(Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; 14/07/2015 tarihinde müvekkili ..........'ün, bisikleti ile kendi şeridinde ilerlerken, şerit ihlali yapmış bir aracın süratli bir şekilde gelerek müvekkiline çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazaya ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 2015/1186 Sor. No'lu soruşturma başlatılmış ve soruşturma dosyasında dava dışı müvekkile çapan faili meçhul araç sürücüsü için daimi arama kararı çıkartılarak dosya beklemeye alındığını, müvekkilinin kazadan sonra ... Devlet Hastanesi'nde ve .....Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, müvekkilinin gördüğü tüm tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşmasının mümkün olmadığını, 15/10/2015 tarihli dilekçe ile davalıya başvuru yapıldığını ancak müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile kaza tarihinde geçerli ... poliçe limitleri dahilinde iş bu belirsiz alacak davası kapsamında, müvekkili için ... poliçe limitleri dahilinde 100 TL sürekli iş göremezlik tazminatının ve 50,00 TL geçici iş göremezlik, davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, hükmedilecek tazminata 23/10/2015 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi gerektiğini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı açmadan önce sigorta şirketlerinden 6704 sayılı kanun gereği tazminat talebine yönelik başvuru şartının yerine getirilmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte daya konu kazanın oluşumundaki kusur ve maluliyet oranlarının tespitinin ATK vasıtasıyla yapılması gerektiğini, kazanç kaybı, tedavi gideri, bakım, yol masrafı ve diğer dolaylı zararlar ve geçici iş göremezlik kaybından doğan zararın teminat kapsamında olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacının faize ilişkin talebinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının kısmen kabulü ile, 34.776,13 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 25/10/2015 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı kaza geçirdiğinde bir geliri olmasa ve gelirden mahrum kalmasa dahi, günlük hayatını idame ettirirken engel oranı nispetinde daha fazla efor sarf edeceği açık olduğunu, mahkeme kararında müvekkilin 18 yaşından küçük olması sebebi ile efor tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı reddedilmiş ise de efor tazminatının hesaplanması gerektiğini, işlemiş dönem hesabında asgari ücretin dışlanmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin sakatlık oranı daha yüksek olup, belirlenen oran düşük olduğunu, rapora itiraz etmiş olmasına rağmen hükme esas tutulduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maluliyet tespitinin kabulü mümkün olmadığını, maluliyet oranları arasında çelişki bulunması sebebi ile yönetmeliğe uygun yeniden rapor aldırılması gerektiğini, maluliyet raporu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre hesaplama yapılırken TRH 2010 yaşam tablosu ve iskonto oranı (teknik faiz), %1,8-%1,65 olarak dikkate alınması gerektiğini, kazanın meydana gelişine ilişkin kanaat oluşturacak bir evrak bulunmamasına rağmen kusur atfı yapılmasının hatalı olduğunu, herhangi bir belge ve bilgi olmaması na rağmen kusur değerlendirmesi yapılmasının usule ve hukuka aykırı olduğunu, hesaplanan tazminat miktarı üzerinden müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkil kurumun sorumluluğu dava tarihinden itibaren başladığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 14/07/2015 günü saat 12.20 sıralarında davacı sürücü ... idaresindeki motosiklet (veya bisiklet) ile ...... ili ... ilçesi ...Mahallesi, ... Caddesi üzerinde seyir halindeyken karşı istikametten yaklaşmakta olan kimliği tespit edilemeyen sürücü idaresindeki plakası tespit edilemeyen otomobilin çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.... Makine Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinin raporuna göre kazaya karışan davacının %50, sürücüsü tespit edilemeyen ve plakası bilinmeyen dava dışı araç sürücüsünün %50 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmiştir.... Cumhuriyet Başsavcılığı hazırlık evrakı kapsamından olayın trafik kazası olduğu, plakası tespit edilemeyen bir aracın davacıyı hastaneye bıraktığı anlaşılmakla davalının zarardan sorumlu olduğu, İlk derece mahkemesince alınan heyet bilirkişi raporuna göre, olay yerinde kamera görüntüsü olmadığı dava dışı sürücünün belirsiz olduğu araç plakasının tespit edilemediği, meydana gelen kazada zarara sebebiyet verenin kusurunun tam olarak belirlenemediği hallerde kusur oranının %50 olması gerektiği belirtilmiştir. Bu halde Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporunun birbiriyle örtüştüğü, plakası tespit edilemeyen bir aracın davacıyı hastaneye bıraktığı, olayın trafik kazası olduğu ancak kazanın ne şekilde olduğuna dair yeterli veri olmadığından kazaya karışan araçların %50 kusurlu olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığından kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceği -ne ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).Somut olayda kaza tarihinin 14/07/2015 tarihi olması dikkate alındığında maluliyetin Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesince alınan 13/12/2019 tarihli maluliyet raporu kaza tarihinde yürürlükte olmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlenmiş olup sürekli malüliyet tayinine yer olmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. İtiraz üzerine alınan 30/11/2020 tarihli maluliyet raporunda ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik göre alındığı ve tüm vucut engelinin sıfır(0) olduğu tespit edilmiştir. İtiraz üzerine bu kez davacı muayene edilerek düzenlenen maluliyet raporunda ise davacının %2 oranında sürekli iş göremezliği olduğu tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 31/12/2021 tarihli ATK 2.İhtisas Kurulu maluliyet raporunun davacının muayenesi yapılarak, dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir. Kazaya ilişkin sonradan tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının kask takmadığına ilişkin bir belirleme bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edileme -miş olması nedeniyle müterafik kusura; Kazaya karışan araç sürücüsü ve plakası tespit edilememiş olup davacı vekili, ... başvurusu -nu yaptıktan sonra verilen olumsuz yanıt üzerine dava açtığına göre KTK'nın 97.madddesindeki başvuru koşulu yerine getirildiğinin kabulü ile başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonrasının faiz başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığından faiz başlangıç tarihine; Davacı kaza tarihinde henüz 17 yaşında olup gelir getirici bir işte çalıştığının ispat edemediğinden geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine; dava dilekçesinde açıkça efor kaybı talebi bulunmadığı sürekli iş göremezlik tazminatı talep edildiği anlaşıldığından efor kaybı hesap edilmemiş olmasına ilişkin istinaf başvuruları yerinde görülme -miştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esa s alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacının belirlenen %2 maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak, geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre kaza tarihindeki yaşı belirlenerek ve prograsif rant tekniği uygulanarak, rapor tarihindeki yaşına göre bakiye ömrü esas alınarak rapor tarihine kadar işlemiş dönem, rapor tarihinden kalan bakiye ömür tarihine kadarda işleyecek dönem kabulü ile kimliği tespit edilmeyen araç sürücünün %50 kusur orana göre sürekli iş göremezlik tazminatı belirlendiği anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

1-Taraf vekillerinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı hakkında adli yardım kabul kararı bulunduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 2.375,55 TL harçtan peşin alınan 594,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.141,55 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/03/2026