024 tarihli raporunda, davacı taraf ticari defterlerinde yer alan kayıtların; ilgili yasalar hükümlerine uygun bir biçimde geçerli belgelere dayalı olarak Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri ışığında gerçek doğru güvenilir bilgilerden oluştuğu; Açılış ve Kapanış onaylarının zamanında yaptırıldığı ve sahibi lehine kanıt teşkil edeceği; davacı ve davalı arasındaki ticari ilişkilerin; TTK. SGK. ve İnşaat Bütün Riskler Sigortası Genel Şartları ile Bakım Devresi Sigortası ve Mali Mesuliyet Sigortası Şartları hükümlerine uygun bir biçimde gerçekleştiği, davacı ve davalı arasında ki anlaşmazlık, teknik inceleme ve değerlendirmeler ışığında davaya konu yapının kazı sürecinde meydana gelen göçme olayı, İnşaat Mühendisliğinin bir alt dalı olan geoteknik mühendisliği fen ve tekniği bağlamında ani ve beklenmedik bir olay olarak değerlendirilemeyeceği, meydana gelen göçme olayı yapılan ihmal, hata, eksiklikler sonucu öngörülemeyerek gerçekleşmiş ve göçme olayı başladığında alınan tedbirler oldukça derin bir kazı olması nedeniyle işe yaramadığı, İnşaat Mühendisliği fen ve sanat kuralları bağlamında davaya konu yapıda gerçekleşen göçme olayı zemin hareketlerinin görülmesi ve tedricen ilerlemesi nedeniyle ani değil, ilk ... projesinin hatalı oluşu, sonrasında hazırlanan güçlendirme projesinin zamanında ve harfiyen yerinde tatbik edilmemesi nedeniyle beklenen bir durum olarak ortaya çıkmış olduğu, görüş ve kanaatlerine ulaşıldığını bildirdikleri görüldü.
Davacı yapı kooperatifinin maliki olduğu, 680 ada, 1 no.lu parsel üzerinde A-B blok ile, 681 Ada, 1 no.lu parsel üzerinde C blok olmak üzere sanayicilerin kullanımı için yapımı devam eden işyeri inşaat alanında 20/10/2015 tarihinde meydana gelen göçme hadisesi sonucu komşu parselde yer alan Atatürk Oto sanatkarları sanayi sitesinde 3. Kişilere ait işyerlerinde bulunan yapı ve inşaat alanında bu yapılar arasında yer alan yol- alt yapıda hasar meydana geldiğini, durumun sigorta şirketine ihbar edildiğini, 3. Kişilerin uğradığı zararın ödenmediğini, 3. Kişilerin uğradığı zararlar için 3.000.000,00 TL Zeyil edildiğini, bu miktarın kendisine ödenmesini talep etmiştir.
Davacı tarafından, uyuşmazlık hakem heyetine müracaat edilerek 19/10/2015 tarihinde meydana gelen riziko nedeniyle inşaat alanındaki yapılarda ve inşaatın yanında bulunan ortak alanlarda ve işyerlerinde hasar oluştuğu iddia edilerek 2.000.000,00 TL nin tahsili talep edilmiş, uyuşmazlık hakem heyeti tarafından yapılan yargılama sonucunda, ".. alınan bilirkişi raporuyla, davacının yetersiz proje ile inşaata başladığı ve oluşan deformasyonları gidermek için aldığı ek projeyi de zamanında uygulamayıp rizikonun zaman içinde ortaya çıkmasına neden olduğunun anlaşıldığı; davacının davalı sigortacıya kasten bilgilendirme yapmadığı anlaşıldığından zararın teminat dışı olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karara, davacı vekili İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir. İtiraz Hakem Heyeti tarafından; davacı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile Kloz 115/Tasarımcı Rizikosu Teminatı kapsamında kalan zarara ilişkin olarak 1.500.000,00 TL'nin 30.12.2015 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş .." bu karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından; İtiraz Hakem Heyeti kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... karar sayılı 21/12/2020 tarihli bozma ilamında "..Dava, İnşaat/ Montaj Bütün Riskler Sigorta Poliçesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir. Davalı sigortacı, davaya konu edilen rizikonun ani gerçekleşen toprak kayması ve çökme niteliğinde olmadığını, 1 yıllık süreçte gerçekleşen ve anilik unsuru barındırmayan vasıfta olduğunu, bu nedenle de tüm zararın teminat dışı olduğunu savunmuştur. Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti ise; davaya konu edilen asıl çökme olayından önce, rizikonun gerçekleşmesi riskini artıran (inşaat alanında çatlamalar oluşması şeklindeki) önemli husus davalı sigortacıya bildirilmediği için, zararın tamamının teminat kapsamında olmadığı; davacının inşaat faaliyetlerine başlamadan önce yaptırdığı projenin eksik olması nedeniyle, 1 yıllık süreçte oluşan zemin hareketleri bakımından anilik unsurunun gerçekleşmediği; ancak, güçlendirme projesinin uygulaması devam ederken gerçekleşen çökme bakımından anilik unsurunun mevcut olduğu ve bu nedenle poliçedeki tasarımcı rizikosu kapsamında davalının zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Davacının, inşaat faaliyetine başlamadan önce Şubat 2014'te zemin etüdünü yaptırıp rapor aldığı, zeminde uygulanacak ... sistemi için de Mayıs 2014'te iksa projesi hazırlattıktan sonra, poliçe ile teminat altına alınan inşaat çalışmasını Temmuz 2014'te başlattığı; proje dahilinde inşa faaliyeti sürdürülürken, zeminde yer yer deformasyonlar oluşması üzerine inşaatın durdurulup, güçlendirme projesinin Ekim 2014'te hazırlatıldığı ve uygulanmaya başlandığı; davaya konu edilen toprak kayması tarihinin ise 21.10.2015 olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "zararı önleme, azaltma ve sigortacının rücu haklarını koruma yükümlülüğü" başlıklı 1448/1. maddesinde "sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda, zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması veya sigortacının üçüncü kişilere olan rücu haklarının korunabilmesi için, imkânlar ölçüsünde önlemler almakla yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortacının bu konudaki talimatlarına olabildiğince uymak zorundadır" düzenlemesine; aynı maddenin 2.fıkrasında "bu yükümlülüğe aykırılık, sigortacı aleyhine bir durum yaratmışsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır" düzenlemesine ve 3.fıkrasında ise "sigortacı sigorta ettirenin birinci fıkra gereğince yaptığı makul giderleri, bunlar faydasız kalmış olsalar bile, sigorta tazminatından veya bedelinden ayrı olarak tazmin etmekle yükümlüdür" düzenlemesine yer verilmiştir. Sigorta sözleşmesine konu rizikonun gerçekleşme ihtimalini artıran ve sigortacının durumunu ağırlaştıracak mahiyetteki hususları sigortacıya bildirmek, sigortalı bakımından yükümlülük olmakla birlikte; TTK'nun 1448.maddesi gereği, zararın oluşumunun engellenmesi için gerekli önlemlerin alınması da sigortalı için bir yükümlülüktür. Sigortacının sorumluluk derecesi belirlenirken, gerek rizikoyu ağırlaştıracak hususların bildirilmesine ilişkin yükümlülük, gerekse riziko ağırlaşmasını engelleyecek önlemlerin alınması yükümlülüğünün birlikte ele alınması gereklidir. Aksi yöndeki bir kabul, güven ve iyiniyet temelinde kurulan sigorta sözleşmesinde, taraf menfaatleri arasındaki dengenin bozulmasına yol açacaktır. Somut olayda; gerekli ön çalışmaları yapıp projelendirme (Mayıs 2014 tarihli iksa projesi) ile inşaat faaliyetlerine Temmuz 2014'te başlayan davacının, projenin uygulanması sırasında zeminde oluşan deformasyonlar nedeniyle inşa faaliyetini durdurarak, Ekim 2014 tarihli zemin güçlendirme projesini hazırlatmak suretiyle, rizikonun oluşumunun engellenmesi bakımından önlem aldığı; alınan bu önlem dahilinde güçlendirme projesine göre faaliyetini sürdürdüğü; rizikonun doğması ihtimalinin ilk ortaya çıktığı tarih ile davacının önlem aldığı tarih arasında geçen zaman da gözetilerek, TTK'nun 1448.maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği açıktır. Açıklanan vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyeti'nce; TTK'nun 1448.maddesindeki düzenleme de gözetilerek, inşaata başlanırken uygulanan Mayıs 2014 tarihli iksa projesindeki eksikliğin Ekim 2014 tarihli güçlendirme projesiyle giderilmesi biçiminde önlem alınmaya çalışıldığı; davaya konu edilen zararın, inşaat çalışmasına başlandığı anda ya da Mayıs 2014 tarihli projenin uygulanması sırasında meydana gelmediği; projedeki eksikliğin giderilmesi için alınan Ekim 2014 tarihli güçlendirme projesinin uygulanması devam ederken, zararın doğumuna yol açan asıl toprak kayması rizikosunun gerçekleştiği; İnşaat All Risk Sigortası Genel Şartları'nın A.4-h maddesi ve poliçe özel şartındaki "proje hatasından kaynaklanan zararların teminat dışı olduğu" hükmünün yapılan açıklamalar dahilinde değerlendirilmesi gerektiği dikkate alınarak, teminatın kapsamı ile sigortacının sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.." şeklinde karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinin 17/04/2217 tarih, ... sayılı kararının Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar sayılı ve 21/12/2020 tarihli kararı ile bozulması sonucunda itiraz hakem heyetinin ...sayılı dosya numarasını aldığı, yapılan inceleme sonucunda 27/08/2021 tarihli kararın verildiği, kararın gerekçesinde ".. Başvuranın; “3. Kişilere verilebilecek zararlara karşı 750.000,00 TL teminat verildiği ve bu zararın karşılanması gerektiği” yönünde itirazı aşağıdaki gerekçelerle yerinde görülmemiştir. Başvuru dayanağı poliçeye ekli “Kloz 626 /Üçüncü Şahış Mali Mesuliyet” teminatı ile (maddi ve Bedeni ayrımı yapılmaksızın) Proje süresince kombine limit olay başına 750.000.00 TL üzerinden, üçüncü şahıslara verilecek zararlar güvence altına alınmıştır. Kloz 626 /Üçüncü Şahış Mali Mesuliyet Teminat kapsamı “Bu kloz sigortalıyı, sigortanın yürürlüğü esnasında, sigortalanmış olan inşaat ve montaj işlerinin ifası sebebiyle meydana gelen bir olay neticesinde; a- üçüncü kişilerin ölmesi veya bedeni zarara uğraması b-üçüncü şahıslara ait mal ve kıymetlerin ziya ve hasara uğraması sebebiyle, poliçede gösterilen sıfat, faaliyet ve hukuki münasebetlerinden dolayı, kendisine karşı, üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülecek zarar ve ziyan taleplerinin sonuçlarına karşı, Türkiye Cumhuriyetinin hukuki sorumluluk hükümleri çerçevesinde ve aşağıda belirtilen haller ve özel şartlar göz önünde tutularak, poliçede belirtilen teminat limitleri dahilinde temin eder” şeklinde belirtilmiştir. Somut olayda sigortalanmış olan inşaat işlerinin kusurlu ifası sebebiyle, üçüncü şahıslara ait mal ve kıymetler ziya ve hasara uğramış bulunmaktadır. Zira Ekspertiz raporu ve bu raporu teyit eden bilirkişi raporu ile; poliçede 3. Şahıs Mali Mesuliyet ek teminatının olay başı 750.000,00 TL limitle verilmiş olduğu ve (3.ŞMM teminatı kapsamında sanayi sitesinin yolları, altyapıları, etrafındaki yeşil alanlar, sanayideki dükkanlarda meydana gelen) üçüncü şahıs hasarlarının 2.132.382 TL olduğu ve %10 muafiyet tenzili yapıldığında hasarın 750.000,00-1L limitinin üzerinde kaldığı..” belirlenmiştir. Bu nedenle sigorta kuruşunun, ekspertiz ve bilirkişi raporu ile tespit edilen sanayi sitesinin yolları, altyapıları, etrafındaki yeşil alanlar, sanayideki dükkanlarda meydana gelen hasarlara istinaden poliçe limiti olan 750.000,00 TL'ye kadar sorumluluğu sözkonusu olacaktır. Ancak TTK'nın 1478'nci maddesi hükmü İle; zarar görenin, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, doğrudan sigortacıdan isteyebileceği, düzenlenmiştir. Kural olarak sigorta sözleşmesinden zararlarını talep edecekler menfaati zarara uğrayan 3.kişilerdir başvuran/sigortalı, ancak, zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı tazminat ödedikten sonra veya zararlarını giderdikten sonra (ödediği ve/veya giderdiği) Zzarar/ tazminat miktarını sorumluluk sigortacısından isteyebilir. Dosya kapsamına bakıldığında; başvuran/sigortalının üçüncü kişinin zararlarını giderdiğini gösterir harcama belgeleri olmadığı gibi, üçüncü kişilerin zararlarına karşılık yapılan ödemeleri gösterir bir belge de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuranın; bu aşamada (üçüncü kişi üzerinde doğan zararlar nedeniyle) 3. Şahıs Mali Mesuliyet teminatına dayalı olarak tazminat talebinde bulunamayacağı ve bu konuya İlişkin itirazlarında yerinde ve haklı olmadığı sonucuna varılmıştır. .." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu itiraz hakem heyetinin ... tarihli, ... E. Sayılı kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ... Esas sayılı 17/04/2025 tarihli ilamı ile ".. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar ile davacı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile Kloz 115/Tasarımcı Rizikosu Teminatı kapsamında kalan zarara ilişkin olarak 1.500.000,00 TL'nin 30.12.2015 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık; İnşaat/ Montaj Bütün Riskler Sigorta Poliçesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir. Bozma sonrası İtiraz Hakem Heyetince verilen kararın bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının onanmasına .." şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu karar doğrultusunda da hüküm kesinleşmiştir.
Davacı ...A.Ş tarafından sigorta tahkim komisyonu hakem heyetine müracaat edilerek ... maliki olduğu, 1 no.lu parsel üzerinde a-b blok ile 681 ada, 1 no.lu parsel üzerinde c bloktaki sanayi sitesi... adresinde 2 bloktan oluşan inşaat faaliyetleri dolayısıyla 3. Kişilerin uğradığı zarar kapsamında ...A.Ş (Yeni ünvanı:...A.ş) 'den 3.000.000,00 TL zararında tazminini talep etmiş, yapılan yargılama sonucunda ".. Başvuran şirketin 04.03.2016 - ...-11.08.2016 - K.... sayılı ilamında; ... Sigorta A.Ş. aleyhine fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 2.000,000,00 TL'lik başvuru yaptığı, yapılan başvuruda 3. Kişilere verilebilecek zararlara karşı da 750.000,00 TL teminat verildiğinin açıkça belirtildiği görülmektedir. Anılan dosyadan verilen karar üzerinde İtiraz Hakem Heyetine başvuru yapıldığı ve dosyanın halen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 17. Hukuk Dairesinin ... Es. Sayılı dosyası ile derdest olduğu başvuran tarafından başvuru formunda beyan edilmiştir. Anılan dosyanın başvuranı, aleyhine başvuru yapılan sigorta şirketi ve talep konusunun aynı olduğu görülmektedir. HMK.'nın 114/1 bendinde derdestlik; Aynı konuda, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayalı olarak açılmış ve görülmekte olan bir davanın olduğunu ifade eden usul hukuku kurumu olarak tanımlanmıştır. Somut olayda, başvuran başvuru formunda itiraz hakem heyeti kararına da itiraz ettiğini ve hali hazırda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinde dosyanın görülmekte olduğunu beyan etmiş ve yine aynı taleple işbu başvuruda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde devam eden yargılamada da başvuran şirketin kendi zararları ile birlikte 20.10.2015 tarihinde inşaat alanındaki göçmeden kaynaklanan 3. Şahısların uğradığı zarar talep edilmiş, işbu başvurunun konusunu da 20.10.2015 tarihinde inşaat alanındaki göçmeden kaynaklanan 3. Şahısların uğradığı zarar oluşturmaktadır. HMK.'nın 115. Maddesi uyarınca, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında re'sen araştırır, dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verilir. Dava şartlarından biri olan derdestlik hususunun hakim tarafından davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiği, başvurucuya ait dosyanın BAM 17. Hukuk Dairesinde incelemesinin devam ettiği dikkate alınarak başvurucunun davasının usulden reddine dair hüküm oluşturulmuştur.
Başvurucu...A.Ş tarafından hakem heyetinin 21/03/2018 tarihli... sayılı kararına karşı itiraz hakem heyetine müracaat edilmiş, itiraz hakem heyetince 23/05/2018 tarih, ... sayılı karar ile ".. Başvuru sahibinin hakem heyetinin 21/03/2018 tarihli ... karar sayılı kararına karşı yapmış olduğu itiraz başvurusunun ilk yargılama bakımından uyuşmazlık konusu içerisine başvuru sahibinin uğradığı zararlar ile birlikte 3. Kişilere verilen zararlarında dahil edilmiş olması sebebiyle önceki yargılama tamamen sonuçlanmadan ne şekilde sonuçlandığı tespit olunmadan derdestlik nedeniyle yargılama yapılamayacağı gerekçesi ile itirazın reddine .." dair karar oluşturulmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu itiraz hakem heyetince verilen 23/05/2018 günlü, ... sayılı karar davacı başvuru sahibi tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ...karar sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamında ".. Talep, İnşaat ...Sigorta Poliçesi kapsamında yer alan 3. şahıs mali mesuliyet teminatına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacı, işbu davada poliçe kapsamında 3. Kişilere verdiği zarar nedeniyle zeyilnameyle arttırılan 3.000.000 TLyi talep etmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun usulden reddine karar verilmiş, itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyetince, aynı poliçeyle ilgili olarak 3. kişilere verilen zararlara ilişkin daha önceden de hakem heyetine başvuru yapıldığı ve söz konusu kararın henüz kesinleşmeyip derdest olduğu, ayrıca zeyilnamenin de geçersizliğine karar verildiği gerekçesiyle itiraz başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. Derdestlik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-1 maddesinde olumsuz dava şartı olarak düzenlenmiştir. Buna göre önceden açılmış bir dava devam etmekte iken aynı konuda yeniden dava açılamaz, buna rağmen açılırsa yeni dava usulden reddedilir. Bunun için, aynı davanın iki kere açılmış olması ve birinci ile ikinci davanın aynı olması gerekir. Aynı dava olduğunu söyleyebilmek için, birinci ile ikinci davanın taraflarının, konularının ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir. Mahkeme, yaptığı, inceleme sonucunda, iki davanın taraflarının, konularının ve dava sebeplerinin aynı olduğu kanısına varırsa ikinci davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verir.(KURU, Baki; İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları,2017,5.140-141) Hakem heyetine yapılan başvuru üzerine, davalı cevap dilekçesinde derdestlik itirazında bulunmuştur. Mahkemece, işin esasına girilmeden önce dava şartı olan derdestlik itirazının incelenerek davanın derdest olup olmadığının tespiti gerekir. Ancak, hakem heyetince, derdestlik ile birlikte işin esasına da değinilmiş ve zeyilnamenin önceki açılan davada geçersizliğine karar verildiği, işbu davada zeyilnameyle arttırılan tutarın talep edildiği, zeyilmamenin geçerliliğinin tartışmalı olduğu gerekçesine yer verilmiştir. Ayrıca hakem heyetine yapılan önceki tarihli başvurunun derdest olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiş ise de, söz konusu hakem heyeti dosyası yeterince incelenmemiştir. Dosyadaki mevcut delillere göre, davacı, hakem heyetine ilk başvurusunda 3. Kişilere verdiği zarar nedeniyle 750.000 TL talep etmiş, hakem heyetince davacının 3. kişilerin zararını gidermek amacıyla ödeme yaptığını belgelerle ispat edemediği, bu aşamada tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle bu talebe ilişkin başvurusunun reddine karar verilmiştir. Hakem Heyetine yapılan ilk başvuruda, zeyiledilen 3.000.000 TL talep edilmemiş olmasına rağmen, hakem heyeti aynı zamanda zeyilnamenin de geçersizliğine karar vermiştir. Ancak, bu durumda, mahkemece gerektiği takdirde, 750.000 TL tutar yönünden ilk başvurunun sonucu beklenip, başvurunun 3. kişilerin zararını gidermek amacıyla ödeme yapılmamış olması nedeniyle reddedildiği gözetilerek işbu davada sonradan ödeme yapıldığı ve bu suretle zararın gerçekleştiği iddia edilmiş olduğu takdirde, sonraki tarihli işbu davanın 750.000 TL yönünden dahi derdest kabul edilemeyeceği de kabul edilmelidir. O halde, mahkemece, taraflar arasındaki önceki tarihli hakem heyeti dosyası getirtilip, talep, talep tutarı, hukuki sebepler ve hakem heyetinin red gerekçesi de incelenerek dava şartı olan derdestliğin söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğinden yazılı gerekçeler İtiraz Hakem Heyetince başvurunun reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararin bozulması gerekmiştir. .." şeklinde hüküm oluşturulmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01/02/2022 tarihli, ...esas ve... karar sayılı bozma ilamı kapsamında dosya yeniden ele alınarak, bozma kararı doğrultusunda tahkim süresinin uzatılması konusunda taraflardan muvafakat istenilmiş, başvuru sahibi tarafından muvafakat verilmiş ise de, davalı sigortacı tarafından muvafakat verilmediğinden sigortacılık kanunun 30/23. Fıkrası uyarınca 6100 sayılı HMK 435/1c bendine göre uyuşmazlık hakem heyetinin 21/03/2018 tarih,...karar sayılı ilamının kaldırılmasına 2 ay içerisinde esas hakkında karar verilmesinin hukuken imkansız olması nedeniyle uyuşmazlığın yetkili mahkemece çözümlenmesi gerektiğinden, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
Taraflar arasında akdedilen İnşaat ...Sigorta Poliçesi kapsamında 3. şahıs mali mesuliyet teminatına dayalı tazminatı 750.000,00 TL iken zeyilname ile arttırılarak 3.000.000,00 TL ye çıkarılmıştır.
TTK'nun 1478. Maddesi uyarınca zarar gören uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini doğrudan sigortacıdan isteyebilir. Kural olarak sigorta sözleşmesinden zararlarını talep edebilecek olanlar menfaati zarara uğrayan 3. Kişilerdir. Sigortalı ancak zarara uğrayan 3. Kişilere karşı tazminat ödedikten sonra veya zararlarını giderdikten sonra ödediği tazminat miktarını sorumluluk sigortacısından talep edebilir.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda; davacının ticari defterlerindeki kayıtlar incelenmiş, ibraz edilen raporda, davacının 3. Kişilere yapmış olduğu ödemelere ilişkin herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Davacının delil olarak sunmuş olduğu belgeler içerisinde de 3. Kişilere ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir makbuz veya ödeme kaydı bulunmamaktadır. Davacının 3. Kişiler yönünden 750.00,00 TL tutarındaki tazminat talebi de sigorta tahkim komisyonu itiraz hakem heyetinin 17/04/2017 tarih, ... karar sayılı ilamı ile 3. Kişilere yapılan ödemenin ispat edilmediği bu sebeple talepte bulunulamayacağı gerekçesi ile reddedilmiş, ret kararı Yargıtay 11. Hukuk dairesinin ... esas sayılı dosyası ile onanarak kesinleşmiştir. Mahkememizde açılan 3. Kişilerin uğradığı zararlara yönelik 3.000.000,00 TL 'lik zarar bakımından da sigorta tahkim komisyonuna açılan davadan sonra 3. Kişilere herhangi bir ödeme yapıldığına ilişkin belge sunulmadığı gibi davacının defterlerinde yapılan inceleme sonunda, 3. Kişilere yapılan ödeme kaydına rastlanmadığından açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının REDDİNE,
-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 51.232,50 TL'nin mahsubu ile fazla olan 50.500,50 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden AAÜT 'nin 13/4. Maddesi uyarınca, 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine,
-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. Maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Bakiye gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/03/2026