İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin bilgi teknolojileri ve iletişim alanında hizmet veren, farklı sektörden şirketlere teknolojik zümler sunan, sektörünün önde gelen şirketlerinden biri olduğunu, davalının, müvekkili şirkette 01.06.2015-03.02.2023 tarihleri arasında "Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesi" ile ve en son tarihli olarak "satış destek personeli" unvanı ile iş ifasında bulunduğunu, davalının müvekkili şirketten ayrılmadan önce aldığı bir aylık tam brüt maaş karşılığının 20.489,31 TL olduğunu, davalının 19.01.2023 tarihinde kendi el yazısını havi istifa dilekçesi ile "01.06.2015 tarihinde başladığım görevinden 19.01.2023 tarihi le istifa ediyorum" şeklinde belirtilerek 4857 sayılı İş Kanunu 24. Madde kapsamında herhangi bir haklı neden göstermeden tek taraflı bir şekilde iş akdini feshettiğini müvekkili şirkete yazılı olarak ilettiğini, davalının herhangi bir haklı sebebe dayanmaksızın müvekkili şirket nezdindeki iş özleşmesini istifa ederek feshettiğinin en göstergelerinden birisi ise davalının müvekkili şirket nezdinden 03/02/2023 tarihinde işten ayrılmasından hemen sonra 04/02/2023 tarihinde---- Şirketi'nde işe başlamış olması ve devamında 13/03/2023 tarihinde ise ----- Şirketi nezdinde işe başladığını, davalı tarafın müvekkil şirketten ayrılmadan önce zaten diğer iş tekliflerini değerlendirerek anlaşmaya vardığını, davalı, müvekkili şirkette çalışırken pozisyonu sebebiyle müvekkil şirketin müşteri çevresi bakımından, hizmet sırları yahut işverenin bir takım işleri bakımından bilgi edindiğini, Rekabet Yasağı sözleşmesinde cezai şartın yer alması halinde ise işveren, uğradığı zararı ispat etmesine gerek kalmadan sözleşmede öngörülen cezai şartı isteyebilmekte olduklarını, davalı tarafın müvekkili şirket nezdinde çalışırken ---- ile kendisinin bizzat gerçekleştirdiği mail yazışmaları, müvekkil şirket ile ----- firmasının proje bazlı ortak müşteri çevresine sağladığı hizmetlere yönelik mail yazışmaları ve yine müvekkili şirket ile ----- arasındaki ticari bağlantıyı ortaya koyar sipariş formalarını sunduklarını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin dokuzuncu maddesi altında düzenlenen rekabet yasağı hükümlerine göre HMK 109 gereği kısmi dava olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL rekabet yasağı tazminatı alacağının iş sözleşmesinin fesih tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalıdan alınıp müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğunu, davanın kısmı dava olarak açılmasının mümkün olmadığını bu nedenle davanın dava şartı yokluğu ile reddi gerektiğini, TBK maddesinin metninden anlaşılacağı üzere, rekabet yasağının geçerli olabilmesi için iş ilişkisinden sonrası için ve yazılı olarak düzenlenmiş olması gerektiğini, davacının iddia ettiği şekli ile müvekkilinsı iş ilişkisi içerisinde rekabet yasağını ihlal ettiğine yönelik beyanları asılsız olduğunu, İş ilişkisi tamamlandıktan sonrası olan dönemde de müvekkili davacı firmaya münhasır olan bilgileri kullanmadığından ve kanunda anılan şekilde taraflar arasında bir rekabet yasağı sözleşmesi akdedilmediğinden dolayı bu iddiaları da kabul etmek mümkün olmadığını, dava dosyasında sadece 2022 tarihli maillere yer verildiğini, ancak 2023 yılı içerisinde de çalışmalar devam ettiğini, 2023 tarihinde de, ----çalışmaya başladıktan sonra da iş ortaklığının devam ettiğini, rekabet yasağına dair şartın geçerli olabilmesi için işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra müşteri çevresi hakkında öğrendiği bilgiyi ya da iş sırlarını kullanması ile işverenin önemli bir zarara uğraması arasında bir illiyet bağının da olması gerektiğini, ancak davacının iddia ettiği şekli ile bir zarara uğramadığı aşikar olmak ile birlikte bir illiyet bağının da kurulması mümkün olmadığını, iş bu davanın, öncelikle kısmi alacak davası olarak açılamayacağı hususu gözetilerek dava şartı yokluğundan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davacı vekili 24.11.2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Her türlü fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla arz edilen sebeplerle; dava dilekçelerinde talep etmiş oldukları alacağın, bilirkişi raporu doğrultusunda toplam 214.138,00 TL arttırarak 215.138,00 TL olarak ıslah ettittiklerini, davalarının kabulü ile iş akdinin fesih tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ıslaha beyan dilekçesinde özetle; Davacının ıslah dilekçesini ve harcını kesin sürede yatırmadığını, bu nedenle ıslah talebinin reddine, müvekkilin iş akdini haklı nedenle feshettiği hususunun açıklığa kavuşması için ----. İş Mahkemesi ----- Esas sayılı dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılmasına, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.
----. İş Mahkemesinin ---. sayılı dosyasının uyap kayıtları dosya arasına alınmıştır.
---- SGK'ya yazılan müzekere cevabı dosya arasına alınmıştır.
------Noterliğine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Haksız rekabet alanında uzmanlığı bulunan ticaret hukuku uzmanı ile mali müşavir bilirkişi heyet raporu dosyaya sunulmuştur.
Taraflarca bildirilen tanıkların Mahkememizce beyanları alınmış olup;
Tanık ... 21/05/2024 tarihli duruşmada alınan beyanında: " Ben halen davacı şirkette insan kaynakları ve finans müdürü olarak görev yapıyorum, bana sorduğunuz davalı ... ' i de benim orada çalıştığım dönem işe alınma sebebi ile tanıyorum, ayrıca kendisinin işe alım sürecini de ben yönetmiştim, kendisi evraklarını bize gönderdikten sonra uygun bulunarak satış destek uzmanı olarak işe başlamıştı, en son maaşı bildiğim kadarı ile net 16.000 TL civarında idi, işe alımlarda yapılan sözleşmelerde haksız rekabet hükmü bulunmakta idi, içerik olarakta rakip firmalar/müşteriler ile çalışılamayacağı ve ilişki kurulamayacağına ilişkin hükümleri kapsıyordu, ben kendisinin bizim şirkette çalıştığı dönemde başka bir şirketle bağlantısı olup olmadığını bilmiyorum, kendisi ile yaklaşık 7,5 sene beraber çalıştık, kendisi o dönem ikinci hatta 3. Üniversiteyi okuyordu, dil konusunda eksik olduğunu ve işten ayrılarak dil eğitimi almak istediğini bize söylüyordu, bende kendisine bu imkanın şirket tarafından sağlanabileceğini, bunun bir işten ayrılma sebebi olmayacağını söylemiştim, ancak kendisi ikisini bir arada yapamayacağı için ayrılmak istediğini söyledi, istifasını verdikten sonra kendisi bana sitemkar bir şekilde " ben kendimi geliştirmek istiyorum, neden bana engel oluyorsun" demişti, kendisinin ayrıldıktan sonra ------ şirketinde çalışmaya başladığını duymuştuk, ne kadar bir süre sonra çalışmaya başladığını hatırlamıyorum, ----- firması bilişim sektöründe bir çalışan bir firma olup, kendileri ile karşılıklı olarak mal alışverişinde bulunmaktayız, yaklaşık 2014 senesinden beri çalışmalarımız devam etmektedir, davalı bildiğim kadarı ile hala ----- firmasında çalıştığını duydum, ancak kendisi ile bir iletişimim yoktur, ayrıca istifa sebebi olan ingilizce eğitimine dair de bir bilgim yoktur, davacı vekilinin sorusu üzerine sorulduğunda: davalı bahsettiğim ----- firması ile çalışmaları yapıyordu, kendisi sipariş aşamasındaki tüm işlemleri, mail yazışmalarını yapıyordu, davalı 7,5 yıldır bizimle çalıştığı için tüm müşteri pörtföyünü biliyordu, çünkü satın alma kısmında çalışıyordu, davacı ve -- firması bazı müşteriler için ortak iş ve proje yapıyorlardı, normal zamanda firmamız yüklü miktarda alımlar yapmakta iken davalının ------ firmasında çalışmaya başlamasından sonra oluşabilecek riskleri önlemek adına kendileri ile iş alımlarımızı azaltmaya, kısıtlamaya başlamıştır, ilgili firmanın bizle proje yapmak istemesine dair bildiğim kadarı ile kendilerinden bir talep gelmemiştir," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... 21/05/2024 tarihli duruşmada alınan beyanında: "Ben halen davacı şirkette satış müdürü olarak görev yapıyorum, bana sorduğunuz davalı ... ' i de benim ekibimde çalıştığı için tanıyorum, hatırladığım kadarı ile 2015 yılında işe başlamıştı, o zaman başka bir arkadaşımın ekibinde idi, daha sonra benim ekibime katıldı ve 2023 yılının şubat ayına kadar müşteri temsilcisi olarak çalışmıştı, en son maaşı bildiğim kadarı ile net 16.000 TL civarında idi, bildiğim kadarıyla haksız rekabete ilişkin hüküm, işten ayrıldıktan sonra belirli bir süre başka bir rakip firmada çalışamayacağına ilişkindi, kendisi, ben kendisinin bizim şirkette çalıştığı dönemde başka bir şirketle bağlantısı olup olmadığını bilmiyorum, ancak kendisi dil eğitim almak için işten istifa etti ve ayrıldığının 3 veya 4 hafta sonrası genel müdürlüğümüzü arayarak ---- işe başladığını söyledi, bildiğim kadarı ile kendisi bizim firmamızda çalışırken ------ firmasının işe alım mülakatlarına başvurmuştur ve mülakatlara girmiştir, ben bunu o firmada davalıdan önce çalışan ------ isimli çalışandan duymuştum, bu firma bilişim sektöründe çalışmakta olup, bizim gibi biraz daha büyük firmaların distribitörlüğünü yapmaktadır, bu firma ile ortak çalışmalarımız olmaktadır, ben 2012 yılından beri davacı firmada çalışıyorum ve bu tarihten beri de bahse konu firma ile aktif çalışmalarımız olmaktadır, öncesinde de çalışmalar vardır ancak tam tarihini bilmiyorum, davalının bizim firmamızdan ayrıldıktan sonra ingilizce eğitimine dair bir bilgim yoktur, biz bahsettiğim firma ile 2023 ' ün Mart ayına kadar çalışmaya devam ettik, Davalı orada çalışmaya başladıktan sonra çalışmalarımızı azalttık, biz bu firma ile ortak müşterilerimiz olduğu için ve bu firmadan proje kaydı oluşturmamız gerektiği için, yine davalı orada çalışmaya başladığı ve müşteri çevrelerini de bildiği için riski en aza indirmek amacı ile böyle bir yöntem uyguladık, her ne kadar iki firma rakip firma olarak geçmese de bizim iş yapacağımız tüm müşterilerimiz için ----- firmasına başvurmamız gerekiyor, dolasıyla aynı müşterile ile iş takip etme ihtimali olduğu için çalışma seviyemizi minimuma indirdik, davacı vekilinin sorusu üzerine sorulduğunda: bahsettiğim firmaya bizim dışımızda başka rakip firmalar da başvurduğu için, müşteri çevremiz bilindiğinden diğer rakip firmaya fiyat avantajı sağlayarak koruma ihtimali gündeme gelebilir, ancak somut olarak bu zamana kadar böyle bir durum yaşanmamıştır, davalı bahsettiğim --- firması ile çalışmaları yapıyordu, kendisi sipariş ve teklif aşamasındaki tüm işlemleri yapıyordu, ilgili firmanın bizle proje yapmak istemesine dair bildiğim kadarı ile kendilerinden bir talep gelmemiştir, iki firma arasındaki iş ilişkisi minimum 10.000 $ ile maksimum 1.000.000 $ arasında değişmektedir, Bilgim görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücreti talebim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... 02/07/2024 tarihli duruşmada alınan beyanında: "Ben davalıyı yaklaşık 2 yıldır ----- firmasında beraber çalıştığımız için tanırım, kendisi satış uzmanı olarak çalışmakta, ben ise satış yöneticisi olarak görev yaparım, davalının daha önceki çalıştığı iş yeri ise davacı ----, hatta biz kendileri ile ticari ilişki içindeyiz, kendileri bizden teknoloji ürünleri satın almaktadır, ben davalının ---- işe giriş ve işten çıkış süreçleri hakkında bilgi sahibi değilim, bizim şirketimizde ise standart prosedür gereği işe girdiğini biliyorum ama detaylarını bilmiyorum, bizim firmamız teknolojik ürünler olarak bilgi işlem altyapı ürünlerini yurtdışında tedarik ederek bayilere satışını gerçekleştiriyoruz, bayiler de son kullanıcılara satışını gerçekleştirmekdedir, intercomp bu bayilerimizden biridir, davacı şirket gibi 100-150 tane çalıştığımız bayimiz bulunmaktadır, iki firma arasında bayilik bulunmaktadır, bunun dışında herhangi bir rekabet durumu bulunmamaktadır, satışını yapmaya yetkili olduğumuz firmaların da bize ----- kendi müşterilerine satış yapma hakkı tanımamaktadır, firmamız sadece bayilere satış yapabilmektedir, davalı vekilinin sorusu üzerine sorulduğunda ; ben davacı firmanın bu süreçte herhangi bir zararı olup olmadığını bilmiyorum ancak şunu söyleyebilirim ki kendileri, diğer müşterileri ile ticari faaliyetlerine devam etmiştir. Davacı vekilinin sorusu üzerine sorulduğunda ; Her iki şirket arasında bayilik ilişkisi bulunduğundan bugüne kadar ortak projelerde bulunulmuştur, şirketler arasındaki işlem hacmi yönünden çalıştığım birim gereği bilgim bulunmamaktadır, güncel durumda tüm bayiler birbiri ile rakiptir ancak hiçbirinin müşterisi diğer bayinin müşterisine temas etmeden çalışmaktadır, zaten çalıştığımız sistem de buna izin vermemektedir, Bilgim görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücreti talebim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... 15/10/2024 tarihli duruşmada alınan beyanında: "Ben davalıyı 2017-2018 yılları arasında davacı ----- çalıştığım dönemden tanıyorum, ben satış müdürü olarak görev yapıyordum, davalıda daha ziyade müşterilerle ve distribütörlerle görüşüyordu, işe girişlerde ------ Bey ile görüştükten sonra iş sözleşmesi yapılıyordu, hatırladığım kadarı ile sözleşmelerde rekabet yasağına ilişkin herhangi bir madde yoktu, kaldı ki ben oradan ayrıldıktan sonra da aynı sektörde devam ediyorum, davalının işe alım süreci ile ilgili de bir bilgim yoktur, çünkü ben çalışmaya başladığımda da kendisi zaten davacı şirkette çalışıyordu, davacı firma bilişim sektöründe entegratör olarak çalışmaktadır, davalının şirketten ayrılma süreci ile ilgili bir bilgim yoktur, ben 2018 yılında şirketten ayrıldım, kendisi ise daha sonra ayrılmıştır, ayrıldıktan sonra ürünleri yurtdışından Türkiye ' ye getiren distribütör firma olan ----- firmasında çalışmaya başlamıştır, ----- ve benim şuan çalışmış olduğum firma son kullanıcılara proje sağlıyoruz ve yaptığımız proje kapsamında kullanacağımız ürünlerin ---- aracılığı ile ülkeye getirttiyoruz, her iki firma arasında herhangi bir rekabet durumu yoktur, kendileri aracı durumunda dır, ----- firması son kullanıcıya fatura kesemez bu sebeple de aralarında rekabet durumu olmayacağından davacı firmanın herhangi bir zarara uğraması söz konusu olamaz, davacı vekilinin sorusu üzerine sorulduğunda: ---- proje bazlı olarak sadece o proje kapsamındaki müşteri bilgilerine ---- ile paylaşmak zorundadır, aksi takdirde talep edilen ürünün yurda getirtilmesi mümkün değildir, bunun yapılması sayesinde ----- firması recistasyon yapabilmektedir, ---- çalışırken bizde davalı da müşteriler ile ilgili çalışma yapıyorduk, recistrasyon süreçlerinde her müşteri ve her ürüne özel fiyatların sabitlemesi yapılmaktadır, bu kişilere özel fiyatlama yapılmaktadır, ve başka herhangi bir kimse o fiyattan alım yapamaz, hatta fiyat teklifi dahi alamaz," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dava, TBK 444 ve devamı maddeleri uyarınca taraflar arasındaki ilişki sebebiyle haksız rekabet oluşup oluşmadığı, haksız rekabet nedeni ile zarar olup olmadığı, varsa miktarının ne kadar olduğuna ilişkin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla açılmış 1.000,00 TL kısmi davadır.
Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçesi, gelen müzekkere cevapları, taraflarca dosyaya sunulan deliller, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir.
Dosyada, davalı tarafça görev itirazında bulunulmuş olup, dava şartları ön inceleme duruşmasında değerlendirilmiş, yerleşik içtihatlar uyarınca davanın haksız rekabetten kaynaklanması sebebiyle Mahkememizin görevli olduğu kabul edilerek yargılamaya devam olunmuştur.Dosya kapsamına göre ----İş Mahkemesinin -----. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına yer olmadığına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dosya, haksız rekabet alanında uzmanlığı bulunan ticaret hukuku uzmanı ile mali müşavir bilirkişi heyet heyetine tevdi edilmiş, 18.06.2025 tarihli bilirkişi raporuna göre dosyadaki bilgi, belge ve ibraz edilen deliller ışığında, Sözleşme Bakımından, Mahkemece, sözleşmenin bir bütünlük arz ettiği ve taraflar arasındaki sözleşmenin sonunun imzalanmasının yeterli görülmesi durumunda, rekabet yasağı ile ilgili hükümlerin, yazılılık şartı bakımından geçerli olacağı, Mahkemece 3,4 ve 5. Sayfaların imzalı olmaması sebebiyle, bu sayfalardaki hükümlerin işçiyi bağlamayacağına kanaat edilmesi halinde ise rekabet yasağı ile ilgili düzenlemelerin geçerli olmayacağı, İşveren Açısından Rekabet Yasağının Koşulları Bakımından, davacı satış personeli olarak müşteri portföyüne ulaşma imkanı olmakla beraber, SGK kayıtlarına göre davacı şirketin perakende, dava dışı şirketin ise toptan eşya piyasasında olması sebebiyle müşteri çevresi açısından rekabet halinde olmadıkları, bununla beraber heyetimizin elektronik eşya sektöründe bir uzmanlığı bulunmadığından, fiiliyatta davalının çalıştığı dava dışı firmanın davacının çalıştığı perakende sektöründe çalışıp çalışmadığının bilinemediği, İşçi Açısından Rekabet Yasağının Koşulları Bakımından, taraflar arasındaki 01.06.2015 tarihinde kurulduğu, sözleşmenin feshinin ise 2023 tarihinde dosya kapsamında 01.06.2016 tarihine kadar irade sakatlığı sebebiyle sözleşme ile bağlı olunmadığına dair bir beyana rastlanılmadığı, Rekabet Yasağının Sınırları Bakımından, sona erme haricinde yer, konu ve zaman bakımından rekabet yasağında aranan sair unsurların sözleşme metninde bulunduğu, sözleşmenin sona erme şekli bakımından ise----İş Mahkemesi ---- Esas sayılı dosyasında görülen derdest bir dava bulunduğu, -----. İş Mahkemesi'nin taraflar arasındaki iş akdinin sona ermesini işçi tarafından haklı sebeple fesih saymaması halinde, rekabet yasağının 19.01.2023 fesihten itibaren geçerli olacağı ve davalı işçinin, aynı iş kolunda davacı ile rekabet halindeki bir firmada 19.01.2025 tarihine kadar çalışamayacağı, ----- İş Mahkemesinin feshi haklı sebeple fesih sayması halinde ise, rekabet yasağının fesih tarihi itibariyle geçerli olmayacağı, Alacak Miktarı Bakımından, bu veriler ışığında; Mahkemece, imza yönünden sözleşmenin geçerli olduğu, davalının çalıştığı dava dışı firmanın davacının rakibi olduğu ve hizmet akdinin davalı işçi tarafından haklı sebep olmadan feshedildiğine kanaat edilmesi halinde, sözleşmeye göre davacının davalıdan 307.339,65 TL talep edebileceği, indirimin Mahkemenin takdirinde olduğu, Mahkemece, sözleşmenin geçerli olmadığı ya da davalının çalıştığı dava dışı firmanın davacının rakibi olmadığı ya da hizmet akdinin davalı işçi tarafından haklı sebeple feshedildiğine kanaat edilmesi halinde ise cezai şartın tahakkuk etmeyeceği rapor edilmiştir.
Davacı vekili, bilirkişi raporu doğrultusunda 24.11.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 215.138,00 TL'ye çıkarmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi heyet raporunun denetime elverişli, gerekçeli ve hükme esas alınabilir nitelikte olması sebebiyle ek rapor alınması cihetine gidilmeyerek, her ne kadar davacı tarafça ıslah süresinde yapılmamış ise de, yerleşik içtihatlar uyarınca, süresinden sonra ıslah yapılsa bile sırf bu sebeple davanın reddine karar verilmesinin bozma sebebi sayıldığı, yargılamanın uzamasına sebebiyet verilmemesi halinde ıslahın geçerli kabul edilmesi gerektiği hususları bir bütün olarak değerledirilip, ıslahın usulüne uygun yapıldığı kabul edilmiş, yine her ne kadar davalı vekili tarafından ıslaha karşı beyan dilekçesinde zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de, Mahkememizce yapılan hukuki tavsife bağlı olarak, maddi tazminat kaleminin vasfı sebebiyle zaman aşımının gerçekleşmediği tespitiyle beraber, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu, somut olayda davalının çalıştığı dava dışı firmanın davacının rakibi olduğu ve hizmet akdinin davalı işçi tarafından haklı sebep olmadan feshedildiği kanaatinin Mahkememizde hasıl olduğu, bununla birlikte hakkaniyet indirimi yapılmasının olayda uygun ve gerekli olduğu, davacı tarafça da bu husus gözetilerek, %30 hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle davanın ıslahı yoluna gidildiği, bu hali ile davacının davalıdan 215.138,00 TL alacağı olduğu, davanın kısmi dava olmasına bağlı olarak temerrüdün ıslah ile gerçekleştiği anlaşıldığından, bankalarca uygulanan en yüksek faizin talep edilebileceği tespitiyle beraber, davanın kabulü ile toplam 215.138,00 TL'nin 24.11.2025 ıslah tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1-Davanın KABULÜ ile toplam 215.138,00 TL'nin 24.11.2025 ıslah tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 14.696,08 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL ile ıslah harcı olarak alınan 3.656,00 TL harcın toplamı olan 3.925,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.770,23 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından peşin alınan 269,85 TL ile ıslah harcı olarak alınan 3.656,00 TL harcın toplamı olan 3.925,85 TL harç gideri, 12.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 817,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 16.743,35 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesineDair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.E-duruşmaya son verildi.