Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Davacı vekili; müvekkili ile davalının, dava dışı.... Şti'nde yarı yarıya hisse sahibi olup, aralarında çıkan uyuşmazlıklar nedeniyle şirketteki ortaklığın sona erdirilmesi ve buna bağlı olarak bazı edimlerin belirlenmesi için 22.06.2018 tarihinde sulh ve ibra protokolü imzaladıklarını, bu protokole göre müvekkilinin, şirketteki 75.000 TL nominal değerli tüm paylarını bedelsiz olarak davalıya devretmeyi ve müdürlükten istifa etmeyi taahhüt ettiğini, 03.07.2018 tarihli pay devri sözleşmesi ile hisse devrinin gerçekleştiğini, ayrıca müvekkilinin açtığı davalardan feragat ettiğini ve soruşturma dosyasındaki şikayetinden vazgeçerek protokolün kendisine yüklediği yükümlülüklerin tümünü yerine getirdiğini, davalı ile tüm ortaklığının sona erdiğini, yalnızca iş bu davaya konu taşınmazda ortaklığının kaldığını, şirketin faaliyet gösterdiği ve tarafların ortak olarak aldıkları ...Mah. .... ada ... parselde kayıtlı taşınmazın eşit hisselerle taraflar adına kayıtlı olduğunu, müvekkilinin dava dışı şirketteki hissesini bedelsiz olarak davalıya devretmesinin ve müdürlük görevinden ayrılmasının karşılığı olarak, protokolde taşınmazın 01.07.2018 tarihinde satışa çıkarılacağına, en geç 01.01.2019 tarihinden itibaren 6 ay içinde satılacağına ve bedelin tarafların payları oranında bölüşüleceğine, taşınmaz bu süre içinde satılamazsa 3. kişiye tamamen kiralanacağına ve/veya fiilen bölünerek taraflarca kullanılacağına karar verildiğini, taşınmaz belirlenen satış süreci içinde satılamadığından ve taraflar birbirinin payını satın alamayacağını bildirdiğinden, halihazırda 3. kişiye kiralanamayan taşınmazın, müvekkilince fiilen bölünerek hissesi oranında kullanımına tahsis edilmesinin talep edildiğini, ancak davalının fiilen bölme işleminden kaçındığını, 22.06.2018 tarihli protokolün 9. maddesi ile taraflarca taşınmazın bölünerek ayrı ayrı kullanılmasına karar verilmişken, davalının protokoldeki ifa yükümlülüğünden kaçınmasının protokol hükümlerinin ihlalini teşkil etmekte olup, cezai şarta sebebiyet verdiğini,şirket taşınmazı tahliye etmediğinden müvekkilinin taşınmazı kullanamadığını, davalının taşınmazın gerekli izinler alınmadan fiilen bölünmesinin mümkün olmadığını bildirdiğini, bu durumda davalının kötü niyetli olarak müvekkilini kandırdığını, böyle bir engelin varlığı halinde de davalının cezai şart ödeme yükümlülüğünden kurtulamayacağını, müvekkilince keşide edilen 27.12.2019 tarihli ihtarnamenin 28.12.2019 tarihinde tebliğine rağmen davalının cezai şart bedelini ödemeyerek 10 günlük ödeme süresi sonrasında 07.01.2020 tarihinde temerrüde düştüğünü, müvekkilince Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/... D.İş dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde, taşınmazın fiilen bölünmeye uygun olduğunun tespit edildiğini, davalının taşınmazın bölünmesinden kaçınması nedeniyle protokol gereği 2.000.000 TL cezai şarta sebebiyet verdiğini belirterek, şimdilik 1.000 TL cezai şart bedelinin 07.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

ISLAH: Davacı vekili 20.10.2022 tarihli dilekçesiyle dava değerini 15.000 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili; taraflar arasında akdedilen protokolde taşınmazın satılması için süre öngörülmüşse de, bu sürenin geçmesi sonrasında taşınmazın satışının devam edeceği hususunda anlaşma sağlandığını, taşınmazın satış işlemleri devam ettiğinden, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, protokol gereği tarafların önceliği satış olduğundan, davacının taşınmazın bölünmesi talebinin yerinde olmadığını, kaldı ki protokolde taşınmazın yasal çerçevede ikiye bölüneceğinin düzenlendiğini, bu durumda fiilen bölmenin hukuka aykırı olacağını ve taraflar aleyhine hukuki, idari ve cezai yaptırım uygulanmasının muhtemel olduğunu, müvekkilinin 11.11.2019 tarihli ihtarnamede taşınmazın yasal çerçevede bölünmesi için gerekli işlemlerin yapılması ve kendisi üzerine düşen yükümlülüklerin yerine getirileceği bildirilmesine rağmen, davacının bu hususta herhangi bir çalışma yapmadığını, taşınmazın yasal çerçevede ikiye bölünmesi hususunda anlaşma sağlanmasına rağmen, davacı tarafından mahkemeyi yanıltmak amacıyla taşınmazın fiili olarak ikiye bölüneceği konusunda anlaşma sağlandığının beyan edildiğini, kaldı ki davacı 27.12.2019 tarihinde taşınmazın bölünmesi talebinden vazgeçerek taşınmazın tahliyesini talep ettiğinden, taşınmazın bölünmesi hususunda talep hakkının bulunmadığını, tarafların önceliği satış olduğundan, davacının taşınmazın bölünmesi talebinin yerinde olmadığını, davacının başvurusu üzerine düzenlenen bilirkişi raporunun, taşınmazda kaçak katlar bulunması, tüm yapıya ilişkin yapı kayıt belgesi ve tadilat ruhsatı alınması zorunluluğu, taşınmazın ikiye bölünmesi halinde abonelik verilmeyeceği gibi nedenlerle itiraza uğramış olması nedeniyle bu raporun geçerliliği bulunmadığını, davacının aldatıldığı iddiası yerinde olmayıp, asıl aldatılan ve zarara uğratılanın müvekkili olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; tarafların dava dışı ... şirketinin hissedarları olduğu, taraflar arasındaki anlaşmazlık sebebiyle söz konusu şirketteki ortaklıklarını ve aralarındaki anlaşmazlık konusu dosyaları bitirmek için dava konusu 22/06/2018 tarihli sulh ve ibra protokolünü imzaladıkları, söz konusu protokol hükümlerine göre davacı dava dışı şirketteki hissesini davalıya devrettiği ve aralarındaki ihtilaflı dosyalardan feragat edilerek soruşturma dosyalarındaki şikayetinden vazgeçtiği, protokolde dava konusu tarafların 1/2 hissedar oldukları taşınmazın 01/01/2019 tarihine kadar dava dışı şirket tarafından kullanılacağı, taşınmazın 01/07/2018 tarihinde satışa çıkarılacağı, en geç 01/01/2019 tarihinden itibaren 6 ay içerisinde satılacağı, bu süre içerisinde satılmaması halinde üçüncü kişiye kiralanacağı ve/veya fiilen bölünerek taraflarca kullanılacağının, ayrıca protokolün ihlali halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, işbu davada davacı vekili tarafından, dava konusu taşınmazın protokolde belirtilen süre içerisinde satılmaması sebebiyle davalıdan taşınmazın fiilen bölünmesi talep edilmesine rağmen yerine getirilmediği ve protokolün ihlal edildiği ileri sürülerek cezai şart talep edildiği, ilgili belediye başkanlığı cevabi yazısı ve mahkemece yerinde yapılan tespitlerde, dava konusu taşınmazın hem hukuken hem de fiilen ifrazının mümkün olmadığının anlaşıldığı, bu sebeple ifrazın mümkün olduğuna ilişkin delil tespit dosyasındaki bilirkişi raporuna itibar edilmediği, taraflar arasında hukuken ve fiilen mümkün olmayan bir edimin sözleşmeye hüküm olarak konulduğu, davacı vekilince, hukuken ve fiilen mümkün olmayan bölme işlemine onay veren davalının davacıyı aldattığı ileri sürülmüş ise de, davalı gibi davacının da dava dışı şirketin ortağı olduğu, dava konusu taşınmazda hissedar olduğu, dava konusu taşınmazın ortağı ve kullanıcısı olarak taşınmazın fiziki yapısını bildiği, ayrıca ifrazın mümkün olup olmadığı hususunun belediyeye başvuru yapmak ve fen bilirkişi getirmek suretiyle basit bir araştırma ile tespit edebilmesine rağmen, bunları yapmayarak sözleşmeyi imzaladığı ve koşullarını kabul ettiği görüldüğünden, davacının, davalının kötü niyetli hareket ettiği ve kendisini kandırdığı iddialarına itibar edilmediği, tarafların fiilen ve hukuken mümkün olmayan dava konusu taşınmazın ifrazına ilişkin maddeyi sözleşmeye koymalarının ve daha sonra bunun mümkün olmaması sebebiyle cezai şart talebinin yerinde olmadığı,taşınmazın da yargılama sırasında satıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili; müvekkilinin taşınmazın satılması, bölünmesi, kiralanması konusunda üstüne düşeni eksiksiz olarak yerine getirdiği, davalının ise protokolü ihlal ettiğini ihtarnameler ile kabul ettiğini, zira davalının 19.06.2019 tarihli ihtarnamesinde, satışı geciktirdiğini kabul ettiğini, taşınmazı tek hissedarı olduğu ...... şirketinin kiracı olarak kullanmaya devam edeceğini, taşınmazın bölünmesinin mümkün olmadığını ve bu talebin de yerine getirilemeyeceğini resmi olarak bildirdiğini, müvekkilinin delil tespiti talebi üzerine Bakırköy 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/....D. İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, taşınmazın fiilen bölünmeye uygun olduğunun tespit edildiğini, davalının taşınmazın Güzelay firması harici üçüncü bir kişiye kiraya verilmesi taleplerini de kabul etmediğini, davalının taşınmazın kiralanması ve satılması için üçüncü kişilere gösterilmesine engel olduğunun tanık beyanlarıyla kanıtlandığını, ancak mahkemece bu hususlar değerlendirilmeden, salt taşınmazın bölünmesine yönelik protokoldeki hükmün geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, karara dayanak bilirkişi raporunda taşınmazın bölünebilir olduğu belirtilmişse de, raporun sonuç kısmında raporun içeriğiyle çelişkili olarak aleyhe sonuca varılmış olup, raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda her ne kadar ruhsata aykırı durumlar tespit edilmişse de, taşınmazın mimari projesine uygun olarak 4 ayrı bağımsız bölüm haline getirilmesine engel bir durum bulunmadığının bilirkişi raporu ile ispatlandığını, ayrıca raporda binanın mevcut hali kanuni hale getirebildiği takdirde, tadilat projesiyle ve kat irtifakı kurulmak suretiyle iki kişinin eşit olarak kullanabileceği şekilde pay edilebileceğinin tespit edildiğini, ancak davalının protokole aykırı davranması nedeniyle bölme işleminin yerine getirilemediğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, sözleşmeye dayalı cezai şart istemine ilişkindir.
Somut olayda;... şirketinde ortak olan tarafların, şirket ortaklığını sonlandırmak ve ilişkilerini tasfiye etmek amacıyla 22.06.2018 tarihli sulh ve ibra protokolü imzaladıkları, sözleşme ile diğer karşılıklı edimler yanında, tarafların paydaşı oldukları şirketin faaliyet gösterdiği taşınmazın 3. kişilere satılması veya kiralanması ya da bölünerek taraflarca ayrı ayrı kullanılmasının kararlaştırıldığı, davacı tarafça, taşınmazın satılamaması ve kiraya verilememesine rağmen davalının taşınmazın bölünmesi talebini de reddettiği ileri sürerek, sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart talep edilmiştir. Protokolün I.9. maddesinde; tarafların mülkiyetinde bulunan taşınmazın 01.01.2019 tarihine kadar bedelsiz olarak şirket tarafından kullanılacağı, taşınmazın 01.07.2018 tarihinde satışa arz edileceği, 01.01.2019 tarihinden sonra en az 4.000.000 TL teklif gelmesi halinde maliklerin teklifi kabul etmek zorunda oldukları, satışın 01.01.2019 tarihinden itibaren en geç 6 ay içinde tamamlanacağı, bu süreçte taşınmazın satılamadığı halde maliklerden birinin de satın alma hakkına sahip olduğu, maliklerin satın alma teklifinde bulunmaması halinde maliklerin taşınmazı 3. kişiye kiraya verecekleri ve/veya taşınmazı satmaya veya taşınmazın bölünerek ayrı ayrı kullanılmasına devam edecekleri, II. maddesinde ise; taraflardan birinin protokol kapsamındaki yükümlülüklerinden herhangi birini kısmen veya tamamen yerine getirmemesi yahut protokole aykırı davranması halinde 2.000.000 TL cezai şartıç diğer tarafa ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği düzenlenmiştir. Davacı tarafça keşide edilen 30.05.2019 tarihli ihtarnamede, taşınmazın 3. kişiye satılamadığı bildirilerek, taşınmazdaki hissesini satın alıp almayacağının ve taşınmazın üçüncü bir kişiye satışı/kiralanması hususunda herhangi bir alıcı olup olmadığının bildirilmesinin, ayrıca taşınmazın fiilen bölünerek kullanıma tahsisinin talep edildiği; davalı tarafça keşide edilen 19.06.2019 tarihli ihtarname ile, ekonomik darlık nedeniyle şu an hisseyi satın alma gücü bulunmadığı, taşınmazın fiilen bölünmesinin imar mevzuatı açısından mümkün olmaması nedeniyle talebin yerine getirilemediğinin bildirildiği; davalı tarafça keşide edilen 11.11.2019 tarihli ihtarnamede, taşınmazın fiilen ikiye bölünmesinin mümkün olmadığının,Belediyeye başvuru yapılması halinde kaçak yapı nedeniyle ceza tahakkuk ettirileceği,taşınmazın yasal çerçevede bölünmesine ve masrafların ortak olarak karşılanmasına muvafakat edildiğinin bildirildiği; davacı tarafça keşide edilen 27.12.2019 tarihli ihtarnamede, taşınmazın belediye nezdinde zaten iki ayrı bölümden ibaret gözüktüğü, bu halde taşınmazın 3. kişiye kiralanması gerektiğinden taşınmazın tahliye edilmesi, aksi takdirde cezai şart bedelinin 10 gün içinde ödenmesi talep edilmiş; davalı tarafça keşide edilen 09.01.2020 tarihli ihtarnamede, kaçak yapı nedeniyle yasal engeller bildirilmiş, daha iyi şartlarla kiracı bulunması halinde taşınmazın tahliye edileceği,taşınmazın yasal çerçevede bölünmesine muvafakat edildiğinin bildirildiği; davacı tarafça keşide edilen 17.08.2021 tarihli ihtarnamede, taşınmazın sağ kısmının tahliye edilerek bölünmeye uygun hale getirilmesi, aksi halde cezai şartın ödenmesinin ihtar edildiği; davalı tarafından keşide edilen 24.08.2021 tarihli ihtarnamede ise,aynı yasal engellerin bildirildiği, yargılama sırasında ise taşınmazın 3. kişiye satışının yapıldığı sabittir. Taraflarca imzalanan protokolde, tarafların maliki oldukları taşınmazın 3. kişiye satışı, olmadığı takdirde kiralanması ya da taşınmazın bölünerek ayrı ayrı kullanılması kararlaştırılmış olup, taşınmazın dava tarihine kadar satılamadığı ya da kiraya verilemediği sabittir. Davacının taşınmazın bölünmesi talebi davalı tarafça da kabul edilmekle birlikte, kaçak yapı bulunan taşınmazın fiilen bölünmesi halinde idari ve cezai yaptırımlara maruz kalınacağı gerekçesiyle, bölüme işleminin yasal çerçevede yapılması talep edilmiştir. Belediye tarafından taşınmazın fiilen ifrazının mümkün olmadığı bildirilmiş olup, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da taşınmaz üzerindeki yapının mimari projeye aykırı olduğu, 2. ve 3. katların projede bulunmadığı, kat irtifakı kurulmadığı, taşınmazın kanuni olarak pay edilmesinin, kat irtifakı kurulmasının ve iskan alınmasının mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafça yaptırılan delil tespiti raporunda, taşınmazın fiilen ikiye bölünebileceği belirtilmekle birlikte, bunun yasal olup olmayacağı belirtilmemiştir.Taşınmazın kaçak yapı nedeniyle yasal olarak bölünmesi mümkün olmadığından, protokolün bu hükmü uygulanabilir değildir. Davalı tarafça taşınmazın yasal olarak bölünmesi kabul edilmekle birlikte,taşınmazın ifrazının da mümkün olmadığı hem ilgili belediye tarafından bildirilmiş, hem de alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Taşınmazın dava tarihi sonrasında satıldığı dikkate alındığında, davalının bölünmeye yanaşmadığından bahisle cezai şart talep koşulları oluşmadığından,davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı tarafça davalıya yöneltilen bölünmenin hukuki imkansızlık içerdiğinden davacının bilgisinde olan bu imkansızlığa dayanarak cezai şart talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile kalan 651,30 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.01/04/2026