İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davacı vekili; davacının davalı şirket ile arasındaki sözleşme kapsamında davalı şirketten elektrik enerjisi satın aldığını, davalı şirket tarafından----Aralık dönemi arasında,------ dağıtım şirketindeki abonelik numarası ---- olan ve varsa bu fabrikaya bağlı diğer abonelikleri gereğince düzenlenen faturalarda, ---------- tarafından verilen iptal kararına aykırı şekilde fazladan perakende satış hizmet bedeli tahakkuk ettirildiğini, ilgili tutarların fatura karşılığında ödendiğini, bununla birlikte Danıştay'ın iptal kararı ile dayanaksız hale gelen tutarların iadesi gerektiğini iddia ederek fazladan ödendiğini iddia ettiği tutarlardan şimdilik 20.000,00 TL'lik kısmın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek gecikme zammı ve gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili; davacı şirketin ------ dönemi arasında davalı şirketten elektrik tedarik etmediğini, davacı şirketin dava konusu ettiği dönemin tamamı bakımından üzerine düşen ispat külfetini yerine getiremediğini, faturaların şeffaf ve denetime açık olduğunu, basiretli bir tacir olarak davranması gereken davacının faturaları inceleyecek yetiye sahip olmadığını ileri süremeyeceğini, faturaların itiraz edilmeyerek kesinleştiğini, davacı şirketin basiretli tacir olarak davranma yükümlülüğüne aykırı eylemlerinin müterafik kusur olarak kabul edilmesi gerektiğini, davanın dayanağını oluşturan ve Danıştay tarafından iptaline karar verilen ----- sayılı kurul kararının sadece 1 yıl yürürlükte kaldığını, iptal edilen kısmın sadece ------- tarihi arasında düzenlenen bir tarife tablosuna kadar olan dönem olduğunu, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği şekilde geniş bir zaman aralığı bulunmadığını, perakende satış hizmet bedeli bakımından hukuki dayanaklar, metodoloji hükmü ve tarifelerin onaylandığı kurul kararları olduğunu, söz konusu dayanakların geçerliliğini sürdürmekte olduğundan dava konusu bedellerin hukuka aykırılığından bahsedilemeyeceğini, ----- iptal kararının özel hukuk ilişkilerine geçmişe yönelik olarak uygulanmasının hukuki olarak mümkün olmadığını, müşterilerin perakende satış hizmeti bedeli ödememelerinin hukuka uygun olmadığını, Danıştay kararının sadece serbest tüketiciler açısından verildiğini, davacının serbest tüketici olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında yapılan elektrik sözleşmesi, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
---- tarihli ara karar ile dosyanın 3 kişilik bir elektrik bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve ----- tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi raporunda özetle; a) İadesi Talep Edilen --- Bedellerinin Tutarları; Davacı----- olan aboneliğin ---- dönemleri arasında tahsil edilen ----- yukarıda hesaplanmış aşağıda da özet olarak sunulmuştur. Davacıdan tahsil edilen------ Bedeli: 1.125.136,47 TL, ----Bedellerine uygulanan KDV: 202524,56 TL, Toplam --------- 1.327.661,04 TL,
b) Davacının Dava Konusu ----- Edip Edemeyeceği; Davacı ----- serbest tüketici olmasına rağmen lisans sahibi bir tedarik şirketini seçip ikili anlaşma yapmadığından, ----- göre yukarıda hesaplanan ------ bedelinin iadesini talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. c) Nihai Hukuki Takdir Sayın Mahkemeye Ait Olmak Üzere; Nihai hukuki takdir Sayın Mahkemeye ait olduğundan; Sayın Mahkemenin, ---- davacıya iade edilmesine karar vermesi halinde, davacı şirketin, davalı şirketten talep edebileceği ----- olarak hesaplanmıştır.
----- tarihli ara karar ile dosyanın bir elektrik bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve ------- tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
Bilirkişi Raporunda özetle; Davacı---- serbest tüketici olmasına rağmen lisans sahibi bir tedarik şirketini seçip ikili anlaşma yapmadığından ------------- sayılı ----- Yönetmeliğindeki maddelerindeki düzenlemelere gereğince ---- numaralı aboneliğine, ilişkin ------- arasında tahsil edilen ---- bedelini davalı ---- talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır. Bilirkişi ------ tarihli ek raporunda özetle; Sayın Mahkemenin, --------- sayılı İlamı'na göre değerlendirilme yapılmaksızın, emsal nitelikteki ------------ sayılı içtihatlarına göre, davacı şirketin dahil olduğu abone grubu için sonradan belirlenmiş olan maktu ücret hariç ödenen --------- davacı ----- tesisat numaralı aboneliğin ----döneminde tahsil edilen ------- yukarıdaki tabloda hesaplanmıştır. Buna göre, davacı-------davalı------------ talep edebileceği ---- bedellerinin toplamı %18 oranındaki --- olarak hesaplanmıştır.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, abonelik sözleşmeleri kapsamında düzenlenen faturalar nedeniyle fazla tahsil edilen ---------bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Davalı yanca cevap dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı ve zamanaşımı definde bulunduğu görülmüştür. Mahkememizce davanın belirsiz alacak davası olarak açılıpaçılamayacağının belirlenmesi gerekmektedir. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir.6100 Sayılı Kanunun 107. maddesine göre, “(1)Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafca belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır.6100 Sayılı Kanunun 107/2. maddesinde, sorunun çözümünde yol gösterici mahiyette kriterlere yer verilmiştir. Anılan madde fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de “karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin bilirkişi ya da keşif incelemesi sonucu)” belirlenebilme hali açıklanmıştır.Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir.Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır. Sadece alacak miktarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunması ya da miktarın tartışmalı olmasının belirsiz alacak davası açılması için yeterli sayılması halinde, neredeyse tüm davaların belirsiz alacak davası olarak kabulü gerekir ki, bu da kanunun amacına aykırıdır. Çünkü, zaten uyuşmazlık bulunduğu için dava açılmakta ve uyuşmazlık mahkeme önüne gelmektedir. Önemli olan davacının talebini belirli kılacak imkana sahip olup olmadığıdır. Burada, alacağın belirlenebilir olması ile ispat edilebilirliğinin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.Davacının talep ettiği alacağı belirlemesi objektif olarak mümkün, ancak belirleyebildiği alacağını ispat etmesi, kanunun öngördüğü şekilde (elindeki delillerle) mümkün değilse, burada da belirsiz alacak davası açılacağından söz edilemez. Çünkü, bir alacağın belirlenmesi ile onun ispatı ayrı şeylerdir. Davacı, talep konusu yaptığı alacağını çok net şekilde belirleyebilir; ancak her zaman onu ispat edecek durumda olmayabilir. Aksinin kabulü, her ispat güçlüğü olan alacağı belirsiz alacağa dönüştürmek gibi hem kanunun amacına hem de genel ilkelere aykırı bir durumu ortaya çıkartabilir.Alacağın miktarının belirlenebilmesinin, tahkikat aşamasında yapılacak delillerin incelenmesi, bilirkişi incelemesi veya keşif gibi sair işlemlerin yapılmasına bağlı olduğu durumlarda da belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmelidir. Ne var ki, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz.Kategorik olarak, belirli bir tür davanın veya belirli kişilerin açtığı davaların baştan belirli veya belirsiz alacak davası olduğundan da söz edilemez. Her bir davaya konu alacak bakımından, belirsiz alacak davasına ilişkin ölçütlerin somut olaya uygulanarak, belirleme yapılması gereklidir. Zaman zaman, 6100 Sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür.Somut olayın özellikleri dikkate alınarak, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi için gerekli şartların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine gelince; davacının davasını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi uyarınca açıkça belirsiz alacak davası olarak açtığı, somut olayda davacının,---- döneminden itibaren ---- Sözleşme hesap numarası ----- olan abonelik ve varsa diğer abonelikler kapsamında düzenlenen faturalarla kendisinden fazladan alınan----- bedelinin tespit edilerek hüküm altına alınmasını talep ettiği, buna göre öncelikle davacıya ait fabrikadaki abonelik kapsamında düzenlenen faturalarla davacıdan tahsil edilen toplam ----- bedelinin belirlenmesi, bu bedelden davalının alabileceği sabit ---- toplamının düşümü ile fazla alınan -------- bedelinin tespitinin gerektiği, bu sonuca ise ancak davalının vereceği bilgi, konusunda uzman bilirkişiden alınacak rapor ve yapılacak tahkikat ile varılabileceği, bu durumda hesabın ve talep sonucunun belirlenmesinin objektif olarak davacıdan beklenemeyeceği, bu halde davacı tarafça davanın belirsiz alacak davası açılabileceği anlaşılmıştır.Davalı yanın zamanaşımı defisinin incelenmesinde dava konusu uyuşmazlıkta 10 yılllık zamanaşımı uygulanması söz konusu olup, davacının talebinin ----- yılı Aralık ayı aralığına ilişkin olduğu, davanın açıldığı---- tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce çözülmesi gereken uyuşmazlığın davacı şirketin elektrik tüketim miktarlarına göre serbest tüketici kapsamında kalıp kalmadığı, serbest tüketici kapsamında ise davacının aboneliği nedeniyle haksız yere perakende satış hizmet bedelinin alınıp alınmadığı, davacının istirdat isteminin yerinde olup olmadığı, iade edilmesi gereken ---varsa miktarının belirlenmesi noktalarında toplanmaktadır.----- Karar Sayılı İlamında "...Dava; ------- tarihleri arasındaki geçiş döneminde ------ bazında belirlenmesine ilişkin -------- bendinin Danıştay tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle, anılan dönemde davacı şirket tarafından davalı şirkete elektrik tüketim bedelleri ile birlikte ödenen---- istirdadı istemine ilişkindir.
Hukuka aykırı bulunan idari işlemler hakkında idari yargı yerlerince verilen iptal kararları, iptal edilen karara istinat eden, onunla doğrudan doğruya alakalı tasarruflara da etkilidir. Bu suretle iptal hükmü, iptal edilen karara dayanan, onunla bağlı bir mahiyet arzeden sonuç işlemleri de ortadan kaldırmak suretiyle geçmişe yürümektedir. İptal kararlarının bu özelliği, dava konusu idari tasarruftan önceki hukuki durumun sağlanması gereğinden kaynaklanmaktadır.Dosya kapsamına göre; davalı şirketin,---- iptal edilen dü- zenleyici işlemi esas alarak----- tarihleri arasındaki geçiş döneminde tanzim ettiği faturalar ile elektrik abonesi olan davacı şirketten, tüketilen enerji miktarı ---- bedeli tahsil ettiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davalı taraf ------değişiklik yapıldığını, yapılan bu değişiklikle kanunun geriye uygulanacağını, ---- tarifelerinde yer alarak tahsil edilebileceği'ni iddia etmiş ise de; ---- tüketicilerden tahsil edilemeyeceği" hususu değil ------ okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone grubuna ve tüketilen enerji bedeline göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı, bu nedenle abone başına sabit bir ücret olarak uygulanması gerektiği"nin belirtildiği anlaşılmakla 6719 sayılı kanun ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nda yapılan değişikliğin ---- iptal kararına bir etkisi bulunmamaktadır.Hal böyle olunca; Danıştay kararı ile geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle davalı şirket tarafından geçiş döneminde tahsil edilen ---- davacı şirkete iade edilmesi gerektiği tartışmasızdır...." şeklinde açıklanmıştır.---------- Karar Sayılı İlamında "Dava,Perakende Satış Hizmet ve Sayaç Okuma bedelinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
Davada, davalı şirketin, iptal edilen düzenleyici işlemi esas alarak (tüketilen enerji miktarı-kWh üzerinden) tanzim ettiği faturalar ile elektrik abonesi olan davacı şirketten tahsil ettiği --- tahsili istenilmiştir.Konuya ilişkin emsal karar ve Yargıtay onama kararına göre -------- kararı ile abone başına sabit ücret uygulaması yapılarak uygulanması gerektiği gerekçesi ile iptal edildiği,------- Kararı gereğince serbest tüketicilerle sınırlı olarak uygulanması gerektiği,bu hususun -----------------sayılı ilamında da belirtildiği,ilk derece mahkemesince alınan ve hükme dayanak bilirkişi raporunda, davacının serbest tüketici olduğunun belirlendiği, düzenleyici işlemin iptaline ilişkin hüküm nedeniyle serbest tüketici olan davacının, dava konusu dönemde, perakende satış sözleşmesi ve bağlantı anlaşması gereği kullandığı elektrik nedeniyle yapılan faturalandırma ile tahakkuk ve tahsil edilen ve faturalarda ----- belirlenen -------- ile abone başı hizmet karşılığı ödemesi gereken bedel arasındaki farkı fatura ---- birlikte isteyebileceği,bu açıdan dava konusu dönemde, ---- bedeli tahsil edildiği, tahsilatın davalı tarafından yapılması nedeniyle husumet itirazının yerinde olmadığı, bilirkişi raporunun taraf,mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmıştır....Hal böyle olunca mahkemece; -------düzenleyici işleminin Danıştay tarafından iptal edildiği, buna bağlı olarak geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle davalı şirket tarafından fazladan tahsil edilen--- bedellerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiği alınan bilirkişi raporu ile belirlenen tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. " şeklinde açıklanmıştır.Davacının taraf olduğu benzer yargılamaya ilişkin ------- Karar sayılı ilamında --------- Adliye Mahkemesinin "Mahkemece hükme esas alınan, davacının fazladan ödediği --- bedellerini, bu bedeller üzerinden alınan---- olarak hesaplayan ---- tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı şirketin--- düzenleyici işlemini esas alarak ---- tarihleri arasındaki geçiş döneminde tanzim ettiği faturalar ile elektrik abonesi olan davacı şirketten tüketilen enerji miktarı ------- bedeli tahsil ettiği, ------- düzenleyici işleminin Danıştay tarafından iptal edildiği, buna bağlı olarak geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle davalı şirket tarafından ------- döneminde fazladan tahsil edilen ---- davacı şirkete iade edilmesi gerektiği, davacı şirkete iade edilecek tutar belirlenirken hizmetin bir ücret karşılığı verilmesi gerektiği gözetilerek, -------- tarafından davacı şirketin de dahil olduğu abone grubu için sonradan belirlenmiş olan maktu ücretin mahsup edilmesi ve ayrıca fazladan ödendiği belirlenen ---- bedelleri ile bu bedeller üzerinden alınan ------ toplamından oluşan alacağın tahsiline karar verilmesi gerektiği, ----- sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin,-------- halen yürürlükte olan düzenleyici işlemleri hakkında uygulama alanı bulacağı, bu nedenle anılan kanun değişikliklerinin somut olay bakımından bir etkisi bulunmadığı, davacının dava konusu bedellerin tahsil edildiği tarihlerde serbest tüketici olduğunun yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, ilk derece yargılaması aşamasında ileri sürülmeyen zamanaşımı def'inin istinaf aşamasında dikkate alınamayacağı, ancak davacının ----- davalıdan tahsilini talep ettiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının davalıdan talep edebileceği miktarın ------ olarak hesaplandığı, davacının da anılan bilirkişi raporuna karşı sunduğu beyan dilekçesinde ---- ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle tahsilini talep ederek talep sonucunu daraltma yoluna gittiği, bu durumda davanın kısmen kabulü ile fazlaya ilişkin talebin reddi yönünde hüküm tesisi gerekirken davanın tam kabulü şeklinde hüküm tesisinin yerinde olmadığı, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilemediğinden hükmedilen alacağa uygulanacak gecikme faizi için faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak belirlenmesinin de yerinde olduğu gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile ---- fazla ödenen miktarın dava tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun'a göre işleyecek gecikme faizi ve işleyecek gecikme faizinin KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesine" dair kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine kararın onandığı görülmüştür.Mahkememizce yapılan yargılamada bilirkişi raporları alınmış, bilirkişi raporlarında davacının serbest tüketici olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporlarında davacının ikili anlaşma yapmadığından talep edemeyeceği bildirilmiş ise de yukarıdaki emsal kararlarda yapılan açıklamalar göz önüne alındığında davalının tanzim ettiği faturalar ile elektrik abonesi olan davacı şirketten tüketilen enerji miktarı --------- tahsil ettiği, ------ düzenleyici işleminin ---- tarafından iptal edildiği, buna bağlı olarak geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle davalı şirket tarafından fazladan tahsil edilen ---- bedellerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiği, davacının serbest tüketici olarak fazla alınan -----bedelini talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacının---- alacağının tespit edilirken dava konusu döneme ilişkin olarak hizmetin bir ücret karşılığı verilmesi gerektiği gözetilerek ------- tarafından davacı şirketin de dahil olduğu abone grubu için sonradan belirlenmiş olan maktu ücretin mahsup edilmesi ile fazladan ödendiği belirlenen ----- bedelleri ile bu bedeller üzerinden alınan --------- tespit edilmesi gözetilmesi gerekmektedir. Bu açıklama nazarında alınan --- tarihli ek raporda ----- olarak davacının talep edebileceği miktar tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından ek raporda tespit edilen bedel üzerinden dava değerinin artırılmıştır.Mahkememizce alınan ----tarihli ek raporu denetime elverişli olup, hükme esas alınarak davacının fazladan ödediği tespit edilen ------bedelleri talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılarak, davacı davalıya dava öncesinde temerrüte düşürmediği, dava tarihi itibarıyla davalının temerrüde düştüğü ve 6183 sayılı yasa gereği gecikme zammı uygulamasının sözleşmede görüldüğü anlaşılmakla, davanını kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1-Davanın KABULÜ ile,----- alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek 6183 sayılı kanunun 51. Maddesine göre gecikme faizi ve gecikme faizinin KDV si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 90.679,82 TL harçtan, peşin yatırılan 341,55 TL ile tamamlama harcı olarak alınan 22.328,41 TL harcın düşümü ile geri kalan 68.009,86 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan 341,55 TL peşin harç, 179,90 TL başvuru harcı, 22.328,41 TL tamamlama harcı, 18.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 248,75 TL posta gideri olmak üzere toplam 41.098,61 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 203.846,52 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
6-3.120,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,
Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 31/03/2026